Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/504 E. 2024/1941 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/504
Karar No
2024/1941
Karar Tarihi

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R

DOSYA NO : 2023/504 KARAR NO : 2024/1941

BAŞKAN : ÜYE ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : ... İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACI : DAVALI : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali B.A.M. KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında ticari bir satış sözleşmesi kurulduğunu, sözleşme ile davacının davalıya mal/hizmet verip karşılığında tahakkuk etmiş olan alacağını alamadıkları için icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazının kötüniyetli olduğunu, malların teslim edildiğine ilişkin irsaliyeler olduğunu, faturaları ve şirket kayıtlarının alacağı ispatladığını belirterek ... .... İcra Müdürlüğü’nün .../ ... esas sayılı dosyasındaki takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında ticari satış sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmeye göre davacı tarafından davalıya birtakım parçalar üretilmesine rağmen üretilen malların ayıplı olması nedeniyle davalı tarafından kullanılamadığını, bilirkişi incelemesi yapılarak malların kullanılamadığının ve kullanıldığı takdirde davalıyı zarara uğratacak şekilde sorunlu mal üretimine sebebiyet verildiğinin tespitini istediklerini, davacının ... cm kafa dişlisi ürettiğini, üretilen malların hatalı olduğunu, malların kullanılmasının mümkün olmaması nedeniyle malların tesliminden hemen sonra davacıya yazılı olarak bildirim yapıldığını, davacıya yapılan bildirimin ardından malların iadesinin veya malların tamirinin talep edildiğini, davacı tarafından bu istemlere herhangi bir yanıt verilmediğini, kötü niyetli hareket edilerek faturaların ödenmediği gerekçesiyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının TBK’nun 227.maddesindeki seçimlik haklarını kullandığını, teslimden önce davacıya bir miktar ön ödeme yapıldığını belirterek davanın reddine, % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, dava konusu ürünlerdeki ayıbın rapor ve ek raporlarda vurgulandığı üzere açık ayıp olup eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca uygun sürede davalı tarafından davacıya ihbarda bulunması gerektiği aksi halde ayıplı olarak ürünleri kabul etmiş sayıldığı, davalı tarafından cevap dilekçesindeki ikrar ile malların hatalı olduğunu teslimden sonra şirket yetkilisine yazılı bildirimde bulunduklarını beyan ettiği, yazılı bildirim olarak dilekçe ekindeki whatsapp kaydında 31/07/... tarihinde bildirimde bulunduğu, teslimden sonra geçen uzun süreye rağmen davacı tarafından usulüne uygun bir ihbar yapılmadığından bu ürünleri ayıplı olarak kabul etmiş sayılacağı, ayıbın bildirimine yönelik açıkça yazılı ihbar dışında başkaca bir vakıa ve delile dayanılmadığı, bu nedenle davalının ayıp savunmalarına itibar edilmediği, davaya konu sevk irsaliyesinde belirtilen ürünlerin teslim edildiği, davacının .......,00.-TL miktar hak ediş alacağı olduğu, alacağın ödenmediği, alacağın likit olmadığı, bilirkişi incelemesi gerektirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, açılan takipte yer alan borca itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunun mahkeme tarafından da tasdik edilip davanın kabul edilerek takibin devamına karar verildiğini, kötüniyetli olduğu dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen ve haksız olarak borca itiraz eden davalı tarafa icra inkar tazminatı yaptırımının uygulanmamasının yasaya ve hakkaniyete aykırı olacağını belirterek mahkeme kararının icra inkar tazminatı yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin savunmanın def’i mahiyetinde olduğunu, hakim tarafından res’en nazara alınamayacağını, davacının ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı def’ini dilekçelerin teatisi usul kesitinde değil iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının cari olduğu tahkikat evresinde ileri sürdüğünü, davacının anılan vakıayı ve bu vakıaya ilişkin sözde delillerini ileri sürerken ıslah dilekçesi dahi sunmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı definin hakim tarafından resen nazara alınarak davanın kabulüne karar verildiğini, tahkikat evresinde toplanan delillerden açıkça anlaşıldığı üzere dava konusu ürünlerin hurda, kullanılamaz durumda olup anılan hatanın ürünlerin üretiminden kaynaklandığını, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını, dava konusu kafalardaki ayıbın fark edildiğini ve bu durumun davalıya aynı gün bildirildiğinin tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, kararda ifade edildiğinin aksine ilk ayıp ihbarının 31/.../... tarihinde değil malların teslim edildiği .../.../... tarihinde davacı şirket aranarak yapıldığını, davacının ayıp ihbarının süresinde yapıldığını kabul ettiğini, davacı tarafça ikrar edildiği ve tanıklarla açıklandığı üzere davalı tarafın ayıbın varlığını kabul ederek davalı şirketin işletmesine gelerek dava konusu ürünlerdeki ayıpları incelediğini, dava konusu ürünler hakkında ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin bir def’i ileri sürülemeyeceğini, dava konusu malların hurda mahiyetinde olduğu bilirkişi raporuyla sabit olup davalı şirketin davalıdan bu sebeple alacağı bulunduğunu, dava konusu ürünlerin kullanılamaz derecede ayıplı olduğunun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, ek raporda anılan ürünlerin halihazırdaki ayıplı halinin bedelinin 974,00.-TL olduğunun tespit edildiğini, taraf ticari defterleri incelendiğinde davalı şirketin davacıya anılan ürünler nedeniyle 12.000,00.