Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/169 E. 2025/1091 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/169
- Karar No
- 2025/1091
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/169
KARAR NO: 2025/1091
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 20/10/2022
NUMARASI: 2020/613 Esas - 2022/714 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 26/06/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;15.04.2018 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç ile müvekkil sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında müvekkilinin % 94 oranında daimi malul ve sürekli olarak bir başkasının bakıma muhtaç kaldığını, savcılık evrakları incelendiğinde kazaya tanık olan ...’ın ifadesinde karşı istikametten gelen sadece tek ışığı yanan traktörü gördükleri, traktörün yolu ortalayarak geldiği, traktörün plakasını, marka ve modelini göremediğini, müvekkil ... ise ifadesinde kaza öncesi bir traktörün karşı yönden şeridi ortalayarak üzerlerine doğru geldiği ve müvekkilin kaçmak isterken kazanın meydana geldiğini söylediğini, adece şehir merkezlerinde kamera bulunduğu, şehir dışı sayılabilecek yerlerde kamera bulunmadığı, iş bu dosyaya konu kazanın meydana geldiği yerde de kamera bulunmadığını, HMK 107/1-2’ ne göre dava değerini yükseltme hakkı ve diğer fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL sürekli iş göremezlik, 5.000 TL sürekli bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplamda 10.000 TL maddi tazminatın ...’ndan, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre ... plakalı araç sürücüsü davacı ...'un tam kusurlu olduğu, başkaca bir araca kusur atfedilmediğinin görüldüğünü, ..., Karayolu Trafik Kanunu gereği Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırmamış olan araçların neden olduğu bedeni zararları söz konusu araç sürücüsünün kusuru nispetinde karşıladığını, tazminatın hesabının en önemli unsuru olan kusur bulunmaksızın tazminat hesaplaması yapılması ve başvuru sahibine kendi kusuru nedeniyle tazminat ödenebilmesi mümkün olmadığını, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın varlığı, kusuru ve ZMMS poliçesi yaptırma yükümlülüğü somut delillerle ispat edilemez ise talebin reddedilmesi gerektiğini, başvuru sahibinin ilgili yönetmelik gereğince yetkili bir hastane tarafından düzenlenmiş sağlık kurulu raporunu sunmamış olması nedeniyle başvuru şartı yerine getirilmemiş sayılması gerektiğini, bakıcı giderine ilişkin hesaplama yapılması halinde yerleşik Yargıtay uygulamasına göre yasal asgari ücretini 1/3 ‘ü oranının esas alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın kabulü ile, 360.000-TL sürekli iş görememezlik, 360.000-TL sürekli bakım gideri tazminatı olmak üzere toplam 720.000-TL maddi tazminatın 19/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;hükümle teminat limitinin aşıldığını, müvekkili ...’nın sorumluluğunun, kaza tarihi olan 15.04.2018’de geçerli olan teminat limiti tutarının 360.000,00-TL ve kazaya sebep olan ZMMS poliçesi bulunmayan aracın kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacının kazaya kendi kusuru nedeniyle sebep olduğunu, ...'un kazanın oluşumda tam kusurlu olduğunu, başka herhangi bir araca kusur izafe edilmediğini, davacı tarafın yaralanmasına plakası ve sürücüsü belirlenemeyen bir aracın sebep olduğunun ve bu aracın ZMMS poliçesi yaptırma zorunluluğunun somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, başvuru şartının yerine getirilmediği, tazminat hesaplanmasının, kaza tarihinde yürürlükte olan ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu temin edilmeden yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkili aleyhine sürekli bakıcı gideri tazminatına hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur incelemesine ilişkin yapılmış olan tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, hesaplanan tazminat miktarı üzerinden müterafik kusur indirimine gidilmesi gerektiğini, tazminattan teknik faiz indirimine gidilmesi gerekirken indirim yapılmamasının, kararın bozulmasını gerektirdiğini, müvekkili kurumun dava konusu zarardan sorumlu olmadığından müvekkilin temerrüdünün de söz konusu olmadığını, bu nedenle 19.02.