Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/338 E. 2026/1064 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/338
Karar No
2026/1064
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/338 KARAR NO : 2026/1064

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/11/2022 NUMARASI : 2021/681 Esas 2022/803 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 22/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, taraflar arasında imzalanan 20.06.2020 tarih, 1kl.2020.06.501 sayılı sözleşme ile Asansör Tipi: Tripleks / 5.300 mm, Akü Durumu: ... Akü (3 yıl garanti) özelliklerine sahip ... marka Forklift'i 3 yıl garanti ile davalıdan 80.000 TL + KDV karşılığında satın aldığını, ancak davalı tarafından Forklift makinesinin aküleri ve akü şarj makinesinin kusurlu çıktığını, müvekkili şirketin makinedeki söz konusu arıza ve kusurların giderilmesi için davalı şirketi şifaen ve e-posta aracılığıyla yazılı şekilde defalarca ikaz ettiğini, neticede davalı tarafından gönderilen servis ekibinin Akü Şarj Redresör Kart Grubu'nun arızalı olduğunu, bu arızanın akülere de zarar verdiğini tespit ettiğini ve söz konusu makine parçasının garanti kapsamında değiştirildiğini, ancak sonrasında da akülerdeki sorunun devam ettiğini, bunun üzerine davacı tarafça davalı tarafa Mersin 4. Noterliği'nin 24/03/2021 tarih ve 05584 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek Forklift makinesi ile akülerindeki arıza ve kusurların giderilmesi, aksi halde ayıpların mahkeme aracılığıyla tespit edilerek tarafınca giderileceği, bu esnada doğacak tüm gider ve masrafların davalıya fatura edileceğinin bildirildiğini, bu ihtarname üzerine davalının aküleri onarımı için şirket merkezi olan İzmir iline gönderilmesini istediğini ve akülerin satıcıya bakım ve onarım yapılması için gönderildiğini, aküler davalıya ulaştıktan sonra davalı tarafın akülerin fazla şarj edildiği ve aşırı ısıya maruz kaldığını öne sürerek garanti kapsamında olan ve halihazırda 2 yıldan fazla garantisi bulunan akülerin değişimi için ücret talebinde bulunduğunu, müvekkili şirketin garanti kapsamında olan akülerin değişimi için ücret ödemeyi kabul etmediğini ve akülerin geri gönderilmesini müteakip taraflarınca aküler hakkında Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/10 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talep edildiğini, bu dosya kapsamında yapılan keşif ve incelemeler neticesinde bilirkişi raporunda akülerin, Redresörde bulunan ve arızalı olduğu için garanti kapsamında değişimi yapılan redresör kartı arızası nedeniyle hasar aldığı ve akülerdeki arızanın satıcının kusuru nedeniyle meydana geldiğinin açıkça ortaya çıktığını, bu esnada müvekkili şirketin Forklift makinesini kullanabilmek için piyasadan temin ettiği akü grubunu toplam 22.000,00 TL bedelle satın aldığını ve 14/07/2021 tarihli GIB2021000000119 numaralı takip dayanağı e-fatura ile satın alınan akü bedelini davalıya yansıttığını, müvekkili tarafından davalı adına düzenlenen e-faturaya, e- fatura sistemi üzerinden davalı tarafça herhangi bir red/itiraz işlemi yapılmadığı gibi faturanın tebliğinden itibaren 8 günlük yasal süresi içinde faturaya ya da fatura içeriğine herhangi bir itirazda da bulunulmadığını, taraflarınca 22.000,00 TL tutarındaki fatura bedeli ve delil tespiti amacıyla yapılan 1.688,90 TL tutarındaki mahkeme masraflarının tahsili amacıyla icra takibine geçildikten sonra davalı tarafın icra takibine ve borca itiraz ettiğini, ancak davalının icra takibine itirazının mesnetsiz ve haksız olduğunu, zira davalı yanın faturaya itiraz için TTK' da düzenlenmiş olan 8 günlük yasal süre geçtikten sonra İzmir 21. Noterliği'nin 25/08/2021 tarih ve 34909 yevmiye nolu ihtarnamesi ile faturaya itiraz ettiğini ve itiraza gerekçe olarak da davalı İ...A.