İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/585 E. 2025/544 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/585
- Karar No
- 2025/544
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/585 KARAR NO : 2025/544
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 05/09/2023 KARAR TARİHİ : 26/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 20.04.2022 tarihinde ----- sokak üzerinde yaya olarak bulunmakta iken davalı -----trafik sigortalı ------ plakalı minibüsün çarpması neticesinde femur şaft kırığı oluşacak şekilde yaralanarak malul kalmış olduğunu, davacının maluliyetinden kaynaklanan zararının tazmini için 07.06.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulmuşsa da, davalı sigorta şirketi tarafından tazminat ödemesinin reddetmiş olduğunu; kaza nedeni ile bedensel zarara uğramış olan davacının tedavi sürecinin halen devam etmekte olduğunu, geçici iş göremezlik ve daimi maluliyet oranlarının tespit edilmesi taleplerinin bulunduğunu, davacının 11.01.2016 doğumlu olması itibariyle ergin olmayıp, çocuk olarak değerlendirilmesinde de efor kaybı olarak geçici iş göremezlik, daimi maluliyet ve yaşam boyu bakım gideri, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar Ve tedavi giderleri tazminatı hakının bulunduğunu; kaza sonrası kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında davacının Karayolları Trafik Yönetmeliği md.138'i ihlal ettiği, ------plakalı aracın sürücüsünün ise kazanın gerçekleşmesinde herhangi bir kusuru olmadığı yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de, bu kusur dağılımını kabul etmediklerini, kaza tespit tutanağında-----plakalı aracın sürücüsü ------ seyir hızına dair bir inceleme yapılmamış olarak sanki kazada şahit olunmuş gibi yaya davacının koşarak girmiş olduğu değerlendirmesinin kabul edilemez olduğunu, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin m.138 "100 metre kadar mesafede yaya geçidi, okul geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir zorluk veya engel yaratmamak şartıyla ve yoldan gelen taşıtların uzaklık ve hızını kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler. Hükmü ile yaya karşıya geçme izni verilmiş olduğu değerlendirmelerin davacının çocuk olması nedeni ile afaki olarak yapılmış olduğunu, davacının kaza tarihinde 6 yaşında olmasından dolayı kusur ehliyetinin bulunmadığını, buna göre kusurlu olamayacağını, kusurlu olduğunun kabulünde de kusurunun husumet yöneltilen sigorta şirketinin, 2918 sayılı Kanun kapsamında kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sigortacının sorumluluğunu etkilemeyeceği, belirterek fazlaya İlişkin haklar saklı kalmak kaydıyla; 10,00-TL geçici iş görmezlik tazminatı, 10,00-TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 10,00-TL yaşam boyu giderlerden kaynaklanan tazminat, 10,00-TL ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklanan tazminat ve 10,00-TL davacının tedavi giderleri tazminatının, bankalarca uygulanacak en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacını taleplerine neden olan kazaya karışan ------plakalı aracın davalı şirket tarafından 06/06/2021-2022 vadeli olarak ------numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalanmış olduğunu sigortacının surummululuğunun bedensel zararlarda 500.000 TL ile sınırlı ve kusurla orantılı olduğunu, davacının dava yoluna gitmeden önce 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97. Maddesi gereğince;ZMSS Genel Şartlardında öngörülen 30.3.2013 tarihli ve ---- sayılı ----- Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, hak sahibi gerçek ki için, T.C Kimlik Numarası, Kaza raporu, mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi, hak sahibine banka hesap bilgileri ne ilişkin belgelerle birlikte sigortacıya başvuruda bulunma dava şartını yerine getirmemiş olduğunu, davacının maluliyet oranlarının tespit edilmesinin gerektiği, çocuk olan davacının geçici iş göremezlik talebinde bulunamayacağı tedevi gideri geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ihtiyacı tazminatlarının sigorta teminatı kapsamında bulunmadığını; sigortacının sorumluluğunun sigortalısının kusuru ile orantılı olduğunu, kazada sigortalı sürücünün kusurunun bulunmaması nedini ile sigortacının sorumluluğunun bulunmadığını, kusur durumunun belirlenmesinin gerektiğini, beyan ederek; mahkemenin hukukunda olan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Davacı Nüfus Kayıtları, ------ Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ----- CBS --- sayılı Soruşturma Dosyası, ----- Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kayıtları, Hasar Dosyası ve Poliçe, Uzman Görüşü Raporu, Bilirkişi Kusur Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, Yaralanmalı/Ölümlü Trafik Kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar) 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi amacıyla HMK'nin 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılan tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru, dava şartı zorunlu arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir------. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. 