İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/882 E. 2025/630 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/882
Karar No
2025/630
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/882 Esas KARAR NO : 2025/630 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/11/2022 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ...Limited Şirketi arasında 2 adet akordion dorsenin yapımı konusunda 10.05.2021 tarihli sözleşme imzalandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında dorsenin teknik özelliklerinin dorse şase sacının 8 mm çelik kalite, dorse dingillerinin 12 tonluk dingillerden pırlanta , dorsenin boyasının akrilik boya serisi, dorsenin ilk uygulama boyasının epoksi kalite serisi, 1 adet takım sandığı, 1 adet 25 Iitre su tankı plastik, dorsenin fren tertibatının wabco, yangın dolabı 1 adet, lastikleri Lassa 6 adet, lastik takoz 1 adet, çift dingil kaldırma, dorse ölçüleri 8,30 metre uzunluğunda 180 cm yüksekliğinde, eni dıştan dışa 2,55 cm, dorse ağırlığı 7000-7500 kg. arasında önden kaldırma 5 kademeli 5700 soğuk çekim piston, dorse süspansiyon körükler 3813 büyüklükte 6 adet, dorse amortisörleri 6 adet, 6 adet tam otomatik cırcır, taban sacı 4 mm. çelik saç hardox 450 , yan kapak saçları 3 mm çelik hardox 450, devrilme tehlikesine karşılık otomatik körük boşaltma şeklinde olacağının belirtilmiş olduğu, yine ilgili sözleşmede imalat hatalarına karşı 1 yıl garanti verileceği, teslimat tarihinin 30.05.2022 tarihinde 1 adet, kalan 1 adedin ise 30.06.2022 tarihinde olacağı, toplam fiyatın 880.000,00-TL, ödeme şeklinin ise 200.000,00-TL peşin, kalan kısmının 30.07.2022 tarih ve 136.000,00-TL bedelli, 30/08/2022 tarih ve 136.000,00-TL bedelli, 30/09/2022 tarih ve 136.000,00-TL bedelli, 30/10/2022 tarih ve 136.000,00 TL bedelli ve 30.11.2022 tarih ve 136.000,00 TL bedelli çekler ile yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve peşinat ile süresinde ödenmek üzere 5 adet çeki teslim ettiğin, ancak karşı tarafın 2 adet akordion dorseyi sözleşmede kararlaştırılan sürede teslim etmediği gibi edimlerini de eksik ve ayıplı şekilde ifa ettiğini, yapılan ilk yüklemde dorse havuzunda şişme meydana geldiğini ve durumun üretici firmaya bildirildiğini, sonrasında ise yapılan incelemede dorse damperinin patladığı tespit edildiğini ve bu hususun da üretici firmaya bildirildiğini, ancak karşı tarafın ayıplı malın tamiri hususunda herhangi bir eylemde bulunmadığını, davaya konu dorselerdeki ayıplar nedeniyle ayıpların tespiti için İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.İş. sayılı dosyasında delil tespiti yaptırıldığını, bu meyanda davaya konu dorselerin 10.05.2021 tarihli sözleşmeye aykırı olarak ve ayıplı şekilde müvekkil şirkete teslim edilmiş olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilinin 272.000,00-TL borçlu olmadığının tespitine, ... Sanayi İzmir Şubesi'nin 30.11.2022 tarih ve 136.000,00 TL bedelli ve ... Sanayi İzmir Şubesi'nin 30.12.2022 tarih ve 136.000,00 TL bedelli çeklerin iptaline, ... Sanayi İzmir Şubesi'nin 30.11.2022 tarih ve 136.000,00 TL bedelli ve ... Sanayi İzmir Şubesi'nin 30.12.2022 tarih ve 136.000,00 TL bedelli çeklerin ihtiyati tedbir yoluyla mahkemece münasip görülecek teminat mukabilinde ödemesinin durdurulmasına ve çekler üzerine ödeme yasağı konulmasına, ödeme yasağı talebimizin kabul edilmemesi halinde ise gerekirse çek bedellerinin mahkemenizin belirleyeceği banka hesabına depo edilerek çeklerin ödemesinin durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. CEVAP : Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : 1-... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ...seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek suretleri, 2-İzmir...ulh Hukuk Mahkemesinin...D.İş sayılı dosyası, 3-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 4-Davacıya ait ticaret sicil kayıtları, 5-Davacıya ait vergi sicil kayıtları, 6-Davacıya ait esnaf sicil kayıtları, 7-Bilirkişi heyetinin 10/04/2023 havale tarihli raporları, 8-Bilirkişi heyetinin 22/07/2023 havale tarihli ek raporları, 9-Bilirkişi heyetinin 01/03/2025 havale tarihli ek raporları, 10-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, davacının, taraflar arasında tanzim olunan ve 2 adet akardion dorsenin yapımı konusunda imzalanan 10/05/2021 tarihli sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından imal edilerek davacı şirkete teslim edilen dorselerin sözleşmede belirlenen tarihlerde teslim edilmemesi ve dorselerde meydana gelen arızalar sebebiyle davalı şirket tarafından yapılan ifa işleminin ayıplı olduğu iddiası çerçevesinde, dorselerin bedelinin ödenmesi amacıyla davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait,... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile dava dışı üçüncü kişilere ödenen ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait,... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait,... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek bedelleri toplamı 272.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle eser sözleşmesi olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Diğer yandan yüklenicinin borçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesinde; ''Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiş olup, yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Eserin; sözleşmede kararlaştırılan niteliklerine ya da işsahibinin beklediği amaca uygun olmaması veya lüzumlu bazı vasıflardan bir ya da birkaçının bulunmaması halinde, ayıplı ifa edildiğinin kabulü gerekir. Ayıp, Kanun ya da sözleşme hükümleri gereğince bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenici, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak imalını yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda açık ayıplarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474., gizli ayıplarda ise 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde aynı Kanun'un 475. maddesinde tanınan haklardan yararlanabilir. Ancak, 475. madde gereğince eser sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanayamacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa eser sahibi bu eseri kabulden kaçınabilir. Ne var ki eserdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık yukarıda belirtilen ölçüde önemli değilse eser sahibi eserin değerindeki eksiklik oranında bedeli indirebilir. Eğer kusurların giderilmesi büyük harcama gerektirmiyorsa yükleniciyi onarıma zorlayabilir. Ancak 475. maddede eser sahibine tanınan haklardan birini kullanabileceği mahkemece uzman bilirkişi aracılığı ile yaptıracağı inceleme sonucu ayıbın derecesi belirlenmek sureti ile takdir olunur. Kural olarak eser sözleşmesinde ayıbın varlığı her türlü delil ile kanıtlanabilir. (Yargıtay 15. HD 06/02/2002 tarih 4689/546 vb. kararlar) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474. maddesi hükmü gereğince iş sahibi eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıplarda ise iş sahibi gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır. Aksi takdirde iş sahibi eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır ve 475. maddesi hükmünden yararlanamaz. Ne var ki sözleşmede eser için garanti verilmiş ise ayıp ihbarı sürelerine bakılmaksızın 475. madde hükümlerinden yararlanma olanağı mevcuttur. Davanın dayanağının ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait,... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek olduğu, çeklerin taraflar arasındaki dorse yapım sözleşmesine binaen verildiğinin dava dilekçesine ekli olan sözleşme ile ispatlandığı dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükü konusuna değinilmesinde yarar vardır. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir. Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1). Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.). Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve ... sayılı YİBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Dava konusu olan illetten mücerret olan ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait,... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek olup, çeklerin verilme amacına dayanak dorselerin ayıplı olduğu ve bu kapsamda ayıp oranında davacının davalıya borçlu olmadığının ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu izahtan varestedir. Taraflar arasında tanzim olunan ve imzalanan 10/05/2021 tarihli sözleşmeye konu 2 adet akardion dorse üzerinde keşif icrasına karar verilmiş olup, keşfin icrası akabinde dosyanın keşif sırasında refakate alınan üç makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacıya ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, taraflar arasında tanzim olunan ve 2 adet akardion dorsenin yapımı konusunda imzalanan 10/05/2021 tarihli sözleşme, ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çeke ait kayıtlar, İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası, keşif tutanağı ve sair hususlar göz önünde bulundurularak, taraflar arasında tanzim olunan ve imzalanan 10/05/2021 tarihli sözleşmeye konu 2 adet akardion dorsenin sözleşme, dava ve keşif tarihi itibariyle rayiç değerinin ne kadar olduğu, sözleşmede kararlaştırılan teknik özelliklere uygun olarak imal edilip edilmedikleri, dorselerin sözleşmedeki hususları havi olup olmadıkları, dorselerin ayıplı olup olmadıkları, ayıplı iseler ayıpların ne veya neler olduğu, dorselerde bulunan ayıpların açık ayıp ya da gizli ayıp mahiyetinde olup olmadığı, ayıpların hangi sebepten kaynaklandığı, ayıpların üretimden mi yoksa kullanımdan mı kaynaklandığı, ayıpların dorselerin kullanımını önemli ölçüde etkiler mahiyette bulunup bulunmadığı, ayıpların tamir suretiyle giderilip giderilemeyeceği, ayıpların onarım maliyetinin ne kadar olduğu, ayıplar sebebiyle araçlarda değer kaybı oluşup oluşmadığı, var ise hangi oran ve miktarda değer kaybı oluştuğu, davacının ayıplar sebebiyle davalı taraftan bedelde indirim talep edip edemeyeceği, edebilecek ise hangi miktar ve oranda bedelde indirim talep edebileceği, dorselerin tamiri mümkün değil ise dava tarihi itibariyle yeniden imal bedellerinin ne kadar olduğu hususlarının ve sair hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, bilirkişi heyeti 10/04/2023 tarihli raporlarında sonuç olarak; dava konusu ... tescil plakasına sahip yarı römorkların rapor içeriğinde izah edildiği üzere ayıplı olduklarını, dava konusu yarı römorklardaki ayıpların giderilmesi için gereken bedelin malzeme ve ve işçilik olarak toplam 199.600,00-TL olduğunu, dava konusu yarı römorklarda tespit edilen ayıpların giderilmesi ile dorselerde herhangi bir değer kaybı zararı meydana gelmeyeceğini, dorselerde davacı yanın talep edebileceği ayıp oranında bedel indirim bedelinin 200.000,00-TL olduğunu mütala etmişlerdir. Taraf vekillerinin itirazları üzerine dosyanın 12/04/2023 havale tarihli raporu tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi ile taraf vekillerinin itirazları ayrı ayrı ve gerekçeli olarak değerlendirilmek suretiyle, taraflar, mahkememiz, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay'ın denetimine uygun ve elverişli şekilde düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, bilirkişi heyeti 22/07/2023 tarihli ek raporlarında sonuç olarak; davaya konu dorselerde tespit edilen ayıpların kök raporda verilen görüş çerçevesinde kısmi revizyon işlemi ile giderilebileceğini, onarım maliyetinin iki dorse için 199.600,00-TL olduğunu, ayıp oranında bedel indiriminin ise 200.000,00-TL olduğunu, görüş ve kanaatlerinde bir değişiklik olmadığını mütala etmişlerdir. Dava konusu dorselerin satın alındıktan sonra ortaya çıktığı iddia edilen arızaların onarımı için başvurulan ve tamirat işlemlerinin gerçekleştirildiği gerçek veya tüzel kişilere müzekkere yazılarak dorseler üzerinde gerçekleştirilen tamirat işlemlerine ilişkin iş emirleri, servis formları, onarım evrakları, faturalar ve sair tüm tamirat evrakları celbi akabinde dosyanın 12/04/2023 havale tarihli raporu ve 25/07/2023 havale tarihli ek raporu tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi ile dava konusu dorselerin satın alındıktan sonra kaç kere onarım gördüğü, onarımların hangi arızalardan kaynaklandığı, keşif sırasında tespit edilen ayıpların dorseler satın alındıktan sonra gerçekleştirilen onarımlar sırasında ortaya çıkmış olup olamayacağı, gerçekleştirilen onarımlar dikkate alındığında bundan sonra gerçekleştirilecek tamirat işlemlerinin dorselerdeki ayıpları tamamen giderip gideremeyeceği, onarım yapılması durumunda ayıpların tekrarlayıp tekrarlamayacağı hususları ile taraf vekillerinin itirazları ayrı ayrı ve gerekçeli olarak değerlendirilmek suretiyle, taraflar, mahkememiz, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay'ın denetimine uygun ve elverişli şekilde düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, bilirkişi heyeti 01/03/2025 tarihli ek raporlarında sonuç olarak; davacı tarafından dosyaya sunulu