Ş'nin müvekkili .... Şti.'ye herhangi bir akü satmadığını, sadece arızalı bir forklift sattığı iddiasını ileri sürdüğünü, müvekkili ile davalı şirket arasında Forklift ve 3 yıl garantili ....Aküye ilişkin satış sözleşmesinin mevcut olduğu gibi dava konusu akülerin satın alındıktan sonra müvekkiline gönderildiğine ilişkin kargo fişleri, banka ödeme dekontları, e-posta yazışmaları, akü redresör kart grubunun garanti kapsamında ücretsiz değişimine dair irsaliyeli fatura, akülerin onarım ve bakım için davalıya ait işyerine gönderme/geri iadeye ilişkin kargo fişleri ve e-posta yazışmaları ile davalı şirketin kendi işyerinde yaptığı kontrol sonucu düzenlediği Servis Formu ve sair birçok somut ve kesin delil varken davalının müvekkili şirkete akü satmadığını iddia etmesinin davalının tamamen kötü niyetle hareket ettiğini, kusurları örtbas ederek sorumluluktan kaçmaya çalıştığını açıkça ortaya çıkardığını, öyle ki davalı yanın bir yandan sadece arızalı/hurda forklift satıldığını iddia etmekte iken diğer yandan "iyiniyetle" forklift ve akülere gerekli bakım ve servis hizmeti verildiğini beyan ederek kendisi ile çeliştiğini ve kötüniyetli davranışlarını açığa çıkarmakta olduğunu, davalının icra takibine itirazının da aynı kötüniyetli eylemlerinin bir parçası olduğunu, tarafların arabuluculuk sürecinde bir araya geldiğini, ancak davalı tarafın ödeme yapmaya yanaşmadığını, bu sebeple anlaşma sağlanamadığını belirterek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; davalı borçlunun Menemen İcra Müdürlüğü’nün 2021/1610 E. sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde davacının müvekkilinden taraflar arasında imzalanan 20.06.2020 tarih, Tkl.2020.06.501 sayılı sözleşme ile Asansör Tipi: Tripleks / 5.300 mm, Akü Durumu: ...Akü (3 yıl garanti) özelliklerine sahip ... marka Forklift'i 3 yıl garanti ile müvekkili şirketten 80.000,00.-TL + KDV karşılığında satın almıştır" dediğini ve işbu iddiasını desteklemek amacıyla dava dilekçesi ekine müvekkili tarafından düzenlenen ticari teklif formunu eklediğini, ticari teklif formunun taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispatlamaya yeterli olmadığını, teklif formunun bilgilendirme amaçlı olduğunu, teklif formunda "birim fiyat : 80.000,00 TL + KDV" yazan satırın yanına parantez içerisinde "25.000 TL + KDV fatura kesilecektir." şeklinde yazılan, sadece davacının kaşe ve imzasını içeren değişikliğin müvekkili şirket yönünden hukuki geçerliliği olmadığını ve kabul etmediklerini, arızalı olduğu iddia edilen akünün müvekkilinden alınmadığını, müvekkili tarafından teklif edilen iki farklı forkliften davacı tarafından fiyatı yüksek bulunarak alınmadığını bunun yerine çok daha uygun fiyatlı olan 26.06.2020 tarihli 3799 proforma fatura numaralı teklif edilen arızalı (hurda) ve aküsüz forklifti satın aldığını, 26.06.2020 tarihli 3799 proforma fatura numaralı teklif edilen arızalı (hurda) ve aküsüz forklifti satın aldığını, müvekkili tarafından davacı şirket adına kesilen ve dilekçe ekinde yer alan 30.07.2020 tarih ve INA2020000000033 fatura numaralı e-arşiv faturadan, müvekkili şirketten alınan ürünün aküsüz ve arızalı forklift olduğunun açıkça anlaşıldığını, müvekkili tarafından bu yönde 25.000-TL+KDV olarak kesilen faturanın itiraz edilmeyerek ödemenin yapılmasının da bunu gösterdiğini, satın alınan aküsüz ve hurda forkliftte ise herhangi bir arazının olmadığının Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/10 D. İŞ 2021/11 K. Sayılı delil tespiti dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, raporda forkliftte arızanın olmadığı arızanın aküde olduğunun tespit edildiğini, kaldı ki davacıya satılan hurda forkliftin zaten garanti kapsamında olmadığını, arızalı olduğuna dair herhangi bir bildirimin de müvekkiline yapılmadığını, Davacı şirket tarafından 26.06.2020 tarih ve 3799 numaralı profoma faturaya istinaden satın alınan "... marka forkliftin" akü şarj cihazı ile ilgili olarak müvekkiline bildirilen arıza üzerine (arızalı olduğu iddia edilen akü ile ilgili herhangi bir sorumluluğu olmamasına rağmen) tamamen iyi niyetle derhal müdahale edilmek suretiyle gerekli bakım yapılarak ve servis hizmeti verildiğini, yapılan incelemede cihazda, şebeke dalgalanmasından kaynaklı elektronik kart problemi olduğunun belirlendiğini, ayrıca, davacı şirket personelince çalışmayan şarj cihazının manuel olarak devreye alınmaya çalışıldığının tespit edildiğini, müvekkili teknik personeli tarafından yapılan uyarılara rağmen davacının bu uyarılara uyulmaması neticesince manuel olarak devreye alınan şarj cihazı akü dolduktan sonra otomatik olarak devreden çıkmadığı için devamlı gelen akım aküyü aşırı şekilde ısıtmış ve arızalanmasına sebep olduğunu, yani aküde meydana gelen arızanın kullanıcı hatası olduğunu, yapılan görüşmelerde davacı şirketin forklifti başka bir firmaya kiraladığını ve yetkin olmayan personel tarafından kullanıldığının tespit edildiğini, kendileri tarafından satılmayan akünün ve şarj makinesinin arızalanmasının kullanıcı hatasından kaynaklandığının Mersin Asliye Hukuk mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesinde de tespit edildiğini, davacı tarafından müvekkiline düzenlenen yansıtma faturanın iade edildiğini, Söz konusu 14.07.2021 tarihli ve 22.000,01.-TL bedelli 1 adet e-arşiv fatura kopyası müvekkili şirketçe GİB fatura listesinden tespit edildiğini ve İzmir 21. Noterliği'nin 33389 yevmiye sayılı ve 13.08.2021 tarihli ihtarnamesi ile kabul edilmeksizin, iade faturası düzenlenerek davacıya tebliğ edildiğini, davacı tarafın ise, Mersin 2. Noterliği'nin 17.08.2021 tarih ve 24050 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, düzenlenen iade faturasına itiraz ederek ve faturayı iade ettiğini, Buna karşılık müvekkilince İzmir 21. Noterliği'nin 25.08.2021 tarih ve 34909 yevmiye sayılı cevabı ihtarnamesi ile, davacı şirketçe gönderilen ihtarnamenin kabul edilmediği, yine davacı tarafından daha önce düzenlenen yansıtma faturaya itiraz edildiği, taraflar arasında fatura tanzimini gerektiren bir ilişki kalmadığı, anılan nedenle müvekkili şirkete bir daha fatura gönderilmemesi, cevaben ihtar edildiğini, alacak kalemlerinin likit ve muayyen olmadığını, beyanla davanın reddine davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Esas itibarı ile taraflar arasındaki uyuşmazlık, ticari satım kapsamında ayıplı ürün satışından kaynaklı zararın tahsiline yönelik yürütülen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalıdan 80.000,00.-TL + KDV karşılığında forklift satın aldığını ve forkliftin arızalı çıktığını ileri sürmüş, arızanın giderilmemesi üzerine kendilerince haricen giderilerek bedelini talep etmiştir. Davalı ise cevap dilekçesinde, müvekkili tarafından davacıya sunulan ilk teklifin sıfır forklift için olduğunu ancak bedelin yüksek bulunması nedeni ile arızalı ve aküsüz ikinci el forkliftin davacı tarafından satın alındığını, teklif mektubunun altında yazılan 25.000,00-TL + KDV fatura kesilecektir ibaresinde müvekkilinin kaşe ve imzasının bulunmadığından geçerli olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23. (6102 sayılı TTK m. 21) maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Mahkememizce tarafların ticari defterleri ve davaya konu forklift üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştı. Düzenlenen raporlara göre, forklifte davacı tarafından ileri sürülen akü arızası bulunmaktadır. Ancak çözülmesi gereken uyuşmazlık, söz konusu arızadan davalının sorumlu olup olmadığı, tarafların sıfır forklift mi yoksa aküsüz ikinci el forklift mi sattıkları noktasındadır. Yapılan bilirkişi incelemesine göre davalı ile davacı arasındaki ticari ilişki kapsamında, davalı tarafça kesilen 25.000,00-TL + KDV karşılığı 29.500,00-TL bedelli bir adet fatura kesilmiş ve fatura içeriğinde açık bir biçimde aküsüz arızalı forklift yazmaktadır. Söz konusu fatura davacı tarafından teslim alınmış ve herhangi bir itirazda bulunulmaksızın ticari defterlerine işlediği gibi forklift bedeli olan 29.500,00-TL davalıya ödenmiştir. Bu yönü ile her iki tarafın ticari defterleri de birbirlerin doğrulamakta, lehlerine ve aleyhlerine delil niteliği taşımaktadırlar. Tarafların ticari defterlerine göre aralarındaki akdi ilişki, davalının savunmasında belirttiği üzere arızalı