Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2069 E. 2026/1053 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2069
Karar No
2026/1053
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2069 Esas

KARAR NO : 2026/1053 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI: 2020/168 Esas - 2023/325 Karar

TARİHİ: 13/09/2023

DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 21/05/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının lojistik hizmeti sağlayan, taşıma işlemlerinde aracılık eden bir firma olduğunu, davacının yurtdışından ithal edilen ürünlerin deniz yolu ile taşınması konusunda aracı firma olarak gönderici ... ...'nın Türkiye temsilcisi davalı ... .... A.Ş. İle anlaştığını, davacının üzerinde düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, buna karşın davalı taşıma sonrası bir kısım navlun ücreti ödeme borcunu yerine getirmediğini, alacağın tahsili amaçlı olarak davacı tarafından davalı aleyhinde İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasıyla icra takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, ... .... A.Ş. yetkilileri... bir araya gelerek ... firmasının temel işlerinin iş ortağı oldukları ... ... firmasının Özbekistan'dan ve Türkmenistan'dan, Çin'den alıman pamuk ürünlerinin dünyada nereye satış anlaşması yapıldıysa oraya sevkiyatını organize etmek ve aracı olduğunu, firmanın yıllık potansiyelinin 100.000 ton olduğunu, ...'ın tüm işlemleri ... ... için ve ... ... ile birlikte yürüttüğünü, tüm fiyatlar ve ops bilgilerinin güncel olarak ... ile yakın takip yapılarak sunulacağını, ...'ın bu bilgileri ve teklifleri ... ... firması ile paylaşacağını, ... firmasının potansiyelinin bunların dışına da çıktığını, firmanın Dilovası tarafında bir depo yatırım projesi olduğunu, bu projede de ... ile ilerleyebileceklerini, ... firmasının pamuk ve iplik ticareti dışında bir de tekstil makine ticareti ve kurulum işleri olduğunu, kurulacak bir tekstil firmasının makinalarını anahtar teslim proje olarak takip ettiklerini, dolayısıyla iş potansiyeli ve işlem hacimlerinin yüksek olduğunu belirttiklerini, ... yetkilileri hileli davranışlarla kendileri ... ..., Rb ...'nu bu sürece dahil ettiklerini, davacı zararına, dolandırıcılık kastıyla gerek yük alınmadan konşimento düzenletilmesi, gerekse de konşimento alınmadan yükün teslim ettirilmesi şeklindeki eylemlerle, davacının gelinen aşamada 1.500.000,00 USD”'ye yakın bir zarar riski ile karşı karşıya bıraktıklarını, belirtilen nedenlerle, ... yetkilileri ve diğer şüpheliler aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019 /141084 ve 2019/166527 Sor. Numaralı dosyalarında şikayet de bulunulduğunu, dosyaların yetkisizlikle Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini, Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/7468 Sor. Numaralı dosyasında birleştirildiğini, soruşturmanın devam ettiğini, ... yetkililerinin hileli davranışlarla yük teslim alınmadan, konşimento düzenletmesi sonrası ... İth. İhr. ...A.Ş. tesellüm konşimentolarına dayanarak akreditif bedellerini ödediği ve zarar ettiği iddiasıyla davacı aleyhine dava açıldığını, açılan davaların ise Karesi Firması tarafından ... aleyhine Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/18 E. Sayılı dosyasında, teslim alınmadan konşimento düzenlendiği için ödemesi yapılan yüklerin piyasada başka firmalardan daha yüksek bedelle temin edildiğini, bu sürede makinelerin çalışmadığını iddia ederek zararı olan 223.358,28 USD'nin tahsili için davacı ve ... ..., ve ... aleyhine dava açtığını, yargılamanın devam ettiğini, Karesi firması tarafından ... aleyhine Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/19 E. Sayılı dosyasında teslim alınmadan konşimento düzenlendiği ve konşimentolara yapılan ve dava değeri olan 971.147,52 USD'nin tahsili için davacı, ... ... ve ... aleyhine dava açtığını, açılan davada tüm davalılar için ihtiyati haciz talep ettiğini, yerel mahkeme ... ve ... ... yönünden ihtiyati haciz talebini kabul ettiğini, davacı yönünden ise ihtiyati haciz talebini reddettiğini, red kararı üzerine davacının istinaf yoluna başvurduğunu, istinaf mahkemesinin de davacının istinaf talebini kabul ettiğini, müvekkili aleyhine verilen ihtiyati haciz red kararını kaldırarak davalı ... .... A.Ş'nin IIK'nın 257. Maddesi uyarınca dava değeri olan 971.147,52 USD üzerinden ” 20 teminatla taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının alacak miktarı ile orantılı olmak üzere ihtiyaten haczine karar verdiğini, davalının Türkiye piyasasında forwarder firmalarını dolandırarak yukarıda belirtilen işlemleri yaptığını, tüm bu süreçte ise taşıması yapılan yüklere ilişkin hiçbir navlun bedeli ödemediğini, yukarıda belirtildiği üzere davacıyı ciddi miktarlarda zarar riskiyle karşı karşıya bıraktığını, davalı sözleşmenin ... ... ile davacı arasında imzalandığını bu nedenle yetkili ve görevli mahkemenin İsviçre Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle yetkiye itiraz ettiğini, davalının itirazı haksız olduğunu, yetkili icra dairesinin İstanbul İcra Daireleri olduğunu, davalı ile yurtdışından ithal edilen ürünlerin taşıması konusunda ... ...'nın temsilcisi sıfatıyla davalı ile anlaşıldığını, sürecin kendisiyle yürütüldüğünü, taşıma işi gerçekleştirildiğini, bu nedenle davacı tarafından başlatılan icra takibinde acente sıfatına sahip davalı taraf olarak gösterildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin ... ... ile yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturaya dayalı olup para alacağına ilişkin olduğunu, para borcunun Borçlar Kanunu hükümlerine göre götürülecek borçlardan olduğunu, bu itibarla genel yetkinin yanında alacaklının ikametgahının yetkili olduğunu, BK 89. Maddesine göre aksi kararlaştırılmadıkça para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğini, sözleşmenin tarafının ... ... olduğunu kabul anlamına gelmemekle MÖHUK'nun eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler başlıklı 29. Maddesinin “7 Eşyanın taşımasına ilişkin sözleşmeler tarafların seçtikleri hukuka tabidir. 2 tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas iş yerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas iş yerinin bulunduğu ülke ise bu ülkenin sözleşmeyle en sıkı ilişkili olduğu kabul edilir ve sözleşmeye bu ülkenin hukuku uygulanır.” Şeklinde olduğunu, dava konusu taşıma işinin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, boşaltma yine işyerinin bulunduğu ülke olan Türkiye'de yapıldığını, bu bakımdan da Türk Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalının icra takibinin yetkisine yapmış olduğu itirazın reddi gerektiğini, dava ... ...'ya izafeten ... adına açıldığını, ... ... ...'nın yetkili acentesi olduğunu, tüm süreç de ... üzerinden yürütüldüğünü ve sözleşmeler ... ile yapıldığını, acentenin dava ehliyetinin bulunduğunu, davalının dava konusu taşıma işini müvekkili ... ...'nın temsilcisi ve acentesi sıfatıyla yürüttüğünü, taşıma konusunda davacı ile anlaşmaya varıldığını, yapılan yazışmaların dikkate alındığında navlun sözleşmesinin davacı ile davalı arasında kurulduğunun anlaşılacağını, Davalı ... ...'nın acentesi olduğunu mahkemenin belirtilen dosyalarında bildirdiğini, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020 / 18 E. Ve 2020 / 19 E. Sayılı dosyalarında da ikrar ettiğini, davacının sözleşme gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının navlun ödeme borcunu yerine getirmediğini, davalının söz konusu taşımadan kaynaklanan fatura bedellerinin ödemesi konusunda yapılan görüşmelerde sonuç alınamadığını, bunun üzerine davalı aleyhine 32. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından söz konusu taşımaya ilişkin navlun faturaları kestiğini, davalının faturaların bir kısmını ödemediğini, davalıya kesilen son fatura sonrası davalının davacıya toplam borcunun 59.790,00 USD olduğunu, navlun sözleşmeleri denizyolu ile yapılan yük taşımalarında taşıyan ile taşıtan arasında kurulan akdi ilişki olduğunu, dava ile talep edilen alacak bedelinin yalnızca navlun alacağı olduğunu, davalının ilgili navlun borçlarından sorumlu olmasının bir diğer nedeninin ise esasen ilgili taşımaların ... şirketi adına yapılması olduğunu, ... yetkilileri kendilerini ... ...'nın Türkiye temsilcileri olarak tanıttıklarını, İnternet üzerinden bu şirket araştırıldığında ... yazıldığında ... ...'ya ait kayıtlar ve ... ... yazınca da ...'a ilişkin kayıtların ortaya çıktığını, davacının demuraj, liman ve ardiye masraflarıyla karşı karşıya kalması üzerine ... ile konşimentosuz teslim edilen yükler yönünden anlaşma yapmak durumunda kaldığını, yük bedellerinden bir kısım indirim alınarak davacının Çin'deki asıl göndericiye iletilmek üzere protokol doğrultusunda ... 80.000,00 USD ödeme yapmak durumunda kaldığını, diğer davalı ve dava dışı ... bedel ödemeden yüklere sahip olduğunu, bu hususta davalıya karşı talepte bulunma haklarını saklı tuttuklarını belirterek, fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacaklarının ve davacının uğramış olduğu, uğrayacağı zararlara ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile, öncelikle yetki itirazının reddine karar verilmesini, İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılmış takibe davalı borçlu tarafın yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile davacı adına başlatılan icra takibin 59.790,00 USD yönünden faiz ve ferileriyle birlikte devamını, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalının alacağın '& 20'sinden aşağı olmamak üzere belirlenecek icra inkar tazminatı ödemesini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davalı tahmiline karar verilmesini arz ve talep ettikleri görülmüştür.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dilekçesinde bir yandan davalının acente olduğunu kabul ederek beyanlarda bulunduğunu, bir yandan ise ... ... ile davalının aynı şirketler olduğunu iddia ettiğini, davacının kendi beyanları ile bile çeliştiğini, salt olarak huzurdaki davayı Türkiye'de ikame edebilmek adına soyut isnatlarda bulunduğunu, davacının davalının acente olduğu kabulü ile davayı Türkiye'de ikame edebileceklerini dile getirdiğini, diğer taraftan taşıma sözleşmesinin tarafının aslında davalı ... olduğunu söylediğini, taşıma işlemi tarafının davalı ... olduğunun düşünüldüğünde neden doğrudan husumeti davalıya değil de ... ...'ya izafeten davalıya yöneltildiğini, bu durumun bile huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının organik bağa ilişkin beyanlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ... ... bir İsviçre firması olduğunu, bu firmanın yapısal durumu İsviçre ilgili birimlerinden sorulabileceğini, temsilcisi olunan bu firmadan haricen öğrendikleri kadarıyla ekte sunulan ... ...'nın kuruluş sözleşmesinin capital-actions bölümünde, nominal 1.500.000,00 CHF, serbest 1.500.000,00 CHF, hisse her biri 1.000,00 CHF değerinde olduğunu, 1.000 adet hamiline hisseye ayrıldığını, hamiline senetleri elinde tutan kişi ... ...'nın ortağı pozisyonunda olduğunu, davalı tarafın ne de kendi taraflarının böyle bir şeyi bilinmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle herhangi bir şekilde davalı ile ... ...'nın hissedarlarının aynı olduğu ya da iki şirketin aynı şirket olduğunun iddia edilemeyeceğini, davacının iddialarının aksine davalının acente olarak hizmet verdiğini, üzerine düşen tüm sorumluluğu ifa ettiğini, husumet konusu alım-satıma ilişkin davalının ... acentelik hizmeti verdiğini, üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz ifa ettiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere anılı malların taşınması işlemine davalı ... aracılık ettiğini, hiçbir zaman farklı bir tutum sergilemediğini, davacının da ikrar ettiği üzere anılı malların göndericisi ... ... olduğunu, resmi kayıtlarda bu durumu tevsik ettiğini, davacının muhatap olarak ... ...'yı davalı göstermiş olmasına rağmen esaşa ilişkin açıklamalarında aracı firmalar da akdi taşıyan olarak taşıma ve navlun sözleşmeleri akdedebildiği şeklinde bir iddiada bulunduğunu, bu iddia da mesnetten yoksun ve kötü niyetli bir itham olduğunu, acentelik sözleşmesi gereği ... ...'dan ücret alındığını, ancak navlun sözleşmesinin tarafı olmadığını, davacı ile diğer davalı ... arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklar İsviçre mahkemelerinde İsviçre kanunlarına göre çözüme kavuşturulabileceğini, huzurdaki davacının usulden reddinin gerektiğini, ... ...'nın üzerine düşen edimi eksiksiz yerine getirdiğini, ... ... davacı ile husumet konusu malların taşınması hususunda anlaştığını, ... ..., bildikleri kadarıyla bu anlaşmadan doğan edimlerini yerine getirdiğini, ... A.Ş. şirketinin başlattığı icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, icra takibinin amacının doğrudan muhatabın malvarlığına ulaşmak ve malvarlığının paraya çevrilmesi yoluyla alacağı elde etmek olduğunu, bu nedenle ancak takibin kesinleşeceği aşamaya kadar acenteye karşı yürütülebileceğini, temsilci sıfatı dolayısıyla acentenin malvarlığı üzerinde icra işlemleri gerçekleştirilemeyeceğini, TTK m. 105, f.3 açıkça alınan kararların acentelere uygulanamayacağını ifade ettiğini, tüm bu sebepler neticesinde taraflarınca icra takibine yapılan her türlü itiraz haklı ve yerinde sebeplerden kaynaklandığını, davalının davacı tarafından aleyhine başlatılan icra takibinde borçlu olduğu herhangi bir rakam bulunmadığını, aleyhlerine açılmış itirazın iptali davasının reddinin gerektiğini belirterek, davanın ulusal yetki nedeniyle usulden reddini, aksi halde davanın esastan reddini, davacının icra takibi konusu olan tutarın 4 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini arz ve talep ettikleri görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 13/09/2023 tarih ve 2020/168 Esas - 2023/325 Karar sayılı kararında;

"......Sonuçta; yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre, davacının davalı ... ....'ya verdiği taşıma hizmetinden dolayı icra takip tarihi itibariyle 59.790 USD navlun alacağının bulunduğu, bu alacak bakımından sigorta şirketleri tarafından icra takip tarihinden sonra davacıya toplam 28.875,00 Euro = 32.120,49 USD ödeme yapılmış olduğundan, dava tarihindeki bakiye ana para ve faiz alacağı üzerinden hüküm kurulması gerektiği, tahsil edilen sigorta tazminatları TBK m.100 uyarınca öncelikle işleyen faiz alacağına sayılmak suretiyle faiz ve ana para alacağından mahsup edildiğinde davacının dava tarihi itibariyle 27.669,51 USD ana para, 999,79 USD işleyen faiz alacağının bulunduğu sonucuna varılmış olduğundan, bu doğrultuda toplam alacak miktarı olan 28.669,30 USD üzerinden davanın kısmen kabulü ile asıl alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesine göre faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, kabul edilen alacak likit olduğundan 27.669,51 USD ana alacak üzerinden takdiren %20 oranına göre hesap edilen 31.914,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, koşulları oluşmadığından red edilen kısım ile ilgili davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, dair aşağıda ki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile,

''1- Davanın 28.669,30 USD üzerinden KISMEN KABULÜ ile;

İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin 27.669,51 USD asıl alacak ve 999,79 USD faiz alacağından oluşan toplam 28.669,30 USD'nin, bu tutar içerisindeki asıl alacağa dava tarihi olan 16.06.2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince faiz yürütülmek sureti ile davalıdan tahsili için icra takibinin devamına

-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

2-27.669,51 USD ana alacak üzerinden takdiren %20 oranına göre hesap edilen 31.914,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE,

-Koşulları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ 29/09/2023 TARİH VE 2020/168 ESAS - 2023/325 KARAR SAYILI EK KARARI İLE;

''Davacı vekili tarafından verilen 29/09/2023 tarihli dilekçe ile borçlu aleyhine İstanbul 32. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe vaki itiraz üzerine açtıkları itirazın iptali davası olduğundan bahisle, mahkemece sehven 13/09/2023 tarihli celsede Alacak gibi hüküm kurulduğunu, bu sebeple bu hususun tashih edilmesini talep etmiştir.

6100 sayılı HMK'nun 304/1 maddesi " Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hakim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. " hükmü doğrultusunda dosya resen incelendi. '' Gerekçesi ile,

''1-Mahkememizin 2020/168 Esas, 2023/325 karar, 13/09/2023 tarihli kararının hüküm kısmının"Davanın 28.669,30 USD üzerinden KISMEN KABULÜ ile;

İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin 27.669,51 USD asıl alacak ve 999,79 USD faiz alacağından oluşan toplam 28.669,30 USD' nin, bu tutar içerisindeki asıl alacağa dava tarihi olan 16.06.2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince faiz yürütülmek sureti ile davalıdan tahsili için icra takibinin devamına

-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,..." şeklinde TASHİHİNE,

2-İş bu kararın mahkememizin 2020/168 Esas, 2023/325 karar, 13/09/2023 tarihli kararının EKİ SAYILMASINA, '' karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin emniyeti suiistimal adı altında yapılmış olduğunu, bu ödemelerin müvekkil şirketin alacağından mahsup edilemeyeceğini, yerel mahkeme kararında müvekkil şirketin navlun alacağına hak kazandığının tespit edildiğini, ancak alacağın bir kısmının farklı sigorta şirketleri ile yapılan poliçeler kapsamında tahsil edildiğinden bahisle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, takibe ve davaya konu edilen alacakların navlun alacakları olduğunu, 3. kişi ... Sigorta tarafından yapılan ödemenin davalının navlun alacakları dışında müvekkil şirkete vermiş olduğu zararlar nedeniyle sigortadan yapılan tahsilata ilişkin olduğunu, dava konusuyla ilgisi bulunmadığını, bu doğrultuda her iki alacağın birbirinden farklı olduğu dikkate alınarak talepleri doğrultusunda 59.790-USD tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda öncelikle faiz, vekalet ücreti ve fer'ilerinden mahsup yapılmamış olduğunu, tahsil edilen tutarın doğrudan asıl alacaktan düşüldüğünü, bu nedenle de yerel mahkeme hükmünün hatalı olduğunu, sigorta şirketleri tarafından davanın tarafı olmayan ... ... A.Ş.'ye yapılan ödemelerin müvekkil şirketin tarafı olduğu bu dosyada navlun ödemesi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bir an için ödemelerin mahsup edileceği değerlendirilse dahi bu tutarların ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak öncelikle faiz, vekalet ücreti ve ferilerden mahsup edilmesi gerektiğini, raporda yalnızca tahsil edilen tutar USD cinsine çevrildiğini, işbu tutarın ana para alacağından çıkartıldığını ve müvekkilin alacağının 28.669,30 USD olduğuna kanaat getirildiğini, oysa yapılması gerekenin icra dosyasına göre faiz, masraf, vekalet ücreti ve ferileri dikkate alınarak hesaplanması olduğunu, bu itibarla hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hukuka aykırı ve denetime elverişsiz olduğunu, yerel mahkemenin ara kararına da aykırı olarak hazırlandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; dava dışı ... .... üzerine düşen edimleri yerine getirdiğinden davanın kısmen kabulünün hatalı olduğunu, dava dışı ... ....'nın İsviçre'de mukim global bir ticaret firması olduğunu, yıllardır sorunsuz şekilde faaliyet göstermekte olan şirketin, alanının sayılı isimlerinden biri olduğunu ve alanında tercih edilen bir firma haline de geldiğini, bu kapsamda ... .... ile davacı şirketin husumet konusu malların taşınması hususunda anlaştıklarını, ... ....'nın bu anlaşmadan doğan edimlerini yerine getirmiş olduğunu, ... A.Ş. şirketinin başlattığı icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,

Kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı taraf ... ....'dan bir talep bulunabilecek olsaydı dahi bu talebini acente niteliğinde olan ... A.Ş.'den talep edemez durumda olduğunu, zira icra takibinin amacının zaten doğrudan muhatabın malvarlığına ulaşmak ve malvarlığının paraya çevrilmesi yoluyla alacağı elde etmek olduğunu, bu nedenle ancak takibin kesinleşeceği aşamaya kadar acenteye karşı yürütülebileceğini ve temsilci sıfatı dolayısıyla acentenin malvarlığı üzerinde icra işlemleri gerçekleştirilemeyeceğini, davalı ... ....'nın üzerine düşen edimi eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bu nedenle asıl işi yapan ... ....'nın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı gibi acente olan müvekkil şirkete de herhangi bir sorumluluk izafe edilemeyeceğini, bu nedenle davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,

Dava konusu alacağın sigorta şirketleri tarafından ödenmek zorunda olduğunu, dava dışı ... ....'ya sorumluluk izafe edilmesinin bozma nedeni olduğunu, davacı tarafın 12.250 Euro sigorta ödemesi aldığının bilirkişi incelemesi ve gelen müzekkere cevapları ile ortaya çıktığını, kabul ederek, ilgili sigorta şirketi olan ... Sigorta'dan bu kapsamda12.250 Euro sigorta bedeli tazmin ettiğini, davacı tarafın kendi kusurunu açık ve net olarak kabul ettiğini, buna göre kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereği işbu davanın reddinin gerektiğini,

Dosyada mübrez hasar ekspertiz raporunda hasar bedeli olan 53.362,79 Euro'nun poliçe teminatı kapsamında olduğunu ve dolayısıyla ödenebilir olduğunu, bu nedenle davacı tarafın bu teminat bedelinden daha az bir miktarla sigorta şirketini ibra ederek müvekkil şirketten talepte bulunmasının büyük bir haksızlık olduğunu, zira emniyeti suistimal kişi başı azami limit 50.000,00 Euro ve yıllık azami limitin 250.000,00 Euro olarak belirlendiğini, bu nedenle davacının hasarın tamamını karşılaması mümkün iken daha azı kabul ederek talepte bulunmasını kabul etmediklerini, dolayısıyla davacı tarafın kötü niyetli olarak işbu davayı açmış olduğunu, mahkemece verilen kısmen kabul kararının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, navlun alacağından kaynaklı fatura alacaklarının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

TBK'nın 100. maddesinde; "Borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz," hükmü düzenlenmiştir. Davaya konu takip talebinde de kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesine göre öncelikle varsa işlemiş faiz ve masraf ve fer'ilere mahsup edileceği belirtilmiştir.

Bir başka anlatımla TBK'nun 100. maddesi gereğince ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Buna göre, borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez. Anılan maddenin uygulanması için takip talebinde bu yönde ayrıca talepte bulunulması gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça bu husus re'sen dikkate alınmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu'nun 09/10/2002 tarih ve 2002/12-709 Esas - 2002/781 Karar sayılı kararı). Şu halde, TBK'nun 100. maddesi uyarınca, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmiş olması durumunda ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi ve her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu suretle saptanması gerekir.(Yargıtay 12 HD.nin 2018/7452 Esas,2019/9523 Karar sayılı içtihadı)

Somut olaya döndüğümüzde, mahkemece verilen hüküm gerekçesinde, dava dışı sigorta şirketleri tarafından takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemelerin TBK'nın 99-100 ( BK.83-84.)maddeleri uyarınca öncelikle faiz alacağından mahsup edilmek suretiyle dava tarihi itibariyle asıl alacak ve faiz alacağının saptanması konusunda ek rapora alınarak karar verildiği belirtilmiş ise de, mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda TBK 100 madde hükmü dikkate alınmadan rapor düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece, bilirkişiden yukarıdaki açıklamalarda gözetilerek TBK 100 m. hükmü uygulanmak suretiyle dava dışı sigorta şirketleri tarafından yapılan kısmi ödemelerinin TBK 100. Maddesine göre öncelikle masraf ve faiz alacaklarından mahsubu ile bakiye kalması halinde asıl borçtan düşülerek buna göre dava tarihi itibariyle kapak hesabının çıkartılarak denetime elverişli rapor alınması, sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacı vekilinin sair istinafları ile davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2023 Tarih ve 2020/168 Esas - 2023/325 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,

2-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacı vekilinin sair istinafları ile davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,

5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2069, K. 2026/1053, T. 13.09.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2069-e-2026-1053-k-6a9fad426125