Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/567 E. 2025/20 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/567
- Karar No
- 2025/20
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 14. HUKUK DAİRESİ T.C B U R S A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/567 KARAR NO : 2025/20
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2021 NUMARASI : 2019/766 E. - 2021/1067 K.
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... - DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 07/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/01/2025 Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline akıllı telefon uygulaması(mobil otopark ücret toplama sistemi) için yazılım yapılması işinin teklif edildiğini, taraflar ortak rızaları ile müvekkili şirket tarafından davalı tarafça istenen yazılımın yapıldığını, davalı tarafın bu yazılım nedeniyle reklam yaptığını, hizmet verip para kazandığını, ancak başından beri kötü niyetli olduğu için işin bitiminde birtakım bahaneler ileri sürerek hem yapılan yazılımın kendisinde kalmasını sağladığını, hem de müvekkili şirketin ücretini ödemeyerek programı almaktan vazgeçtiğini belirttiğini, kendisine gönderilen ihtarnameye verilen cevapta ise yazılı bir sözleşmenin olmadığı belirtilerek taleplerinin reddedildiğini, oysa sözleşmenin yazılı olmasının zorunlu olmadığını, e-posta yazışmaları ile teklifler yapıldığını ve davalı tarafça değerlendirme yapılarak müvekkili şirketin yazılımı yapmasının istenildiğini, teklifte işin bedelinin KDV hariç 1.010.000.-TL olarak belirtildiğini ve davalı tarafça itiraz edilmediğini, bu teklif doğrultusunda müvekkili şirketin işe başladığını, bu doğrultuda davalının ...’da bulunan şirket merkezinde müvekkili şirkete bir oda tahsis edildiğini ve müvekkil şirket elemanlarının takriben 4,5 ay boyunca haftanın 5 günü 4 kişilik ekiple davalı tarafın istediği yazılımı hazırladıklarını, geliş gidişlerde otel ücretlerinin ilk başlarda ...tarafından sağlanıp davalıya fatura edildiğini, sonrasında ise otel ücretlerini davalının ödediğini, süreç içerisinde de müvekkili şirketin isteği doğrultusunda, taraflar arasında sözleşme imzalanacağının, davalı şirketin genel müdürü ... tarafından müvekkili şirkete bildirildiğini, ancak oyalama sayılabilecek mazeretler öne sürülerek yazılı bir sözleşme yapılmadığını, müvekkilinin davalı şirketin kurumsal kimliğine olan inancı nedeniyle yazılımı geliştirmeye devam ettiğini ve 29/01/2019 tarihinde sistemin sahada çalışmasına taraflarca karar verildiğini, ..., logo muhasebe programı ve zebra termal yazıcının kullanılabilmesi için entegrasyonlar yapıldığını, davalı şirketin bu entegrasyondan dolayı ...firmasından 25.000 USD promosyon bedeli aldığını, müvekkilince yazılmış olan ve ...entegrasyonu yapılmış olan kullanıcı uygulamasının ...tarafından dünyanın en büyük teknoloji fuarı olan “...” de ... tarafından duyurulduğunu, bununla ilgili yazılım detaylarının talep edildiği mailin 22.02.2019 tarihinde ... tarafından müvekkili şirkete iletilip destek olunmasının talep edildiğini, müvekkilinin de ... firmasına gerekli dokümanları ilettiğini ve davalı şirketin uygulamasının sergilenmesini sağladığını, aynı zamanda yapılan bu uygulamanın ... tarafından ulusal medyada da (https://www...com.tr/.../.../.../.../...) haber yapıldığını, ... uygulamasının entegre edildiği davalı şirket uygulamasının 22.02.2019 tarihinde ...mağazasına yüklendiğini, 09.04.2019 tarihi itibari ile uygulamanın 22 kişi tarafından telefonlara kurulduğunu ve kullanılmaya başlandığını, bu yazılım ile kredi kartı ödemelerinin davalı tarafından alınmaya başlandığını, davalının 31 Mart 2019 tarihindeki seçimlerinden önce Otopark işletmecileri Derneği “OID” Şubat 2019 bülteninde sistemin tanıtımını yaptığını, 08.04.2019 tarihinde ... tarafından müvekkil şirket yetkilisi ...’e iletilen WhatsApp mesajında yazılımı test ettirdiklerini ve açık bulduklarına dair bir video gönderildiğini, daha sonra söz konusu videonun müvekkil şirketle aynı işkolunda olan ...firmasınca düzenlendiğinin öğrenildiğini, ...firmasının davalı şirket eşliğinde bilişim suçu işlediğini ve müvekkilin kodlarına, tersine mühendislik yöntemi ile ulaştığını, davalı tarafından müvekkil şirkete bildirilen eksikler veya başlangıçta projede yer almayan veya öngörülmemiş yeni talepler doğrultusunda geliştirmesi devam eden bir yazılımın davalı tarafından emanet olarak değerlendirilmesi gerekirken, herhangi bir yazılım açığı veya güvenlik sorunu veya başka bir gerekçe ile test için çağırmış oldukları müvekkil şirkete rakip olan bir firmaya davalı şirket tarafından sunucuya direk erişim bilgileri verilerek, internet üzerinden online olarak hizmet verecek bir yazılıma ve bütün bileşenlerine üçüncü taraflarca erişilmesine ve yazılımın her şeyi olan kaynak kodlarının bu üçüncü kişilerce ele geçirilmesine imkan sağlanarak, hem emek hırsızlığına, hem müvekkil şirketin bundan önceki ve bundan sonraki projeleri için tehlikeli bir durum oluşmasına sebep olunduğunu, bahsedilen yazılım ve güvenlik açıklarının ise yazılım geliştirmesi devam etmekte olduğundan ve davalı tarafından ekstra olarak istenen yeni taleplerin yerine getirilmesi ile sistemin sahada çalışmaya başlaması ile görülen eksiklerin giderilmesi ve projenin en kısa sürede %100 olarak tamamlanmasına müteakip müvekkil şirketçe zaten yapılacak önlemler olduğunu, davalı tarafla yapılan toplantıda iletilen sorunlara müdahale için sisteme bağlanmak istediğin, ancak buna izin verilmediğini, 09.04.2019 tarihinde ise davalı bilgi işlem departmanından mail atılarak sistemin süresiz olarak durdurulduğunun belirtildiğini ve müvekkil şirkete iletilmiş olan sözde sorunlara müvekkil şirketçe müdahale edilmesinin engellendiğini, halbuki sadece yazılım web servisinin durdurulması yeterli iken yine müvekkil şirkete bilgi verilmeden veya danışılmadan sunucu ile müvekkil şirketin tüm iletişiminin kapatıldığını, yazılımın davalı isteklerine göre 29.01.2019 tarihine kadar test süreçlerinin tamamlandığını ve sahada kullanılacak düzeye getirildiğini, davalı şirket genel müdürü ...’in “artık sistemi faal hale getirebiliriz” talimatı ile 05.02.2019 tarihinde sistemin davalı tarafından temin edilen 7 adet telefon ile Özlüce noktasında devreye alındığını ve 09.04.2019 tarihine kadar düzenli olarak çalıştığını, 09.04.2019 tarihinde sistem durdurulana kadar sistemde 108.810 adet ücretli araç girişi yapıldığını ,bunların parasal toplamı 286.293,00.-TL olup 85.729,00 TL’nin davalı tarafından tahsil edildiğini, Geri kalan tutarın araç plakalarına borç olarak yazıldığını, sistemin faal hale getirilmesi için davalıdan 15.11.2018 tarihli revize teklife göre ödeme yapmasının talep edildiğini, 01.02.2019 tarihinde 10.000,.-TL ,14.02.2019 tarihinde 10.000.-TL ve 15.02.2019 tarihinde 10.000.-TL olarak çok küçük bedellerde ödeme yapıldığını ve bu tarihten sonra artık ödeme yapılmadığını, taraflar arasındaki mevcut sözleşme her ne kadar imzalanmamış olsa da şifahi olarak taraflarca kabul edilip işe başlandığını, sözleşme bedeli KDV hariç 1.010.000,00.-TL olup daha sonra türkcel telefon hatları çıkarıldığından 800.000,00.TL olarak revize edildiğini, bugüne kadar 30.000,00.-TL ödeme yapıldığını, ancak iş bitirildikten sonra, davalı tarafın yazılımı almaktan vazgeçtiğini beyan ettiğini, 7 ayda oluşturulan eserin de kendilerinde kaldığını, müvekkilinin 770.000.-TL. alacağının bulunduğunu, aynı zamanda müvekkiline ait olan bu eseri müvekkil şirketin izni dışında başka kişi ve kurumlara vererek müvekkil şirketin zarara uğramasına davalı tarafın neden olduğunu ve bu konuda dava açma haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 770.000 .-TL. alacağın şimdilik 10.000.-TLsinin 17.05.2019 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında yazılım programı satın alınmasına ilişkin akdedilmiş herhangi bir sözleşme yada davacı tarafın teklifine müvekkili tarafından verilmiş herhangi bir kabul/onay bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin davacının teklifi ve pilot/test çalışması aşamasında kaldığını, müvekkilinin değil davacının teklifte bulunduğunu, müvekkil şirket genel müdürü ...’in ise olmayan bir yazılım için bedel yada kabul olmayacağını, mevcut bir yazılımın olması durumunda yazılımın test edilip, satın alınıp alınmayacağına yönetim kurulu kararı ile karar verilebileceğini belirttiğini, davacının da müvekkil şirket için pilot/test yazılım programını hazırlayacaklarını, müvekkil şirket faaliyet alanına uygun, kullanışlı bir program olup olmadığının pilot bir bölgede uygulanması/test edilmesi sonrasında müvekkil şirket tarafından kabul edildiğinde yazılım programının satın alınıp alınmayacağının değerlendirilebileceğini, bu sürece kadar doğacak masrafların kendi uhdelerinde olacağını, müvekkil şirket tarafından pilot/test yazılım programı uygun görülmez ise gelinen aşamaya kadar olan emek ve mesaileri için herhangi bir ücret talebinde bulunmayacaklarını belirterek pilot/test yazılım programını hazırlamaya başladığını, hazırlanan pilot/test yazılımın ...ilçesi ...Mahallesindeki müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği otoparkta 1 ay pilot olarak uygulandığını, pilot uygulama sonrası yazılım programındaki hatalar ve eksikliklerin davacı tarafa bildirildiğini, ancak davacı tarafça hata ve eksikliklerin giderilmediğini, sonuç olarak hata ve eksikliklerin giderilip giderilmemesi ile ilgili olmaksızın programın müvekkili şirkete uygun olmadığının davacı tarafa bildirildiğini, akdedilen bir sözleşme, verilen bir onay/kabul olmamasına karşın davacı tarafın yoğun ısrar ve taleplerine sonrasında müvekkil şirket tarafından iyiniyetli olarak davacı personelinin otel masrafları ve 30.000,00.-TL masraf ödemesinin davacı tarafa gönderildiğini, bu ödemenin masrafa ilişkin ödeme olduğu hususunun davacı tarafça gönderilen İzmir 4. Noterliği 10.05.2019 tarih ve 02773 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının da kabulünde olduğunu, yine davacı taraf yazılım programlarının ... ile imzalanacak sözleşme için kullanıldığını iddia etmekte ise de ... ile müvekkil şirket tarafından imzalanan sözleşme davacı taraf teklifinden çok daha evvel imzalanmış bir sözleşme olduğunu, ayrıca https://www...com.tr/.../.../... haberinin davacı tarafla hiçbir ilgisi olmayıp söz konusu haber müvekkil şirket ile ... arasında imzalanan sözleşme sonrası ... haberi olduğunu, müvekkili adına ...mağazasına yükleme yapıldığı iddiasının müvekkilinin bilgisi ve talebi dahilinde olan bir husus olmadığını, araç girişi yapılmadan, tahsilat yada borç yazılmadan pilot/test yazılımın çalışıp çalışmadığının, müvekkil şirkete uygun olup olmadığının anlaşılamayacağını, müvekkil şirket Sayıştay denetimine tabi olup yönetim kurulu kararı olmadan, ihale yapılmadan davacı tarafın belirttiği şekilde bir sözleşme/satın alma yapmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, davacının yazılım programının kodlarının 3. bir kişi tarafından ele geçirildiği iddiasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafından davalı ile mobil otopark ücreti toplama sistemine dair yazılım programı oluşturulmasına dair sözleşme ilişkisinin olduğu ileri sürülmüş olup, davacı tarafın, davada “fikri mülkiyet hakkına veya hak sahipliğine” diğer bir değişle 5846 sayılı Kanun'da korunan haklardan hiç birisine dayanılmadığından, hukuki ilişkinin bilirkişi heyeti tarafından 5846 Sayılı Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında değerlendirilmesine itibar edilmediği, davacı tarafından davalı tarafa yapılan mobil otopark ücret toplama sistemine dair yazılım programı işinin 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 470. Madde ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğunun, sözleşmenin miktarı itibariyle tanıkla ispat sınırının üstünde olduğundan yazılı ve kesin deliller ile davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereği( 2017/394 Esas ve 2018/3129 Karar, 2016/4681 Esas ve 2018/6 Karar benzer davalarda da açıkça vurgulandığı üzere "Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. Dava sözleşme ilişkisine dayalı olarak açılmış olup yazılı olarak sözleşme yapıldığı kanıtlanmamıştır. Sözlü eser sözleşmesi kurulduğu da miktar itibarıyla tanıkla kanıtlanamaz. Sözleşme ilişkisini ispatlayan yazılı belge bulunmadığı gibi, tanık dinlenmesini mümkün kılacak delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından davalının dinlenmesine açıkça muvafakat etmediği tanık beyanı esas alınarak sözleşme ilişkisinin ispatlandığı kabul edilemez. Davalı ticari defterleri ile uyumlu olmayan kendi ticari defterleri ile de davacı davasını ispatlayamamıştır. Bu durumda, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından, davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile kabulü doğru olmamış"), davacı tarafından ibraz edilen 09/11/2018 tarihli mobil otopark ücreti toplama yazılım programının kurulmasına dair bir milyon TL artı KDV bedelli sözleşme başlıklı belgede tarafların imzalarının yer almadığı, dosyaya ibraz edilen ...A.Ş nin 15/10/2018 tarihli 2018/29 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının yazılım programının test sonucunda karar verileceğinin belirtildiği, yazılımın satın alınmasına dair herhangi bir kararın bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen deliller, davalı kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi inceleme ile davalı şirket temsilcilerinin müşterek olarak dava konusu yazılım programının satın alınmasına dair eser sözleşmesinin kurulduğunu gösterir irade beyanlarına ait yazılı kayıtların bulunmadığı, bu itibarla yukarıdaki açıklamalardan davacı ile davalı şirket yetkilileri arasında dava konusu mobil otopark ücreti toplama yazılım programının satın alınmasına dair eser sözleşmesinin kurulduğunun davacı tarafından yazılı ve kesin deliller ile ispat edilemediği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, HMK md.202'de delil başlangıcının senetle ispat zorunluluğunun istisnası olduğunun açıkça ifade edildiğini, zaten mahkeme kararında dayanak olarak gösterilen Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin kararlarında da "...Tanık dinlenmesini mümkün kılacak yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından davalının dinlenmesine açıkça muvafakat etmediği tanık beyanları esas alınarak sözleşme ilişkisinin ispatlandığı kabul edilemez" denilmek suretiyle yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge olmadığı gerekçesiyle tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğinin belirtildiğini, yani yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge olması halinde tanık beyanlarına itibar edilebileceğini, taraflarınca mahkemeye çok sayıda belge sunulmuş olup sunulan bu belgelerin en azından yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge olduklarını, mahkemece tanıklarının dinlendiğini ve dinlenen tanıklarının da yazılım programının satın alınmasına dair eser sözleşmesi kurulduğunu beyanlarıyla ortaya koyduklarını, buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafından yapılan ödemelere dair banka dekontlarının, dava tarihi itibariyle 65 kişinin programı indirerek kullandığına dair ekran görüntüsünün, taraflar arasındaki mail yazışmalarının, dava konusu sistem kullanılarak yapılan araç girişi işlemlerine ait resimlerin, "....com.tr" adresinde çıkan habere ilişkin internet çıktısının taraflarınca sayın mahkemeye sunulduğunu, ...İlindeki otel kayıtlarının emniyetten celbinin ve ...Genel Müdürlüğünden sanal post bilgisinin celbinin talep edildiğini, tüm bu belgelerin en azından yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge olduklarını gerekçeli kararda, en azından yazılı delil başlangıcı niteliğinde kabul edilmesi gereken belgelere ve dinlenen tanık beyanlarına hiç değinilmeksizin yazılı belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, otel kayıtlarının ve sanal post bilgisinin celbi talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu delilleri celp edilmediğinden eksik tahkikat nedeniyle kararın hatalı olduğunu, yazılı sözleşme imzalanmamış olsa da müvekkil şirket tarafından yapılan teklifin davalı tarafça şifahi olarak kabul edildiğini ve müvekkil şirket tarafından işe başlandığını, yazılı sözleşme olmayışının sebebinin davalı tarafın müvekkilini sürekli oyalaması olduğunu, müvekkilinin davalı tarafın kurumsal kimliğine duyduğu güvenin davalı tarafça istismar edildiğini, taraflar arasında sözlü olarak eser sözleşmesinin kurulduğunun, test amaçlı hareket edilmediğinin tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, davalı tanıklarının aleyhe beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, özellikle davalı tanığı olarak dinlenen ..., davalı şirketin o tarihteki genel müdürü olup esasen tanık değil taraf olduğundan beyanlarının hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını, yazılım programının davalı tarafça kullanıldığı sabit olduğundan (mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda dahi yazılım programının davalı tarafından kullanıldığı belirtilmiştir) davalı gerçeğe aykırı bir şekilde test amaçlı kullanıldığını iddia ederek sorumluluktan kurtulmaya çalışmakta olduğunu, 01.02.2019 t.li 10.000,00 TL tutarında, 14.02.2019 t.li 10.000,00 TL tutarında, 15.02.2019 t.li 10.000,00 TL tutarında olmak üzere toplam 30.000,00 TL tutarındaki davalı tarafından müvekkiline yapılan ödemeye dair toplam 3 adet dekontun mahkemeye sunulduğunu, davalı cevap dilekçesinde bu ödemelerin müvekkilce yapılan masrafların karşılığı olarak yapıldığını iddia etse de aynı cevap dilekçesinin 1.maddesinde ; " nitekim davacı da söz konusu pilot/test yazılım programının tüm masraflarını kendisi karşılamak...." demek suretiyle çelişkiye düşerek tüm masrafların müvekkiline ait olduğunu iddia ettiğini, 27.02.2019 tarihinde de ...gazetesinin internet sitesinde davalının müvekkilden satın olmuş olduğu yazılımın kullanılmaya başlandığının haberinin yapıldığını, yine Otopark İşletmecileri Dergisi(OİD) nin 2019 yılı Şubat Ayı sayısında da davalının müvekkilden satın almış olduğu yazılım programına "...bir ilk Akıllı otopark uygulaması" başlığıyla yer verildiğini, hatta müvekkilinin bu haberden bilgisinin davalı şirketin o tarihteki genel müdürü olan ...'in müvekkile gönderdiği 19.02.2019 t.li mail ile olduğunu, diğer mail içeriklerinden de test amaçlı hareket edilmediğinin, yazılım programının satın alınmasına yönelik eser sözleşmesinin kurulduğunun anlaşılmakta olduğunu, yönetim kurulu kararı 15/10/2018 tarihinde alınmış olmasına rağmen ne hikmetse davaya cevap verilirken sunulmadığı gibi müvekkil şirkete de böyle bir karardan bahsedilmediğini, ayrıca söz konusu kararda yazılımın 1 ay boyunca test edilmesi, test sonucunda yazılımın satın alınıp alınmayacağı karar altına alınmışsa da müvekkili tarafından hazırlanan sistemin 2 ay boyunca kullanıldığının bilirkişi raporunda dahi belli olduğunu, programın davalı tarafından en az 2 ay süreyle kullanılması, varsa eksikliklerinin müvekkile bildirilmemesi, müvekkilden eksiklerin tamamlanması istenmesi gerekirken halen davalının bu programı kullanıyor olmasının davalının kötüniyetli olduğunu göstermekte olduğunu, davalının müvekkilinin hazırladığı ve çalışır durumda olan sistemi başka bir firma üzerinden kullanmaya başladığını belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, taraflar arasında mobil otopark ücret toplama sistemi yazılımının yapılması konulu sözleşme akdedildiğini, e-posta yazışmaları ile yapılan teklifin davalı tarafça kabul edilmesi üzerine işe başlandığını, yazılı sözleşme yapılmasının bir takım bahanelerle ertelendiğini, davalının kurumsal kimliğine güvenilerek yaklaşık 4,5 aylık sürede istenilen yazılımın yapıldığını, davalının kullandığı programlar ile gerekli entegrasyonun sağlandığını ve bu nedenle davalının ilgili ... firmasından ödeme aldığını, yazılımın internet sitelerinde haberinin dahi yapıldığını, bu süreçte konaklama masraflarının davalı tarafça karşılandığını, işin bitmesi ile davalı tarafın bu yazılım nedeniyle reklam yaptığını, hizmet verip para kazandığını, hatta kısmi ödeme dahi yaptığını, daha sonra sistem açıkları olduğunun bildirildiğini, ancak iletilen sözde sorunlara kendilerince müdahale edilmesinin engellendiğini, davalı başından beri kötü niyetli olduğu için işin bitiminde birtakım bahaneler ileri sürerek hem yapılan yazılımın kendisinde kalmasını sağladığını, hem de sözleşmeden vazgeçtiğini belirterek bakiye bedeli ödemediğini ileri sürmüştür. Davalı ise, taraflar arasında yazılım programı satın alınmasına ilişkin akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin davacının teklifi ve pilot/test çalışması aşamasında kaldığını, zira taraflarınca mevcut bir yazılımın olması durumunda yazılımın test edilip, satın alınıp alınmayacağına yönetim kurulu kararı ile karar verilebileceğinin davacıya bildirildiğini, davacının da kendileri için pilot/test yazılım programını hazırlayacaklarını, kendilerince faaliyet alanına uygun, kullanışlı bir program olup olmadığının pilot bir bölgede uygulanması/test edilmesi sonrasında yazılım programının satın alınıp alınmayacağının değerlendirilebileceğini, bu sürece kadar doğacak masrafların kendi uhdelerinde olacağını kabul ederek pilot/test yazılım programını hazırlamaya başladığını, hazırlanan pilot/test yazılımın 1 ay pilot olarak uygulandığını, pilot uygulama sonrası yazılım programındaki hatalar ve eksikliklerin davacı tarafa bildirildiğini, ancak davacı tarafça hata ve eksikliklerin giderilmediğini, sonuç olarak hata ve eksikliklerin giderilip giderilmemesi ile ilgili olmaksızın programın kendilerine uygun olmadığının davacı tarafa bildirildiğini, akdedilen bir sözleşme, verilen bir onay/kabul olmamasına karşın davacı tarafın yoğun ısrar ve talepleri sonrasında kendilerince davacı personelinin otel masrafları için 30.000,00.-TL masraf ödemesi yapıldığını, yazılım programının ... ile imzalanacak sözleşme için kullanılmadığını, davacı tarafça sözü edilen reklam haberlerinin kendilerince yaptırılmadığını, şirketleri Sayıştay denetimine tabi olup yönetim kurulu kararı olmadan, ihale yapılmadan davacı tarafın belirttiği şekilde bir sözleşme/satın alma yapmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Görüldüğü üzere davacının, davalının bilgisi ve rızası dahilinde davalı için mobil otopark ücret toplama sistemi yazılımını hazırladığı ve davalıya teslim ettiği hususu tarafların kabulünde olup uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık bu yazılımın test edilme amaçlı olarak bila bedel yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. TBK 470 vd maddeleri uyarınca eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmelerdir. Taraflar arasında bedelin kararlaştırılmamış olması sözleşmeyi bedelsiz hale getirmez. Kural bu olduğuna göre, eser niteliğinde olan bu yazılımın bedelsiz olarak yapıldığı hususunda ispat yükü davalı iş sahibi üzerindedir. Bu itibarla mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu dikkate alınarak, dosya kapsamında mevcut e-posta yazışmaları ile diğer deliller incelenip, ayrıca davalının yemin deliline de dayandığı dikkate alınıp, davalının savunmasını ispat edip edemediği hususunun değerlendirilmesi gerekirken, "taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun yazılı ve kesin delillerle ispat edilemediği" şeklindeki yanılgılı değerlendirme ile ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan mahkemece davalının bedelsizlik savunmasını ispat edemediğinin kabulüne karar verilmesi halinde ise, mahkemece alınan ve hesaplama yönünden davalı itirazına konu olan bilirkişi raporunun, davacının yapmış olduğu iş bedelinin tespiti yönünden (iş bedelinin e-posta yazışmaları ile kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının değerlendirilmemiş olması, iş bedeli rayice göre belirlenirken davalı tarafça ileri sürülen yazılımın hata ve eksikliklerin değerlendirilmemiş olması, ayrıca rapordaki bedel tespitinin denetime açık olmaması nedeniyle) ve halen davalı kullanımında olan yazılım davacı tarafça hazırlanan yazılım olup olmadığının incelenmemiş olması yönünden, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığı da dikkate alınmalıdır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a/6 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2021 tarih, 2019/766 esas ve 2021/1067 karar sayılı KARARIN KALDIRILMASINA, Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere 07/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır