Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/405 E. 2026/954 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/405
Karar No
2026/954
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/405 Esas

KARAR NO : 2026/954 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2023/609 Esas - 2025/706 Karar

TARİH: 30/06/2025

DAVA: Ticari Defterlerin İadesi

KARAR TARİHİ: 07/05/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket eski yöneticisi ve ortağı olan davalı ile şirket arasında devam eden davalar bulunduğunu, davalının şirketten alacaklı olduğu iddiasıyla başlattığı takibe karşı açılan menfi tespit davasının İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/735 esas sayılı dava dosyasında devam ettiğini, davalının şirket defterlerini, akrabası olan şirket muhasebecisinden 22/06/2018 tarihinde teslim aldığını, bu hususun devir teslim tutanağı ile sabit olduğunu, menfi tespit davasında defter incelemesi yapılması gerektiğini, mahkemece defter iadesi davası açılması için taraflarına süre verildiğini, davalının şirket defterlerini haksız olarak elinde tuttuğunu ileri sürerek, davacı şirketin 2016,2017,2018 yılı ticari defterlerini, pay ve yönetim kurulu karar defterinin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket defterlerinin davalı elinde olmadığını, davalının 22/06/2018 tarihli devir ve teslim tutanağında şirket kaşesi altına imza atarak defterleri şirket adına teslim aldığını, zira o dönem yönetici olduğunu, tüm defterlerin şirket merkezindeki kilitli bir dolapta bulunduğunu, davalının yönetim kurulundaki görevinin hukuka aykırı olarak sona erdirilmesi akabinde şirketten ayrıldığını, defterlerin davacı şirket uhdesinde olduğunu, defterlerin zayi olduğunu iddia eden davacının TTK 82/7 fıkrası uyarınca zayi belgesi verilmesi talepli dava açması gerektiğini, davalı elinde bulunmayan defterler için davalıya eda davası açılamayacağını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 30/06/2025 tarih ve 2023/609 Esas - 2025/706 Karar sayılı kararında; " Kanun'da aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür, (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafı ispat yükü altındadır. (HMK 190) Davacı taraf, davalının şirket defterlerini uhdesinde bulundurduğunu ve menfi tespit davasında defterlerin inceleme için gerekli olduğunu sunmadığını belirtmekte ve dava dilekçesi ekindeki devir teslim tutanağına dayanmaktadır, bu tutanak incelendiğinde teslim alan müşteri olarak şirket kaşesinin bulunduğu ve şirket adına imzalanarak devralındığı, davalının şahsi isim ve imzası ile devralmadığı, istinaf ilamında da belirtildiği üzere menfi tespit davasına dava konusu defterlerin tamamının değil bir kısım örneklerinin sunulduğu, bu kapsamda talimat yolu ile dinlenen tanık ...'ın beyanında davalının bir kısım defterlerin fotokobisini çektirmesi sonrası davalı ile birlikte defterleri sorumlu müdür odasına götürerek anahtarını da ...bıraktıklarını beyan ettiği bu beyanının davalının bir kısım defter örneklerinin menfi tespit davasına sunulabilmesini doğruladığı, yapılan keşif incelemesinde davalının şirket merkezi olarak kullanılan okulun idari odalarını gösterdiği ve bırakılan odayı gösterdiği, ispat yükü üzerinde olan davacının defterlerin davalı uhdesinde bulunduğunu kesin ve net deliller ile ispat edemediği, istinaf ilamında belirtilen soruşturma dosyasının ceza yargılamasının devam ettiği ancak dosyamızdaki defterlerin davalı uhdesinde bulundurması hususu yönünden doğrudan bir bağlantısının bulunmadığı gibi bu yönde iddianamede bir tespit ve iddianın da bulunmadığı anlaşıldığından beklenmesinde bir yarar görülmemekle, davacının usulüne uygun delillerle ispatlanamayan davasının reddine karar verilmesi gerekmiştir."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu defterlerin taraflarında olmaması nedeniyle mahkemenin davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu,

Mahkemeden 2016- 2017- 2018 yıllarına ait defterler istenilmesine rağmen, ilk derece mahkemesinin istinaf ilamı öncesi verdiği kararda 2018 yıllarına ait defterlerin teslimine karar vermiş ise de istinaf ilamı sonrasında mahkemenin bu kararından vazgeçerek davayı tümden reddettiğini, ilk derece mahkemesinin kaldırma öncesi defterlerin davalıda olduğuna kanaat getirdiğini, ancak davacı lehine olan istinaf ilamından sonra bu karardan vazgeçildiğini, ise de bu kararından İstinaf Mahkemesi'nin lehe olan kararından sonra vazgeçildiğini; tacir olan davacının defter saklama yükümlülüğü olduğunu; istinaf ilamındaki defterlerin davalıda bulunulduğu kanaati ve kararına rağmen davanın reddine karar verilmesinin istinaf kararının uygulanmaması olduğunu,

İstinaf ilamında açıkça belirtildiği üzere delil olarak dayandıkları soruşturma dosyasının sonucunun beklenilmesi gerektiğini ancak mahkemenin gerekçeli kararında '' istinaf ilamında belirtilen soruşturma dosyasının ceza yargılamasının devam ettiği ancak dosyamızdaki defterlerin davalı uhdesinde bulundurması hususu yönünden doğrudan bir bağlantısının bulunmadığı gibi bu yönde iddianamede bir tespit ve iddianın da bulunmadığı anlaşıldığından beklenmesinde bir yarar görülmemekle,'' diyerek, bu davanın seyrini değiştirecek bir davanın sonucunu beklemediğini,

Mahkemenin kararında keşif ve dinlenilen tanık için aleyhe beyanlarını dikkate almadığını, oysa davalıya defterlerin teslim edildiğine dair 22/06/2018 tarihli "devir teslim tutanağı"nın dosyaya mübrez olduğunu; davalının, davacı şirkete karşı suç işlediğini; davacı ticari defterlerinin davalı uhdesinde kalması anlamına gelen bu kararın davacıyı telafisi mümkün olmayan zararlara uğratacağını; hüküm altına alınmayan defterlerin, dosyada var olan devir teslim tutanağın içeriğine bakıldığında da anlaşılacağı üzere hukuka aykırı ve haksız bir şekilde davalıda olduğunun görüleceğini,

İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; davacı şirket eski yöneticisi olan davalının, uhdesinde tuttuğu iddia olunan davacı şirkete ait 2016,2017,2018 yıl ticari defterleri, pay defteri ve yönetim kurulu karar defterinin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemenin 2019/824 esas, 2020/578 karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dairemizin 2021/467 Esas, 2023/970 Karar Sayılı ilamı ile tarafların istinaf başvurusu kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında; Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/270 Esas sayılı dosyasının celbedildiği, davalı tanığı ... dinlenildiği, davacı şirket adresinde keşif icra edildiği ve ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

Talimat yolu ile dinlenen tanık ...'ın yeminli ifadesinde; davacı şirkette 2017 2018 yıllarında yaklaşık 15 ay zihinsel engelliler öğretmeni olarak çalıştığını, aynı zamanda eğitim koordinatörlüğünü de yaptığını, davacı şirketin idari anlamda 3 tane odası bulunduğunu, bir odanın sorumlu müdürün odası, birisinin de muhasebe işlerinin yürütüldüğü oda olduğunu, bu odada genelde dil konuşma terapisi yapıldığını, ancak dil öğrencisi olmadığı için muhasebeye ayrıldığını, son odanın ise sekretarya olarak kullanıldığını, sekreterin kurucu üyelerden birinin kızı ... olduğunu, defterlerin genelde sorumlu müdürün odasında bulunduğunu, sorumlu müdürün ... olduğunu, ancak odaların anahtarlarının ...'nda bulunduğunu, 2018 yılının yaz aylarına doğru sorumlu müdürün kendisini çağırdığını, defterlerin fotokopisinin çekilmesi gerektiğini söylediğini, beraber fotokopileri çektiklerini, defterleri de alıp sorumlu müdür odasına bırakıp odanın anahtarını da ...'nun masasının çekmecesine bıraktıklarını ve kurumdan ayrıldıklarını, ...'ın bildiği kadarıyla bir daha kuruma uğramadığını, kendisin o dönem istifa etmiş olduğunu beyan ettiği görülmüştür.

Mahkemece mahallinde icra edilen keşif sonucu yapılan mahkeme gözleminin; " Keşif konusu yere gelindi, davalının dava konusu defterlerin tanık ...'ın beyanında belirtildiği şekilde fotokopisinin çekilmesinden sonra konulan sorumlu müdür odasının gösterilmesi sağlandı, bunun için okulun merdivenlerinden 1. Kata çıkıldı, 1. Kata çıkıldığında girilen geniş salondan açılan 3 adet ayrı kapıdan girilen 3 ayrı oda bulunduğu görüldü, odalardan girişte sağdaki 3. Odanın defterlerin fotokopisinin çekilmesinden sonra kilitlenerek bırakıldığı belirtilen oda olduğu davalı bahriyenin beyan ve göstermesi ile öğrenildi, odanın içerisindeki mobilyaların genel olarak değişmemiş olduğunun ancak defterlerin fotobisinin çekilmesinden sonra konulan beyaz dolabın bulunmadığının belirttiği anlaşıldı, söz konusu beyaz dolabın tanığın beyanında geçen 3 odada bulunup bulunmadığının tespiti için her 3 oda da gezilip incelendi ancak böyle bir kilitli beyaz dolabın halihazırda mevcut olmadığı anlaşıldı" şeklinde olduğu görülmüştür.

Davalının keşif sırasında; tanık ... ile beraber fotokopilerin çekimini sağladıktan sonra keşif sırasında girilen sağdaki 3. oda olan ve kendisinin kullandığı ve halen daha müdür odası olarak kullanılan odadaki beyaz dolaba kilitleyerek bıraktığını, hatta odanın ve dolabın kilit anahtarlarını ...'nun o zaman kullandığı ve bugünde görülen odalardan biri olan sekreter odasına tanık ile birlikte bıraktığını, o günden sonra okula gelip gelmediğimi tam hatırlayamadığını, 30 temmuzda istifa ettiğini, çekilen fotokopilerin hatırladığı kadarıyla İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne fotokopilerini sunabildiğimiz defterler olduğunu beyan ettiği görülmüştür.

Davacı şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen sicil kayıtları dairemizce incelenmiş, şirketin 18/11/2016 tarihinde davalının da aralarında olduğu üç ortak tarafından kurulduğu, yönetim kurulunun üç yıllığına seçildiği, davalının şirketi münferiden temsile yetkili yönetim kurulu başkanı, diğer iki ortak... ve ...'nun şirketi davalı ile müştereken temsile yetkili yönetim kurulu üyesi oldukları, 21/06/2018 tarihli davalının katılmadığı yönetim kurulu kararı ile davalının yönetim kurulu başkanlığı görevinin sona ermesine, ...'ın şirketi münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olmalarına karar verildiği, 28/06/2018 tarihinde tescil edilen kararın genel kurulda alınmadığı, şirketin 28/06/2019 tarihli genel kurul ve 11/07/2019 tarihli yönetim kurulu kararları ile bu kez ... ve ...'ın şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyeleri olmalarına, davalının önceki yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesine karar verildiği, kararın sicile tescil ve ilan edildiği, 17/01/2020 tarihli yönetim kurulu ve 29/01/2020 tarihli genel kurul kararı ile bu kez tüm yönetim kurulu üyelerinin bu görevlerinin sona ermesine, ...'nun şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olmasına karar verildiği, bu durumun halen devam ettiği anlaşılmıştır.

Dosyaya mübrez devir ve teslim tutanağı kapsamından, davacı şirket muhasebecisi tarafından, davacı şirketin 2016,2017,2018 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin, genel kurul karar defterinin, yönetim kurulu karar defterinin, ortaklar pay defterinin davacı şirkete 22/06/2018 tarihinde teslim edildiği, şirket kaşesi üzerinde imza bulunduğu anlaşılmış olup, imzanın o tarih itibariyle şirketi münferiden temsile yetkili yönetim kurulu başkanı davalıya ait olduğu uyuşmazlık konusu değildir.

İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/735 esas sayılı dosyası incelendiğinde, davalının davacı şirkete verdiği borçlar nedeniyle şirketten alacaklı olduğu iddiasıyla ilamsız takip başlattığı, davacı şirketin de bu takibe karşı menfi tespit davası açtığı, devam eden yargılamada şirket defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davacı şirket vekili tarafından dosyaya UYAP üzerinden 31/12/2018 tarihinde sunulan dilekçe ile "Yukarıda esa numarası belirtilen mahkemeniz dosyasının yapılan son celsesinde verilen ara karar gereği delillilrimiz sayın mahkemenize ibraz edilmiştir. Şirket defterleri ve ilgili fatuları ve ekleri de iş bu dilekçemiz ekinde sayın mahkmenize sunarız. Ayrıca mahkemenizce verilen ara karar doğrultusunda belger toplanırken davalının müvekkil şirkette yetkili yönetim kurulu başkanlığı yaptığı dönemde müvekkil şirket adına krediler çektiği ve bu kredi ödemelerinin müvekkilin asli geliri olan Sultangazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce yatırılan hakedişlerinden kesilerek ödendiği tespit edilmiştir. Çekilen kredi bedellerinin hangi amaçla ve nereye kullanıldığı konusunda müvekkil şirket kayıtlarında herhangi bir kayda rastlanmamıştır. İş bu kredilere ilişkin şirket kayıtlarında bulunan belgeleri sayın mahkemenize bildirir, ayrıca aşağıda banka ve hesap bilgileri belirtiln bankalardan ilgili kredilere ilişkin ayrıntı bilgi sorulmasını talep ederiz." şeklinde beyanda bulunulduğu, ancak dilekçe ekinde defter bulunmadığı, 18/01/2019 tarihli incelemeye tarafların katılmadıkları defterlerin ibraz edilmediği inceleme yapılamadığı, yine davacı şirket vekilinin UYAP üzerinden 18/01/2019 tarihinde sunduğu dilekçede; " Her ne kadar mahkemece 18/01/2019 tarihinde ticari defter incelemesi yapılmasına yönelik ara karar oluşturulmuş ise de;19/12/2018 tarihli delil dilekçemizin ekinde sunduğumuz devir teslim tutanağında da görüleceği üzere davalının akrabası olan şirket muhasebecisi şirketin tüm ticari defterlerini davalıya teslim etmiştir. Bu durumda müvekkil şirket dava konusu olayın yaşandığı döneme ilişkin olarak defterleri ibraz edememektedir. sayın mahkeme gerekli görürse ekte sunulan teslim tutanağının aslını müzekkere ile mali müşavirler odasından teyidini sağlayabilecektir. Dolayısıyla mahkemeden yeniden ara karar kurularak ticari defterlerin ibrazı için davalıya süre verilmesine, yeniden defter inceleme günü verilmesine, bu incelemenin de duruşma tarihinden önce yapılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz" şeklinde beyanda bulunulduğu, bu kez mahkemenin 25/01/2019 tarihli ara karar ile davacı vekilinin talebinin kabulü ile, ticari defter ve belgeler üzerinde 01/03/2019 günü bilirkişi incelemesi yapılmasına, davalıya belirlenen inceleme gün ve saatte defter ve belgelerin ibrazı için muhtıra gönderilmesine karar verildiği, inceleme gününde davalı vekilinin 2018 yılına ait yevmiye defterinin bbb sayfa arasını, 2018 yılına ait kebir defterinin bbb sayfa arasını sunduğu, davalı vekilinin bilirkişi teslim tutanağında alınan beyanında defterlerin ibraz edemedikleri kısımların davacı şirket elinde olduğunu beyan ettiği, anılan davanın halen derdest olduğu, eldeki ticari defter iadesi davasının bekletici mesele yapıldığı anlaşılmıştır.

Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/270 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının ve davacı şirket ortağı ...'nun şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, aralarında davalının da bulunduğu sanıklar hakkında; fikir ve eylem birliği içerisinde şirketi zarara uğrattıklarından bahisle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, davanın derdest olduğu, defterler anılan dosyaya da ibraz edilemediğinden bilirkişi incelemesi yapılmadığı, ceza yargılamasında da tarafların defterlerin kendi uhdelerinde olmadığını beyan ettikleri görülmüştür.

TTK'nun 64/1 fıkrası uyarınca; her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur.

TTK'nun 375/1 fıkrasında; anonim şirketlerde yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri düzenlenmiş, olup; şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi, şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi, muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması, pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi, yönetim kurulunun devredilemez yetkileri arasındadır.

22/06/2018 tarihli devir teslim tutanağında, şirket muhasebecisinde bulunan defterlerin davacı şirkete teslim edilmiş olduğu, davalının tutanak tarihi itibariyle halen davalı şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, şirket kaşesi üzerindeki imzanın davalının kendi adına değil, davacı şirketi temsilen atıldığı, diğer ifade ile tutanakta defterlerin davalı tarafından kendi adına teslim alındığına dair bir kayıt bulunmadığı, bu durumda TTK'nun 64 maddesi uyarınca ticari defterlerin davacı şirket uhdesinde bulunduğunun kabulü gerektiği, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, anonim şirket yönetim kurulunun şirket defterlerini şirket adına muhafaza ile yükümlü olduğu, tutanak tarihinden sonra yönetim kurulunda değişiklik meydana gelmiş olmasının yeni yönetimin şirket uhdesinde olan defterleri muhafaza yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, davacı şirketin 28/06/2019 tarihli genel kurul ve 11/07/2019 tarihli yönetim kurulu kararları davalının önceki yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesine ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimine karar verdiği, yönetim değişikliği sonrası defterlerin şirket uhdesinde olmadığına dair herhangi bir tespit yapılmadığı, şirket adına savcılığa sunulan 17/09/2018 havale tarihli dilekçede, davalının şirket hesaplarında usulsüzlük yaparak şirketi zarara uğrattığının, sahte belgelerle kendisini şirketten alacaklı gösterdiğinin ileri sürüldüğü, bu dilekçede defterlerin davalıda değil, davalının yakını olan şirket muhasebecisinde olduğunun belirtildiği, İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin mezkur dosyasında verilen defter incelemesi ara kararına istinaden şirket vekili dosyaya sunulan 31/12/2018 tarihinde UYAP üzerinden dilekçe ile önce şirket defter ve faturalarının ekte bulunduğunun belirtildiği, bu dilekçede defterlerin şirkette olmadığına dair bir beyan bulunmadığı, ancak defterlerin dilekçe ekinde olmamasından ötürü inceleme yapılamadığı, bu kez 18/01/2019 tarihli dilekçe ile 22/06/2018 tarihli tutanak dayanak gösterilerek defterlerin davalı uhdesinde olduğunun belirtildiği, davalı tarafından İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne 2018 yılına ait yevmiye defterinin ...sayfa arasını, 2018 yılına ait kebir defterinin bbb sayfa arasının fotokopisinin sunulduğu, defter aslının sunulmadığı, dinlenen tanık beyanları da nazara alındığında, davacının dava konusu defterlerin davalı uhdesinde bulunduğunu ispat edemediği, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/405, K. 2026/954, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-405-e-2026-954-k-3282056b7493