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, kaza tarihi itibariyle teminat limitinin 360.000,00-TL olup, mahkemenin asıl yargılama gideri, vekalet ücreti ve ilam harcının teminat limitine oranlanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Kaza tespit tutanağında; kazanın davacının kusuru ile gerçekleşen tek taraflı trafik kazası olarak nitelendirildiği, kazaya sebep olduğu iddia edilen traktörden bahsedilmediği görülmüştür. Aynı olaya ilişkin ceza soruşturmasının yapıldığı Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın 2018/3007 Soruşturma - 2018/2640 Karar sayılı dosyasında 29.06.2018 tarihinde: ''..Her ne kadar müşteki ile müşteki şüphelinin bahsi geçen traktör şoföründen şikayetçi oldukları anlaşılmış ise de ; buna ilişkin somut bir bilgi bulunmadığı, yapılan araştırmada da buna ilişkin bir bilgiye ulaşılamadığı, buna göre; olayın sürücü ...'ün taksirinden kaynaklandığı, Mevlüt'ün yaralanmasının kendi taksirinden ileri geldiği, ...'un da bu nedenle yaralandığı ve kusuru olan ...'ten şikayetçi olmadığı anlaşıldığından; Olayla ilgili olarak kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına...'' karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece aldırılan 21.10.2021 tarihli kusur raporunda: ''...Kimliği belirlenemeyen traktör sürücüsünün %90 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'un %10 oranında kusurlu olduğu...'' tespit ve rapor edilmiştir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6/1). 4721 sayılı Kanun’un bu hükmü 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinin birinci fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilememiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK m. 191/1). İspat yükü kendisine düşen taraf bir vakıayı ispat ettikten sonra, artık ispat yükü aksini iddia eden karşı tarafa geçer. Bunun üzerine karşı tarafın o olgunun doğru olmadığını veya başka bir olgu nedeniyle hükümsüz kaldığını ispat etmesi gerekir. Somut olayda; kaza tespit tutanağında plakası tespit edilemeyen traktörden bahsedilmemiş, ceza soruşturmasının yapıldığı Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın 2018/3007 Soruşturma - 2018/2640 Karar sayılı dosyasında plakası tespit edilemeyen traktörün kazaya sebep olduğu tespit edilemediği nedenle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kaza anına ilişkin kamera görüntüsü tespit edilmemiş, davacı tarafça bir belge sunulmamıştır. Kaza anında araçta bulunan yolcunun tanık sıfatı ile beyanları alınmıştır. Soruşturma dosyası kapsamında dinlenen tanık anlatımlarına göre kazanın plakası tespit edilemeyen traktörün manevrasının kazaya sebep olduğu, bu kaza nedeni ile davacının yaralandığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin kazanın varlığının ispat edilmediğine yönelik istinaf yerinde değildir. Mahkemece hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın % 90 kusurlu olduğu olduğu, davacının ise %10 olduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamına alınan soruşturma dosyası kapsamındaki verilere göre plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sebep olduğunun anlaşılması karşısında mahkemece kusur raporunun olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, davalı sigorta şirketinin bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. TBK'nın 54. Maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı vekilinin bakıcı gideri zararından sorumlu olmadıkları yönündeki istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Kurulundan alınan maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkındaki yönetmelik dikkate alındığında, kişinin tüm vücut engellilik oranının %97 olduğu, sürekli bakıcı ihtiyacı olduğu tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazının yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça verilen başvuru dilekçesi üzerinde davalı ...'na yazılı olarak başvuru yapıldığı anlaşıldığından, başvuru tarihinden sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalı ... temerrüde düşmüş olacağından faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf yerinde değildir.Kaza tarihi itibariye ZMMS sakatlanma/ölüm limitinin 360.000,00 TL, tedavi gideri limitinin 360.000,00 TL olduğu görülmekle limitin aşılmış olduğuna yönelik istinaf talebi yerinde değildir. Mahkemece hükmedilen yargılama harç ve giderlerinin tazminatın ferileri niteliğinde olduğundan limit içinde değerlendirilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 49.183,20 TL harçtan peşin alınan 12.296,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 36.887,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2025