Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2276 E. 2026/1056 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2276
Karar No
2026/1056
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2276 Esas

KARAR NO : 2026/1056 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

ESAS NO: 2022/59 Esas - 2023/765 Karar

TARİHİ: 27/09/2023

ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

KARAR TARİHİ: 21/05/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Asıl dava yönünden;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket hissedarı olduğunu, şirkete ait 06/06/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan; faaliyet raporu ve denetçi raporu ile kar-zarar hesaplarının tasdik edilmesine ilişkin, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin, kar dağıtılmasına ilişkin, yönetim kurulu başkanına 10.000-TL ödenmesine ilişkin ve şirket sermayesinin arttırılmasına ilişkin kararlara usulüne uygun muhalefet ettikleri hususu da dikkate alınarak söz konusu kararların kanuna, şirket ana sözleşmesine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan bahisle iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen dava yönünden;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; hissedarı olduğu davalı şirkete ait 06/06/2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 6 nolu kararın oy çokluğuyla alındığını, sermaye arttırımına ilişkin iş bu kararın 06/09/2018 tarih ... sayılı ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, söz konusu kararın kanuna, şirket ana sözleşmesine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle şirket sermayesinin 470.000-TL'den 12.500.000-TL'ye çıkartılmasına ilişkin esas sözleşmenin sermaye ve pay senetleri nev'i başlıklı 6.maddesinin tadil edilmesi kararının feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl ve birleşen dava yönünden;

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, sermaye arttırımının şirketin muaccel olan borcu nedeniyle zorunluluk arz ettiğini, diğer kararlar yönünden iptal nedeni olarak somut delil sunulmadığını, ayrıca kararlara usulüne uygun olarak muhalefet edilmediğini, bu bağlamda asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 27/09/2023 tarih ve 2022/59 Esas - 2023/765 Karar sayılı kararında;

"....Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; İBAM kaldırma kararında belirtilen sermaye arttırımına ilişkin 6 nolu kararla ilgili gündemin TTK 453.maddesine uygun olarak ilan edildiği, nitekim gündeme ilişkin ilanda şirketin sermayesini düzenleyen 6.maddenin değiştirileceğinin açıkça belirtildiği, ayrıca değiştirilmesi istenen 6.maddenin yeni şeklinin de gündem ilanında açıkça yer aldığı, bu bağlamda 6 nolu kararın kanuna uygun olarak ilan edildiği ve toplantıda gerekli nisabın sağlanmış olması nedeniyle iptalini gerektirir herhangi bir neden bulunmadığı; İBAM kaldırma kararında belirtilen 4 nolu karar yönünden; pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ...'nın TTK 436/2 maddesine aykırı olarak yönetim kurulu üyesi olan ...'ın ibrasında olumlu oy kullandığı, oydan yoksun olduğu halde kendisinin olumlu oyu ile ibra edildiğinden iş bu ibra kararının iptal edilmesi gerektiği, denetim kurulu üyesinin ibrasıyla ilgili oydan yoksunluk söz konusu olmadığından bu yöndeki istemin reddine, dava konusu yapılan diğer kararlar yönünden kanuna, şirket ana sözleşmesine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir durum bulunmadığından iş bu kararların iptal edilmesine ilişkin istemin reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile,

''ASIL DAVA YÖNÜNDEN;

1-Asıl dava yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜNE; davalı şirkete ait 06/06/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 nolu kararın "yönetim kurulu üyesi ...'ın ibra edilmesine ilişkin kısmın" İPTALİNE, fazlaya ilişkin sair taleplerin reddine,

BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;

7-Birleşen dava yönünden davacı tarafından açılan davanın sübuta ermediğinden REDDİNE,

'' karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; i̇stinaf makamınca bilirkişi raporunun hazirun cetveli olmadan düzenlendiği ve bu eksiklik nedeniyle kök bilirkişi raporunun karar vermeye yetecek nitelikte olmadığının açıkça belirtildiğini, buna rağmen bilirkişilerce sadece 4. ve 6. madde oy nisapları yönünden değerlendirme yapıldığını, oysa dosyadaki tamamlanmamış eksiklikler ile beraber önceki rapordaki mali tespitler dikkate alınarak tüm taleplerin yönünden ek rapor düzenlenmesi gerektiğini, gelinen noktada BAM kaldırma kararından sonra alınan ek raporun eksik hususları karşılamadığını,

Ek raporda bilirkişilerce toplantı gündeminin TTK 453 maddesine uygun şekilde ilan edilip edilmediği ve toplantı ve karar nisaplarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmekteyken, "nisap oluşmuştur" şeklinde hiçbir hukuki gerekçeye dayanmayan ve son derece üstünkörü bir değerlendirme yapılması ve hiç bir hukuki mesnede dayanılmadan salt ek rapora göre verilen kararın kabul edilmesinin mümkün olmadığını,

BAM 13 HD.'nin kaldırma kararına göre tek tek açıklanan hususların birebir cevaplarının gerekçelerini karşılayacak nitelikte bir karar ittihaz edilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkeme tarafından sadece 4. ve 6. maddelerin görüşülüp karar bağlanması hususunda gerekli oy nisabının oluşup oluşmadığı noktalarına odaklanıldığını, taraflarınca itiraz edilen ve istinaf makamınca dikkat çekilen diğer hususların incelenmediğini, dosyanın yeniden eski heyete tevdii ile mali tespitler dışında kalan eksik hususlar bakımından kapsamlı bir rapor düzenlenmesi talep edilmiş olduğu halde mahkemece bu hususun da dikkate alınmadığını,

İşbu davanın açılmasından sonra 06.09.2018 tarih ve ... Sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilmek üzere sermaye ve pay senetlerinin nevi başlıklı 6. maddesinin tadil edildiğ̆i, fakat ana sözleşme tadil metninin değiştirilecek mevcut hükümlerle birlikte ilan edilmediğini, dolayısıyla da gündemin gerektiği şekilde ilan edilmeyerek ve TTK 453. maddesine açıkça aykırı davranıldığını, bu hususun da 2. yargılamada bilirkişilerce incelenmeyen bir husus olarak kaldığını, bu sebeple de gerekçeli kararın kaldırılması gerektiğini,

Müvekkilin muhalefet şerhi bulunmadığı gerekçesi ile 5-6-7 nolu maddeler yönünden taleplerin reddine dair karar kaldırılmış olduğu halde bu maddelere ilişkin yeniden mali tespitler dışındaki diğer hususlara ilişkin olarak bilirkişi marifeti ile bir inceleme ve tespit yapılarak karar verilmesi gerektiğini, ancak bu maddelerin iptaline yönelik talepleri hakkında hiç bir gerekçe gösterilmeden ret kararı verildiğini,

Yerel mahkemece birleşen dava yönünden de yeterli inceleme ve usulüne uygun yargılama yapılmayarak birleşen davanın reddedildiğini, taraflarınca davaya konu edilen sermaye arttırımına ilişkin kararın iptali taleplerine yönelik olarak verilen kararda bir gerekçe bildirilmediğini, zira bozma sonrası bilirkişi ek raporu verilmeden öncesinde de, şirket ana sermayesinin arttırılmasına yer olmadığı, zira bu artışın şirketin faaliyet alanı petrol ve petrol ürünleri olmasına rağmen aslında fiilen faaliyet alanı dışında, inşaat sektörü gibi başka alanlara parasal kaynak aktarma bahaneleri ile yapıldığı, müvekkilin şirketteki ortaklık payının azaltılması amacı güttüğü ve yine bu arttırım kararının müvekkili maddi yönden çıkmaza sokmayı amaçladığının ortada olduğunu,

Müvekkilin TTK'nun 446. maddesinin aradığı şartı yerine getirerek sermaye arttırım maddesine olumsuz oy kullandığını ve muhalefet gerekçelerini açıkça tutanağa geçirdiğini, bunun genel kurul tutanağından açıkça anlaşıldığını, oylama öncesi bir müzakerenin söz konusu olmadığını, yönetim kurulu başkanı ve %68 oy oranı ile şirketin hakim ortağı olan ve tüm kararları zaten oy çokluğu ile alan ... tarafından sermaye artışı yapıldığı kararının şekli azınlık pay sahibi ortaklara bildirildiğini, sermaye artırımına itiraz gerekçelerinin tamamen haklı olduğunun da kök bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, yerel mahkemece sermaye artırımına usulüne uygun itiraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, i̇kinci yargılama neticesindeyse istinaf sonucu dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine rağmen birleşen dava yönünden hiçbir tespit yapılmadığı, gerekçe sunulmadığı ve gerek olmadığı halde sermaye artırımının yapıldığı dosyadaki bilirkişi raporları ile sabit iken, bu konuda yeni bir inceleme bile yaptırılmasına gerek görülmeden ve dahi hiçbir gerekçe gösterilmeden karar verildiğini, açıkça şirketin hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan ağabey ...’nın şirketin mali açıdan hiç ihtiyacı olmamasına rağmen sadece kız kardeşlerini şirketten tasfiye etmek amaçlı yaptığı sermaye artırımı ile gösterdiği kötü niyetin mahkemece göz ardı edildiğini, bu sebeple yerel mahkeme kararının birleşen dava yönünden de kaldırılması gerektiğini,

Yerel mahkemece asıl dava dilekçesindeki taleplerinin bir çoğu hakkında yine gerekçeli kararda hüküm verilmediğini ve gerekçe sunulmadığını, oysa BAM 13. Hukuk Dairesinin bozma ilamında önemli delillerin toplanmadığı ve taleplerin büyük çoğunluğu hakkında karar verilmemiş olduğunun açıkça belirtildiğini,

Dava dilekçesinde sadece 4. ve 6. madde ile ilgili kararların iptalinin talep edilmediğini, bunun yanında kar payı dağıtılmaması, yönetim kurulu başkanına 10.000 TL aylık ücret verilmesi, şirketin halen yönetim kurulunda olan şirketin mali müşaviri ...'ın aynı anda Yönetim Kurulu üyesi olamayacağından Yönetim Kurulunun aslında usulsüz teşekkülü nedeniyle, sakat Yönetim Kurulunun tüm icraatlarının da hukuken geçersiz olduğu hususlarının tamamının göz ardı edildiğini,

Sonuç olarak, ...'ın ibrasının geçersiz olduğuna ilişkin hüküm haricinde, yerel mahkemece bozma sonrası verilen kararın önceki karar gibi eksik ve hatalı olduğunu, gerek dosya ilk kez istinaf edilirken sunulan istinaf gerekçeleri, gerek işbu istinaf dilekçesinde sunulan istinaf gerekçeleri, gerekse dosya kapsamında Re'sen dikkate alınacak hususlar ışığında, sermaye artırımının gerekli olmaması ve kötü niyetle bu artırımın yapılmış olduğu hususunun dosyadaki raporda da tespit edilmiş olması nedeniyle, hem asıl, hem de birleşen dava yönünden yeniden kaldırılmaya muhtaç hatalı ve eksik bir karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Asıl dava, TTK’nun 445.maddesi uyarınca davalı şirketin 06/06/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.

Birleşen dava ise, 6 nolu gündem maddesi ile alınan kararın feshi istemine ilişkindir.

Mahkemece; 1-Asıl davanın kısmen kabulüne; davalı şirkete ait 06/06/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 nolu kararın "yönetim kurulu üyesi ...'ın ibra edilmesine ilişkin kısmın iptaline, fazlaya ilişkin sair taleplerin reddine, 2-) Birleşen davanın reddine,

karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Dairemizin 30/12/2021tarih ve 2019/2638 esas - 2021/1908 karar sayılı kaldırma kararımızdan sonra yapılan yargılama sırasında mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak, bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.

Davalı şirketin GK. Toplantısının yapıldığı tarihte hazirun cetveline göre ortaklık yapısının %2... mirasçıları (diğer ortaklar ), %68 ..., %15 ..., %15 ... olduğu tesbit edilmiştir.

Davalı şirketin sicil kaydına göre yönetim kurulu üyelerinin ..., ... olduğu, yetkilisinin ... olduğu görülmüştür.

Hazirun cetveline göre 06/06/2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısına ... adına vekaleten ..., ... adına vekaleten ..., ... adına vekaleten ...in katıldıkları ve hazirun cetvelini imzaladıkları görülmüştür.

Genel kurul kararlarının iptaliline ilişkin olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445 Maddesinde;'' 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler,'' hükmü düzenlenmiştir.

Davacı vekilinin 2,3,4 nolu kararların iptaline ilişkin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,

Somut olayda, davacı ortağın genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, vekilin iptali istenen 2017 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının 2,3,4 nolu gündem maddeleri ile ilgili olarak muhalefet şerhini tutanağa yazdırdığı, buna göre 6102 sayılı TTK'nun 446. Maddesi uyarınca dava şartının gerçekleştiği tesbit edilmiştir.

2 nolu gündem maddesinde; yıllık faaliyet raporu ve denetçi raporunun okunması ve müzakere edilmesi görüşülmüş olup alınmış bir karar olmadığından ve iptali gereken bir durum olmadığı tesbit edilmekle davacının bu maddenin iptaline yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.

3 nolu gündem maddesinde; bilanço, kar ve zarar hesaplarının okunması ve müzakere edilmesi sonucu oylama yapıldığı, kararın oy çokluğu ile alındığı tesbit edilmiştir.Davacı, şirket kârının gizlenmiş olması nedeniyle finansal tabloların ve denetçi raporunun gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüş, ilk derece mahkemesince kararın iptali için gerekli somut herhangi bir delil mevcut olmadığı, bilirkişi raporunda da kararın iptalini gerektirir herhangi bir tespitin yapılmadığı kabul edilerek iptal istemi haklı görülmemiş, davacı istinaf dilekçesinde 3 nolu gündem maddesinin iptali ile ilgili somut bir iptal sebebinin ileri sürülmediğinden istinafı haklı görülmemiştir.

4 nolu gündem maddesinde; 4 nolu gündem maddesinin yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin ibrasına ilişkin olup, yönetim kurulu başkanı ...'nın kendi ibrasında oy kullanamaması nedeniyle ibra edilmediği anlaşılmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin denetçilerin ibrasına ilişkin olarak yapılan oylamaya katılmalarına herhangi bir engelin bulunmaması nedeniyle denetçi ibrası yönünden oy nisabı sağlanmıştır(Yargıtay 11. HD 16/02/2015 tarih 2014/14570 E., 2015/1944 K. sayılı emsal kararı). TTK 436/2 m. uyarınca ...’nın diğer yönetim kurulu üyesi olan ...’ın ibrasında da oy kullanmaması gerekirken kullanmış olması ve ibrasına karar verilmesi doğru görülmemiş, Mahkemece 4 nolu kararın "yönetim kurulu üyesi ...'ın ibra edilmesine ilişkin kısmın İPTALİNE, karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.

Davacı vekilinin 5-6-7 no'lu kararın iptaline ilişkin talebin reddine dair mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebebi incelendiğinde,

5 nolu gündem maddesinde; ''2017 yılında elde edilen Şirket karına ilişkin olarak müzakere edildi, Yönetim kurulunun kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının dağıtılmamasına, şirketin finansal ihtiyacı vergi yükümlülükleri vb. sebeplerin olduğundan dolayı dağıtım yapılmamasını, ... vekili ... ile ... Vekili ... karın tamamının dağıtılması önerdiler yapılan oylama sonucu karın dağıtılmamasına 14100 olumsuz oya karşılık ... olumlu oyla,'' karar verilmiştir.

6 nolu gündem maddesinde; sermaye artırımına ilişkin kararın oylandığı, yapılan oylama sonucu 14100 olumsuz oya karşılık ... olumlu oyla, oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

7 nolu gündem maddesinde; '' 2018 yılında yönetim kurulu başkanına aylık net 10.000,00 TL , ücret ödenmesine 14100 olumsuz oya karşılık ... olumlu oyla oy çokluğu ile , diğer Yönetim Kurulu Üyesine ücret ödenmemesine oybirliği ile,'' karar verilmiştir.

Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz (Yargıtay 11. HD, 19/06/2019 tarih 2018/2156 E., 2019/4580 K. sayılı ve 08/12/2015 tarih, 2014/18887 E. 2015/13122 K sayılı emsal kararları).

Somut olaya döndüğümüzde, asıl davada iptali talep edilen 5 nolu gündem maddesi ile alınan kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kararın oylaması öncesinde davacı tarafça karın tamamının dağıtılmasının önerildiği, akabinde yapılan oylama sonucunda kârın dağıtılmamasına oy çokluğu ile karar verildiği, karardan sonra davacı tarafça muhalefetin tutanağa geçirilmediği, aynı şekilde 6 nolu gündem maddesi ile alınan sermaye artırımına ilişkin kararın oylaması öncesinde davacı tarafça söz alınarak sermaye artışına itiraz nedenlerinin açıklandığı, akabinde yapılan oylama sonucunda sermaye artırımına oy çokluğu ile karar verildiği, karardan sonra davacı tarafça muhalefetin tutanağa geçirilmediği, 7 nolu gündem maddesi ile alınan yönetim kurulu başkanına ücret ödenmesine yönelik olarak ise davacı tarafça oylama öncesi veya sonrasında herhangi bir muhafeletin tutanağa geçirilmediği görülmüştür.

06/06/2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan ve iptali istenen 5-6-7 no'lu kararlara ilişkin, davacının muhalefet şerhi bulunmadığından bu kararların iptaline ilişkin talebin dava şartı yokluğundan reddine ilişkin mahkemece verilen karar, usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Birleşen davada sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret sicil gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girmesi nedeniyle feshi talep edilmiştir.

HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde; Birleşen dava yönünden davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verdiği beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi heyet raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar tartışılıp değerlendirilmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç itibariyle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Asıl ve birleşen dava davacısının asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden asıl ve birleşen dava davacısı tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-Asıl dava yönünden; Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Birleşen dava yönünden; Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden asıl ve birleşen dava davacısı üzerinde bırakılmasına,

6-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2276, K. 2026/1056, T. 27.09.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2276-e-2026-1056-k-82bb215371b7