İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/554 E. 2025/526 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/554
Karar No
2025/526
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/554 Esas KARAR NO : 2025/526 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 24/01/2025 KARAR TARİHİ: 11/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerden... Tic. Ltd. Şti. arasında İzmir İli,... İlçesi, ... Mevki... parsel adresinde anahtar teslimi bina yapım işi adı altında inşaat yapım sözleşmesi yapıldığını, taraflar arasında 20.09.2023 tarihli ... yevmiye numaralı Çeşme ... Noterliğinde yapılan sözleşmeye göre inşaat ruhsatı alımından itibaren 12 ay süreceğinin belirtildiğini, 01.11.2024 tarihinde anahtar teslimi olarak bitirmesi gerektiğini ancak halihazırda taşınmazın kullanılacak ve oturmaya müsait bir durumda olmadığının tespit edildiğini, sözleşme tarihinden tam 15 ay geçmesine rağmen söz konusu inşaat hala teslim edilmediğini, müvekli... ve... Ltd. Şti. arasındaki borç alacak ilişkisi nedeniyle müvekkili...'ın dava konusu taşınmazı diğer davacı ... Ltd. Şti.'ye satış vaadi dolayısıyla, müvekkili ... Ltd. Şti. tarafından davalı şirkete söz konusu iş için 35.000.000,00-TL ödeme yapıldığını, ayrıca çekler de teslim edildiğini ve ödemelerin yapıldığını, ... Anonim Şirketi Beşiktaş İstanbul Şubesi'ne ait... seri numaralı 30.12.2024 vade tarihli, 1.500.000-TL bedelli,... seri numaralı 29.01.2025 vade tarihli, 1.500.000-TL bedelli,... seri numaralı 31.01.2025 vade tarihli, 1.500.000-TL bedelli çekler yönünden İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Değişik İş karar sayılı dosyası üzerinden tedbir talebinde bulunulduğunu, çeklere ilişkin yalnızca davalı taraf ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmemesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmişse de, 3. kişiler yönünden bu tedbir kararının uygulanmamasına karar verildiğini, bu tedbir kararının müvekkillerini hukuki anlamda korumadığını, davalı tarafın çekleri tahsil edebilmek adına işbu değişik iş kararından faydalanarak çekleri 3.kişilere ciro etme ihtimalinin bulunduğunu beyan etmekle, işbu dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu çeklerin 3.kişilere ciro edilmemesi, ciro edilmişse de tahsil edilmemesi, icraya konu edilmemesi, çeklere ödeme yasağı konmasını ve banka ödemesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;... firmasının aktif husumet ehliyeti bulunmağını, müvekkili ile davacılardan... arasında aktedilmiş bir sözleşme yapıldığını, sözleşmeden kaynaklanan edimlerin muhatabının... olduğunu, davalıların dava dilekçesinde...'ın dava konusu taşınmazı... Limited Şirketine satışına ilişkin vaadde bulunduğu gibi bir açıklama ile davanın tarafı gibi göstermeye çalıştıklarını ancak ...Limited Şirketinin sözleşmeye taraf olmadığı gibi geçerli bir satış vaadi sözleşmesi veya alacağın temliki sözleşmesininde davacı tarafça dosyaya sunulmadığını, açıklanan nedenlerle ...firmasının davasının aktif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davada harca esas değer 200.000-TL olarak gösterilmişse de toplamda 4.500.000 TL tutarında ihtiyati tedbir kararı talep edildiğini, davacı vekilinin özetle, davacı... ile müvekkil arasında inşaat yapım sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin inşaatı sözleşmeye uygun yapmadığını, teslim etmediğini, imalatın teknik olarak hatalı olduğunu iddia ederek 100.000-TL tazminat ve 100.000-TL de taşınmazı kullanamadıkları için mahrum kaldıkları kira bedelini talep ettiklerini, müvekkili ile davacı... eski arkadaş olduğunu, müvekkilinin bu işi tamamen arkadaşlık hatırına üstlendiğini, aslında, taraflar arasındaki tek sayfalık inşaat sözleşmesini de yalnızca yapı ruhsatının alınması için formalite gereği düzenlendiğini, aksi takdirde, dava dilekçesinde imalatın detayları hakkında son derece titiz ve bilgili olduğunu iddia eden davacının, içinde hiçbir proje, detay veya teknik şartname bulunmayan tek sayfalık bir sözleşmeyi kabul etmesinin makul bir şekilde izah edilemeyeceğini, inşaatın teknik ve bilimsel kaideler doğrultusunda tamamlandığını, inşaat öncesinde ve süresince gerek Çeşme Belediyesi gerekse görevli yapı denetim firması tarafından statik, mekanik, mimari vs projelerin son derece sıkı bir şekilde denetlendiğini, inşaatın imalatında herhangi bir teknik sorun tespit edilmediğini, inşaatın tamamlanmadığı ve teslim edilmediği iddiasının da gerçek olmadığını, iskan raporunun dahi alındığını, taşınmazın anahtarlarının da teslim edilmiş olup, davacı tarafta olduğunu, rapor tarihi itibarı ile her türlü aboneliğin aktif hale getirip, meskenin kullanabilecek durumda olduğunu ancak davacının bunu yapmak yerine müvekkili firmadan sürekli ilave işler, mimari projede de bulunmayan (havuz gibi) imalatlar talep etmeye devam ettiğini, davacının henüz gerçekleşmemiş zararları, ileride gerçekleşebilir iddiası ile talep ettiğini, davacının sözleşme bedeli ile bir ihtilafının bulunmadığını ancak müvekkili tarafından fatura kesilmemiş olması nedeni ile KDV yönünden zarara uğradığını iddia ettiğini, bu iddiasının da tamamen vergi idaresini yanıltmaya, devletin KDV ve kurumlar vergisi kaybına sebep olmaya yönelik olduğunu, zira sözleşmeye taraf olan... iken ödemelerin usulsüz bir şekilde ...tarafından yapılmış bu ödemelerin sözleşme uyarınca ödendiğine dair açıklama yapılmış ancak faturaların ...'e kesilmesinin talep edildiğini, bu nedenlerle, mahkemece devamına karar verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise 4.500.000-TL üzerinden eksik dava harcının tamamlattırılmasına, ... Ticaret Ltd. Şti.'nin aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı yanlara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Çeşme Tapu Müdürlüğü nezdinde dava konusu İzmir İli, ... İlçesi,...Mevkii, ... parsel sayılı taşınmaza ait olarak bulunan takyidatlı tapu kayıt ve resmi senetleri, 3-İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... D. İş Karar sayılı dosyası, 4-Çeşme... Sulh Hukuk Mahkemesinin...D. İş sayılı dosyası, 5-İstanbul ... Noterliğinin 23/12/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, 6-Çeşme... Noterliğince düzenlenen 20/09/2023 tarihli... yevmiye numaralı İnşaat Yapım Sözleşmesi, 7-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, davacı... ile davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında davacıya ait İzmir İli, ... ilçesi, ... mevki, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde anahtar teslimi bina yapım işi adı altında tanzim olunan ve imzalanan 20/09/2023 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesi gereğince davalı şirket tarafından yüklenilen işin inşaat ruhsatı alınmasından itibaren 12 ayda tamamlanacağı belirtilmesine rağmen dava tarihi itibarıyla kullanıma ve oturuma müsait hale getirilmediği, sözleşme tarihinden itibaren 15 ay geçmesine rağmen taşınmazın teslim edilmediği, davacı... ile davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasındaki borç alacak ilişkisi ve davacı...'ın dava konusu taşınmazı davacı ... Ticaret Limited Şirketine satış vaadi dolayısıyla davacı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından söz konusu iş için davalı şirkete 35.000.000,00-TL ödeme yapıldığı, davalı yüklenici şirketin sözleşme ile belirlenen, yapılması gereken işlerin tamamını projeye uygun yapmadığı, bunun yanı sıra yaptığı işleri, davacının istediği kalitede ve özelliklerde yapmamış olduğu, tamamlanan kısımlarda teknik hatalar yaptığı, mâliyeti düşürmek adına kastî olarak sözleşme ile belirlenen şekilde eseri meydana getirmediğinden bahisle, davalı şirketin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeksizin, inşaa ettiği taşınmazdaki kusur ve hataları sonucu ortaya çıkan zararın ve taşınmazın teslim tarihi olan 01/11/2024 tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketçe teslim edilmemesi sebebiyle davacıların taşınmazı kullanamamalarından kaynaklı mahrum kalınan kira bedellerinin tespiti ile davalı şirketten tahsili ile davacılara verilmesi, ayrıca yargılama sürecinde davalı şirketçe sebep olunan kusur ve hatalar dolayısıyla ortaya çıkan zararın davacılar tarafından giderilmesi, taşınmazın tadil ve tamiri için harcama yapılması halinde işbu ortaya çıkan zarar bedelinin davalı şirketten tazmini ile davacılara verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle eser sözleşmesi olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Diğer yandan yüklenicinin borçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesinde; ''Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiş olup, yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Eserin; sözleşmede kararlaştırılan niteliklerine ya da işsahibinin beklediği amaca uygun olmaması veya lüzumlu bazı vasıflardan bir ya da birkaçının bulunmaması halinde, ayıplı ifa edildiğinin kabulü gerekir. Ayıp, Kanun ya da sözleşme hükümleri gereğince bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenici, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak imalını yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda açık ayıplarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474., gizli ayıplarda ise 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde aynı Kanun'un 475. maddesinde tanınan haklardan yararlanabilir. Ancak, 475. madde gereğince eser sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanayamacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa eser sahibi bu eseri kabulden kaçınabilir. Ne var ki eserdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık yukarıda belirtilen ölçüde önemli değilse eser sahibi eserin değerindeki eksiklik oranında bedeli indirebilir. Eğer kusurların giderilmesi büyük harcama gerektirmiyorsa yükleniciyi onarıma zorlayabilir. Ancak 475. maddede eser sahibine tanınan haklardan birini kullanabileceği mahkemece uzman bilirkişi aracılığı ile yaptıracağı inceleme sonucu ayıbın derecesi belirlenmek sureti ile takdir olunur. Kural olarak eser sözleşmesinde ayıbın varlığı her türlü delil ile kanıtlanabilir. (Yargıtay 15. HD 06/02/2002 tarih 4689/546 vb. kararlar) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474. maddesi hükmü gereğince iş sahibi eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıplarda ise iş sahibi gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır. Aksi takdirde iş sahibi eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır ve 475. maddesi hükmünden yararlanamaz. Ne var ki sözleşmede eser için garanti verilmiş ise ayıp ihbarı sürelerine bakılmaksızın 475. madde hükümlerinden yararlanma olanağı mevcuttur. Her ne kadar davacılar vekilince davacı...'ın dava konusu taşınmazı davacı ... Ticaret Limited Şirketine satış vaadi bulunduğu beyan ve iddia edilmiş ise de, bahsi geçen beyan ve iddiayı ispata elverişli herhangi yazılı bir delilin sunulmadığı, dava konusu taşınmazın malikinin davacı... olduğu, davaya konu taleplere dayanak sözleşmenin taraflarının da davacı... ile davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davacı ... Ticaret Limited Şirketinin taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığı, dilekçeler safhasının tamamlanmasının ardından sunulan satış vaadi sözleşmesinin dava tarihinden sonra tanzim edildiği, sözleşmeden kaynaklanan ödemelerin davacı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından yapıldığı, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında yapılan ödemelerin iadesine ilişkin bir talebin bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletnameden anlaşıldığı üzere davacı ... Ticaret Limited Şirketinin yetkilisinin davacı... olduğu, ödemeler ve davacı...'ın yetkilisi olması dışında davacı ... Ticaret Limited Şirketinin dava konusu ile herhangi biri ilgisinin bulunmadığı, davacı vekilince sunulan Alt Yüklenici Sözleşmesi ile davacı... ile ... Ticaret Limited Şirketi arasında imzalandığı belirtilen sözleşmenin dava tarihinden sonra tanzim edildikleri, yine taşınmazın 1/2 hissesinin dava tarihinden sonra ... Ticaret Limited Şirketine devredildiği, açıklanan gerekçeler dahilinde dava konusu edilen talepler yönünden davacı ... Ticaret Limited Şirketinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ... Ticaret Limited Şirketi yönünden açılan davanın asıl dosyadan tefriki ile mahkememiz son sıra esas numarasına kaydının yapılmasına karar verilmiştir. Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı (dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan reddedilir. Hemen belirtmek gerekir ki usul kanununda “husumet” olarak ifade edilen bir terim de bulunmamaktadır. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, dava, davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530). Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı). Örneğin bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır). Mahkemenin sıfat yokluğunu kendiliğinden (resen) gözetmesi gerekir. Çünkü sıfat yokluğu, bir defi değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (resen) gözetir. Az yukarıda değinildiği gibi taraf sıfatı, usul hukukuna değil maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (defi değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hâllerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (resen) gözetilir (Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 234- 237). Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...luk Son Anlaşamama Tutanağı,... Tapu Müdürlüğü nezdinde dava konusu İzmir İli,... İlçesi, ... Mevkii,... parsel sayılı taşınmaza ait olarak bulunan takyidatlı tapu kayıt ve resmi senetleri, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş Esas... D. İş Karar sayılı dosyası, Çeşme... Sulh Hukuk Mahkemesinin... D. İş sayılı dosyası, İstanbul ... Noterliğinin 23/12/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, Çeşme ... Noterliğince düzenlenen 20/09/2023 tarihli ... yevmiye numaralı İnşaat Yapım Sözleşmesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, davacı... ile davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında davacıya ait İzmir İli, ... ilçesi,... mevki, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde anahtar teslimi bina yapım işi adı altında tanzim olunan ve imzalanan 20/09/2023 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesi gereğince davalı şirket tarafından yüklenilen işin inşaat ruhsatı alınmasından itibaren 12 ayda tamamlanacağı belirtilmesine rağmen dava tarihi itibarıyla kullanıma ve oturuma müsait hale getirilmediği, sözleşme tarihinden itibaren 15 ay geçmesine rağmen taşınmazın teslim edilmediği, davacı... ile davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasındaki borç alacak ilişkisi ve davacı...'ın dava konusu taşınmazı davacı ... Ticaret Limited Şirketine satış vaadi dolayısıyla davacı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından söz konusu iş için davalı şirkete 35.000.000,00-TL ödeme yapıldığı, davalı yüklenici şirketin sözleşme ile belirlenen, yapılması gereken işlerin tamamını projeye uygun yapmadığı, bunun yanı sıra yaptığı işleri, davacının istediği kalitede ve özelliklerde yapmamış olduğu, tamamlanan kısımlarda teknik hatalar yaptığı, mâliyeti düşürmek adına kastî olarak sözleşme ile belirlenen şekilde eseri meydana getirmediğinden bahisle, davalı şirketin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeksizin, inşaa ettiği taşınmazdaki kusur ve hataları sonucu ortaya çıkan zararın ve taşınmazın teslim tarihi olan 01/11/2024 tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketçe teslim edilmemesi sebebiyle davacıların taşınmazı kullanamamalarından kaynaklı mahrum kalınan kira bedellerinin tespiti ile davalı şirketten tahsili ile davacılara verilmesi, ayrıca yargılama sürecinde davalı şirketçe sebep olunan kusur ve hatalar dolayısıyla ortaya çıkan zararın davacılar tarafından giderilmesi, taşınmazın tadil ve tamiri için harcama yapılması halinde işbu ortaya çıkan zarar bedelinin davalı şirketten tazmini ile davacılara verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, her ne kadar davacılar vekilince davacı...'ın dava konusu taşınmazı davacı ... Ticaret Limited Şirketine satış vaadi bulunduğu beyan ve iddia edilmiş ise de, bahsi geçen beyan ve iddiayı ispata elverişli herhangi yazılı bir delilin sunulmadığı, dava konusu taşınmazın malikinin davacı... olduğu, davaya konu taleplere dayanak sözleşmenin taraflarının da davacı... ile davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davacı ... Ticaret Limited Şirketinin taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığı, dilekçeler safhasının tamamlanmasının ardından sunulan satış vaadi sözleşmesinin dava tarihinden sonra tanzim edildiği, sözleşmeden kaynaklanan ödemelerin davacı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından yapıldığı, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında yapılan ödemelerin iadesine ilişkin bir talebin bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletnameden anlaşıldığı üzere davacı ... Ticaret Limited Şirketinin yetkilisinin davacı... olduğu, ödemeler ve davacı...'ın yetkilisi olması dışında davacı ... Ticaret Limited Şirketinin dava konusu ile herhangi biri ilgisinin bulunmadığı, davacı vekilince sunulan Alt Yüklenici Sözleşmesi ile davacı... ile ... Ticaret Limited Şirketi arasında imzalandığı belirtilen sözleşmenin dava tarihinden sonra tanzim edildikleri, yine taşınmazın 1/2 hissesinin dava tarihinden sonra ... Ticaret Limited Şirketine devredildiği, açıklanan gerekçeler dahilinde dava konusu edilen talepler yönünden davacı ... Ticaret Limited Şirketinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle REDDİNE, 2-Dosyanın tefrik sonucu oluşması nedeniyle alınamayan ancak 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL başvuru harcı ile 615,40-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,, 4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı tarafın yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.11/06/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/554, K. 2025/526, T. 11.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-554-e-2025-526-k-151e31f3273a