Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2080 E. 2026/1835 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2080
Karar No
2026/1835
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2023/2080

KARAR NO:2026/1835

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN) İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ:24/11/2022

NUMARASI: 2020/654 Esas - 2022/809 Karar

DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ:17/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine,Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/03/2019 tarihinde davalı ... şirketi nezdinde sigortalı bulunan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada... plaka sayılı motosiklette yolcu konumunda bulunan müvekkili ...' ün kısmi olarak iş göremez hale geldiğini, dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü ...' ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda yer alan kurallara riayet etmeyerek kusurlu olduğunu bildirdiğinden bahisle müvekkili için şimdilik 5.000,00 TL işgöremezlik tazminatının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kaza sonrasında tutulan kaza tespit tutanağında müvekkili şirket sigortalısının kusursuz olduğunun belirlendiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkilinin sürekli iş göremezlik maddi zarara uğramış olduğunu iddia ettiğinden söz konusu iddianın ispatı ve oranı için davacının maluliyetinin Adli Tıp Kurumu tarafından tespitinin gerektiğini, müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, davaya konu kaza bakımından davacının kask - koruyucu tertibat takmadığı ve zararın artmasında davacının rolünün büyük olduğunu, bu sebeple müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davanın kabulü ile 58.558,81 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 12/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktar kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile davalıdan alınarak davacı verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı .... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece hesaplamaya kıstas alınan maluliyet oranının düşük ve hatalı olduğunu, zira, müvekkile ait tüm tedavi evrakları, epikrizler ve genel adli muayene formu gözönüne alındığında müvekkilin maluliyetinin daha yüksek oranda olduğunun açık olduğunu, müvekkilinin gerçek geliri kıstas alınarak hesaplama yapılması gerekirken hesaplama tarihinde geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;yetki, görev, zamanaşımı itirazlarının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsünün asli ve tam kusurlu olması nedeniyle talebin teminat dışında kaldığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, kusur durumunun açıkça şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması gerektiğini, ceza dosyasında dahi kusurla ilgili şüpheler olduğunu, müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, kararda hükmedilen faiz ve yargılama giderlerinin de hatalı olduğunu, bilirkişi raporları denetime elverişsiz ve makul gerekçelerden uzak düzenlendiğini, gerekli inceleme ve tahkikat yürütülmediğinden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının talep ettiği bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik zarardan müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmayıp, 2918 Sayılı Kanun ve Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları uyarınca, sorumluluğun ...'ya ait olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 23/03/2019 tarihinde tarihinde dava dışı sürücü ...' in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı sürücü ...' nin sevk ve idaresindeki... plakalı motosiklet arasında meydana gelen trafik kazası neticesine... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin birinci fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Yine aynı Kanun'un 16. maddesinde ise "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü,7. maddesinde ise “Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.” hükmü yer almaktadır.HMK'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp bir seçimlik yetkidir.Somut uyuşmazlıkta, trafik kazası nedeni ile zarara konu kazanın Silifke/Mersin ilinde meydana geldiği ancak davalı ... şirketinin adresi Ümraniye/İstanbul olduğu ve bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Davalı .... aleyhine açılan dava, kazaya karışan diğer aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olmasından kaynaklanmaktadır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası TTK'da düzenlendiğinden, açılan dava TTK'nın 4/1-a ve 5. maddelerine göre mutlak ticari dava niteliğindedir. Mutlak ticari nitelikteki davalara bakma görevi asliye ticaret mahkemelerine ait olduğundan göreve ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 23/03/2019 tarihi ile dava tarihi olan 2020 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.Dosya kapsamında davacı tarafından geçici iş göremezlik ve tedavi giderine ilişkin açılmış bir dava bulunmadığı ve mahkemece bu yönde bir karar verilmediği nedenle KTK 98 kapsamına dayanan istinaf yerinde görülmemiştir.Mahkemece davanın kabulü üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği görülmekle bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının koruyucu tertibat takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından aynı kaza sebebi ile düzenlenen 25/10/2021 tarihli maluliyet raporunda davacının trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 20 engel oranı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunda dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre maluliyet raporuna ilişkin istinaf itirazları da yerinde değildir.Çalışma gücü kaybı zararının hesabında yaralanan veya malul olanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Malul kalanın kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer malul kalanın gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir iş yerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Davacı vekili davacının mesleğinin müteahhitlik olduğu gelirinin 10.000 TL olduğu beyan edilmiş, gelire ilişkin belge sunulmamıştır. Emsal ücret tespiti için mahkemece araştırma yapılmış ancak gelire ilişkin tespit yapılmamıştır. Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabına göre de davacının 31/12/2014 tarihi itibariyle "ikamet amaçlı bina inşaatı" faaliyetinin sonlandırıldığı tespit edilmiştir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, desteğin ölüm tarihindeki gelir durumunun ve malul olan davacının kaza tarihi itibariyle gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir.Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi destek tazminatının hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir.Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir.Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise ... kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/910 Esas ve 2019/12325 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, ispat külfeti üzerinde bulunan davacı vekili tarafından davacının gelirini belgeleyecek ... hizmet dökümü dışında belge sunulmamıştır. Bu nedenle davacının gelirinin hizmet dökümüne göre bilinen dönem için asgari ücretin 1,3131 ve 1,0940 üzerinden üzerinden hesaplama yapılan bilirkişi raporuna göre karar verildiği anlaşılmış olmakla davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacılar vekilinin dava tarihinden önce davalı ... şirketine başvurduğu ancak kusur nedeni ile talebin reddine karar verildiği görelmekle başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü ile başvuru tarihinden sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalıların temerrüde düşmüş olacağının gözetilerek karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Mahkemece hükme esas alınan kusur bilirkişi raporuna göre davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı motosiklet sürücüsü dava dışı ...'in 2918 sayılı KTK'nun 47/d, 52/a-b, 57/a,b-c, 84/h maddeleri uyarınca %75 kusurlu olduğu, ... plaka sayılı kamyonet sürücü ...'ın 2918 sayılı KTK'nun 47/d , 52/a, b, 72, 84 son maddeleri uyarınca %25 kusurlu olduğu tespit edilerek hesaplama yapıldığı görülmüştür. Kazaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağında ise ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nın 57/1a kuralını ihlal ettiği tespit edilmiştir. Bu durumda kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan kaza tespit tutanağı arasında çelişki oluşmuş ve mahkemece çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerindedir.O halde mahkemece yapılması gereken ATK Trafik Kürsüsü kurulundan kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderilecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesidir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekili ile davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Davacı ile davalı .... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2080, K. 2026/1835, T. 24.11.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2080-e-2026-1835-k-6b03257eb5d1