Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1379 E. 2026/1629 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1379
- Karar No
- 2026/1629
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1379 - 2026/1629 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1379 KARAR NO : 2026/1629
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2016/1059 Esas - 2023/418 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : ... - DAVA : Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ :15/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :15/06/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarihli ve 2016/1059 Esas- 2023/418 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın ticari müşterisi olduğunu, ancak müvekkilinin haberi ve vekaletnamesi olmadan oğlu ... ile davalı banka görevlilerinin birlikte hareket ederek, müvekkili adına bankadan kredi ve para çekme işlemi gerçekleştirdiğini, müvekkilini borç altına sokan bu işlemler sonucunda müvekkilinin mağdur olduğunu ve hakkında icra takibi başlatıldığını, bu nedenle müvekkilince Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, ancak savcılık tarafından sözü edilen işlemlerin müvekkilinin oğlu tarafından yapıldığı ve bu sebeple suç oluşturmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiğini, banka memurlarının ve bankanın, banka müşterisinin imzası olmadan veya vekaletnameyle yetkilendirdiği bir yetkili olmadan müşteri adına yapmış oldukları borçlandırıcı işlemlerden hem hukuki, hem de cezai anlamda sorumlulukları olduğunu, müvekkilinin kendisine karşı açılmış olan icra takiplerini kapatmak için evini ve arabasını satmak zorunda kaldığını, halihazırda müvekkilinin bankaya borcu kalmadığını, ancak bankadan çekmediği parayı geri ödemek durumunda kalarak, bankanın bu haksız işleminden dolayı zarara uğradığını belirterek, ...'nun imzaladığı dekontlar ile müvekkili adına bankadan çekmiş olduğu 31/05/2006 tarihinde 4.125 TL, 01/11/2006 tarihinde 3.500 TL, 04/10/2006 tarihinde 47.420 TL, 29/01/2007 tarihinde 22.400 TL , 29/01/2007 tarihinde 22.400 TL, 30/04/2007 tarihinde 9.385 TL, 24/05/2007 tarihinde 5.000 TL, 26/06/2007 tarihinde 1.500 TL, 16/07/2007 tarihinde 9.000 TL, 22/08/2007 tarihinde 2.500 TL, 27/09/2007 tarihinde 710 TL, 28/08/2007 tarihinde 2.000 TL ve 11/09/2007 tarihinde 2.000 TL olmak üzere toplam 131.940,00 TL'nin kredi kapama miktarları, faizleri ile birlikte hesaplanarak işlemin yapıldığı tarihten itibaren başlamak üzere mevduata uygulanan en yüksek faizi İle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili bankanın müşterisi olduğunu, davacının dava açılma tarihi itibariyle 70 yaşında olması nedeniyle fiili ehliyetinin olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, ayrıca davacı tarafın davaya konu işlemleri öğrenme tarihinden itibaren B.K. Uyarınca 2 yıl içerisinde dava açmakla mükellef olduğunu, aradan 6 yıldan fazla bir süre geçtiğini bu nedenle davanın zaman aşımına uğradığını, davacının dava konusu işlemlerden haberdar olmasına rağmen işlemlere itiraz etmeyerek zarara ve zararın artmasına kendisi sebebiyet verdiğini, davacının hesaplarını kontrol etmeyerek basiretli bir tacir gibi davranmadığını, dava konusu kredilerden birinin konut kredisi olduğunu ve davacının bizzat kendisinin 03/10/2006 tarihinde tapuya giderek banka lehine 1.dereceden 60.000 TL bedelli karz ipoteki tesis ettiğini ve konut kredisi çektiğini, davacının kredi çekileceğini bilmemesinin mümkün olamayacağını, kredi taksitlerini ödenmemesi üzerine temerrüde düştüğünü ve ....