Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/266 E. 2026/1008 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/266
- Karar No
- 2026/1008
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/266 KARAR NO : 2026/1008
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2022 NUMARASI : 2022/241 Esas 2022/1352 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 16/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/04/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya aralarında olan ticari ilişki sebebiyle çeşitli ürünlerin satışının yapıldığını, fatura ve sevk irsaliyelerinin düzenlenerek bu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, davalı tarafça bir kısım ödemelerin yapılmış olmasına rağmen yapılmayan diğer ödemeler için önce İzmir 19. İcra Müdürlüğü aracılığı ile takibe geçildiğini, davalı tarafın yetki itirazı üzerine takibe Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/21415 Esas sayılı dosyasıyla devam edildiğini ancak davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/21415 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde dava konusu faturanın kısmi ödendiğinin iddia edildiğini, anılan faturadan sonra taraflar arasında devam eden alışverişler olduğunu, bunlara ilişkin faturaların da kesildiğini ve o faturanın paralarının ödendiğinin dava dilekçesi ile ikrar edildiğini, müvekkiline sevk edilen bazı malların teslim edilmediğine ve .... fabrikasından direk sevk edildiğine ilişkin notların icra dosyasında faturalar üzerinde yer aldığını, karşı tarafın sevk ettiği mallardan dolayı müvekkilinin sorumlu olmadığını, basiretli bir tacirin varsa önce eski alacağını tahsil edeceğini, bu durumun eski faturanın ödendiğine karine olduğunu, fatura bedellerinin tahsil edilmediğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini belirterek, icra dosyasına yaptıkları itirazın kabulü ile davacının davasının reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. MAHKEMECE: .."Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın uyuşmazlık konusu Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/21415 Esas sayılı dosyasında takibe itiraz ederek takibe konu borcu kabul etmediği, mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, tarafların ticari defterlerinin yerlerini bildirdikleri, mahkememiz tarafından bilirkişi marifetiyle tarafların ticari defterlerinin incelettirildiği, davacının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde hazırlanan 09/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirket tarafından 2018 yılında kullanılan ve 20.12.2017 tarih/19165 no ile açılış 20.06.2019 tarih/07481 no ile kapanış tasdiki yaptırılan yevmiye defteri kayıtlarının incelendiğinin, 27.09.2021 icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalıdan 13.040,58 TL tutarında alacağının bulunduğunun tespit edildiği, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde aldırılan bilirkişi raporunda, 2017 yılına ait yevmiye defterinin incelenmesinde; defterin 29/12/2016 tarih ve 19504 yevmiye nosu ile Salihli 2.noterliğince tasdik edildiği, ilgili defterin kapanış tasdikinin yapılmadığının tespit edildiği,2018 yılına ait yevmiye defterinin incelenmesinde; defterin 29/12/2017 tarih ve 24783 yevmiye nosu ile Salihli 2.noterliğince tasdik edildiği, ilgili defterin kapanış tasdikinin yapılmadığının tespit edildiği, davalı ve davacı arasında görülen dava konusu ticari alacaktan kaynaklı davalının 2017 ve 2018 yılı defter kayıtlarında ödeme ile ilgili cari hesap kayıtlarına ödeme dekontlarının kayıt edilmediği, dolayısıyla davalının defter kayıtlarından davacıya herhangi bir borcunun bulunup bulunmadığı veya ne kadar olduğu yönünde bir kanaate varılamadığının tespit edildiğinin bildirildiği, bilirkişi raporunda yapılan tespitler neticesinde davalı tarafın ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, böylelikle HMK'nun 222/4 maddesi uyarınca açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olacağı, ayrıca davalı tarafın defterlerinde ödeme dekontlarının kayıtlarının bulunmadığı, bilirkişi tarafından bu hususun tespit olunduğu, bu durumda davalı tarafın fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin savunmasını ispat edemediği, davalı tarafın yemin deliline de dayanmadığı, diğer yandan davacı tarafın açılış ve kapanış tasdikleri yaptırılmış olan yevmiye defteri ile alacağını ispat ettiği, takipten önce davalı borçlunun temerrüte uğratıldığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı..." gerekçesi ile; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, davalının, Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/21415 