Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/26 E. 2025/584 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/26
Karar No
2025/584
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 27/06/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 09/11/2022 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 27/06/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili banka ile dava dışı ...Aş arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete krediler tahsis edildiğini, kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi nedeniyle borçlu ve kefillere Antalya 6. Noterliğinin 03/04/2018 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, hesabın kat edildiğini, keşide edilen ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...D. İş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alındığını ve Antalya 8. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, kefiller borcu itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, davalıların yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, faize ve ferilerine yönelik iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalıların kefil oldukların... numaralı işletme kredisi KGF güvencesinde bir kredi olduğunu, takip edilen alacak eğer tahsilat sağlaması durumda kamu kurumu niteliğinde KGF'ye aktarılacağını, davalıların haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptaline, takibin devamını talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar vekili; davacı banka ile dava dışı .... Aş arasında 20/04/2017 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, aynı sözleşmenin 22 ve 23 sayfalarında karşı taraf banka ile müvekkilleri arasında hukuken geçersiz kefalet sözleşmesi akdedildiğini, banka usule aykırı yapılmış kefalet sözleşmesini dayanak tutarak kötü niyetli olarak müvekkilleri hakkında Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin... D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz alındığını ve daha sonra Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, müvekkilleri ile davacı banka arasında yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkillerin davaya konu borçtan sorumlu olmadıklarını, belirtilen sayfalarda yazılı adı soyadı adresi, kefil olunan azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduklarına ilişkin ifadeyi içeren el yazılarının kendilerine ait olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..Bu durumda davalılar ile akdedilen kefalet sözleşmesinin yasal şekil şartlarını içermediğinden geçersiz olduğu, dolayısı ile asıl kredi borçlusunun bankaya olan ve takibe konu edilen borcundan sorumlu olmadıkları anlaşılmış, davacı bankanın davalıların borçlu şirketin ortağı olmakla yaptıkları itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu yönündeki iddiası Mahkememizce yerinde görülmemiş ve itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir. Davalılarca davacı bankanın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiş ise de; davacı bankanın açıkça kötü niyetli hareket ettiği, kredi sözleşmesindeki kefaletin geçersizliğini bile bile takip başlatarak dava açtığı ispatlanamadığı için yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine.." karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin 31/01/2022 tarih .... Esas ...Karar sayılı ilamı ile; "... dava ile icra dosyası içeriğine göre, davacı banka tarafından ödenmeyen kredi borcu nedeniyle hesap kat ihtarının düzenlenip davalılara tebliğ edildiği, ödeme emrinin ve eklerinin davalılara tebliğ edildiği, davalıların borca ve ferilerine itiraz ettikleri, GKS'nin 27/04/2017 tarihinde düzenlenip kefaletin de aynı tarihte imzalandığı, kefaletteki imzalara ilişkin herhangi bir itirazlarının olmadığı, takibin 02/08/2018 tarihinde yapıldığı, itirazın iptali davasının ise 27/09/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı bankanın kefilin sözleşmeden sonra bankaca yapılan ilk talepte kefaletin geçersizliğini ileri sürüp sürmediği, kabullenme iradesinin bulunup bulunmadığı ile kefaletin bu şekilde geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı yönünde yeterli inceleme ve araştırmayla değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda, hesap kat ihtarına cevap verilip verilmediği, itiraz olup olmadığı, kredi kullandırımı ile yapılan düzenli ödeme dönemi, ödememenin ne zaman başladığı, kefillerin aynı zamanda imzaya yetkili şirket temsilcisi olup olmadığı, ya da hangisinin bu vasıfta bulunduğu, kredi açılmasının salt kefilin kefaletinin güçlülüğünden kaynaklandığı, kefalet taahhüdünün olmaması halinde kredinin açılamayacağı ve kredinin kullandırılmasının salt kefilin davranışlarıyla uyandırdığı kefalete dayalı bulunup bulunmadığı, davalı yanın sözleşmeyi benimseyip benimsemediğinin kabul edilip edilmeyeceği ve dolayısıyla re'sen gözetilmesi gereken TMK'nın 2. maddesine göre, kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun kabulü halinde yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Davacının bu nedenle istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı yanın istinaf başvurusu incelendiğinde ; tarafların inkar edilmeyen akdi ilişkileri, sözleşmelerde inkar edilmeyen imzalar dikkate alındığında; takibe itiraz haklı bile olsa takibin kötüniyetli olmadığı anlaşılmakla; kötüniyet tazminatı verilmesinin koşulları oluşmadığından istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle, davacı vekilin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece; "... TBK'unun 583. maddesindeki şekil/geçerlilik şartına rağmen azami limitin, kefalet tarihinin ve türünün davacının eli ürün olması şartına gerek görmeden kredi kullandıran davalı banka daha sonra şekil şartı eksikliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu açıkça ortaya koymalıdır. Aksi takdirde kanunun aradığı şekil şartının hiç bir önemi kalmayacaktır. Dosyadaki bilgilere göre kredinin açılmasının salt davacı kefilin kefaletinin güçlülüğünden kaynaklandığı anılan kefalet taahhütü olmaması halinde kredinin açılamayacağı ve kredinin kullanıldırılmasının salt kefilin davranışları ile uyandırdığı kefalete dayalı bulunduğu ispatlanamamıştır. Bu durumda davacı kefilin şekil noksanlığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılmak vasfında olduğu davalı bankaca açıkça ortaya konulamadığından kefalet geçersiz adledilmelidir..." şeklindeki emsal kararı dikkate alındığında; kredinin KGF destekli olarak alındığı, davacı tarafından davalı kefillerin kefalet taahhüdü olmaması halinde açılamayacağı ve kredinin kullanıldırılmasının salt kefilin davranışları ile uyandırdığı kefalete dayalı bulunduğunun ispatlanamadığı, nitekim kredi borcunun KGF tarafından kapatılmış olması karşısında davanın reddine, Yasal şartları oluşmadığından davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine (Mahkememizin ...E -... K sayılı kararı ile kötü niyet tazminatının reddine ilişkin verilen karar; davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun Antalya BAM 11. HD'nin...E - ... K sayılı kararı ile esastan reddedilmiş olması dikkate alınarak)," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin istinaf kararından sonra hiçbir inceleme yapmadığını, toplanması gereken belgelerin toplanılması kararından mesnetsiz olarak döndüğünü ve hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan istinaf mahkemesi tarafından kaldırılan kararın aynısını verdiğini, istinaf mahkemesinin istediği araştırmayı neden yapmadığına dair somut bir gerekçede ortaya koymadığını, bu durumun verilen karardan bağımsız olarak hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin kefalet miktarı, türü ve tarihinin yanında bulunan imzalarla ilgili bir inceleme yapmadığını, buna ilişkin talepleri kabul etmediğini, gerekçeli kararda ne bu yöndeki itirazlarına ne de bu hususu neden kabul etmediğine dair hukuki gerekçeye yer vermediğini, davalılardan ... kefil olunan şirketin yetkilisi olduğunu, ... ve ...'ninde şirketin eski ortakları olduğunu, kefillerin hepsi baba ve iki oğlu olduğunu, kullandırılan krediden hepsinin faydalandığını, ancak kefaletten bu şekil eksikliği ile kurtulması MK'nın 2. maddesi hakkın kötüye kullanması niteliğinde olduğunu, kredi kullandırılan ve kefil olunan şirketin yetkilisi olmaları ve şekli olarak itiraz etmeleri tek başına hakkın kötüye kullanılmasına karine teşkil ettiğini, ancak bu hususun gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, kefil olunan şirketin bir aile şirketi olduğunu, şirketin krediyi almasında ve kullanmasına şirket ortağı ve yetkilisinin kefaletinin etkili olduğunu, yetkilisi olduğu şirket krediden faydalandığını, ancak kredinin temerrüte düşmesi sonucu takip işlemleri başlayınca kefaletin şekli ile ilgili itirazda bulunulduğunu, ... - ... - ...'nin bu itirazlarının Medeni Kanunu 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, bankalar tüzel kişilere kredi tahsis ederken şirket ortak ve yöneticilerini müteselsil borçlu müşterek kefil olarak alınmadan kredi tahsis edilmemesi bankacılıkta bir örf ve teamül olduğunu, bunun teamül olduğu hususunu belirttiklerini, bunun için ... . müzekkere gönderilip sorulması gerekirken hiç değerlendirilmemesi eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu gösterdiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddi kararı yerinde olmakla birlikte kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu, cebri icrayı daha etkin kılmak ve cebri icranın kötüye kullanılmasına engel olmak amacıyla takibe geçmede kötü niyetli veya ağır kusurlu olan alacaklı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedileceğinin düzenlendiğini, basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü olan bankanın, geçerli olabilmesi için müvekkilleri tarafından doldurulması gereken ancak banka personeli tarafından doldurulan dolayısıyla geçerlilik şartını sağlamayan kefalet sözleşmesinin ağır kusurlu ve/veya kötü niyetli davranarak ilgili kısımları tek elden doldurmak suretiyle icra takibine geçtiğini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesine dayanılarak açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dava konusu kredi KGF destekli olup kredi borcunun KGF tarafından kapatılmış olmasına, davacı tarafından davalı kefillerin kefalet taahhüdü olmaması halinde kredinin açılamayacağı ve kredinin kullanıldırılmasının salt kefilin davranışları ile uyandırdığı kefalete dayalı bulunduğunun ispatlanamamasına, davalı kefillerin şekil noksanlığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması vasfında olduğu davacı banka tarafından açıkça ortaya konulamadığından şekil şartlarına uymayan davalı kefaletlerinin geçersiz olmasına, kötüniyet tazminatının yasal koşullarının oluşmamış olmasına, kaldı ki daha evvel kötüniyet tazminatı hakkında verilen red kararına ilişkin istinaf talebinin daha evvel ki kaldırma kararımızla reddedilmiş olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalılardan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 4-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27/06/2025 ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/26, K. 2025/584, T. 27.06.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-26-e-2025-584-k-d4329b84fbec