Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1675 E. 2026/735 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1675
- Karar No
- 2026/735
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1675 Esas 2026/735 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1675 KARAR NO : 2026/735
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2023/408 Esas 2023/449 Karar
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 07/02/2023 KARAR TARİHİ : 10/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/06/2026
Taraflar arasındaki tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., davalı ... A.Ş. Şirketinde 01.03.2015 tarihinde çalışmaya başladığını, daha sonra 9 Ekim 2018 tarihli 9677 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere davalı şirketin Kaman şubesine şube müdürü olarak atandığını, 31.03.2019 tarihinde müvekkilinin iş akdinin son bulduğunu ve buna istinaden sgk’dan çıkış işlemleri gerçekleştirilerek şirket ile hiçbir ilişkisi kalmadığını, zira SGK hizmet dökümü talep edildiğinde müvekkilin iş akdinin ve müdürlük görevinin 31.03.2019 tarihinde sona erdiğinin anlaşılacağını, müvekkili ...’ın şirketten ayrılmasının akabinde, davalı şirket müvekkilin şube müdürlüğü görevinin sona erdiğine ve bu durumun tescil edileceğine ilişkin olarak bir karar almadığını, bunun üzerine müvekkilinin Ankara 53. Noterliği kanalı ile 23.12.2021 tarihli ve 37301 yevmiye numaralı ihtarnameyi davalı şirkete keşide ettiğini, şube müdürlük görevinin işten ayrılış tarihi olan 31.03.2019 tarihinde sonra erdiğini bu konuda gereğinin yapılmasını ifade etmişse de, bu duruma rağmen davalı şirket üzerine düşen tescil ve ilan görevlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin, ... A.Ş. şirketinde SGK ‘lı olarak çalıştığı ve sadece yukarıda belirtmiş olduğumuz dönem içerisinde müdürlük görevinin devam ettiğinin açık olduğunu, fiili durum böyle olmasına rağmen şirketin karar alamaması neticesinde müvekkilinin mağduriyeti meydana geldiğini, hal böyle iken müvekkilinin hizmet akdinin sona erdiği tarihte müdürlük görevinin de bittiğinin tespitinin son derece önem taşıdığını, müvekkilinin hizmetinin 31.03.2019 tarihinde sona erdiği sabit olduğundan, söz konusu tarih itibari ile hizmet akdi ve Kaman Şube Müdürlüğü görevinin sona erdiğinin tespiti ile bunun ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne bildirilmesi ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının mevcut olduğunu, davanın görevli mahkemede açılmadığını, davanın süresinde açılmadığını, diğer yönden, davacının bu talebinin ilk önce kuruma bildirmesi gerekli iken herhangi bir başvuru yapılmadan dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle de öncelikle hukuki yarar yokluğundan davanın reddini mahkemenin aksi kanaatte olması ihtimalinde ise, aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın lehine vekalet ücretine hükmedilmemesini, kaldı ki davacının bu talebini müvekkil şirkete dahi bildirmeden dava açtığını, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini reddine, mahkeme aksi kanaatte ise, davacının tüm taleplerinin ve haksız açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı davalı şirket ile iş akdini sona erdirmesine ve bu sebeple müdürlük görevinin sona ermesine rağmen bu husus tescil ve ilan edilmemiş olduğundan ve davanın tescil ve ilan istemisinde hukuki yararı bulunduğundan TTK'nın 354. ve 31. maddelerindeki tescilin zorunlu olduğuna dair amir hükümler gözetilerek, davacının davasının kabulü ile,davacının davalı şirketteki Kaman Şube Müdürlüğü görevinin sona erdiğinin tespiti ile , bu hususun Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının gerekli başvuruları yapmadan eldeki davayı açmasının hukuka aykırı olduğunu, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açılmasının usule aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ticaret sicil kayıtları, davacının davalıya hitaplı 17/02/2021 tarihli istifa dilekçesi, SGK kayıtları vs deliller dosya arasında mevcuttur. 