Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1792 E. 2026/1125 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1792
Karar No
2026/1125
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1792 Esas 2026/1125 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1792 KARAR NO : 2026/1125

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2023 NUMARASI : 2021/590 Esas 2023/470 Karar

DAVA : Bankacılık İşleminden Kaynaklanan Alacak DAVA TARİHİ : 09/10/2021 KARAR TARİHİ : 15/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/09/2026

Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile ... Bakanlığı arasındaki tapu iptal ve tescil hakkında uyuşmazlık nedeniyle Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/501 Esas sayılı dosyasında görülen davada bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar "mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı" ile nemalandırmak ve kesinleşen karara göre hak sahiplerine verilmek üzere mahkemece belirlenecek banka hesabına yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesine karar verildiğini, Mahkemenin nihai kararı ile de bankada depo edilen paranın bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte nemalandırılmış toplam tutarı ile müvekkillerine ödenmesine karar verildiğini ve kararın kesinleşmesi üzerine depo edilen tutar ile fark bedelin müvekkillerine teslim edildiğini, ancak davalı bankanın depo edilen paraya mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının çok altında ve hatta yasal faiz oranının yarısı kadar (% 4.50) faiz uyguladığını, müvekkillerinin depo edilen parayı 16/09/2021 tarihinde davalı bankadan ihtirazi kayıt ile teslim aldıklarını, davalı bankanın haksız faiz uygulaması nedeniyle müvekkillerinin davalı bankadan eksik faiz farkı alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin depo tarihinden itibaren bankaların mevduata uyguladığı değişken oranlı en yüksek faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 13/04/2023 tarihli dilekçesi ile talebini 240.424,97 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası ya da kısmi alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkilinin faaliyet adresi itibariyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşıma itirazları bulunduğunu, dava konusu hesabın Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin talimatı uyarınca ve Mahkeme adına açıldığını, bu nedenle davacılar ile müvekkili banka arasında akdi ilişki bulunmadığını ve davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/501 Esas sayılı dosyasında görülen tapu iptali ve tescil önalım davasının yargılaması sırasında mahkemenin talimatı ile müvekkili Bankaya 07/12/2016 tarihinde 243.854,50 TL, 27/03/2017 tarihinde 165.700,00 TL depo edildiğini ve depo edilen tutarlar için birer aylık vadeli hesaplar açıldığını, ... Bakanlığı bünyesinde müvekkili bankada açılan ve depo edilen tüm vadeli hesaplarda Merkez Bankası tabela faiz oranlarından cari faiz uygulandığını, bankaların akdi ilişki içinde olduğu müşterilerine uygulanan vadeli hesap faiz oranlarının her Banka tarafından serbest piyasa koşullarında tespit edildiğini, davacıların dava konusu hesaplar yönünden müvekkilinin müşterisi olmadığını ve bu kapsamda olmayan hesaplar için fazla faiz isteminin kabul edilmeyeceğini, ... Bakanlığı ile genel anlaşma uyarınca kamulaştırma vadeli hesaplarının cari faiz oranı ile açıldığını ve davacıların kendilerine daha fazla faiz ödenmesi yönündeki talebinin bu yönden haksız olduğunu, ... Bakanlığının 06/05/2008 tarih 104-1 sayılı Genelgesi kapsamındaki paraların müvekkili bankaya yatırıldığını, ayrıca uygulamaya ilişkin tereddütlerin netleştirilmesi amacıyla söz konusu Genelgeye ilave olarak ... Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce 22/09/2017 tarihli yazının yayınlandığını, buna göre vadeli hesapların faiz oranları ile ilgili olarak T.C. ... Bankası, ... ve ... Bankasının, ... Bankasına bildirdiği ve şubelerinde ilan edilen 1 aya kadar vadeli mevduatlara uyguladıkları tabela faizlerin (banka cari faiz oranı) referans faiz olarak belirlendiğini ve bu oranlardan en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması hususunun ifade edildiğini, mevduat fiyatlamalarının hesabın bağlı olduğu segment, hukuki yapı, vade, piyasa koşulları gibi etkenlere göre değişkenlik gösterdiğini, bahse konu hesabın ise müvekkili Banka tarafından ilan edilen cari faiz oranının üzerinde nemalandırıldığını, davacılara eksik ödeme yapılmadığını, kabul anlamana gelmemek üzere mevduata fiilen uygulanacak en yüksek faiz talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın açılışı anında ileri sürülen zarar miktarının ne kadar olduğunun belirlenmesinin mümkün olmaması ve hesaplamayı gerektirmesi nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu, işlemi yapan şubenin ... olması nedeniyle HMK 14/1 m uyarınca şubenin yapmış olduğu işlemler bakımından mahkemenin yetkili olması nedeniyle davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, dava dilekçesine ekli ödeme belgeleri ve arabuluculuğa başvuru tarihi dikkate alındığında ve nihayetinde işlemin bir bankacılık işlemi olması nedeniyle zamanaşımı defiinin yerinde olmadığı, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin talimat yazılarında ve ara kararlarında, "mahkememiz dosyası namı hesabına açılacak en kısa vadede en yüksek getiriye sahip vadeli bir mevduat hesabına" nakit paranın yatırılması talimatı verildiğinden ve hesabın mahkeme dosyası namına açıldığı ve ilgili dosyada da eldeki davanın davacılarının taraf oldukları gözetildiğinde dosya namına açılan hesapla ilgili olarak eldeki davanın davacılarının işbu davayı açmakta aktif dava ehliyetlerinin olduğunun kabulü gerektiği, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin davalı bankaya gönderdiği 2014/501 Esas sayılı 29.11.2016 tarihli talimatında; davacı vekili tarafından yatırılacak olan toplam 243.854,50 TL'nin mahkeme dosyası namı hesabına açılacak en kısa vadede en yüksek getiriye sahip vadeli bir mevduat hesabına yatırılarak mahkemeden verilecek 2. bir talimata kadar ilgililerine ödenmek üzere ilgili hesapta muhafazası ve dekont örneğinin mahkemeye gönderilmesinin istendiği, ayrıca 22.03.2017 tarihli talimat yazısında da, davacı vekili tarafından yatırılacak olan 165.700,00 TL teminat bedelinin mahkeme dosyası namı hesabına açılacak en kısa vadede en yüksek getiriye sahip vadeli bir mevduat hesabına yatırılarak mahkemeden verilecek 2. bir talimata kadar ilgililerine ödenmek üzere ilgili hesapta muhafazası ve dekont örneğinin mahkemeye gönderilmesinin istendiği, bu talimatlarda da açıkça ifade edildiği gibi ilgili nakitlerin en kısa vadede en yüksek getiriye sahip vadeli bir mevduat hesabına yatırılması istenmekte olup, hesabın açıldığı davalı bankanın uygulandığı faiz oranlarının uygulanmasının kafi görülmediği ve yargılama sırasında dava dışı bankalardan konuyla ilgili emsal faiz oranları getirtilerek bilirkişiden dosyada bulunan emsal faiz oranları da değerlendirilerek hesaplama yapılmasının istenildiği, zira burada korunan değerin nakit paranın azami ölçüde taraflar aleyhine değer kaybetmesinin önüne geçme hususuna ilişkin olduğu, yargılamalar sırasında depo edilen bedelin tarafların haklarının azami şekilde korunması için en yüksek getiriye sahip mevduat hesabında değerlendirilmesi gerektiği, bu doğrultuda sadece davalı bankanın uyguladığı düşük oranların uygulanmasının davacıların zararına sebebiyet vereceği ve emsal banka uygulamalarının ortalamasının somut olaya uygulanmasının hakkaniyet gereği olduğu, bu kabulden hareketle bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişiden Asliye Hukuk Mahkemesi dosya içeriği ile dosyada bulunan emsal faiz oranları da değerlendirilerek davacılara ödenmesi gerekli faiz farkı alacağının hesaplnmasının ve bu hesaba göre davacılara eksik ödeme yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise miktarı ile ilgili rapor tanzimi istenildiği, 10/03/2023 tarihli bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen rapora göre de davacıların her iki hesapla ilgili olarak faiz farkı alacağının 240.424,97 TL olduğunun tespit edildiği, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 240.424,97 TL alacağın dava tarihi olan 09/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile hisseleri oranında davacılara verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki dananı belirsiz alacak davası ya da kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığı, davanın zamanaşımına uğradığını, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin talimatı uyarınca ve Mahkeme adına davalı banka nezdinde hesap açılıp yatırılan para bu hesapta değerlendirildiğinden dava konusu edilen hesabın Mahkeme adına olup, davacıların müvekkili banka ile akdi ilişkileri olmadığından eldeki davada aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/501 Esas sayılı dosyasında görülen tapu iptali ve tescil önalım davasının yargılaması sırasında mahkemenin talimatı ile müvekkili Bankaya 07/12/2016 tarihinde 243.854,50 TL, 27/03/2017 tarihinde 165.700,00 TL depo edildiğini ve depo edilen tutarlar için en kısa vade ile birer aylık vadeli hesaplar açıldığını, ... Bakanlığı bünyesinde müvekkili bankada açılan ve depo edilen tüm vadeli hesaplarda Merkez Bankası tabela faiz oranlarından cari faiz uygulandığını, bankaların akdi ilişki içinde olduğu müşterilerine uygulanan vadeli hesap faiz oranlarının her Banka tarafından serbest piyasa koşullarında tespit edildiğini, davacıların dava konusu hesaplar yönünden müvekkilinin müşterisi olmadığını ve bu kapsamda olmayan hesaplar için fazla faiz isteminin kabul edilmeyeceğini, ... Bakanlığı ile genel anlaşma uyarınca kamulaştırma vadeli hesaplarının cari faiz oranı ile açıldığını, ... Bakanlığının 06/05/2008 tarih 104-1 sayılı Genelgesi kapsamındaki paraların müvekkili bankaya yatırıldığını, ayrıca uygulamaya ilişkin tereddütlerin netleştirilmesi amacıyla söz konusu Genelgeye ilave olarak ... Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce 22/09/2017 tarihli yazının yayınlandığını, buna göre vadeli hesapların faiz oranları ile ilgili olarak T.C. ... Bankası, ... ve ... Bankasının, ... Bankasına bildirdiği ve şubelerinde ilan edilen 1 aya kadar vadeli mevduatlara uyguladıkları tabela faizlerin (banka cari faiz oranı) referans faiz olarak belirlendiğini ve bu oranlardan en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması hususunun ifade edildiğini, mevduat fiyatlamalarının hesabın bağlı olduğu segment, hukuki yapı, vade, piyasa koşulları gibi etkenlere göre değişkenlik gösterdiğini, bahse konu hesabın ise müvekkili Banka tarafından ilan edilen cari faiz oranının üzerinde nemalandırıldığını, davacılara eksik ödeme yapılmadığını, kabul anlamana gelmemek üzere mevduata fiilen uygulanacak en yüksek faiz talebinin fahiş olduğunu, bilirkişinin en yüksek faiz üzerinden yapmış olduğu hesaplamayı yerinde gören mahkeme kararının haksız olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacılar eldeki davada; tarafı oldukları Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/501 Esas sayılı dosyasında Mahkemece belirlenen bedelin mevduata fiilen uygulanacak en yüksek faiz oranı ile nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahiplerine ödenmek üzere davalı bankada açılacak hesaba yatırılmasına karar verildiğini, kararın kesinleşmesi ile depo edilen bedelin müvekkillerine ödendiğini, ancak davalı banka tarafından Mahkemenin talimatına aykırı olarak mevduata fiilen uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanmaması nedeniyle faiz tutarının eksik ödendiğini ileri sürerek faiz farkı alacağının tahsilini istemişler, Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ►Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/501 Esas ve 2017/115 Karar sayılı dosyasında eldeki davanın davacıları olan ... ve ... aleyhine açılan önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davası açıldığı, yargılama sırasında Mahkemece eldeki davanın davalısı Bankaya yazılan 29/11/2016 tarihli müzekkere ile davacı vekilince yatırılacak toplam 243.854,50 TL'nin mahkeme dosyası namı hesabına açılacak en kısa vadede en yüksek getiriye sahip vadeli bir mevduat hesabına yatırılarak hesapta muhafazası ve dekont örneğinin mahkemeye gönderilmesinin istenildiği, 07/12/2016 tarihinde davalı bankada açılan vadeli mevduat hesabına 243.854,50 TL para yatırıldığı, yine Mahkemece eldeki davanın davalısı Bankaya yazılan 16/12/2016 tarihli müzekkere ile davacı vekilince yatırılacak olan 165.700,00 TL teminat bedelinin mahkeme dosyası namı hesabına açılacak en kısa vadede en yüksek getiriye sahip vadeli bir mevduat hesabına yatırılarak hesapta muhafazası ve dekont örneğinin mahkemeye gönderilmesinin istenildiği, 27/03/2017 tarihinde davalı bankada açılan mevduat hesabına 165.700,00 TL yatırıldığı, Mahkemenin 04/04/2017 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davaya konu taşınmazdaki ...'a ve ...'a ait hisse miktarlarının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, karar kesinleştiğinde davacı tarafça yatırılan ön alım bedelinin nemaları ile birlikte davalılar ... ve ...'a verilmesine karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek 21/06/2021 tarihinde kesinleştiği, ►Mahkemece 26/10/2021 tarihli tensip zaptı ile dava dışı ..., ..., ...Bank, ... ve ... Bankasına müzekkere yazılarak 2014 ila 2021 yılları arasında TL cinsinden mevduata uygulanan en yüksek faiz oranlarının bildirilmesinin istenilmesine, 22/03/2022 tarihli celsede ise emsal faiz oranları da değerlendirilerek davacılara ödenmesi gerekli faiz farkı alacağının hesaplnması ve bu hesaba göre davacılara eksik ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise miktarı ile ilgili rapor tanziminin istenmesine karar verildiği, ►Alınan bilirkişi raporu ile; her iki vadeli hesap bakımından davalı banka da dahil olmak üzere dosyaya sunulan 5 emsal bankanın faiz oranlarının ortalaması alınarak yapılan hesaplamada toplam net mevduat faizi miktarı ile davalı bankaca tahakkuk eden toplam net mevduat faizi miktarı arasındaki farkın 240.424,97 TL olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Dairemizce; davalı bankanın 1 aya kadar vadeli hesaplara uygulandığı faiz oranlarının UYAP sisteminden tespit edilerek bu faiz oranları üzerinden hesaplama yapılması gerektiği değerlendirilerek ve duruşmalı olarak dosyanın re'sen seçilen bankacı bilirkişi ...'ya tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi ... tarafından Dairemize sunulan 11/05/2026 tarihli ek raporda; dava konusu her iki vadeli hesap açılışında UYAP sisteminde yer alan TCMB faiz oranları raporu dikkate alınarak davalı bankanın 1 aya kadar vadeli hesaba fiilen uygulanan en yüksek faiz oranları alınarak yapılan hesaplamada toplam net mevduat faizi miktarı ile davalı banka tarafından davacılara ödenen toplam net mevduat faiz miktarı arasındaki toplam faiz farkının (125.154,13 TL+198.838,40 TL=) 323.992,53 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı vekili ek bilirkişi raporuna karşı sunmuş olduğu 15/05/2026 tarihli dilekçesinde, ek bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesi kararının esas itibariyle yerinde olduğunu doğrulamakla birlikte müvekkillerinin gerçek zarar miktarının hükmedilen tutardan da yüksek olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkilleri lehine hükmedilecek alacak miktarının ek raporda belirlenen tutar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini beyan ederek davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiş; 15/09/2026 tarihli celse beyanında istinaf dilekçesine karşı sunulan cevap dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ve alınan ek bilirkişi raporu doğrultusunda talepleri gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Eldeki davanın davacılarının davalısı olduğu Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/501 Esas ve 2017/115 Karar sayılı önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davasının yargılaması sırasında Mahkemece belirlenen arsa bedeli ve masrafların davacı tarafından davalı bankada mahkeme adına açılacak en kısa vadede en yüksek faiz getirecek mevduat hesabına yatırması için süre verilmesine dair ara kararına istinaden davalı bankaya yazılan müzekkereler ile mahkeme dosyası namı hesabına açılacak en kısa vadede en yüksek getiriye sahip vadeli bir mevduat hesabına yatırılarak hesapta muhafazası istenilmiştir. Mahkemenin ara kararına uygun olarak davalı banka nezdinde açılan iki ayrı vadeli hesaba para yatırılmış, Mahkeme kararının kesinleşmesi ile eldeki davanın davacılarına ödenmiş, ancak davacılar davalı banka tarafından Mahkemenin talimatına uygun olarak faiz işletilmemesi nedeniyle faiz fark alacaklarının olduğunu ileri sürerek tahsili istemi ile eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece dava dışı bankalar ile davalı banka tarafından mevduata uygulanan en yüksek faiz oranlarının ortalaması alınarak yapılan hesaplama esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Dairemizce Mahkemenin en kısa vadede en yüksek getiriye sahip vadeli bir mevduat hesabına yatırılması yönündeki talimatına göre davalı bankanın 1 aya kadar uyguladığı faiz oranları üzerinden hesaplama yapılarak davacıların talep edebileceği faiz farkı alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği değerlendirilmekle duruşma açılmış ve bu yönde bilirkişiden ek rapor alınmış, bilirkişi ek raporunda UYAP sisteminde yer alan TCMB faiz oranları raporu dikkate alınarak davalı bankanın 1 aya kadar vadeli hesaba fiilen uygulanan en yüksek faiz oranları alınarak yapılan hesaplamada faiz farkının iki hesap için (125.154,13 TL+198.838,40 TL=) 323.992,53 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Buna göre, davalı bankanın açılan hesaplara mahkemenin talimatına uygun olarak 1 aya kadar vadeli hesaplara uyguladığı faiz oranları üzerinden faiz işletmesi gerekirken, düşük oranda faiz işlettiği ve davacıların aradaki faiz farkını istemekte haklı oldukları, Dairemizce bu doğrultuda alınan bilirkişi ek raporu ile ilk derece mahkemesince hükmedilen tutardan daha yüksek faiz farkı alacağı hesap edilmiş ise de, istinaf incelemesi talep edenin sıfatı ve aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek Dairemizce bu miktar üzerinden yeniden hüküm tesis edilmemiştir. Ancak ilk derece Mahkemesince davacıların faiz farkı alacağının emsal bankaların ve davalı bankanın uyguladığı faiz oranlarının ortalaması alınarak belirlenmesinin isabetli olmadığı, davalı bankanın fiilen uyguladığı faiz oranlarının esas alınması gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesinin gerekçesi bu yönü ile yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne karar verilmiştir. Öte yandan, eldeki dava kısmi dava olarak açılmış olup kısmi dava açılması için kanunen herhangi bir şart aranmadığı, dava konusu Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının 21/06/2021 tarihinde kesinleştiği, davacılara ödemenin 16/09/2021 tarihinde yapıldığı ve eldeki davanın 09/10/201 tarihinde açıldığı gözetildiğinde davalı vekilinin davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin istinaf itirazı yerinde olmadığı gibi davalı banka nezdinde açılan mevduat hesabı mahkeme adına açılmış ise de mahkemenin hesabı ileride hak sahiplerine ödenmek üzere açtırdığı ve gerekçeli kararında da önalım bedelinin nemaları ile birlikte ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde davacıların aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususlara değinen istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle Dairemizce duruşma açılarak toplanan yeni deliller ile bilirkişi incelemesi kapsamında değişik gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiğinden davalı tarafın istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar vermek verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur. Diğer yandan, dava tarihi ve dava değerine göre karara karşı temyiz yolu açık olup, kısa kararda kararın kesin olduğunun belirtilmesi maddi hataya dayalı olduğundan bu husus gerekçeli kararda düzeltilerek temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2023 tarih, 2021/590 Esas, 2023/470 Karar sayılı kararının gerekçe yönünden KALDIRILMASINA, 2-Davanın kabulü ile 240.424,97 TL'nin dava tarihi olan 09/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 16.423,42 TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 59,30 TL harcın ve 4.090,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 12.274,12 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan peşin harç, başvurma harcı, vekalet harcı ve ıslah harcı olmak üzere toplam 4.217,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan dosya, pul, davetiye, yazışma, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 903,75 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 36.659,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, B)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 4.105,85 TL harcın talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama masrafının kararın gerekçe yönünden kaldırıldığı gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmış ise de kararın gerekçe yönünden kaldırıldığı gözetilerek davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/09/2026

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1792, K. 2026/1125, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1792-e-2026-1125-k-9dde21dc14bd