belgelerden ...plakalı damperli dorsenin... plakalı damperli dorsenin 8 kere onarım görmüş olduğunu, onarımların niteliğinin rapordaki tablolarda yazılı olduğunu, heyetlerince düzenlenmiş olan 12.04.2023 tarihli kök rapor ve 25.07.2023 tarihli 1. ek rapor sonrasında davacı vekili tarafından sunulan ve bilirkişi raporunda belirtilen tablolarda gösterilen davacıya ait ... plakalı damperli dorselerde yapılan işlemlerle ilgili servis fiş ve iş emirlerinin keşif esnasında tespit edilen arızaların benzer şekilde devam ettiğinin anlaşıldığını, davacı tarafından, davalıya “10/05/2021 tarifli “... adet Dorse Yapımı Sözleşmesinin” kapsamında yaptırılmış olan...plakaya tescil edilen dorselerin heyetçe 12.04.2023 tarihinde yapılan keşifte fiili olarak yapılan gözlemlerinde tespit etmiş olduğu ayıpların, keşif öncesinde...Sulh Hukuk Mahkemesinin... D. İş. Dosyasından düzenlenen 30.10.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda tespit edilen hatalı ve eksik montaj işlemleri ile işbu ek rapor kapsamında dosyaya sunulan söz konusu dorselere ait onarımlarla ilgili iş emri ve onarım fişleri ve dosyaya sunulan... Urunleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. bilgi notu birlikte değerlendirildiğinde bundan sonra gerçekleştirilecek tamirat işlemlerinin dorselerdeki ayıpları tamamen gideremeyeceğini, onarım yapılması durumunda ayıpların tekrarlayacağını mütalaa etmişlerdir. Davacı tanığı... 26/10/2023 tarihli duruşmada aynen; "Davacı ... kardeşim olur, davalı şirketten 2 tane dorse aldık, aldığımız dorseler 2 hafta içinde yırtılma, açılma vb. arızalar vermeye başladı, sürekli olarak bu arızaların tamiri amacıyla masraf yaptık, dorseleri güçlendirmeye çalıştık, masraflara hala devam ediyoruz, ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi haricinde dorseler ... isimli iş yerine yaptırıldı ancak bu iş yerinden fatura alınmadı, ödemeler elden yapıldı, ortalama 100.000,00-TL civarında ödeme yaptık." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... 26/10/2023 tarihli duruşmada alınan beyanında aynen; "Davacı... kardeşim olur, dorselerin siparişini ben verdim, davalı şirket yetkilisi ... bey bizim ofisimize geldi, kendisi ile anlaştık, dorseleri satarken özellikle yan taraflarında baba adı verilen kısımlarında destek olması gerektiğini söyledim, davalı şirket yetkilisi bunun gerekli olmadığını söyledi, dorseleri bize gönderirken yeni bir projesi olduğunu ve kesinlikle arkasında olduğunu, sorun yaşamayacağımızı söyledi, dorseler geldikten sonra 1 ay içerisinde patlamalar yaptı, dorselerin bizim anlaşmamıza aykırı olarak daha ince yapıda olduğunu gördük, dorseler zamanında teslim edilmedi, bize ... kullanılacağının söylenmesine rağmen ... marka sac kullanılmış, dorseler geldiğinden beri yaklaşık 12-13 sefer İzmir... Sanayi Sitesinde bulunan ...Sanayi Ticaret Limited Şirketine yaptırıldı, ayrıca Aliağa'da bulunan ... isimli iş yerine yaptırıldı, ... isimli iş yerinde yapılan tamiratı elden nakit olarak ödedik, bu yüzden fatura almadık, dorselerde bulunan ayıplar sebebiyle tamirat amaçlı harcığımız paralara ilişkin maddi zararımız bir yana çok fazla iş kayıpları yaşadık, Belediyenin işlerini yapıyorduk, dorseler şuan mevcut tamirlerinden dolayı bu saatten sonra da dikiş tutmayacaktır, baba dediğimiz kısımları dorselere biz eklettik, ... isimli iş yerine minimum 50.000-TL civarında para ödedik, tanıklık ücreti istemiyorum, bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde ifade vermiştir. Davalı vekilinin bilirkişi heyetinin 06/03/2025 havale tarihli ek raporlarına karşı itirazlarının, taraflar arasındaki ilişki kapsamında davacıya satılan römorklarda uygun olmayan malzemelerin taşındığı iddiasının soyut beyandan ibaret olup somut bir veri barındırmadığı gibi bu iddiaya yönelik yazılı herhangi bir ispat vasıtasının mahkememize sunulmadığı, ayıpların kaynaklandıkları sebeplerin raporlarda detaylıca açıklandığı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek suretleri, İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin...D.İş sayılı dosyası, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait esnaf sicil kayıtları, bilirkişi heyetinin 10/04/2023 havale tarihli raporları, bilirkişi heyetinin 22/07/2023 havale tarihli ek raporları, bilirkişi heyetinin 01/03/2025 havale tarihli ek raporları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının, taraflar arasında tanzim olunan ve 2 adet akardion dorsenin yapımı konusunda imzalanan 10/05/2021 tarihli sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından imal edilerek davacı şirkete teslim edilen dorselerin sözleşmede belirlenen tarihlerde teslim edilmemesi ve dorselerde meydana gelen arızalar sebebiyle davalı şirket tarafından yapılan ifa işleminin ayıplı olduğu iddiası çerçevesinde, dorselerin bedelinin ödenmesi amacıyla davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait,... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ...eri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile dava dışı üçüncü kişilere ödenen ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek bedelleri toplamı 272.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davanın dayanağının ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait,... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek olduğu, çeklerin taraflar arasındaki dorse yapım sözleşmesine binaen verildiğinin dava dilekçesine ekli olan sözleşme ile ispatlandığı, dava konusu olan illetten mücerret olan ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait,... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ...eri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek olup, çeklerin verilme amacına dayanak dorselerin ayıplı olduğu ve bu kapsamda ayıp oranında davacının davalıya borçlu olmadığının ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı olarak davalı şirket tarafından üretilen dorselerin ayıplı oldukları, ayıpların mahiyetinin gizli olduğu, ayıpların onarımının mümkün olmadığı ve sürekli olarak tekrarlar nitelikte bulundukları, mevcut olduğu tespit edilen ayıplardan dolayı araçlarda meydana gelen değer kaybının 200.000,00-TL olduğu, satış anında tespit edilmeleri durumunda araçların satış bedelinden 200.000,00-TL daha az bedelle satılabilecekleri, bu kapsamda anlaşmaya konu bedelden yapılması gereken indirim tutarının 200.000,00-TL olduğu, belirtilen gerekçeler dahilinde seçimlik haklarından bedelde indirim talebinde bulunan davacının vermiş olduğu çeklerin bedellerinin 200.000,00-TL kadarından davalı şirkete borçlu olmadığı, çeklerden ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çekin ibraz edildiği ve 01/12/2022 tarihinde ödendiği, ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çekin ise ödenmediği, borçlu olunmadığının tespiti kapsamında ödenen çek bedeli gözetildiğinde davacı tarafından fazla ödenen ve istirdadı talep edilebilecek tutarın 64.000,00-TL olduğu, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla kısmen ispatladığı anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 1-Menfi tespit talebinin KISMEN KABULÜNE, davacı ...'nın, ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek ve ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/12/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çeklerin toplamda 200.000,00-TL tutarındaki kısmından dolayı davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 72.000,00-TL'ye yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Davacı ... tarafından ödenen ... Anonim Şirketi Sanayi İzmir Şubesine ait, ... seri numaralı, 30/11/2022 vade tarihli, 136.000,00-TL bedelli çek bedelinin 64.000,00-TL'sinin ödeme tarihi olan 01/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden İSTİRDADI suretiyle alınarak davacı ...'ya verilmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 13.662,00-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 4.645,08-TL harcın mahsubu ile 9.016,92-TLkarar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 166,00-TL elektronik tebligat, 252,00-TL posta masrafı, 5.100,00-TL bilirkişi ücreti, 1.274,90-TL keşif harcı, olmak üzere toplam 9.134,60-TL yargılama giderinin davanın kabul oranı dikkate alınarak 6.716,61-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan 4.645,08-TL peşin harç ile 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.725,78-TLgiderin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 32.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/06/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/882, K. 2025/630, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-882-e-2025-630-k-efca9dec1cc0