İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/757 E. 2025/578 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/757
Karar No
2025/578
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/757 KARAR NO : 2025/578

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2018 KARAR TARİHİ : 26/06/2025

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki nedeni ile davalı tarafa 25.12.2012 tarihli satış sözleşmesine konu ----- merkezi satışının yapıldığını ve yedek parça ile mekanik işçilik hizmetinin verildiğini, ancak davalı tarafın bu tezgah , yedek parça ve hizmet bedellerinin tamamını ödemediğini, cari hesap ekstresinde görüleceği üzere faturalara konu toplam 3.842,31 TL ve 1.296,82 USD tutarının müvekkil şirketten alacağının bulunduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin dava talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.842,31 TL ve 1.296,82 USD alacaklarının dava tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ;davacının söz konusu 3.842,31 TL alacak talebini davalı müvekkil şirkete iletmediğini, davalının 75.000 USD tutarlı 132.690,00 TL karşılığı fatura alacağının teslim alının üç adet çek ile karşılanması nedeniyle davacının iddia ettiği 3.842,31 TL tutarı daha doğrusu 3.207,51 TL haricinde başka bir borcunun bulunmadığını, davacı yanca TL tutarlı çekler nedeniyle herhangi bir kur farkının faturasının düzenlemediğini, aradaki kur farkının ödeneceği konusunda da anlaşmanın bulunmadığını, davacı şirketin aradan geçen 5 yılı aşkın süreden sonra kur farkı talebinde bulunmasının hakkın kötüye kullanılmasından başka bir şey olmadığını, davacının keza 1.296,82 USD alacağının bulunulduğu kabul edilse bile davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılmasından dolayı zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, davacının 3.842,31 TL tutarlı alacak talebi yönünden davayı kabul etmiş olmamaları ve bu tutar yönünden huzurdaki davanın açılmasına müvekkil şirketin kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet vermemesinden dolayı yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, 1.296,82 USD alacak talebi yönünden ise davanın zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmemesinden dolayı zamanaşımı nedeniyle reddine, aksi halde haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesine talep etmiştir .