aküsüz forklift hakkındadır. Bu husus faturada açık bir biçimde yer almakta olup faturanın tesliminden itibaren 8 iş günü içerisinde davacı faturaya herhangi bir itirazda bulunmamış, fatura bedelini de ödemiştir. Taralar arasındaki uyuşmazlıkta genel ispat koşulları geçerli olup fatura ve ticari defterlerde yer alan bilgilerin aksini ispat yükü davacı taraftadır. Faturanın ticari defterlerine işlenmiş olması ve içeriğine herhangi bir itirazda bulunulmaması da dikkate alındığında davacı bunu ancak yazılı delil ile ispat edebilir. İddialarını ispat için sunduğu belge teklif mektubu mahiyetinde olup sözleşme niteliğinde değildir. Ancak TBK kapsamında icap niteliğindedir. Kaldı ki, teklif mektubu üzerine harici olarak kalem ile yazılan kısımda tarafların her ikisinin de kaşe ve imzası bulunması gerekmekte iken davalının herhangi bir kaşe ve imzası bulunmamaktadır. Davacının dayandığı bir diğer husus ise, arızalı olduğu için değiştirilmek zorunda kalınan akü grubunun davalı tarafından müvekkiline satıldığı yönündedir. Gerçekten de, arızalı olduğu için kullanılmayan ve davacının iş yerinde atıl durumda bulunan akülere ilişkin dava dışı şirkete yazılan müzekkere cevabında, söz konusu akülerin davalıya satıldığı bildirilmiştir. Ancak burada yukarıda da açıklandığı üzere ispat yükü davacı tarafta olup söz konusu akülerin kendilerine davalı tarafından satıldığını ispat etmesi gerekmektedir. Tarafların ticari defterlerine işlenmiş olan ve birbirini doğrulayan kayıtlara göre davalı tarafça davacıya aküsüz arızalı forklift satılmıştır. Tarafların ticari defterlerinde başkaca bir ilişkiye de rastlanmamış olup baştan beri davalı, davacıya herhangi bir akü satışı yapılmadığını ileri sürmüştür. Akülere ilişkin tarafların ticari defterlerine işlenmiş ya da düzenlenmiş herhangi bir fatura bulunmadığından ve satılan forklift de aküsüz satıldığından bu konuda ispat yükü davacıda olup davalıdan akü satın aldığını ve bedelini ödediğini yani akü alım satımına ilişkin taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğunu ispat edememiştir. Kaldı ki, davacı, davasını taraflar arasında var olduğunu iddia ettiği sıfır forklift satışına dayandırmış olup davalıdan haricen akü aldığını da ileri sürmemiş, bu hususa dayanmamıştır. Her ne kadar bilirkişi raporlarına karşı beyan dilekçelerinde bu hususa dikkat çekmiş ve her halde davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, belirtildiği üzere akü alım satımına ilişkin ticari ilişki ispat edilemediği gibi davacı tarafça açılan dava ve takip forklift alım satımına ilişkin sözleşmeye ilişkindir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi sıfır forklift üzerinden anlaşmanın kurulmadığı, taraflar arasında ikinci el ve aküsüz bir forklift üzerinden anlaşmanın sağlandığı bu nedenle aküdeki arızadan davalının sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla davacının davasının reddine, davacının kötü niyetli olduğuna dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE, Koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, dava dilekçelerindeki asıl iddia ve taleplerinin gözden kaçırıldığını, uyuşmazlık konusunda yanılgıya düştüğünü, mahkeme kararında belirtilenin aksine taraflarınca sıfır forklift alındığı ya da forklift makinesinin kendisinde arıza çıktığı yönünde bir iddiaları olmadığını, davalarının sıfır forklift satışına dayandırılmadığını, forkliftin kendisi ile ilgili herhangi bir talepte de bulunulmadığını, nitekim forkliftin davalıdan sıfır değil 2.el olarak satın alındığını, forklifte takılan ve aynı sözleşme içerisinde yer alan akü grubu ve redresörün ise sıfır ve 3 yıl garantili olarak alındığını, davalarının esas konusunun sözleşme kapsamında satın alınan ve 3 yıl garantisi bulunan sıfır akülerin ve yeni redresörün kusurlu olmasına rağmen davalının akü grubunu garanti kapsamında değişimini reddetmesi üzerine sıfır bir akü grubunun piyasadan temin edilerek bedelinin davalıya fatura edilmesinden kaynaklanan yansıtma fatura alacağının taraflarına ödenmesi