İcra Müdürlüğünün 2010/5003 E. Sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, icra emrinin 2010 yılında bizzat davacıya tebliğ edildiğini, davacı tarafın da kendi imzası ile 26/04/2010 tarihinde ihtirazi kayıt dilekçesi sunarak ödeme yaptığını, davacı ile oğlunun davaya konu olay hakkında BDDK'ya birlikte şikayette bulunduklarını, yapılan incelemede müvekkili bankaya herhangi bir idari yaptırım öngörülmediğini, bu durumda anne ve oğulun birlikte hareket ettiklerini belirterek, davanın ...'na ihbarı ile haksız ve kötüniyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Somut olayda; davacı, oğlu olan ... ile davalı banka görevlilerinin birlikte hareket edip kendisini borç altına sokan işlemler yapıp zarara uğrattıklarını iddia ederek eldeki tazminat davasını açmıştır. Tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davacının 1947 doğumlu olduğu, davaya konu işlemlerin yapıldığı tarihte 60 yaşlarında olduğu ve bu işlemlerin oğlu olan ... tarafından gerçekleştirildiği, kredilerin geri ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından .... İcra Müdürlüğünün 2010/5003 E sayılı takip dosyası ile davacı hakkında icra takibine başlandığı, davacının kendi adına bulunan iş yerinin oğlu tarafından işletildiği ve ... Bankası ... şubesindeki davacının hesaplarında oğlununda kefil olarak bulunduğunun davacı tarafından bildirildiği, davaya konu tüm para çekim işlemlerinin davacının oğlu olan ... tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Eldeki davanın her ne kadar davacı ... tarafından açılmış gibi görünse de ...'nun .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/99 E. - 2016/321 K. Sayılı ilamı ile 11.03.2016 tarihinde TMK'nun 405. Md. Uyarınca kısıtlandığı, kendisine vasi olarak oğlu ...'un atandığı ve kısıtlama kararının 23.03.2016 tarihinde kesinleşmesinden sonra eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu tespitlerden sonra davacı ...'nun gerek iş yerindeki gerek bankadaki işlerinin oğlu olan ... tarafından gerçekleştirildiği, bunlardan davacı ...'nun haberdar olduğu, ...'nun kısıtlanmasından sonra eldeki davanın ...'nun bilgisi dahilinde açıldığı, bunun da hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın REDDİNE, ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı adına yapılan kredi ve para çekme işlemlerinin davacının bilgisi ve vekaleti olmadan gerçekleştiğini, banka müşterisi imzası ve geçerli yetki olmadan işlem yaparak kusurlu davrandığını, ilk derece mahkemesince işlemleri yapan ...'nun davayı açtığını gerekçe göstererek davanın red edildiğini ancak bankanın kusurunun değerlendirilmediğini, banka işlemlerine ilişkin dekont ve kasa fişlerinin asıllarının dosyaya sunulmadığını, dosyadaki imzaların aynı kişiye ait olduğunu, bu nedenle işlemlerin usulsüz olduğunun ileri sürüldüğünü, bu işlemler nedeniyle kredi borçlarını ödemek ve mal varlığını satmak zorunda kalarak zarara uğradığını iddia ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan Tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Nüfus kayıtlarının incelenmesinde, davacı ...'nun dosya istinaf aşamasındayken 15.08.2024 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde MK 27/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK m.43/1, 513/1). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Somut olayda, davacı ...'nun dosya İstinaf aşamasındayken 05/06/2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakta olup, öncelikle, vefat eden davacının nüfus kaydının incelenerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçıların davayı birlikte takip etmekten kaçınmaları halinde ise, müteveffanın terekesine temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra oluşacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, yukarıda belirtilen işlemler yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyasının ilk derece mahkemsine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-Davacı vekili tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/05/2023 tarihli ve 2016/1059 Esas-2023/418 Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/05/2023 tarihli ve 2016/1059 Esas 2023/418 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK.'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince re'sen KALDIRILMASINA, 3-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 269,85.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde istinaf eden davacı tarafa İADESİNE, 5-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır