Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/325 E. 2026/1690 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/325
- Karar No
- 2026/1690
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/325
KARAR NO: 2026/1690
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/06/2022
NUMARASI: 2018/528 Esas, 2022/531 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir olduğunu, davalının davacıdan satın aldığı mallara dair cari hesap borcu sebebi ile ciro ederek verdiği çekin de ödenmemesi üzerine alacaklı bulunduğunu, davacının alacağının tahsili için.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yaptığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, çeke dayanılarak ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi yaptığını, bu takibin mükerrer takip olduğu gerekçesi ile icra takibinin iptaline karar verildiğini, davalının yapılan icra takiplerine rağmen bugüne kadar borcunu ödemediğini ileri sürerek, 20.000 TL. asıl alacağının 20.05.2013 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; aynı konu ve aynı belgelerle ilgili davanın görüldüğünü, hukuk gereği aynı konu hakkında verilen bir karar varken yeni bir dava açılamayacağını, icra dairelerinde gerekli itirazların yapıldığını, söz konusu icraya konu çekin hukuki geçerliliği bulunmadığını, belli bir süre içerisinde işleme konulması gerektiğini, çekin borçlu olarak gösterilen .... ... ... Şti.tarafından müvekkiline ödemesi gereken borca karşılık verildiğini, söz konusu çekin kullanılmak istendiğinde de söz konusu firmalar tarafından ödenmediğini, bu nedenle burada müvekkilinin hiçbir sorumluluğu olmadığını, davacının iki kez takip yapmasının hukuka ve usul kurallarına aykırı olduğunu, ayrıca dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının cari hesap ekstresi başlıklı ve ayrı ayrı adreslerde belirtilen ve hesap dökümü adı altında hazırlanan belgelerin ne olduğunun belirtilmediğini, bu belgelerde kim alacaklı kim borçlu imzaları dahi bulunmayan ve el yazısı ile alt tarafı yazılan bu sözde belgelerin davacı tarafça, imzasız ve kaşesiz hazırlanan belgelerin müvekkili ile hiçbir ilgisi olmadığı gibi bilgisi dahilinde de olmadığını, davacının kendini haklı göstermek için kendisi tarafından hazırlanarak dosyaya sunulan bu kâğıt parçalarının hukuki olarak hiçbir geçerliliği bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava davalıya satılan malların satış bedeline istinaden verilen çekin ödenmemesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Davacı tarafça davaya dayanak olarak sunulan ... A.Ş. ... şubesine ait ... seri nolu 20/05/2012 tarihli ve 20.000,00 TL bedelli çekin incelenmesinde; keşidecinin .... Şti olduğu, lehtarın.... A.Ş. olduğu, 20/05/2012 tarihinde bankaya ibraz edilen çeke karşılıksızdır işlemi yapıldığı görülmüştür. Davacı taraf taraflar arasındaki temel ilişkiye dayanan alacağın varlığını ispat ile yükümlü olup 20/05/2012 tarihli zamanaşımına uğramış olan çek yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan davacı alacağının varlığını her türlü delil ile ispat imkanına sahip olup, davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde davacının davalıdan 13.049,15 TL alacaklı bulunduğu ... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 13.049,15 TL'nin 21/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu alacak hakkında birçok hukuka aykırı işlemler yapıldığını, verilen kararda, bu hukuka aykırı işlemler göz önünde bulundurulmadığı gibi eksik yargılama ve hukuka aykırı birçok işlemle birlikte yeterli araştırma da yapılmadan hatta davalı tarafların bir kısmı dosyaya eklenmeden yanlış karar verildiğini, dosyada dava sürecinde ''davalı firmanın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması'' belirtildiğini, ancak dosyaya sunulan sözde delil niteliğindeki bazı evraklar kendilerince düzenlendiğini, borçlu olan kişilerin sadece adı/soyadı olduğu el (yazısı) veya bilgisayar çıktılı yazıldığı, ancak borçlu olan kişi veya kişilerin imzalarının bulunmadığı ve yine borçlandıklarına dair tarihlerinin de olmadığı şeklinde dosyaya sunulan belgeler, delil olarak kabul edildiğini, ayrıca söz konusu davanın çeke bağlı olarak açılmasına rağmen ticari defterlerde çekin girdisi veya çıktısı ile ilgili hiç bir işlem yokken kararda çeke bağlı değil, delil niteliği olmayan el yazısı niteliğindeki sözde karalamaların delil il olarak kabul edildiğini, borca konu çek üzerindeki keşide yeri İstanbul diye belirtilmişse de keşide tarihinin de değiştirildiğini, çekin daha önce birden fazla hukuki işleme konduğunu, 20.07.2020 tarihinde yapılan bilirkişi incelemesi sırasında, delil olarak sunulan ... ... no.lu çekin ticari defter ve kayıtlarda olmadığının tespit edildiğini, ticari defterde yapılan her ödemenin nakit, çek, senet, havale vb. ticari defterlere işlenmesinin zorunlu olduğunu, bu ödemelerin, ticari defterlerde kayıt altına alınmazsa tacirin hukuken sorumlu tutulacağını, ticari işletmenin, muhasebe kayıtlarında mal ve hizmet satımları ile alımları karşılığında yapılan ödeme ve tahsilatlar muhakkak gösterilmesi gerektiğini, kayıtların birbiriyle tamamlayıcı olması gerektiğini, ticari defterlerin kanuna uygun şekilde tutulmuş sayılabilmesi için, zorunlu defterlerin tasdik işleminin ve diğer zorunlu defterler için de sicil memuruna beyanname verme yükümünün yerine getirilmesi, yevmiye defteri kayıtlarının süresi içinde deftere geçirilmiş, envanter ve bilançonun eksiksiz, açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmiş olması gerektiğini, aksi taktirde, kanuna uygun tutulmayan defterlerin sahibi lehine kanıt olarak kullanılamayacağını, bir şirketin yaptığı ticari ilişki sonrası aldığı ve verdiği çekleri yasal defterlerine kayıt etmek zorunda olduğunu, bu zorunluluğun çeklerin keşide tarihlerinin daha sonraki bir tarihte olması durumunda da değişmediğini, bu çeklerin yasal defterlere işlenmemesi hem vergi kanunları hem de Türk Ticaret Kanunu'na göre suç kabul edildiğini, çekin, ticari defterlere kayıt edilmemesi halinde, delil niteliğinde olmayacak aksine aleyhe delil kabul edileceğini, davacı tarafın dosyaya, daha önce sundukları sözde deliller ile ticari defterlerde geçen alacak veya borçlar benzer sayfalardan olmayıp, dava sürecinde ticari defterlerin incelenmesine karar verildikten sonra, davacı tarafın ticari defter hazırladığını, bu girdi çıktıların vergi dairesinden de sorularak daha önceki süreçte olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, dava açılmadan önce borca konu çek ile ilgili olarak .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyada kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi yapıldığını, yargılama sürecinde dosyalar incelendiğini, mükerrer takipler yapıldığını, İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi söz konusu takibin iptaline karar verildiğini, icra takiplerindeki borçlular .... Şti. ile.... AŞ ile müvekkili olduğunu, bu icra takiplerinden bir sonuca ulaşılmadığını fark eden davacının daha sonra sadece müvekkili aleyhinde çeki delil göstererek yeniden hukuki süreci başlattığını, ancak icra takibindeki diğer iki borçlu olduğunu iddia ettiği firmaları nedense bu dosyada davalı olarak göstermediğini, bu durumun hukuka ve esasa aykırı olduğunu, istenen miktarın çeke bağlı mı yoksa cari hesaba bağlı bir hesap mı olduğunun anlaşılamadığını, davalı gösterilmeyerek hukuka aykırı ve ispat edilemeyen delillerle açılan davanın reddi gerekirken kabul edildiğini, diğer taraftan, dosyadaki mevcut deliller ve gelen raporlar doğrultusunda öncelikle davacının davasını çeke bağlı ticari alacak olarak açmasının kabulü halinde ticari defterlere işlenmeyen çekin delil niteliği taşımaması nedeniyle açılan davanın reddi gerektiğini, ayrıca davanın cari alacağa bağlı olarak açılmış olması halinde ise neden 13.049,14 TL'lik cari hesap borcuna karşılık değil de daha yüksek miktardaki çeke bağlı açıldığının sorulması ile davanın yine reddi gerekirken davacının dava dilekçesinde sunduğu .... AŞ adına 7.921,41 TL borcun olduğunu belirten belgenin neden sunulduğunu, bunu alacağın olması halinde neden davaya dahil edilmediğini ya da dava açılmadığının da göz önünde bulundurulması gerektiğini, çekin .... Şti. ile.... A.Ş. tarafından müvekkile ödemesi gereken borca karşılık verilmiş olup, söz konusu çek kullanılmak istendiğinde de söz konusu firmalar tarafından ödenmediğini, bu nedenle müvekkilinin söz konusu borçla hiçbir ilgisi olmadığını, ibraz süresi, çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihinin ertesi günü başlayacağını bilirkişi raporunda ve ayrıca yapılan yargılama sürecinde, .... AŞ ile .... Şti.'ne davaya dahil olması için dava dilekçesi verilmiş bu dilekçeye bağlı olarak tebligatlar gönderilmiş ve davanın .... A.Ş. ile .... Şti.'ye ihbar edilmesine karar verilmesine rağmen asıl raporda ve daha sonra alınan ek raporda da davacı ile bu belirtilen firmaların ticari ilişkileri olmasına rağmen söz konusu iflas eden ve iflas sürecinde olan bu firmaların sorumlularının belirlenerek şirket iflas etmişse şirketin iflas ettiğine dair; davacı tarafa süre verilerek ilgili Asliye Ticaret Mahkemesin'de ''Şirketin İhyası Hakkında'' dava açılması gerekirken bu işlemde yapılmayarak eksik, yeterli araştırma ve hukuk kurallarına aykırı olarak verilen kararın eksik olduğunu, mahkemenin, zamanaşımını göz önünde bulundurmadığı için bu açıdan haksız ve yersiz olarak açılan davanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, çeke bağlı olarak açılan davanın, çeke bağlı bir ticari alacak davası değil, delil niteliği olmayan sözde dava dilekçesine eklenen 'cari hesap ekstreleri ile belirtilen' ve hukuki değeri olmayan delillere dayanılarak verilen kararın bu açıdan da değerlendirilmesi gerektiğini, dava sürecinde ticari defterlerin incelenmesine karar verildikten sonra, davacı taraf ticari defter hazırlamış olup bu girdi çıktıların vergi dairesinden de sorularak daha önce olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, zamanaşımına uğramış çek nedeniyle temel ilişkiye dayanılarak açılan alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı, davalıya mal sattığını, karşılığında davalının borcu için çek düzenleyip verdiğini, çek sebebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ile takibin durduğunu, sonra kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlatıldığını, bu takibin de mükerrer takip sebebiyle iptal edildiğini ileri sürerek, 20.000 TL'nin tahsilini istemiş, delil olarak, fatura ticari defterler, çek ve icra dosyalarına dayanmış, fatura ve davalı imzalı bir kısım tahsilat fişleri sunmuştur. .
Davalı ise, borcu bulunmadığını, çekin lehtarı ve keşidecisi tarafından bedelin kendisine ödenmediğini, sunulan belgelerin alacağı ispata yeterli olmadığını savunmuştur.
