Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/384 E. 2026/672 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/384
Karar No
2026/672
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/384

KARAR NO: 2026/672

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 01/06/2021

NUMARASI: 2020/402 Esas - 2021/445 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 06/05/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirkete İşyerim Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ...Mah. ... Sokak No:...D:... .../İstanbul adresinde ...ye ait su borusunun patlaması sebebiyle maddi hasar meydana geldiğini, ekspertiz raporunda yapılan tespitlerde meydana gelen zarardan davalı yanın sorumlu olduğunu, ..... Kuruluş ve Görevleri Hakkında 2560 sayılı Kanunun 2. Maddesinde ...nin görev ve yetkilerinin açıklandığını, müvekkili şirkete vaki hasra ihbarına müteakip yaptırılan ekspertiz raporuna istinaden hasar miktarının 24.135,44 TL olarak tespit edildiğini, iş bu bedel 06/03/2020 tarihinde sigortalı hak sahibine ödendiğini, müvekkili şirkete yapılan bu ödeme ile TTK 1472. Maddesi gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, dava konusu olayda sayın Mahkemenin görevli bulunduğunu, söz konusu zararın meydana gelmesin de ...nin kusuru bulunmakta olup, meydana gelen hasardan ... sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile rücuen tazminat alacakları olan 24.135,44 TL'nin ödeme tarihi olan 06/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama harç ve giderleri vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının tazminat talebine dayanak gösterdiği olgular hizmet kusuru niteliğinde olduğundan dava, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun 'nun 2. Ve 13. Maddeleri görevli idare mahkemesinde açılacağını, hasarın meydana gelmesinde idarelerinin bir dahili olmadığı halde aleyhlerine ikame olunan davada hukuki uyarlık bulunmadığını, açılan davanın tazminat davacı olduğunu Borçlar Kanunu'nun 41. Maddesine göre tazminat sorumluluğunun doğması için tazminat talep edilenin zarara neden olan olayda kasıt, ihmal, teseyyüp yasa kusurunun olması, tazminat talep edilen hasar ile arasında bir illiyet bağının bulunması gerektiğini, müvekkili idarenin olayda kastı, kusur, ihmali bulunmadığı gibi kendi sorumluluk sahasının dışında gerçekleştiği iddia edilen hasar ile arasında bir illiyet bağının kurulması da mümkün olmadığını, talep edilen bedel, piyasa rayicine uygun olayıp fahiş olarak belirlendiğini, davacı tarafın hükmedilmesini talep ettiği tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz istemesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcu olmadığını, dolayısıyla idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından ancak davalı tarihinden sonrası için ve yasal faiz istenebileceğini, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece ; "...Davacı şirkete sigortalı ... numaralı İşyerim Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ...Mah. ... Sokak No:...D:... .../İstanbul adresinde su borusunun patlaması sebebiyle maddi hasara uğratıldığı, hasar akabinde 03/01/2020 tarihli eksper tespit tutanağı tutulduğu, tutanağı tanzim eden tanığın anlatımıyla da meydana gelen olayın doğrulandığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile malzeme listesi ve fiyatlandırmanın yapım koşullarına uygun olduğu dosya kapsamında alınan bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi teknik raporuyla da sabit olmakla toplam hasar tutarının 24.135,44 -TL olduğu tespit edilmiş olmakla davalı ...'nün %80 oranında kusurlu bulunduğu tespit edilmekle açılan davanın kısmen kabulü ile 19.308,35.-TL 'nin 06/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir"

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlu davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir

Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı ...şirketine ait işyeri için 26/11/2019-2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere "İşyeri Sigorta Poliçesi" düzenlenmiş olup poliçede dahili su hasarı ek teminatlar ile teminat altına alındığı, dava konusu hasarın 02/01/2020 tarihinde meydana geldiği ve davacı sigorta şirketi tarafından oluşan boya ve emtea hasarı için sigortalısına 06/03/2020 tarihinde 24.135,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.

Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.

6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir.

Davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceği yukarıda yer verilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı ve TTK'nın 1472.maddesi gereği tarafların tacir olması karşısında işbu uyuşmazlık yönünden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu, sigorta poliçesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında davacının aktif husumetinin bulunduğu tespit edilmiştir.

Sigorta eksperi tarafından hazırlanan 18/02/2020 tarihli ekspertiz raporunda; ...ye ait su borusunun patlaması sebebiyle üst sokak ile sigortalı işyerinin bulunduğu binanın arasındaki boşluğu dolan suyun pencere ve duvarlardan içeriye sirayet etmesi sonucu hasarın meydana geldiği, zemin kat ve bodrum kat boya onarım bedeli : 1.350,00 TL, zarar gören karo ve rulo halılar için %20 oranında sovtaj değeri belirlenerek 22.785,44 TL olmak üzere toplam 24.135,44 TL hasar bedeli tespit edilmiştir.

... Belediye Başkanlığı'ndan hasar mahallindeki binaya ait mimari projenin ve buna ilişkin dorum katlarındaki su yalıtım ve drenajla ilgili projeler celp edilmiştir.

Sigorta uzmanı ile inşaat mühendisi ve tekstil mühendisinden oluşan üçlü bilirkişi heyetinden alınan 26/04/2021 tarihli raporda özetle; " Yerinde yapmış olduğumuz tespit ve incelemelere göre dava konusu bina ile yan parselinde bulunan duvar arasında yaklaşık bina cephe uzunluğunda ve 80 cm genişliğinde bir boşluk olduğu bu boşlukta iki tane gider bırakıldığı fakat fotoğraflarda da görüleceği üzere bu giderlerin keşif sırasında üzerinin kapalı ve tıkalı olduğu, bu gibi durumlarda herhangi bir su akışının tahliyesinin bina yanından olacağı, giderlerin çalışmaya müsait olmadığı ve aynı şekilde belli bir miktar üzerinde su akışı olması durumunda, dava konusu depo olan taşınmaza sirayet edeceği tespit edildiği, ayrıca binalar için yapılan ve ... Belediyesi tarafından sunulan testlerin yapıldığı ve sızdırmazlık onayının alındığı görülmekle birlikte, genel olarak taşınmazlar da yapılan bu su yalıtımı uygulamasının su basman seviyesi altında veya dava konusu taşınmazda olduğu gibi taşınmazın toprak altı kısmında kalan betonarme perde, duvar, temel, kolon gibi yapı elemanlarını saracak şekilde bohçalama yöntemi kullanılarak zemin toprak seviyesi altından gelebilecek toprak içinde bulunan su veya sıvı temasının önlenmesi, veya yüksek debisi olmayan su sızıntılarını önleyebilecek düzeyde ve kapasitede olduğu,

Meydana gelen olayda suyun debisinin yüksek olması ve zemin toprak seviyesi kotunun üst kotunda meydana gelmesi, ayrıca ekspertiz hasar tespit raporunda da belirtildiği üzere yoğun olarak suyun pencere kısmından sirayet ettiği, bu gibi bir durumda bina izolasyonunun herhangi bir işlevinin olmadığı tespit edildiği,

Dava konusu taşınmazın izolasyonun yeterli olduğu, meydana gelen olayda bina arkasında bulunan giderlerin işlevsiz olduğu yine de meydana gelen olaydaki su debisinin ve miktarının yüksek olmasından kaynaklı olarak, yoğun su akışının depo pencere kotundan yüksekte olması sebebiyle hasarın vuku bulduğu meydana gelen hasarın etkisinde %80 (yüzde seksen) oranında ..., %20 (yüzde yirmi) oranında dava konusu taşınmazın bakımından kaynaklı olduğu tespit edildiği,

Dosya içerisinde yer alan bilgi, belge ve eksper raporları incelenmesi sonucunda su baskını esnasında zarar gören Karo ve Rulo Halıların sovtaj bedeli de göz önüne alınarak toplam emtia hasar miktarının 22.785,12 TL olduğu, eksper tarafından tespit edilen Bina hasar tutarı : 1.500,00 TL, emtea hasar tutarı 22.185,12 TL olmak üzere toplam hasar tutarının 24.135.44 olduğu " yönünde tespit ve görüşe yer verilmiştir.

İdari yargının görevli olduğu itirazı yönünden ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/168 E. 2012/397 K. sayılı ve 15/06/2012 tarihli ilamında 23/11/1981 tarih ve 17523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2560 sayılı ...'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa gereğince ...nin; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, Genel Kurulların tasvibine sunulacağı ve bütçesinin Kamu İktisadi Teşekküllerinde uygulanan formüle göre tanzim olunacağının belirtildiği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/1.maddesinde "Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar." hükmünün yer aldığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11, 12, 13. 18/1.maddesi dikkate alındığında ... (... Su ve Kanalizasyon İdaresi) Genel Müdürlüğünün 2560 Sayılı Kanun ile kurulmuş olması TTK'nun 18/1.maddesinde özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olması, ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte olup yaptığı işler itibariyle de ticarethane sayıldığından tacir sıfatı taşıdığı, tacir olduğu kabul edilen ...ye karşı açılan haksız fiilden kaynaklanan davaya adli yargı yerinde bakılacağı, bu nedenle dava konusu uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir.

6102 sayılı TTK'nın 16/1 bendinde; "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır.

2560 sayılı Kanuna tabi olan ...nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiştir.

2560 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde ...nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

... Sıhhi Tesisat Eğitim Ve Uygulama Esasları Yönetmeliğinin su ve atıksu şebekesi bakım bedeli başlıklı maddesinde yer alan "İçme suyu ve atıksu bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atıksu kanal ve bina bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklıkların açılması...içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarının her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için 1 m3 su miktarı karşılığı bedel alınır" şeklindeki düzenleme ile ...nin içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır bulundurma sorumluluğuna işaret edilmiştir.

2560 sayılı Kanun ve yukarıda ifade edilen Yönetmelik hükümleri değerlendirildiğinde; söz konusu hasarın ...nin bakım sorumluluğunda olan temiz su borusunun patlaması neticesinde meydana geldiği sabittir. 6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.

Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır.

Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir.

Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Söz konusu olayda patlayan ve hasara sebebiyet veren boru, davalının sorumluluğunda olan ve maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir, davalı ise bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/2031 E. 2019/10321 K. sayılı ve 2018/5489 E., 2020/3698 K. ilamları).

Somut olayda; davalı ...ye ait ve davalının sorumluluğunda olan su borunun patlaması sebebiyle meydana gelen hasarda davalının TBK 69. Maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğu bulunduğu, sigortalı binanın giderlerinin bakımlarının yapılmaması veya işlevsiz kalması davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, diğer bir anlatımla davalının eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının kesilmediği, bilirkişi raporuna göre sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin kadri maruf olduğu görülmekle davalı vekilinin kusur, illiyet bağı ve zarar miktarı yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Öte yandan sigortalı binanın giderlerinin yapılmaması ve işlevsiz kalması zararın oluşmasında ve artmasında etken ise de ...nin kusursuz sorumluğunun tespiti karşısında, bu hususlar ancak müterafik kusurun değerlendirilmesinde dikkate alınabilir. TBK'nın 52/1. maddesinde zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yüklümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzelenmiştir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2020 tarihli 2019/3211 E. 2020/6301 K. sayılı kararında ifade edildiği şekilde "...Borçlar Kanunu'nun "tazminat miktarının tayini" başlıklı 43. maddesinde (6098 sayılı TBK 51. md); hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "Tazminatın tenkisi" başlıklı 44. maddesinde (6098 sayılı TBK 52. md)ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.

Dairemizin yerleşik uygulamasına göre müterafik kusur indirim oranı % 20'yi geçemeyecektir." Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile tespit edilen kusur durumuna göre olayın meydana gelmesinde ve zararın artmasında dava dışı sigortalının %20 oranında kusurlu olduğunu kabul edilmiştir. Mahkemece uygulanan müterafik kusur oranı dairemizce uygun görülmüş ise de davacının halefi olarak dava dışı sigortalının bina maliki olup olmadığı belirlenmeden kusur indirimi yapılması hatalı olmuştur. Nitekim dava dışı sigortalı, kiracı olması durumunda binadan kaynaklı kusurdan sorumlu olmayacağından müterafik kusur indirimine gidilmesi de yerinde olmayacaktır.

Ne var ki bu husus davacı tarafça istinaf edilmediğinden eleştiri konusu yapılmıştır.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir.

Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygun olup, resen yapılan incelemede kamu düzenine aykırı herhangi bir husus da tespit edilemediğinden, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmayıp 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf harcından, davalı tarafından yatırılan 724,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 7,40 TL harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/05/2026

MUHALEFET ŞERHİ

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.

Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/384, K. 2026/672, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-384-e-2026-672-k-5bd700487deb