hakkında olduğunu, sıfır forklift alındığı şeklinde bir iddialarının hiçbir zaman olmadığını, sözleşme kapsamında sadece akülerin sıfır ve 3 yıl garantili olduğu beyan edilerek garanti kapsamında akü bedellerinden kaynaklanan alacak nedeniyle dava açıldığını, mahkemece iddia ve taleplerinden uzaklaşıp davanın esası ve talepleri hakkında yanılgıya düşüldüğünden yargılama boyunca toplanan tüm deliller ve alınan tüm bilirkişi raporlarının davalarını ispatlar nitelikte olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin taraflar arasında satış sözleşmesi olmadığına ilişkin kanaat ve kararının dosya kapsamına, usule ve kanuna açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin akü alım satımına ilişkin ticari ilişkinin ispat edilemediğine ilişkin kanaat ve kararının dosya kapsamına, usule ve kanuna açıkça aykırı olduğu gibi karar gerekçesinin kendi içinde de çelişki içine düştüğünü, bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere söz konusu forklift ve redresör üzerindeki akü şarj priz ve fişlerinin orijinal montajlı olduğunu, akülerin harici bir şarj cihazı ile şarj edilemeyeceğini, bu nedenle fabrika üretimi düzeneğinde şarj edildiğinin tespit edildiğini, bilirkişi raporunda forklift, akü grubu ve redresör üzerinde yapılan keşif neticesinde akülerin tamamının aşırı ısıya maruz kaldığından şiştiğinin, akü grubunun arızalı olduğunun, akü grubundaki arızanın akü şarj dolumunu sağlayan redresörden kaynaklandığının, fabrika yerleşkesinde mevcut arızalı akü grubu/redresör kartı incelemelerinde tespit edildiğini, davalı yanın icra takibine dayanak olan e-faturaya yasal süre içinde itiraz etmediğini ve faturanın kesinleşmediğini, bu hususun 25/04/2022 tarihli mali müşavir bilirkişi raporu ile sabit olmasına rağmen mahkemenin bu hususu hiçbir şekilde nazara almadığını, neticede bilirkişi raporuna ticari kayıtlara ve dosya kapsamına aykırı şekilde karar verildiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Davacı tarafça, taraflar arasında imzalanan 20.06.2020 tarih, 1kl.2020.06.501 sayılı sözleşme ile Asansör Tipi: Tripleks / 5.300 mm, Akü Durumu: ... Akü(3 yıl garanti) özelliklerine sahip ... marka Forklift'i 3 yıl garanti ile davalı ... A.Ş.'den 80.000 TL + KDV karşılığında satın aldığı, ancak davalı tarafından satışı yapılan Forklift makinesinin aküleri ve akü şarj makinesi kusurlu çıktığı, akülerin garanti kapsamında değişimi yapılan redresör kartı arızası nedeniyle hasar aldığı ve akülerdeki arızanın satıcının kusuru nedeniyle meydana geldiğinin açıkça ortaya çıktığını, bu esnada müvekkili şirketin Forklift makinesini kullanabilmek için piyasadan temin ettiği akü grubunu toplam 22.000,00 TL bedelle satın aldığını ve takip dayanağı e-fatura ile satın alınan akü bedelini davalıya yansıttığını, borcunu ödememesi üzerine Menemen İcra Müdürlüğü’nün 2021/1610 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davacının arızalı (hurda) ve aküsüz forklifti satın aldığını, kendileri tarafından satılmayan akünün ve şarj makinesinin arızalanmasının kullanıcı hatasından kaynaklandığının bilirkişi incelemesinde de tespit edildiğini, davacı tarafından müvekkiline düzenlenen yansıtma faturanın iade edildiğini, borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının davacıya düzenlediği 30.07.2020 tarih INA2020000000033 nolu KDV dahil 29.500,00 TL tutarlı fatura içeriğinin “Forklift-Aküsüz ve Arızalı” olarak düzenlendiği ve bedelinin davacı tarafından ödendiğinin, davacı taraf dava dışı kişiden haricen satın aldığı akülerin bedelini talep edebilmek için satın alınan ürünün ayıplı olduğunu ve zararın bu nedenle doğduğunu kanıtlamak zorunda olup davacının iddiasını kanıtlayamadığından kararın sonuç olarak isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2022 tarih, 2021/681 Esas ve 2022/803 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 22/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/338, K. 2026/1064, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-338-e-2026-1064-k-dca3a5bb3786