İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/614 E. 2025/468 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/614
Karar No
2025/468
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/614 Esas KARAR NO :2025/468

DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/09/2023 KARAR TARİHİ:20/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı, aslen hak kazanmış olmadığı halde İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlattığı, müvekkil borcunu haciz tehdidi altında ödediği, davalı, davacı müvekkilden sözde alacağını bu yolla tahsil ettiği, bu hususa ilişkin olarak ihtirazi kayıt şerhi koyarak davalıya haricen yapılan ödeme dekontu EK'te sayın mahkemenize sunulduğu, davalı, ödeme emri ve takip talebinde : ''18.658,62 TL ... nolu fatura alacağı ve geçmiş dönem borcu'' demişse de takibe herhangi bir dayanak ve faturalandırma yapmadığı, yapılacak yargılama sonucu haklı davamız ispat olunacağından her türlü fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yukarıda açıkladığımız nedenlerden ötürü davanın kabulü, icra takibi baskısı ile dosya borcunu ödeyen müvekkilin İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ... E. dosyasında ödemiş olduğu kısmın ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi ile beraber istirdadına, haksız olarak takip başlatılmasından ötürü alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ... ... A.Ş. (...) , elektronik güvenlik sistemlerinin kurulması ve alarm haber alma merkezi aracılığıyla bu sistemlerin izlenmesi alanında hizmet veren kurumsal bir şirket olduğu, müvekkil şirketin gerçek veya tüzel kişilere hizmet sunarken öncelikle müşteri ile alarm güvenlik sözleşmesi akdetmesi gerektiği, müşterinin belirttiği adreste ücretsiz keşif yaparak sistemin nereye kurulması gerektiğini ve hangi sistemlerin kurulacağını tespit eder, akabinde müşteriyi bilgilendirerek belirtilen adrese sistemi kurup çalışır vaziyette eksiksiz olarak teslim etmesini, işbu uyuşmazlığa konu davada; davacı şirket ile müvekkil ... arasında 28.04.2020 tarihinde 11368286 numaralı Güvenlik Sisteminin Temin Kurulum Montaj Ve Kiralanması Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin imzalanmasını müteakip ... tarafından sistemlerin kurulumu gerçekleştirildiği ve sistem davacıya tam, sağlam ve çalışır durumda teslim edildiği, öncelikle; güvenlik sistemini oluşturan cihazlar yurt dışından ithal edilerek temin edilmekte, yine alarm sistemlerine ilişkin yazılımların da yurt dışı menşeili olması sebebiyle tüm bu teçhizat ve donanımların maliyeti ... tarafından döviz cinsinden karşılandığı, bu nedenle aboneler ile akdedilen sözleşmeler de USD/Amerikan Doları cinsinden kurulduğu, davacı taraf fesih iradelerine yönelik hiçbir bilgi ve belge dava dilekçesinin ekinde Mahkemeye ibraz edilmediği, davacı taraf fesih bildiriminde bulunmadığı, kaldı ki kabul anlamına gelmemek üzere bir an için aksi düşünülse dahi davacı taraf tacir sıfatına haiz olduğundan TTK 18. Maddesine uygun olarak fesih iradesini ortaya koyması zorunlu olduğu, buna rağmen, müvekkil şirket müşteri memnuniyeti kapsamında davacı tarafın taleplerini karşılamaya çalışmış ve uzlaşmak için elinden gelen gayreti fazlasıyla gösterdiği, davacı taraf, sözleşmenin sona ermesiyle, taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedellerini tüm artışlarıyla birlikte ödemekle ve ayrıca indirim yansıtma bedelini ve cihaz söküm bedellerini ödemekle yükümlüdür.yukarıda açıklanan ve sayın mahkemenizce re’sen takdir edilecek olan diğer sebeplerle; arabuluculuk son tutanak aslı veya onaylı suretinin dosyaya ibraz edilmemiş olması nedeniyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, taraflar arasında akdedilen Güvenlik Sisteminin Temin Kurulum Montaj Ve Kiralanması Sözleşmesi istinaden borçlu olduğu sabit olan davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak ikame ettiği davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalı tarafça davalı aleyhine yapılan icra takibi kapsamında davacı tarafça borçlu olunmadığı halde icra tehdidi altında ödeme yapıldığı iddiasına dayalı istirdat istemine ilişkindir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Dosyamıza getirtilen İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine toplam 18.658,62-TL üzerinden icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce dosyanın mali bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 09/12/2024 tarihli raporda özetle; "21.02.2023 tarihli T.C. İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı ödeme emri itibariyle ve 31.07.2023 tarih itibariyle davalı şirketin davacı şirketten ... no.lu Şüpheli Ticari Alacaklar hesabında 18.658,62 TL alacaklı olduğu, Huzurdaki dava değerinin 23.300,00 TL olduğu, Davacı vekili tarafından sunulan ... dekont sureti incelendiğinde; Davacı ... vekili ... tarafından davalı ... icra takip dosyasındaki vekili ... hesabına 22.02.2023 tarihinde 23.500,00 TL tutar “.. Mts ... ... ihtirazı kayıt ile ödenmiştir.” Açıklaması ile ödendiği, Ancak bu ödemenin davalı kayıtlarında dikkate alınmadığı," şeklinde görüş bildirilmiştir. İki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında, mahkememizce ticari defter ve kayıtların ibraz edilmesi hususunda ibraz etmemenin hukuki sonuçlarının içerir ihtaratlı kesin süreye rağmen davacı tarafça ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre ise takip tutarı kadar davacıdan alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı dolayısı ile davacı tarafın davalıya borçlu olmadığını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 397,91-TL harcın mahsubu ile geriye kalan 217,50-TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine, 5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 23.300,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine 6-3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/06/2025

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/614, K. 2025/468, T. 20.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-614-e-2025-468-k-163a8ff475b5