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, takibin 13.040,59 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, Koşulları oluştuğundan kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak % 20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin raporunda, dava konusu alacağın miktarının tespit edilemediğinin belirtildiğini, 2.bilirkişi ....'nın raporunun gerekçeli kısmında, davacı şirket tarafından davalı adına KDV dahil toplam 36.917,55 TL'lik fatura düzenlendiğinin, düzenlenen faturaların karşılığında davalı tarafından banka çeki + kredi kartı ile davacı şirkete toplam 31.900,00 TL tutarında ödeme yapıldığının belirtildiğini, anılan faturalar ve yapılan ödemelerin 27/09/2021 tarihi itibariyle davacı şirketin davalıdan 13.040,58 TL tutarında alacağının bulunduğunun belirlendiğinin belirtildiğini, bu sonucun çelişkili olduğunu, takip konusu faturaların tutarının 36.917,55 TL olduğunu, bunun karşılığında ödenen paranın 31.900,00 TL olduğunun belirtildiğini, iki rakam arasındaki farkın 5.017,55 TL olduğunu, 13.040,58 TL hesap çıkarıldığında, her iki rakamın birbiriyle çeliştiğini, gerçek alacak miktarının da 5.017,55 TL olarak belirlenmesi gerektiğini, yapılan hesaplamanın mantıklı olmadığını, dosyada alacaklı olunduğu talep edilen diğer faturalardan alacak talebi çıkartılmak istenilmesi durumunda talebe bağlılık ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden, hukuk ve yasaya aykırı verilen yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça, ticari ilişki sebebiyle çeşitli ürünlerin satışının yapıldığı, fatura ve sevk irsaliyeleri düzenlenerek bu ürünlerin davalıya teslim edildiği, davalı tarafça bir kısım ödemeler yapılmış olmasına rağmen yapılmayan diğer ödemeler için Salihli 1. İcra Müdürlüğünün 2021/21415 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde karşı tarafın sevk ettiği mallardan dolayı müvekkilinin sorumlu olmadığı, basiretli bir tacirin varsa önce eski alacağını tahsil edeceğini, bu durumun eski faturanın ödendiğine karine olduğunu, fatura bedellerinin tahsil edilmediğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafça 2159 sıra nolu 35.620,11 TL bedelli fatura fatura bakiyesi 11.743,15 TL, 2232 sıra nolu 797.44 TL fatura bedeli, 822421 sıra nolu 500,00 TL bedelli fatura kaynaklı olarak 2159 sıra nolu 35.620,11 TL bedelli fatura fatura bakiyesi 11.743,15 TL, 2232 sıra nolu 797.44 TL fatura bedeli, 822421 sıra nolu 500,00 TL bedelli fatura kaynaklı olarak 13.040,59 TL asıl alacak talebinde bulunulmuştur. Davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı adına davacı şirket nezdinde açılmış bulunan 120.01.069 numaralı cari hesabın 2017 yılından 2018 yılına devreden borç bakiyesinin 8.023,03 TL olduğu, 27.09.2021 icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten (devreden borç bakiyesi + dava konusu edilen fatura toplamı - ödemeler toplamı / 8.023.03 + 36.917.55 - 31.900.00) 13.040.58 TL tutarında alacağının bulunduğu belirtilmiştir. Davalı defterinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda, 2017 ve 2018 ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, 002159 nolu ve 35.620,11 TL bedelli fatura 28/03/2018 tarih ve 20 yevmiye madde numarası ile kayıt altına alındığı ve aynı gün 20 yevmiye madde numarası ile ortaklar cari hesabından 35.620,11 TL ödendiği, 002232 nolu ve 797,44 TL bedelli fatura 04/05/2018 tarih ve 31 yevmiye madde numarası ile kayıt altına alındığı ve aynı gün 31 yevmiye madde numarası ile kasadan nakit olarak 797,44 TL ödendiği 822421 nolu ve 500,00 TL bedelli fatura 08/11/2018 tarih ve 71 yevmiye madde numarası ile kayıt altına alındığı ve aynı gün 71 yevmiye madde numarası ile kasadan nakit olarak 500,00 TL ödendiğinin kayıtlı olduğu, davalının 2017 ve 2018 yılı defter kayıtlarında ödeme ile ilgili cari hesap kayıtlarını ödeme dekontlarının kayıt edilmediği, dolayısıyla davalının defter kayıtlarından davacıya herhangi bir borcunun bulunup bulunmadığı veya ne kadar olduğu yönünde bir kanaate varılamadığı görüşü bildirilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, takip ve davaya konu davacı ticari defter kayıtlarında bulunan faturaların davalı tarafından defterlerine kayıt edildiğinin, davalı tarafça ödemeye ilişkin belge sunulmadığından ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2022 tarih ve 2022/241 Esas 2022/1352 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 890,80 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 222,70 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 668,10 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/04/2026