2918 Sayılı KTK'nin 90. maddesinin yaptığı atıf gereğince uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde ise “Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. '' Buna göre bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebilir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik, kalıcı sakatlık ya da maluliyet nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 20/04/2022 günü ----- ili, ----- ilçesi, ----- mahallesinde dava dışı ---- sevk ve idaresindeki -----plaka sayılı minibüsün sokakta oynayan davacı yaya çocuğa çarpması şeklinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, kaza tespit tutanağı ve CBS dosyası içeriğine göre sabit olup davacının dosyada mukim hastane kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının kaza nedeniyle yaralandığı anlaşılmıştır. Kazaya sebebiyet verdiği ileri sürülen------ plaka motorlu aracın kaza tarihinin kapsar şekilde Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile davalı şirket tarafından sigorta edildiği de sabit olup eldeki tazminat davası işbu poliçeden doğan sorumluluk nedeniyle davalı sigorta şirketine karşı açılmış durumdadır. Yukarıda açıklandığı üzere davalının sorumluluğu sigortası araç sürücüsünün kusur durumuna bağlıdır. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin meydana gelen yaralanmalı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur ve maluliyete bağlı olarak oluşan zarar üzerinde yoğunlaştığı, kusur oranının tespiti ile maluliyete göre meydana gelen iş göremezlik zararlarının belirlenmesi suretiyle uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda taraf vekillerinin iddia ve savunmaları kapsamında gösterdikleri deliller toplanmış ve uyuşmazlığın niteliği gereği resen getirtilmesi gereken bilgi , belge ve kayıtlar dosyaya kazandırılmıştır. Buna müteakip. Mahkememizce 6100 Sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinde evvelin kusur oranlarının tespiti yönünden rapor düzenlenmesi için dosya ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Trafik Kural ve İşleyişi konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Adli Trafik Bilirkişi ---- tarafından düzenlenen 18/11/2024 tarihli raporda sonuçta ; davacı yaşı küçük yaya ------, asli ve tam kusurlu olarak % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu; Davalı ----- Trafik Sigortalısı; ------ Plakalı Minibüsün Dava Dışı Sürücüsü ------, atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı; olayın trafik kazası olduğu; kazanın oluşumunda, mücbir sebep; zarar görenin kendi kusuru haricinde ağır kusuru veya 3. bir kişinin ağır kusurunun bulunmadığ yönünde tespit ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek davacı vekilinin itirazları üzerine ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek rapor düzenlenmesi yönünde ara karar verilmiş ise de ara karar gereğince avans yatırılmadığından karar gereği yerine getirilememiştir. Mahkememizce mevcut deliler, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar ve özellikle işbu bilirkişi kusur raporuna göre yapılan değerlendirmede kazanın meydana geldiği yer ve mahalde gözetildiğinde kazanın ve zararın davacı çocuğun sokakta oynadığı sırada yaptığı muzipliklerden, trafiğin akışını, kendi hayatını ve sağlığını tehlikeye atmasından kaynaklandığı anlaşılmakla davacı çocuğun KTK'nin 68/c ve Yönetmeliğin 138/d maddelerinde yer alan “Zorunlu halde taşıt yolunda bulunan yayaların trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışta bulunmaları,dikkatsiz hareket etmeleri, oynamaları yasaktır” kurallarını ihlal etmesi nedeniyle tam ve asli kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücünün hiçbir kusuru bulunmadığı sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (TBK, 74/1, HMK. 266 vd, 281, 282 Yargıtay ------.HD.------ Böylece kusur ispat edilemediğine göre haksız fiilin diğer unsurlarının incelenmesine ve değerlendirilmesine gerek kalmamıştır. Zira Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu durumlarda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince de işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğu oranında sorumluluğunun kalkacağı açıktır. (Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin-----sayılı ilamı) Binaenaleyh; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde iddianın kusur yönünden ispat edilemediği sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1,2 Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1 50/2, 51/1, 52, 54, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK, 25,26, 27, 30,31,33, 146, 187,190, 198, 266 vd,282 )Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen dava şartı arabuluculuk ücretinin de taraflar toplantıya katıldığından az yukarıdaki esaslar çerçevesinde davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmiştir. Mamafih, dava değeri miktar itibariyle karar tarihindeki kesinlik sınırının altında olmasına rağmen davanın HMK'nin 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında ; davanın alacak tam ve kesin olarak belirlenmeden ilk açıldığı bedel üzerinden tümüyle reddedilmiş olmasına göre muhtemel talep artırımı halinde dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi, hak arama hürriyeti, mahkemeye erişim hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı hususları gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-)Harçlar Kanunu gereğince her bir talep yönünden ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubuyla bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120.00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,2 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 50,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.