Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1195 E. 2026/41 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1195
Karar No
2026/41
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:19/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:25/03/2021 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:19/01/2026

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, ... Tekstil tarafından ihraç edilen ve müvekkili ... Tekstil tarafından imal edilen ... adet pamuklu havlu emtiası için davalılardan ... tarafından imal edilen ve diğer davalı ... Firmasının logo ve seri numaralarını taşıyan 100 adet palet 28/05/2011 tarihinde davalı ...'den ... seri sıra nolu irsaliyeli fatura ile satın alındığını, 21/06/2011 tarihinde teslimat esnasında konteynır açıldığında paletlerin ve kolilerin kısmen nemli ve rutubetli olduğunun görüldüğünü ve konişmento üzerine hasarlı not düşüldüğünü, İsveç gümrüğünde derhal ekspretiz raporu düzenlenmiş ve yapılan incelemede her iki konteynırda da paletlerde küf, konteynır içi ortamda da nem ve koku olduğu belirlendiğini, ancak konteynırlara dıştan su girişi tespit edilemediğini, yapılan incelemede koku ve nemin bazı palet tahtalarından kaynaklandığı, bu tahtaların üretim sürecinde yeterince kurutulmadan ve fumigasyonu yapılmadan palet üretiminde kullanılarak müvekkili firmaya satıldığını, konteynırların sefer sürecinde kapalı olması ve sıcaklık sebebi ile palet tahtalarında terleme , küflenme oluşarak kolilerde kirlenmeye, küf ve mantar oluşumuna ve konteynır içi ortamda kokuya sebep olduğunun anlaşıldığını, alıcı firmanın malı reddetmesi üzerine İsveç- ... şehrinde ... firması tarafından ekspertiz yaptırılmış ve konteynırda istifli paletlerin küflendiğini, naylon şiring içinde nem/ buğu olduğu kollilerin terleme sebebiyle nem aldığının tespit edildiğini, ancak konteynırlara su girişinin olmadığı, paletlerin dıştan naylon streçle kaplı olduğu ve terleyen bazı palet tahtalarından çıkan nemin naylon streçe takılarak su damlacıkları oluşturduğu, ortamda oluşan nemin konteynır içi sıcaklığında etkisi ile uzun süre beklediği için konteynırlara ağır bir nem ve koku oluşturduğu, ıslak yüzeylerde yapılan gümüş nitrat testlerinde tuzlu su olmadığının anlaşıldığını, ihracat yükünün analiz sonucuna göre insan sağlığı açısından sıkıntılı bir sonuç doğurmayacağının anlaşılması üzerine alıcı firma üzerlerindeki kısmi hasar sebebi ile yani hangi emtia küflü/ kokulu olduğunun gözle kesin olarak belirlenemeyeceği, yine sağlam gözüken kolilerin açılmadan parekende satış noktalarına dağıtımı yapılacağı için bazılarının içindeki malda küf, koku, mikrop, vs. oluşmuş ise İsveç yasalarına göre ağır cezalar ile karşılaşabileceği gerekçesi ile ürünleri bu şekilde kabul etmemiş ve tüm malın temizlenmesi koşulu ile malı kabul edebileceklerini bildirdiklerini, malın İsveç'te temizlenmesi olanakları araştırılmış mal değerinin %73 üne karşılık gelen bir temizleme maliyeti bulunduğu bu tutara İsveç'teki iç nakliye etiketi, paket vs. dahil olmadığı tüm bunların hesaba katılması üzerine malın değerinin %80 ini aşacak şekilde bir temizlik maliyetinin söz konusu olacağının anlaşıldığını, temizlik işleminin Türkiye'de yapılmasının daha isabetli olacağı düşüncesiyle malın iadesinin istendiğini, 03/08/2011 tarihinde 2 araçla emtia İsveç 'ten Türkiye'ye geri gönderildiğini, ... Gümrüğü'ne 16/08/2011 tarihinde ulaşan araçların gümrük işlemleri için ...na alındığını, burada sigorta şirketi ekspertizleri tarafından yeniden bir incelemeye tabi tutulan emtia üzerinde yapılan incelemede konteynır içindeki paletlerin nemden dolayı küflenmiş ve kirlenmiş olduğu görülmüş ancak aynı palette bazı tahtalarda aşırı küflenme görülürken paletin bazı takozları ve bazı tahtaların temiz olduğunun anlaşıldığını, ayrıca üst kattaki üzeri naylon şirinkle kaplı paletlerde de hasar söz konusu olması nedeniyle palete dıştan veya alttan suyun ulaşamayacağı açık olduğundan paletlerin kendisinde bir sorun olduğu sonucuna varıldığını, Denizli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.Ş sayılı dosyası ile davalı ... hısım gösterilmek suretiyle delil tespiti yaptırılmış ve dava konusu emtiaya ilişkin 3. Kez alınan rapor davalıya tebliğ edildiğini, satılan paletlerin ayıplı olduğunun artık hiç bir şüpheye yol açmayacak şekilde ortaya çıktığını, bu ayıbın önceden bilinebilir olmadığını ya da bir başka ifade ile maldaki ayıbın gizli ayıp olduğunu, müvekkili şirket bu durumu kesin olarak tespit ettikten sonra davalılara bu hususu bildirdiğini, davalı ... Kerestecilik yetkilisi bizzat müvekkiline ait fabrika binasına gelmiş depoda bulunan hatalı paletleri incelemiş, paletlerin üzerini kazıyarak küfün içten mi yoksa dıştan mı kaynaklandığını öğrenmeye çalıştığını, bu konuda birden çok kez davalı firma ile görüşülmesine rağmen bir sonuç alınamadığını, gönderilen emtia sigartalı olmasına karşın yapılan tüm inceleme ve ekspertiz raporları maldaki gizli ayıp nedeniyle oluşan zararın sigorta yoluyla giderilmesinin mümkün olmadığı zararın nakliye sigortası kapsamına girmediği birden fazla rapor ile teyit edildiğini, artık palerlerde üretim hatası bulunduğunun anlaşılması üzerine diğer davalı ... yetkilileri ile internet üzerinde görüşmeye geçildiğini, yapılan yazışmalar sonucu davalı ... firması bağımsız denetim kurumu vasıtasıyla söz konusu paletler üzerinde inceleme yaptırmayı teklif etmiş , bağımsız denetim firması SGS tarafından paletlerin incelendiğini, hatalı üretilen paletler davalılardan ... tarafından Denizli'de üretilmiş ise de söz konusu paletler üzerinde diğer davalı ...'e ait logo bulunmakta olup, ayrıca her palet üzerinde Almanya'dan gönderilen bir numaranın mevcut olduğunu, Avrupa'daki müşterilerin özellikle ... logolu ve etiketli paletler ile malların taşınmasını istediklerini, ... üretici firmayı yeterince denetlemediği için bu zararın oluşmasında onun sorumluluğunun bulunduklarını, tüm bu nedenlerden dolayı davalılardan ... tarafından üretilen paletlerdeki gizli ayıp nedeniyle uğramış oldukları KDV hariç 70.350,77 TL ile yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilecek zararlarının davalı ... tarafından imal edilen paletlerin diğer davalı ... logosu ve davalı ... tarafından gönderilen seri numaralarını taşıması nedeniyle uğranan zararla onunda sorumlu olması nedeniyle müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına, tespit edilecek zarar tutarına ayıplı malın müvekkili teslimi tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekili, öncelikle belirsiz alacak davası olarak açılan davanın aslında belirsiz alacak davası olmadığını, çünkü davacının talep ettiği miktarın belirlenebilir bir miktar olduğunu, sadece bu sebeple bile davanın reddi gerektiğini, temizleme ile mal eski haline gelecek ve alıcı bu şekilde malı kabul edeceğinden malın yeniden üretilmesi gerekli olmayıp davacının son cümlesinde belirttiği iade edilen mal nedeniyle yeniden üretim olmayacak ve sonuç olarak üretim bandında sıkışıklık gündeme gelmeyecek ve yapılacak olan ihracatlar gününde teslim edilmesine engel olan bir bulunmayacağından ticari kaybı söz konusu olmadığını, bu sebeple tazminatı kabul edilmemekle birlikte malların İsveç'ten getirilip tekrar gönderilmesi ve temizlenmesi belirlenebilir bir miktar olduğundan belirsiz bir alacağın söz konusu olmadığını, davacı taraf zararların meydana gelmesinde nemin önemli bir faktör olduğu, bununda raporlarla sabit olduğunun belirttiğini, raporlarda nemin paletlerden gelmiş olabileceğine değinildiğini, fakat dava konusu malların paletlerdeki nemlerden dolayı zarar görmüş olabileceği doğrudan müvekkili firmalarının sorumluluğu olduğu anlamını taşımadığını, çünkü müvekkili firmanın imal etmiş olduğu tam palet ürünlerini fırınlamakta ve kuruttuğunu, uluslararası çapta faaliyet gösteren dava dilekçesinde ifade edildiği gibi yurt dışındaki firmalar tarafından adeta olmazsa olmaz bağımsız kalite kontrol firması ...'e ait raporlarda bulunduğunu, buradan çıkarılması gereken sonucun ... firmasının uluslararası alanda kalite ve güvenilirliğini ispatlamış bir kalite kontrol firması niteliğinde olduğunu, bu anlamda müvekkili tarafından davacı tarafa satılan tüm paletlerin tüm nem ve kurutma kontrollerinden geçmiş ve onay almış olup, davacının iddiasının aksine hiçbir şekilde ayıplı olmadığını, ... firması paletlerin üzerine ...-... işareti koyarak müvekkili firma tarafından üretilen paletlerin her şeyiyle ayıpsız ürün olduğunu tasdik ettiğini, tüm ağaç işlemlerde yaş ağaç kullanımı hem ağaç işlemede kullanılan makineleri ve araçları zarar vermekte hem de işleme sırasında daha fazla iş gücü kullanılması neden olduğunu, ağacın yaş işlenmesi müvekkili firmalarınca da istenmeyen bir durum olduğunu, ağacın yaş olarak işlenmesi bu sektörün olağan akışına aykırı olduğunu, bir an için tekstil ürünlerindeki zararın paletlerdeki nemden meydana geldiğini düşünülse bile paletlerdeki nemin oluşmasında müvekkili firmanın bir kusurunun olmadığını, tazminatın da kusursuz olarak müvekkili firmaya yüklenemeyeceğini, ayrıca müvekkilinin davacı tarafa satılan paletlerle aynı şekilde kurutma işlemine ve üretim işlemlerine tabi tutulan paletleri başka firmalara da sattığını, aynı paletler yine ... firmasının kalite kontrolüne tabi tutularak ihracatta kullanıldığını, ancak bu paletlerde hiç bir şekilde nemlenme ya da küflenme meydana gelmemiş bu hususta ayıp iddiasının da olmadığını, tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilerek masraflar ve ücreti vekaletin davacıdan yana tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... vekili; davalı ...'in merkezi Almanya'nın ... şehrinde bulunan Avrupalı ve Türk Palet üreticilerinin üye olduğun uluslaraarası bir palet üreticileri derneği olduğunu, kişi ya da kurumların bu derneğe üye olması zorunluluğu bulunmadığını, ... Pallet 'in çeşitli paletlerin hangi malzemeden ve nasıl üretileceğine dair çeşitli teknik standartları içeren klavuzları ve ... adlı Avrupa'da ve Türkiye'de tescilli bir markasının bulunmadığını, ... gibi başka bir kaç üretici birliği, birkaç standart ve marka daha bulunduğunu, ... belirlediği standartlara uygun üretim yapılması koşulu ile bir lisans sözleşmesi karşılığı ... markası altında marka kullanım izni verdiğini, ... ... ya da başka bir marka adı altında kendisi herhangi bir üretim faaliyetinde bulunmadığını, bu süreçlerdeki rolü ... markası adı altında üretim yapmak isteyenlerin uygun üretim araç ve koşullarına sahip olup olmadıklarını denetledikten sonra lisans sözleşmesi yapmak ve lisans sözleşmesine uygun üretim yapılıp yapılmadığını gerekli gördüğü zamanlarda şikayet üzerine denetlendiğini, bu denetimin amacının ise sadece marka imajını korumaya dönük olup, üçüncü kişiler için bir garanti taahhüdü niteliğinde olmadığını, ... 'nın bir sorumluluğunun olmadığını, bu nedenlerden dolayı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... uyuşmazlık ayıplı palet satışı sebebiyle oluşan zararın tazmin edilmesi talebinden ibarettir. Davanın tarafları tacir olduklarından ticari satımlara ilişkin ayıp hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Uyuşmazlık 01.07.2012 tarihinden önce doğduğu için eski Borçlar Kanunu'na ve eski Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davalı-satıcı davacı-alıcıya ISPM 15 standardına uygun olarak ısıl işlem uygulandığını bildirmiş, yani satıcı eşyaya ilişkin vaatte bulunmuştur ve tazminat talebi davacının kendisine vaat edilen bu vasıftan kaynaklandığı iddia edilmektedir. Ticari satımlarda satıcının ayıba karşı tekeffül borcundan bahsedebilmek için bazı koşulların bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlar; 1- Alıcının ayıbı bilmesi gerekir. 2- Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır. 3- Ayıba karşı tekeffül borcu sözleşme ile ortadan kaldırılmamış olmalıdır. 4- Hasarın geçtiği anda satılan ayıplı olmalıdır. 5- Alıcı ihbar ve muayene külfetini ifa etmelidir. ( Şekli Şart) Olayda bu şartların ilk üçünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Esas sorun ayıbın hasarın geçtiği anda var olup olmadığının tespiti ile alıcının ihbar ve muayene külfetini yerine getirip getirmediği noktasında toplanmaktadır. Dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporlarında eşyanın teslim edildiği an yani hasarın geçtiği an eşyanın ayıplı olup olmadığını tespit etmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bu itibarla davacı zarar ile davalı eylemi arasında uygun illiyet bağı olduğunu ispatlayamamıştır. Davanın bu nedenle reddi gerekir. Eğer bu hususu tespit etmek mümkün olsaydı bile davacının (alıcının) ihbar ve muayene külfetini ifa edip etmediği hususunun da değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar tacir olduklarından ticari satımlara ilişkin ayıp hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Eski TTK 25. Madde ve eski BK 198/f-2 ve 3 maddesi hükümleri buradaki süreleri kesin şekilde düzenlemiştir. Davacı-alıcının eşyayı teslim alıp yüklerken görülebilecek bir ayıp söz konusu ise 2 günlük eğer teslim alma anında görülmesi mümkün değilse 8 günlük muayene ve ihbar külfeti bulunmaktadır. Dosya içerisinde muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. Dolayısıyla bu külfetleri ifa etmeyen alıcı eşyayı kabul etmiş sayılır. (eski BK 198/f-2 