Davacının dayandığı ..., ... Şubesine ait, 6702505 sayılı, 20.000 TL bedelli, 20.05.2012 tarihli çekin keşidecisinin, ...Limited Şirketi, lehtarının ....AŞ olduğu, lehtar tarafından davalı ...'a ciro edildiği, davalı tarafından davacıya ciro edildiği, davacı tarafından 21.05.2012 tarihinde bankaya ibraz edildiği, karşılıksız olması sebebiyle ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Taraf defterleri üzerinde mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, davacı taraf defterlerini sunmuş, ancak davalı taraf sunmamıştır. Davacı defterlerinin incelenmesi sonunda düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda ise, davacı defterlerinin onaylarının yapıldığı, usulüne uygun tutulduğu, davacının davalıdan kendi defterlerine göre 13.049,15 TL alacağının bulunduğu, çekin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, zamanaşımına uğramış olsa da yazılı delil başlangıcı sayılan çeke ilişkin olarak davacının ticari defterlerine göre 13.049,15 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davaya dayanak çek bakımından ibraz tarihinden itibaren 3 yıllık süre geçmiş olduğundan, çekin 6102 sayılı TTK'nın 814 (6762 sayılı TTK'nın 726) maddesine göre zaman aşımına uğradığı görülmektedir. Çekin zamanaşımına uğraması halinde hamil; ciranta ve keşideciye karşı kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybeder. Yani süresinde ibraz edilmeyen veya zamanaşımına uğrayan çek nedeniyle kambiyo hukukundan kaynaklı haklar yitirilmiş olur. Bu durumda çeke dayalı müracaat hakkını kaybeden hamil alacağına kavuşabilmesi için iki yola başvurabilir. Hamil; ya aralarındaki temel ilişki varsa temel ilişkiye dayanarak çeki devraldığı ciranta veya lehtara başvurarak ve zamanaşımına uğrayan çekleri yazılı delil başlangıcı olarak göstermek suretiyle alacağını diğer her türlü delille ispat edebilir ya da arada temel ilişki yoksa TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanarak keşideciden alacağını talep edebilir.
Dava, temel ilişkiye dayalı alacak istemine ilişkindir. Davalının çekte ciranta olarak yer aldığı, bu çekin davalı imzasıyla davacıya ciro edildiği, davacının çekin yetkili hamili olduğu anlaşılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan çek delil başlangıç olup ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacı bu durumda davasını tanık dahil her tür delil ile ispatlama imkanına sahiptir. (Yargıtay 11.HD 2016/7403 Esas, 201/5723 Karar) Nitekim somut olayda mahkemece, davacı defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu sebeple verilen çekin ödenmediğinin belirtildiği, bu durumda davacının yazılı delil başlangıcı sayılan çek ve ticari defterleri ile alacağının varlığını da kanıtlamış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekili, lehtar ve keşideciye dava açılmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere zamanaşımına uğramış çek sebebiyle hamil; ya aralarındaki temel ilişki varsa temel ilişkiye dayanarak çeki devraldığı ciranta veya lehtara başvurarak ve zamanaşımına uğrayan çekleri delil başlangıcı olarak göstermek suretiyle alacağını diğer her türlü delille ispat edebilir ya da arada temel ilişki yoksa TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanarak keşideciden alacağını talep edebilir. Somut olayda davacı çeki devraldığı davalı cirantaya davasını temel ilişkiye dayalı olarak yönelttiğinden bu husustaki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Ticaret olduğu, borçluların ..., .... ....... A.Ş. Olduğu, 20/05/2012 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çeke istinaden 20.000,00 TL asıl alacak, 1.947,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.947,77 TL alacağın tahsili için 21/03/2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı-borçlu ...'a tebliğ edildiği, davalı-borçlunun borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının..., borçluların ..., .... ....... A.Ş. olduğu, 20/05/2012 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çeke istinaden 20.000,00 TL çek bedeli, 6.808,76 TL işlemiş faiz, 2.000,00 TL çek tazminatı olmak üzere toplam 28.808,76 TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmış olduğu, dosya borçlusu ...'ın İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açmış olduğu icra takibine itiraz davasında mahkemece 05/10/2015 tarihli 2014/1560 Esas 2015/814 Karar sayılı karar ile aynı çeke dayanılarak.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığından mükerrer icra takibi yapılması nedeniyle.... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı takibin iptaline karar verildiği görülmüştür, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18/12/2017 tarih ve 2017/8494 Esas ve 2017/15801 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf, yukarıda belirtildiği üzere çek bedelinin tahsili için davalı ile diğer müracaat borçlularına daha önce takip başlatmış, itiraz üzerine bu takip durmuştur. Aynı çeke ilişkin başlattığı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip ise mükerrer takip olması sebebiyle icra mahkemesince iptal edilmiştir. Söz konusu takipler sonrasında davacının alacağının tahsili için temel ilişkiye dayanarak çeki devraldığı ciranta olan davalıya eldeki davayı açmasına hukuki bir engel bulunmadığından aksi yöndeki davalı istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 509,16 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.10.2026