-TL ödeme yaptığının sabit olduğunu, ayıp ihbarının zamanında yapıldığına dair delilleri ile davacının ayıp ihbarının kabul edildiğine dair ikrarından sarfı nazar edilerek ürünlerin ayıpsız mislin ile ayıplı halinin bedeli arasındaki farkın mahsup edilerek davalı şirketin davacıya borcunun olup olmadığına ilişkin karar kurulması gerekirken davacının hiçbir şekilde hak etmediği bir alacağın tahsil edilmesine karar verildiğini, dava konusu ürünlerin bedelinden ayıpsız misli ile ayıplı halinin bedelleri arasındaki farkın tenkis edilmesi suretiyle anılan ürünler nedeniyle davalının davacıya borçlu olup olmadığının tespit edilmesi gerekirken ilk derece mahkemesinde hukuka aykırı bir şekilde davanın kabulüne karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın 2004 sayılı İİK’nun 67.maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı vekili ... .... İcra Müdürlüğü’nün .../ ... esas (yeni ... .... Genel İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyası) sayılı dosyasında 26/.../... tarihinde .......,00.-TL fatura alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatmış, davalı borçlunun süresinde borca itirazı üzerine itirazın iptali davası açılmıştır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davalı iş sahibinin gösterdiği numuneye göre extruder kafası üretilmesi için sözlü olarak anlaşma yapıldığı, sözleşme bedelinin toplam .......,00.-TL olduğu, bu borcun 12.000,00.-TL’nın davalı tarafından ödendiği, sözleşme konusu ürünlerin davalıya teslim edildiği, bakiye kısmın ödenmediği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacı yüklenici tarafından yapılan ürünlerde ayıp olup olmadığı, ayıbın niteliğinin ne olduğu, davalı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, davalının bakiye borçtan sorumlu olup olmadığı hususundadır. 17/10/2021 tarihli makine mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda ürünlerin açık ayıplı olduğu bildirilmiş olup, bu husus dosya kapsamı ile de sabittir. Keşifte dinlenen ve davalı şirkette çalışan işçi olan tanıklar da davalıya teslim edilen kafa dişlilerinin teslimden sonra hepsinin denendiğini, istenilen sonucun alınamadığını beyan etmişlerdir. Dosya kapsamındaki delillere göre davacı yüklenicinin ürettiği extruder kafalarının açık ayıplı olarak üretildiği sabit olmakla birlikte davalının ayıp bildiriminde ne zaman bulunduğunun ve davalının ayıplı iş savunmasına karşı davacının süresinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin itirazda bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davalının yaptığı işlerin ayıplı olduğunu savunmuş, bu dilekçe 28/9/... tarihinde davacıya tebliğ edilmiş, davacı vekili iki haftalık cevaba cevap süresi içinde yani 12/10/... tarihinde verdiği cevaba cevap dilekçesi ile davalının muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediğini, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, davalının TTK’nun 23.maddesine ... gün içinde durumu satıcıya bildirmesinin gerektiğini, davalının ayıp bildiriminin 31/.../... tarihli olduğunu, davalının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden malları bu şekilde kabul etmiş sayılacağını açıklayarak ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını ileri sürmüştür. Davacının süresinde verdiği dilekçe ile davalının ayıp ihbarını zamanında yapmadığını ileri sürmesi karşısında davalının açık ayıplı olan ürünler için ayıp ihbarında bulunduğu tarihin belirlenmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1.maddesine göre işsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Aynı Kanun'un 477.maddesine göre de, eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulacaktır Ancak onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır, bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır. Somut uyuşmazlıkta .../.../... ve 14/3/... tarihli sevk irsaliyelerine göre ürünlerin bu tarihlerde davalıya teslim edildiği, teslimden sonra yapılan denemede istenilen sonucun alınmadığı yani ürünlerin ayıplı olduğunun öğrenildiği dosya kapsamı ile sabittir. Davalı ayıp ihbarının süresinde yapıldığını savunmuş ise de, mahkeme gerekçesinde de gösterildiği üzere davalı ayıpların 31/07/... tarihinden önce davacı yükleniciye ihbar edildiğini ispatlayamamıştır. Gerekçeli kararda da açıklandığı üzere davalı iş sahibi açık ayıpları TBK’nun 474/1.maddesinde gösterilen sürede davacı yükleniciye bildirdiğini ispatlayamadığından kendisine teslim edilen ürünleri ayıplı olarak kabul etmiş sayılacaktır. Bu durumda açık ayıplı olarak ürünleri kabul eden davalının ayıptan kaynaklanan seçimlik haklarını kullanma şartları oluşmadığından davalı ürün bedellerinden sorumludur. Davalının bakiye borcunu ödemediği sabit olup mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı vekili icra inkar tazminatı yönünden karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Dava konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığının uyuşmazlık konusu olduğu dikkate alındığında alacağın varlığı toplanan deliller ile bilirkişi raporu alınarak yapılan inceleme sonucu belirlendiğinden davaya konu edilen alacak likit olmadığından davacının istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan taraf vekillerinin istinaf talebi başvurularının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve.. sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK'nun 353/1-b-1 hükmü gereğince taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, ...-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılması gerekli istinaf karar harcının peşin alınmış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gerekli 1.477,54.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 369,39.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.108,....-TL harcın ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Karar tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, ...-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin, gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere .. tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/504, K. 2024/1941, T. 17.10.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-504-e-2024-1941-k-c0b7291f03a4