6100 sayılı HMK'nun 33.maddesinde; "Hakim, Türk hukukunu resen uygular." hükmü düzenlenmiştir. Bu, davanın maddi vakıalarını tarafların anlatması, ancak bu olaylara uygulanacak hukuki sebepleri ve kuralları hakimin resen belirlemesi anlamına gelir. Bir davada ileri sürülen olguları kanıtlamak taraflara, bu olgulara dayalı olarak uyuşmazlığı nitelemek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak uygulamak doğrudan hakime ait bir görevidir. Taraflar dilekçelerinde hukuki sebepleri yanlış gösterse dahi, hakim doğru kuralları bulup uygulamakla yükümlüdür. Başka bir ifadeyle hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. İlk derece mahkemesince her ne kadar dava, davacının davalı şirketteki müdürlük görevinin sona erdiğinin tescil ve ilanı istemi olarak nitelendirilmiş ise de, dava dilekçesinde ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki açıklamalar ile dayanılan deliller ve ticaret sicil müdürlüğünün davada taraf olarak gösterilmemesi hususları bir arada değerlendirildiğinde dava niteliği itibariyle (çoğun içinde azın da bulunduğu ilkesi de gözetilerek) davacının davalı şirketteki müdürlük görevinin sona erdirilmesine yönelik muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının davalı şirketin Kaman şubesinin müdürü olarak görev yapar iken 17/02/2021 tarihli dilekçe ile istifa etmesine rağmen bu hususun ticaret sicil müdürlüğünde tescil ve ilan edilmediği anlaşılmaktadır. Anonim şirket yönetim kurulu üyesi(şube müdürü) istifa yoluyla üyelikten çekilebilir. İstifa, istifa edenin bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuran tek taraflı bozucu ve yenilik doğurucu bir hukuki işlemdir. Yönetim kurulu üyesi istifa etmekle yönetim kurulu üyeliği düşer ve ortaklığın, istifayı kabulü de söz konusu değildir. Ancak, istifanın üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurabilmesi için ticaret sicilinde ilan edilmesi gerekir. TTK'nın şirketin tescil ve ilanı başlıklı 354. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleriyle şirketi temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları, unvanları, yerleşme yerleri ve vatandaşlıkları. tescile tabi olup, aynı Yasa'nın değişiklikler başlıklı 31 maddesi ise "Tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik de tescil olunur." hükmünü haizdir. Açıklanan bu hükümler kapsamında davacı davalı şirket ile iş akdini sona erdirmesine ve bu sebeple müdürlük görevinin sona ermesine rağmen bu husus tescil ve ilan edilmemiş olduğundan davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu ve haklı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerinde olmamakla birlikte ilk derece mahkemesince davanın muarazanın men'i istemine ilişkin olduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken hatalı hukuki nitelendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kamu düzeni gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. İlk derece mahkemesinin ek kararı ile davacının şube müdürlüğünün 31/03/2019 tarihi itibariyle sona erdiğine ilişkin tespitine karşı davalı şirketçe istinaf kanun yoluna bu sebebe dayalı başvurulmadığı gözetilerek ve öte yandan davacının davalı şirkete ilişkin işyerinden Mart 2019 itibariyle çıkışının verildiği ve davacının Nisan 2019'da başka bir şirkete SGK giriş kaydının bulunduğu değerlendirilerek davacının davalı şirketteki Kaman şube müdürlüğü görevinin 31/03/2019 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitine ve davalı şirketin davacının şube müdürlüğünün sona erdiğinin ticaret sicil memurluğuna bildirerek tescil ettirme yönündeki çıkardığı muarazanın giderilmesine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni de gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek KABULÜNE, 2- 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2023 tarih ve 2023/408 Esas 2023/449 Karar sayılı kararının kamu düzeni gözetilerek HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davacının davalıya ait Kaman Şube Müdürlüğü görevinin 31.02.2019 tarihi itibari ile sona erdiğinin tespitine, Davacının MUARAZANIN GİDERİLMESİ TALEBİNİN KABULÜNE, Taraflar arasındaki muarazanın davacının davalı şirketin Kaman şubesi müdürlüğü görevinin 31/03/2019 tarihi itibariyle sona erdiğinin davalı şirket tarafından Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi suretiyle giderilmesine, 4- Alınması gerekli 732,00 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10 TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5- Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 26,60 TL vekalet harcı, 217,25 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 603,65 TL davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
C)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 269,85 TL harcın talep halinde davalıya iadesine, 2-Kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/06/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi