Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1181 E. 2026/950 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1181
Karar No
2026/950
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1181 - Karar No:2026/950 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1181 KARAR NO : 2026/950

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/09/2024 NUMARASI : 2022/774 E-2024/520 K

DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. ...-(E-Tebligat)

DAVALI : VEKİLİ : Av. ...-(E-Tebligat)

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmeden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 17/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkilinin vefat eden babası ... ile davalı şirket arasında yapılan 24/01/2018 tarihli sözleşme gereğince 1 adet D.G. VAKUM modeli, 12 vuruş dakika kapasitesi olan vakum makinesinin isteğe uygun şekilde imal edilerek maksimum 45 iş günü içerisinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme bedeli 130.000,00 TL + KDV olup 130.000,00 TL iş bedelinin muhtelif tarihlerde yapılan ödemelerle eksiksiz olarak davalıya ödenmesine rağmen belirtilen tarihte teslimat yapılmadığını ve müvekkilinden ek süre talep edildiğini, bunun üzerine davalıya 23/08/2019 tarihine kadar ek süre verildiğini, ancak buna rağmen yine teslimat yapılmadığından 19/09/2019 tarihinde davalıya ihtarname keşide edildiğini, ancak davalının olumlu cevap vermediği gibi taahhüt ettiği işi de yerine getirmediğini, bu arada...'nin vefat ettiğini ve geride kalan mirasçıların kendi miras paylarından feragat ederek ticari işletmeyi tek başına kızı ...'e bıraktıklarını belirterek fazla alacakları ve sair zararları talep hakları saklı olarak davalının sözleşmeye aykırı davranarak edimlerini ifa etmediğinin ve bu nedenle müvekkilinin uğradığı tüm zararların ve karşı taraftan talep etmesi gereken alacak miktarının tespit edilmesini, makinenin teslim edilmemesi sebebiyle bunun yerine alınacak yeni bir makine bedelinin yüksek olması sebebiyle bundan dolayı şimdilik 50.000,00TL ve kazanç kaybından dolayı da 50.000,00TL olmak üzere toplam 100.000,00TL’ nin temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Davacı ...'in dava konusu meblağın tamamını talep etmeye yetkili olmadığını, dava dilekçesinde davaya dayanak sözleşmenin tarafı olan...'nin vefat ettiği ve dört mirasçısı bulunduğu dosyaya sunulan veraset ilamı ile sabit olup davacı tarafın yine dosyaya sunduğu feragatname başlıklı belgede ise diğer mirasçıların sadece... işyerinin işletme hakkı üzerindeki mirasçılık hak ve hisselerinin davacı lehine feragati ile sınırlı olup bu işyerinin davacının kendi adına gerekli kayıt ve tescil işlemlerini yaptırması konusunda muvafakatını içermediğini, davacının talep ettiği alacağın miras bırakan...'nin vefat tarihi olan 19/02/2020 tarihinde muaccel şahsi alacak hakkı iddiası olup diğer mirasçıların miras hisseleri oranında mirasçılarına intikal ettiğini, dolayısı ile murisin vefat tarihinde muaccel şahsi hak ve alacak iddiasının sadece işletme hakkından davacı lehine feragat ile davacıya geçmeyeceğini, dava tarihi itibariyle dava konusu murisin şahsi alacak iddiasına ilişkin olup ayrıca ve açıkça davacı ... adına bir feragat bulunmadığından davacı ...'in miras hissesi dışında dava konusunun tamamını talep ve dava yetkisi bulunmadığını, bu sebeple davacının miras hissesi dışında kalan miktar yönünden taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesine eklemiş olduğu ödeme makbuzları ve banka dekontlarında kendisine ödeme yapıldığı iddia edilen ...'nun ödeme tarihlerinde müvekkili şirketin çalışanı veya yetkilisi olmadığını, ayrıca müvekkil şirket aleyhinde açılan davalarda belge olarak dosyaya konulan bu makbuzlar üzerinde bu ödemelerin müvekkil şirket hesabına ödendiği kaydı bulunmadığı gibi dava konusu sözleşmenin ödemesi kapsamında yapıldığına ilişkin bir açıklamanın da bulunmadığını, davacının borcunu tam ifa ettiğine ilişkin beyan ve iddialarının doğru olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacının dosyaya sunmuş olduğu makbuz ve belgeler dikkate alındığında, 29.03.2018 tarihli Vakıfbanktan talimatla ödenen 1.300,00TL ile elden verilen 8.700,00TL toplamı 10.000,00TL ödeme iddiasının doğruyu yansıtmadığını, dosyaya sunulan 1.300,00TL tutarlı banka makbuzunun altına sonradan ilave edilen 8.700,00TL ödeme kaydına ( iddiasına) ilişkin herhangi bir imza bulunmadığını, dolayısı ile davacı yanca 8.700,00TL yönünden belge sunulmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede ürün bedeli olarak kararlaştırılan miktar 130.000,00 TL ve + KDV olduğu, 130.000,00TL'nin KDV'si 23.400,00.TL olduğunu ve bu miktarın davacı tarafından ödendiği veya ödenmeye hazır olunduğuna ilişkin bir bildirim ve talep bulunmadığını, davacının iddiaları esas alınsa dahi sözleşmeden kaynaklanan 32.100,00TL borcunu ödemediğinin ve müvekkilin ödemezlik defi hakkını kullanmasının söz konusu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacının sözleşme konusu makineyi müvekkili dışında bir başka yere yaptırdığını ve bu sebeple arada fark ödeyerek zarar gördüğünü kanıtlaması gerektiğini, kazanç kaybı talebinin haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, sözleşmeye aykırılık nedenine dayalı davacının uğradığı tüm zararlar ile alacak miktarının tespiti ve tazminat ve kazanç kaybı istemine ilişkin olduğu, davacının miras bırakanı... ile davalı arasında anlaşmazlık konusu olmayan 24/01/2018 tarihli dava konusu vakum makinesi tedariğine ilişkin sözleşme imzalandığı, sözleşmenin tarafı olan...'nin ölümünden sonra geriye mirasçı olarak davacı ile üç mirasçısının kaldığı, diğer mirasçıların davacı lehine mirasçılık hak ve hisselerinin tamamından feragat ettiği, bu nedenle davacının tek mirasçı sıfatıyla bu davayı açabileceği, davacı vekilinin sözleşme gereğince vakum makinesinin teslim edilmemesi nedeniyle bunun yerine alınacak yeni bir makine bedelinin yüksek olmasından dolayı şimdilik 50.000,00 TL ve kazanç kaybından dolayı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL tazminatın davalıdan alınması, ayrıca davacının uğradığı tüm zararların ve karşı taraftan talep edilmesi gereken alacak miktarının tespiti istemi ile bu davayı açtığı, tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulduğu, 26/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda, dosya kapsamında sipariş edilen vakum makinasının hangi amaçla kullanılacağı, kapasitesinin ne olduğu, hangi ürünler için kimlere ne şekilde hizmet sunacağı hakkında detaylı ve açıklayıcı bilgi ve belgenin sunulmamış olması sebebiyle kazanç kaybının tespiti hususunda yorum yapma olanağının bulunmadığı, davacı tarafın yapmış olduğu 120.000,00 TL ödemeye karşı makinenin teslim edilmemesi sebebi hususunda davalı tarafın beyanlarının hukuki nitelik taşıması sebebiyle değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde bulunduğu, teknik değerlendirmede davaya konu makinenin, dosyada bulunan taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre zamanında yapılarak teslim edilmediği, yeni bir makine alınması halinde bundan zararının oluşacağı, davacının vakum makinesi almaması halinde yapması gereken imalatı yapamayacağından zararı olacağı, sonuç olarak davacı tarafından makine yapımına ilişkin olarak davalıya yaptığı ödemeler toplamının 120.000,00 TL olduğu, davalının zamanında teslim etmesi gereken makineyi sözleşme belirtilen tarihte teslim etmediği, davacının yeni bir makine alması halinde zararının oluşacağı, vakum makinesinin alınmaması nedeniyle, üretimin gerçekleşemeyeceği ve dolayısıyla davacının zararının oluşacağının belirtildiği, sözleşmeye aykırılık nedeni ile davacının uğradığı tüm zararların ve karşı taraftan talep edilmesi gereken alacak miktarının tespiti talebi yönünden yapılan değerlendirmede, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu, tek başına tespit davasının açılabilmesi için yeterli olmadığını, tespit davası ile istenilen hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığı, dosya kapsamına göre davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle davacının uğradığı tüm zararlar ile alacağını derhal eda davası açarak talep etmesi mümkün iken, aynı hususta tespit davası açmasında hukuki yararı olmadığından bu taleplerin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, sözleşmeye aykırılık nedeni ile yeni bir makine bedelinin yüksek olması nedeni ile tazminat ve kazanç kaybı tazminatı talebi yönünden yapılan incelemede ise, dosya kapsamına göre davacının sözleşmeye konu vakum makinesi yerine yeni bir makine almadığı, bu nedenle gerçek zararının olmadığı, ileride doğması muhtemel zararlar için tazminat davası açılamayacağı, davacının sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle ne şekilde zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin sözleşmeye aykırılık nedeni ile yeni bir makine bedelinin yüksek olması nedeni ile tazminat ve kazanç kaybı tazminatı talebinin reddine, sözleşmeye aykırılık nedeni ile davacının uğradığı tüm zararların ve karşı taraf edilmesi gereken alacak miktarının tespiti talebinin hukuki yarar yokluğundan HMK'nun 114/1. maddesinin (h) bendi ve 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde müvekkilinin talep hakkının bulunduğu taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu ve davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğinin kanıtlandığını, o halde müvekkilinin yerine getirilmeyen bu sözleşmeden dolayı uğradığı zararları talep hakkı olduğunu, davalı taraf eğer sözleşmeyi gereği gibi yerine getirmiş olsaydı müvekkilinin mamelekine girecek olan malların dava tarihindeki değeri tahminen 1.000.000,00 TL +KDV olmak üzere toplam 1.180.000,00 TL olacağını, müvekkili tarafından yapılan piyasa araştırmasına göre dava tarihi itibariyle söz konusu malların piyasadaki satış fiyatının 58.500 EURO + KDV olduğunu, ... tarafından emsal nitelikteki bir makinanın alınması için piyasada araştırma yapıldığını ve aynı kapasitedeki bir makine ile ilgili olarak ...….Şti. firmasından teklif alındığını, örneği dosyaya sunulan bu teklif mektubunda toplam fiyatın 49.600 EURO + KDV =58.500,00 EURO olarak belirtildiğini, bunun TL karşılığının yaklaşık 1.000.000,00 TL yaptığını, bu bedelin davalının sözleşme konusu malı süresinde teslim etmiş olsaydı müvekkilinin mamelekinde olacak değer olup davalı tarafın haksız olarak ifa konusu edimi yerine getirmediği için müvekkilinin uğradığı zararı olduğunu, belirtilen emsal Yargıtay kararlarında görüldüğü gibi müsbet zararın talep edilebilmesi için yeni bir alım yapmak ve neticede yeni yapılan alım fiyatı ile sözleşmedeki fiyat arasında oluşan farkın talep edilmesi zorunluğu bulunmadığını, sözleşme ayakta olduğu hallerde tarafların kar kaybı ve kazanç kaybı taleplerinde bulunabileceklerini, yani müvekkilinin sözleşme konusu malzemenin rayiç bedelinin davalıdan tahsili hakkı bulunduğunu, mahkemece yapılması gerekenin rayiç makina bedelinin belirlenmesi, ödenmeyen kısmın mahsubu ile bakiyesinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, kar kaybı ve diğer alacaklarının da aynı şekilde hesaplanması gerektiğini, buna göre hesaplama yapıldığında, sözleşmeye göre dava konusu malların bedeli KDV dahil toplam 1.180.000,00 TL olup, müvekkili tarafından ödenen 121.300,00TL düşüldüğünde kalan miktarın 1.058.700,00 TL olduğunu, bu malların şu anki rayiç değeri 3.679.455,80TL olduğundan, bu miktarın içinden 1.600.000,00TL düşüldüğünde 2.079.455,80 TL kaldığını, fark teorisine göre bu farkın temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu nedenle mahkemece yeni bir makina alınmadığı gerekçesi ile davanın reddedilmesinin doğru olmadığını, çünkü açılan davada taleplerinin müspet zarar olduğunu, teslim edilmeyen ürün nedeni ile uğranılan müsbet zararın tanziminin istenildiğini, bunun için yeni bir makina alınması zorunluluğu bulunmadığını, aleyhe hususları kabul etmemek kayıt ve şartıyla dosyaya sunulan bilirkişi raporunda müvekkilinin sözleşme ile kararlaştırılan bedeli davalıya ödediği, buna rağmen davalının zamanında teslimi gerçekleştirmeyerek temerrüde düştüğü ve müvekkilinin bundan dolayı zararının oluştuğunun açıkça ortada olduğunu, bunun yanında ayrıca sözleşmede kararlaştırılan teslim tarihinden itibaren dava tarihine kadar geçen sürede müvekkilinin bir çok iş teklifini geri çevirmek zorunda kaldığını ve bu nedenle kar kaybına uğradığını, müvekkilinin uğradığı kar kaybı yaklaşık 100.000,00 TL olup geri çevirmek zorunda kaldığı ve kaybettiği iş tekliflerine ilişkin talep ve yazışma formlarının dava dosyasına eklendiğini, müspet zarar kapsamında bu bedelin de müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ayrıca yine piyasa araştırmalarına göre böyle bir makinanın sözleşmeye uygun olarak yapılıp müvekkiline teslim edilerek işletilmesi halinde günlük asgari 1.500,00 TL kazanç sağlama imkanı doğacağını, makine teslim edilmediği için bu kazançtan mahrum olunduğunu, halen bu kazancın mahrumiyetinin devam ettiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1181, K. 2026/950, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1181-e-2026-950-k-ed069c08148b