Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1426 E. 2026/1462 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1426
Karar No
2026/1462
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1426

KARAR NO : 2026/1462

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 26/06/2024

NUMARASI : 2023/71 E. - 2024/176 K.

DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması,kaldırılması, maddi, manevi tazminat ile itibar tazminatı

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin “güzellik veya estetik amaçlı sağlık merkezi, güzellik ve estetik merkezi, güzellik salonu, cilt ve vücut bakımı, masaj salonu, makyaj, lazer ve iğneli epilasyon ve benzeri hizmetler veren işletmeler açmak, işletmek, kiralamak, kiraya vermek ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler" konusunda hizmet verdiğini, “... ...” markasının 10.12.2019 tarih, ... başvuru numarası ile marka tesciliyle TPE nezdinde, müvekkil adına koruma altına alınmış olduğunu, davalı firmanın (...) markasının benzerini, kullandığını ve karıştırılmaya sebebiyet verdiğini, işbu eylemlerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, ayrıca müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğratıldığını belirterek, davalının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve kaldırılması ile maddi, manevi ve itibar tazminatının tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2023/71 esas, 2024/176 karar sayılı, 26/06/2024 tarihli kararı ile; "Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; iş bu dava, davacının "... ..." ve davalının "..." markaları arasındaki benzerlik iddialarını içermekte olup, her iki markada da "..." teriminin yer alması, markalar arasında tecavüz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar "..." kelimesinin her iki markada kullanılması her iki markanın da aynı sınıfta olması ayrıca faaliyet alanlarının da ortak olması neticesinde bir sınfsal benzerlik söz konusu olmaktadır. Ancak bu sınıfsal benzerliğin ötesine geçerek, markaların tüketiciler üstünde yaratabileceği toplam ve genel algı, markaların görsel ve işitsel etkileşimleri, genel pazar konumlandırması ve markaların sadece tekil ögeleri üzerinden değil, bir bütün olarak nasıl algılandığı hususları dikkate alınarak "..." kelimesinin her iki markada bulunmasına karşın, markaların genel olarak birbirinden farklı olduğu ve davalı markanın davacı markaya tecavüz teşkil etmediği değerlendirilmiştir. Hülasa, yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler; dosya kapsamına alınan 11.05.2024 tarihli bilirkişi raporu ve iki ayrı dava dosyasında alınan bilirkişi raporları nazara alındığında üç ayrı bilirkişi raporu ile marka hakkına tecavüzün oluşmadığı ve buna bağlı olarak tazminat istemlerinin haksız olduğu net bir şekilde tespit edilmiş ve yine uyap üzerinden yapılan sorgulamada aynı markasal kullanıma ilişkin ikame edilen aynı davacının bulunduğu farklı davalılara ikame edilen mahkememizin 2023/150 ve 2023/152 esas sayılı dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında da marka hakkına tecavüzün oluşmadığı tespit edilmiş olup, anılı sebeplerle açılan davanın davanın ve tedbir isteminin REDDİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen 26.06.2024 tarihli kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, başka dava dosyalarından alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, delillerin eksik toplandığını, silahların eşitliği ve adil yargılanma ilkelerinin ihlal edildiğini, müvekkili şirkete ait "... ..." markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu, davalının "..." ibaresini kullanarak marka hakkına tecavüz ettiğini ve haksız rekabet oluşturduğunu, markalar arasında görsel, fonetik ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, ortalama tüketiciler nezdinde iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu, bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik değerlendirmeler içerdiğini, müvekkilin sektördeki öncü rolü ve markanın ayırt ediciliği dikkate alınmadan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, taleplerinin kabulünü, yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması ile maddi, manevi ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

TPMK kayıtları tetkik edildiğinde; 10/12/2019 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "... ...+şekil" markasının 41, 44. sınıflarda davacı şirket adına tescilli olduğu, davalının eylemine konu olan markanın ise ''...'' ibareli olup 2021/ 041482 tescil numaralı ve 08,10, 35. sınıflarda dava dışı ... adına tescilli olduğu görülmüştür.

İngilizce kelime olan "..." kelimesinin Türkçe karşılığının şekil, şekillendirme anlamlarına geldiği, ''...'' ibaresinin ise bilinen bir anlamının bulunmadığı, davalının "..." markasını zayıflama cihazları üzerinde kullandığı, "..." ibaresinin güzellik hizmetleri yönünden zayıf marka niteliğinde olduğu, davacının markasının "... ..." ibaresi ile birlikte şekil unsuru da içerdiği, davalının yalnızca kelime unsurundan oluşan "..." markasının bütünsel olarak görsel, işitsel ve anlamsal olarak davacının markası ile iltibasa neden olacak derecede benzerlik taşımadığı, davalı markasının konumu, stil ve renkleri ile davacı markasından ayırt edilmeyi sağlayacak derece farklı olduğu nazara alındığında hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki ve mahkeme kararındaki değerlendirmenin isabetli olduğu, ayrıca davacının markasının tanınmış marka olduğu iddiasının dosya kapsamında ispata muhtaç kaldığı anlaşılmıştır. Böylece davalının marka kullanımının davacının markasına tecavüz teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmakla emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle mahkemece, hükme esas alınmaya elverişli bilirkişi raporları ile çelişerek dosya kapsamına uygun düşmeyen, davacı tarafça sunulan uzman görüşüne itibar edilmemesinde ve davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine

karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 26/06/2024 tarih ve 2023/71 E. 2024/176 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1426, K. 2026/1462, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1426-e-2026-1462-k-9a50b572ab91