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizin 03/10/2019 Tarih ve -----Esas ----- Karar sayılı davanın kabulüne ilişkin verilen karar ---- BAM -----. Hukuk Dairesinin 14/09/2023 tarih ve ----- Esas ------Karar sayılı kararı mahkememize iade edildiği görülmüştür. Dava, taraflar arasında akdedilen 25.12.2012 tarihli sözleşme sebebiyle ödenmeyen bedelin tahsiline ilişkin alacak davasıdır.Davacı taraf, sözleşme nedeniyle, 3.842,31 TL ve 1.296,82 USD'nin dava açılış tarihindeki kur üzerinden hesaplanan değeri olan 6.886,24 TL'nin davalıdan tahsil edilerek kendilerine verilmesini talep etmiş ve belirtilen miktarlarda alacaklı olduğunu iddia etmiştir.Davalı taraf ise 3.842,31 TL'lik alacak kalemini cevap dilekçesi ile kabul etmiş ve bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava sırasında bu bedeli davacıya ödemiştir.Ancak yabancı para birimi üzerinden talep edilen alacağın ise cevap dilekçesinde belirttiği 3 adet çek ile ödenddğini belirterek arta kalan kısım açısından borçlu olunmadığını dile getirmiş ve davanın bu kısım yönünden reddini talep etmiştir.Ayrıca davalı taraf uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığını belirterek davanın zamanaşımı yönünden reddini talep etmiştir.Eser sözleşmeleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470. Maddesinde '' Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir'' şeklinde düzenlenmiştir.Eser sözleşmelerine özgü olan iki ana unsur bulunmaktadır:1-)eser 2-)bedel.Taraflardan biri istenen özelliklere uygun sonucu(eser) meydana getirmeyi,diğer taraf ise bunun karşılığında ivaz (bedel) ödemeyi üstlenmektedir.Eser sözleşmesi sıfırdan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi ,mevcut bir eserin yapılacak değişiklik ve ilavelerle farklı bir hale getirilmesine ilişkin de olabilir.Ancak davamıza konu uyuşmazlığa temel sözleşme incelendiğinde ,davalının talepleri doğrultusunda meydana getirilen bir eserden ziyade sözleşmenin, seri halde üretimi yapılan bir malın satımına ilişkin olduğu anlaşılmış ve sözleşme eser sözleşmesi olarak değerlendirilmemişitr.Bu sebeple zamanaşımı süresi 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146.maddesinde yer alan 10 yıllık süre olarak kabul edilmiş ve davalı tarafın zamanaşımı itirazı reddedilmiştir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında yabancı para ile ödeme yapılması kararlaştırılmış olduğu sabit olmakla birlikte davacının dayandığı sözleşmede "TL çeki verilmesi halinde kur farkı uygulanacaktır" kaydının bulunduğu görülmektedir. Ne varki davalı tarafça davacının alacağına dayanak yaptığı sözleşmede davalı adına atfen atılan imzanın davalı şirketin yetkili temsilcisi tarafından atılmadığı ileri sürülmüştür. Sahtecilik her zaman ileri sürülebilen mutlak def’ilerdendir. Davalı taraf eldeki uyuşmazlıkta alacak talebinin dayanağını teşkil eden 25/12/2012 tarihli satış sözleşmesi altındaki imzayı inkar etmiştir. Mahkemece bu savunma üzerinde durulup gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği şeklinde ki istinaf ilamı dikkate alınarak mahkememizce davalı şirketin 25.12.2012 tarihini kapsar şekilde yetkililerini gösterir sicil kayıtları ile SGKlı çalışanlarını gösterir kayıtlar temin edilmiş sonrasında 04.07.2024 tarihli ara karar ile dosya bir mali müşavir bilirkişiye tevdii edilmiş bilirkişi tarafından 05/09/2024 tarihli bilirkişi raporu düzenlenmiş olup son olarak davacı vekilinin itirazlar dikkate alınarak 27/03/2025 tarihli ara karar ile dosyanın mali müşavir bilirkişisine yeniden tevdi edilerek 2.ek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve bilirkişi tarafından 14/04/2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişiden alınan son raporda özetle; "1 Davacı vekili tarafından yapılan .. Davacı şirket defterlerinde inceleme yaparak ilgili yıl / tarih dönemlerinde farklı satın alma ve satış işlemleri yapıldıysa bu satış sözleşmelerinin davalıdan veya satışı veya alımı gerçekleştiren şirketlerden celbini, bu sözleşmelerde ----- sıfatıyla imzasının olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.. şeklinde olan itiraza yönelik olarak ;Davalı şirket ticari defterleri üzerinden yapılan incelemede, davalının uyuşmazlığa konu olan 25.12.2012 tarihli sözleşmenin ilgili dönemi olan 2012 yılı Aralık ayı öncesi ve 2013 yılında imzalanan farklı ( başkaca ) satın alma ve işlemlere yönelik sözleşmelere rastlanmamıştır. Bu yönde davalıdan veya satışı ya da alımı gerçekleştiren şirketlerden celbi ile gelecek cevaplar olması halinde; tarafımdan inceleme yapılabileceği, fakat davalının ticari defterleri yönünden yapılan incelemede bu yönde imzalanan farklı satın alma ve işlemlerine yönelik sözleşme görülmediğini anlaşılmaktadır. Neticeten; Sayın Mahkemenin 27.03.2025 tarihli ara kararı gereğince "...6102 sayılı TTK 83-85.maddeleri ile HMK 222.maddesi uyarınca dava konusu sözleşmenin yapıldığı 25.12.2012 tarihi itibariyle (bu tarih öncesi ve sonrası dahil olmak üzere) davalı tarafa ait tüm yasal ticari defterleri (defteri kebir, yevmiye, envanter defterleri ile ve var ise muavin kayıtları ve dayanak belgeleri) üzerinde sözleşmeyi imzalayan dava dışı ----davalının onay verip vermediği, bu şahsın yetkili temsilcisi gibi kendi adına işlem yapmasını benimseyip benimsemediği hususunun tespiti bu amaçla davalının dava konusu satım sözleşmesi tarihi veya öncesi sonrasına ilişkin yakın tarihler itibariyle başkaca satın alma ve satış işlemlerine yönelik ilgili satım sözleşmelerinin davalıdan veya satışı ya da alımı gerçekleştiren şirketlerden celbi ile gelecek cevaplar(tespit edilmesi halinde celbine ilişkin mahkememizden talepte bulunulması) dikkate alınarak rapor düzenlenmesi amacıyla karar verilmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde Davalı şirketin 2012 ve 2013 yıllarında----- isimli şahısın yetkili temsilcisi gibi kendi adına işlem yaptığı farklı satın alma ve satış işlemlerine yönelik satım sözleşmesi görülmediğinden; Taktir Sayın Mahkemenizin olmakla birlikte Tarafların kök raporun hazırlanması sürecinde ileri sürdükleri iddia ve savunmaları yinelediği, dosyaya yeni bilgi ve belgeler sunulmadığı, bu yönüyle tekrara düşmemek adına kök rapordaki görüşlerimi yeniden yazmak yerine, bu görüşlerimde bir değişiklik olmadığı, bu şahsın davalı şirketin yetkili temsilcisi gibi kendi adına işlem yapmasının benimsenmediğini yönünde kanaatim oluşmuştur." şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere 25.12.2012 tarihli sözleşmede davalı adına atılı imza sahibi olan ----- isimli kişinin davalı şirketin yetkilisi olmadığı gibi SGKlı çalışanı da olmadığı ayrıca davalı şirket tarafından ilgili şahsın yetkili temsilci gibi yaptığı işlemlerinin benimsendiğini gösterir bir hususun da tespit edilmediği bu haliyle taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin bulunduğunun söylenemeyeceği anlaşılmakla bu talep yönünden davanın reddine karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 312/2. Maddesi ''Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.'' şeklinde düzenlenmiştir.Her ne kadar davalı vekili ilk duruşmada davaya konu alacağın bir kısmını kabul etmiş ve dava sırasında bu bedel ödenmişse de sözleşme tarihinin 25.12.2012 ve ödemelerin 2013 yıllarına ait olduğu,davaya konu kalan miktarın ödenmemesi nedeniyle aradan 5 sene gibi bir sürenin geçtiği ve bu geçen sürenin uzunluğu nedeniyle davalının kendi hal ve davranışlarıyla davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla,davalının , ödenen miktar üzerinden yargılama giderlerine mahkum edilmeme talebi reddedilmiştir Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre,. davanın 3.842,31 TL'lik alacak yönünden bu kısmın dava sırasında ödenmesi sebebiyle bu miktara ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, kur farkı alacağı yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davanın 3.842,30 TL'lik alacak yönünden bu kısmın dava sırasında ödenmesi sebebiyle bu miktara ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, 2.Kur Farkı alacağı yönünden davanın reddine, 3-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 183,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 432,18 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, 4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 183,22 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 3.842,30 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 6.886,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yapılan 6.116,40 TL bilirkişi ücreti ve 433,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.550,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 2.345,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/757, K. 2025/578, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-757-e-2025-578-k-0ce93bef33f5