ve 3 maddesi) Bu bakımdan teslim tarihi itibariyle paletlerin ayıplı olup olmadığı tespit olunamadığından herhangi bir tazminat talebinde bulunması mümkün değildir. Teknik olması ile 02.01.2019 tarihli heyet raporunda Orman ve Endüstri Mühendisi raporu dikkate alınarak paletlerin uygun karantina şartlarında davacı tarafından teslimden sonra muhafaza edildiği belirlenemediğinden ya da paletlerin teknik bir eksiklik ile üretilmiş olabileceği ihtimali ile davacının kusurlu olabileceği belirtilmekle hasarın geçtiği andaki kusur ispatlanamadığından davanın reddi" şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ayıp ihbarının süresinde yapıldığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesine konu malların ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı satım sözleşmesine konu malların ayıplı olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Kural olarak belirtmek gerekir ki; Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK ve 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir. Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK 'nun 207.maddesi) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK'nun 23.maddesi). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1 ve 1-c hükmü de uygulanacaktır. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." denilmektedir. Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 21/1-c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 21/1-c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır. Alıcının muayene süresini kaçırdıktan sonra yapacağı ayıp ihbarı hukuken sonuç doğurmayacağı gibi, alıcı ayıba karşı tekeffül hükümlerinden faydalanamaz.(Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2015/17709 E, 2016/8206 K, 19.Hukuk Dairesinin 2016/5159 E, 2017/915 K, 19.Hukuk Dairesinin 2012/9334 E,2012/18827 K, 19.Hukuk Dairesinin 2015/12062 E,2016/5585 K, 19.Hukuk Dairesinin 2012/13847 E.2013/982 K sayılı ilamları). Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227. maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir. TBK'nun 231.maddesine göre, satıcı daha uzun süre için kefalet etmemiş ise, satılanı ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile alıcıya teslimin gerçekleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. TBK'nun 227.maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı, ayıp nedeniyle ortaya çıkan zararlarını talep etmiş ise de, zarar kalemini somutlaştırmamıştır. Mahkemece davacının dava dilekçesindeki zarar kalemlerinin tek tek açıklattırılması gerekirken bu eksikliğin giderilmemesi hatalı olmuştur. Yine davacı malların gizli ayıplı olduğunu, mallar İsveç'ten geldikten sonra derhal davalının hasım gösterilerek delil tespiti talep ettiklerini ve bu şekilde ihbarın davalı tarafa süresinde yapıldığını iddia etmiştir. Mahkemece ise bu husus irdelenmeden, alınan raporlar birbiri ile çelişmekteyken, çelişki giderilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılması gereken iş, davacı taraftan dava dilekçesindeki zarar talebini somutlaştırmasının istenilmesi, ardından malların İsveç'ten davacı uhdesine geldiği tarihin tespit edilmesi, delil tespitindeki raporun davalı tarafa tebliğ edilip edilmediğinin araştırılarak ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının irdelenmesi, ayıp ihbarı süresinde yapıldı ise, varsa değişik iş dosyasındaki ve daha önceki raporları düzenleyen bilirkişilerdeki tüm fotoğraf ve videoların istenilerek, yine gerekirse HMK 281/2. Madde uyarınca uyuşmazlığın çözümü hususunda bilgisine başvurulmak üzere bu bilirkişilerin duruşmada dinlenilmeleri, taşıma sırasındaki nemi ölçer, taşımadaki sıcaklığı gösterir cihazların taraflardan sorularak taşıyıcı firmadan istenilmek suretiyle dosyaya celp edilmesi, ardından dosyadaki raporların birbiri ile çeliştiği gözetilerek, yeniden taşımacılık, tekstil, mobilya bilirkişisinin de aralarında bulunduğu bir bilirkişi heyetinden , çelişkileri gidermek üzere rapor alınması, paletlerin ayıplı olup olmadığı, bu ayıbın hangi tarafın kusurundan kaynaklandığı, ayıbın gizli ayıp mı, açık ayıp mı olduğu hususlarında yeni bir rapor alınarak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğinceDENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/03/2021 tarih ... Esas- ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1195, K. 2026/41, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1195-e-2026-41-k-9a56050a32e5