Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1268 E. 2026/575 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1268
Karar No
2026/575
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1268 KARAR NO : 2026/575

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/467 KARAR NO : 2023/412 DAVA TARİHİ : 04.09.2020 KARAR TARİHİ : 18.05.2023 DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22.04.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 22.04.2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarih ve 2020/467 Esas, 2023/412 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Davalı şirket.. ... Şti. tarafından müvekkili şirket aleyhine 104.915,17-TL bedelli 30.07.2014 tarihli bir fatura düzenlenerek gönderildiğini, müvekkili şirket fatura bedeline ve içeriğine ayrıca ve açıkça itiraz ederek yasal süresi içinde faturayı iade ettiğini, takip konusu fatura müvekkili davacı şirketin ticari defterlerinde işli olmadığını, fatura bedelinin ve içeriğinin kabul edilmemesi ve aynen iade edilmesine rağmen davalı şirket fatura bedelinin tahsili zımmında faturanın tanziminden 1,5 yıl sonra 30.10.2015 tarihinde İzmir 8. İcra Müdürlüğü 2015/15832 esas sayılı dosyasında icra takibine girişildiğini, 7 örnek ödeme emri gönderildiğini, şirket daimi çalışanına tebliğ edilen ödeme emrine karşı yasal süresi içinde itirazda bulunulduğunu, icra takibi davalı şirket tarafından takip edilmeyerek işlemden kaldırıldığını, davalı şirket yine aynı alacak yönünden icra takibine girişildiğini, bu defa Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2015/3762 Esas sayılı dosyası ile aynı fatura yönünden icra takibine girişmiş ve 7 örnek ödeme emri gönderildiğini, bu ödeme emrine karşı da yasal süresi içinde borca ve takibe itirazda bulunulduğunu, davalı şirket itirazın iptali davası açılmadığını, takipsiz bırakıldığından işlemden kaldırıldığını, 2,5 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra bu defa davalı şirket, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2017/16283 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, iş bu takipteki ödeme emri şirket adreste faal olmasına rağmen TK.nun 35 maddeye göre usule aykırı olarak kesinleştirildiğini, müvekkilinin taşınır mallarına haciz işlemi uygulandığını, davalı icra takibinden çok önce, alacağa ilişkin faturaları müvekkile gönderdiğini, müvekkili tarafından yasal süresi içinde faturalara itiraz edildiğini, davalı faturalara itiraz edilmesi sebebiyle bu sefer de aynı alacağı cari hesap alacağı olarak dayanaklandırarak 7 örnek icra takibi başlattıklarını, takibin haksız ve dayanaksız bir takip olmasının yanı sıra, borcun kesinleştirilmesi yönünden de bir usule aykırılık söz konusu olduğunu, müvekkili şirket, faaliyetlerine aralıksız devam eden bir akaryakıt şirketi olduğunu, icra takibinin ödeme emri müvekkiline tebligat kanunun 35. Maddesine göre tebliğ edildiğini, yapılan tebligat usule aykırı olup bu nedenle İzmir 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/336 Esas sayılı dosyasında takibin taliki veya iptali davası açıldığını, dava derdest olduğunu, davalı tarafından girişilen icra takibinin haksız ve kötü niyetli bir icra takibi olduğunu, usule aykırı olarak kesinleştirilen icra takibi neticesinde Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/393 talimat sayılı dosyası ile müvekkili şirketin adresine haciz işlemi için gidildiğini, müvekkili şirkete ait 6993 Litre motorin. 1022 Litre kurşunsuz benzin, ...marka motor yağı ve .1387 Adet sigara haczedildiğini. müvekkili şirkete ait ... ve ... plakalı araçlar da haczedildiğini, haklarında yakalama kararı mevcut olduğunu, davalı tarafından haciz şerhi işlenen araçlar için satış talebinde bulunulduğu, yapılan haciz işlemleri sebebiyle taraflarına 103. davet kağıdı gönderildiğini, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle davalının haczedilen mallar üzerindeki satış iradesi de göz önünde bulundurularak, müvekkilinin ilerde telafisi mümkün olamayan ciddi zararlarının da bulunması sebebiyle yargılama sonuna kadar icra takibinin ve satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, yukarıdaki nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm dava ve haklarının saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin davalıya İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2017/16283 esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitini talep ettiklerini, müvekkili aleyhine açılmış olan İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2017/16283 esas sayılı dosyasındaki takibin dava sonuna kadar tedbiren durdurulması talep ettiklerini, %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri, dava masrafları ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine bu nedenlerle karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı aleyhine davaya konu icra takibinin 21.12.2017 tarihinde başlatıldığını, usulünce davacının ticaret sicil/mersis kayıtlarındaki adresine tebligat gönderildiğini, tebligatın iade dönmesi üzerine 22.01.2018 tarihinde davacının aynı adresine TK 35 uyarınca tebliğ işlemi yapılarak süresinde itirazın bulunmaması üzerine takibin kesinleştiğini, davacı vekilinin icra dosyasına bir yılı aşkın süre öncesinde vekaletnamesini sunarak (12.03.2019) borçlu vekili kaydı yaptırdığını, davacı dilekçesinde mükerrer takiplerin, itirazların bulunduğunu ileri sürmüşse de İzmir 8. İcra Müdürlüğüne kayıtlı bildirilen dosyanın tarafları ile davanın tarafları arasında hiç bir benzerlik dahi bulunmadığını, davacının iddia ettiği üzere usulüne uygun olmayan bir takip veya başkaca bir usuli işlem var ise davacının bu davada bu hususları ileri sürmesinin mümkün olmadığını, davacının takibe itiraz, faturaya itiraz noktalarındaki iddiaları dayanaksız olup bu yönde davacı tarafından bir delil sunulduğunda itiraz ve karşı delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, davacının müvekkiline siparişi üzerine makina imal ettiğini, leasing yolu ile ... A.Ş. adına 734769 numaralı, 18.02.2014 tarihli fatura düzenlenerek makinayı da teslim ettiğini, davacının daha sonra iş cinsinden farklı ihtiyaçlarının doğması üzerine makinanın üzerine ek malzemelerin eklenmesini/imal edilmesini talep ettiğini, müvekkilinin de yaptığı bu ek imalatların bedeli olarak davacıya 30.05.2014 tarih, 734863 numaralı faturayı düzenleyerek gönderdiğini, ticari defterlerine işlediğini, davacının dilekçesinde faturayı teslim aldığını ancak iade ettiğini öne sürdüğünü, buna dair bir kayıdın dosyaya sunulmadığını, müvekkilinin anılı tarihlerde iflas erteleme sürecinde olup kayyum idaresinde olduğundan müvekkilinin tüm ticari kayıtlarının usulüne uygun ve mahkeme tarafından denetlendiğini, 30.05.2014 tarih, 734863 numaralı 104.915,17-TL tutarındaki fatura alacağının davacı/borçlu tarafından ödenmemesi sebebi ile takibe girişildiğini, müvekkilinin davacıdan alacağının olduğunun müvekkili ile ilgili iflas erteleme dosyaları içeriği ve bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, bu nedenle de davacı tarafından açılan kötüniyetli davanın reddini talep ettiklerini, davalı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep ettiklerini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 18.05.2023 tarih ve 2020/467 Esas, 2023/412 Karar sayılı kararı ile özetle; ''..Tarafların ticari defterleri yerinde incelenmiş olup, davacı taraf ticari defterlerinin vergi denetiminde olduğunu bildirerek ticari defterlerinin asıllarını incelemeye sunmadığı, ilgili yıllara ait muhasebe kayıtlarını ibraz ettiği, davacı vekilinin 22/02/2023 tarihli yazılı dilekçesi ile bilirkişiye sunulan muhasebe kayıtlarının ticari defter kayıtlarına uygun olduğunu ve içeriğinin doğru olduğunu kabul ettiği, davacının açık kabulü dikkate alındığında ilgili muhasebe kayıtlarının delil olarak değerlendirilebilceği, davacıya ait muhasebe kayıtlarına göre dava ve takip konusu 30/05/2014 tarihli ve 734863 numaralı, 104.915,17 TL bedelli faturanın davacıya ait defterlere 10.06.2014 tarihinde kaydedildiği, 20.07.2014 tarihli kayıt ile de davalı adına banka kanalıyla ödeme kaydı düşülerek borcun sıfırlandığı, ödeme kaydına dayanak belgenin bilirkişiye sunulmadığı gibi mahkememizce 23.02.2023 tarihli celsede davacı vekiline verilen kesin süre ihtaratına rağmen ödeme belgesinin ibraz edilmediği, dava ve takip konusu faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının bu fatura nedeniyle davacıdan 104.915,17 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, bu haliyle davacı defterindeki ödeme kaydı dışında dava ve takip konusu fatura yönünden tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü tespit edilmiştir. Dava konusu konkasörün, davacı vekilinin 25.03.2021 tarrihli duruşmadaki beyanına göre fiziken nerede olduğunun bilinmediği, hurda olan makinanın parçalarının 3. kişilere satıldığı duyumunu aldıkları ve Aliağa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/89 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında makine mühendisi bilirkişi tarafından verilen tespit raporunda konkasörün hurda halinde olduğu, parçalarının söküldüğü ve kullanılmaz durumda olduğuna ilişkin tespiti dikkate alınarak yerinde inceleme yapılması mümkün olmadığından mahkememizce keşif icra edilememiştir. Gerek delil tespiti dosyasındaki makine mühendisi bilirkişinin tespit raporu gerekse mahkememiz bilirkişi heyetinde yer alan makine mühendisi bilirkişinin teknik görüşü dikkate alındığında, davalının davacı adına düzenlediği 30/05/2014 tarihli ve 734863 numaralı, 104.915,17 TL bedelli faturaya konu parça ve mekanik aksamların dava konusu konkasörde bulunması elzem ve her zaman kullanılabilecek parçalar olduğu, fatura içeriğindeki malzelerin sevk irsaliyesine göre ....’e teslim edildiği sabittir. Davacının bu faturayı ticari defterlerine kaydetmesi de fatura konusu malların kendisine teslim edildiğine karine teşkil etmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dava ve takip konusu faturanın davacı tarafından söz ticari defterlerine kaydedilmesi davacı ve davalı arasında bu faturadan kaynarlanan akdi ilişkinin kurulduğuna ve malların teslimine karine teşkil ettiğinden, ispat yükü yer değiştirmiş olup, davacı eser sözleşmesine dair akdi ilişkinin kurulmadığını ve malların teslim edilmediğini yazılı delillerle ispat etmek zorunda olup, HMK’nun 200. Maddesi uyarınca fatura bedeli dikkate alındığında tanık dinlenilmesi mümkün değildir. Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığından yemin teklif hakkı hatırlatılmamış olup, davacının dava ve takip konusu faturadaki davalı tarafça imal edilen malları teslim almadığını, faturaya TTK’nun 21/2. Fıkrası uyarınca 8 gün içinde itiraz ettiğini, anılan faturayı iade ettiğini ve bu fatura nedeniyle davalıya borçlu olmadığını usulüne uygun deliller ile kanıtlayamamış olup, davacının davasının reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 19.06.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Davalı tarafından girişilen icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin, davalı tarafından gönderilen faturalara itiraz etmesine rağmen cari hesap alacağı olarak icra takibine girişildiğini ve takibin usule aykırı olarak kesinleştirildiğini, usule aykırı olarak kesinleştirilen icra takibi neticesinde Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/393 talimat sayılı dosyası ile müvekkili şirketin adresine haciz işlemi için gidildiğini, müvekkili şirkete ait 6993 Litre motorin. 1022 Litre kurşunsuz benzin, ...marka motor yağı ve .1387 Adet sigaranın haczedildiğini, müvekkili şirkete ait ... ve ... plakalı araçların da haczedildiğini, haklarında yakalama kararının mevcut olduğunu, davalı tarafından haciz şerhi işlenen araçlar için satış talebinde bulunulduğunu, yapılan haciz işlemleri sebebiyle taraflarına 103. davet kağıdının gönderildiğini, -Takibin haksız ve dayanaksız bir takip olmasının yanı sıra, borcun kesinleştirilmesi yönünden de bir usule aykırılığın söz konusu olduğunu, davalı tarafından başlatılan icra takibinin ödeme emrinin müvekkiline tebligat kanunun 35. Maddesine göre tebliğ edildiğini, yapılan tebligatın usule aykırı olup bu nedenle İzmir 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/336 Esas sayılı dosyasında takibin taliki veya iptali davası açıldığını, davanın istinaf incelemesi aşamasında olduğunu, -Şirketlerin ticari defterlerinin incelendiğini ve dosya üzerinden bilirkişi raporları tanzim edildiğini, tanzim edilen rapor sonucu şirketin 2016-2017-2018-2019-2020 dönemlerine ait kayıtların incelendiğini, mali müşavir tarafından ibraz edilen muhasebe kayıtlarında dava konusu 30.05 2014 tarihli 734863 nolu 104.915,17 TL faturanın 10.06.2014 tarihinde kayıtlarda yer aldığını bu faturaya karşılık yevmiye kaydında banka aracılığıyla ... Şt'ye ödeme yapıldığına ilişkin kayıt olduğunu bilirkişi heyeti tarafından tespit edildiğini, hal böyleyken ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın eksik inceleme neticesinde verildiğini, Bu nedenlerle, usul ve yasaya aykırı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/467 Esas, 2023/412 Karar sayılı ilamının müvekkili davacı lehine bozulmasına, gerekli görüldüğü takdirde istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına ve yargılama neticesine kadar icranın geri bırakılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında eser sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenici tarafından cari hesaba dayalı olarak takip başlatıldığını, ödeme emrinin usule aykırı olarak tebliğ edildiğinden takibin kesinleştiğini, ancak cari hesabın dayanağı olan 30/05/2014 tarihli 104.915,17 TL bedelli fatura nedeniyle borcun bulunmadığını, anılan faturaya itiraz edilip iade edildiğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ve yapılacak yargılama neticesinde takibe konu borcun olmadığının anlaşılacağını belirterek eldeki menfi tespit davasını açmıştır. Somut olayda, davalı yüklenici tarafından eser sözleşmesine konu konkasör tesisinde kullanılmak üzere parça ve makine aksamlarının imalatı yapılarak 30/05/2014 tarihli 104.915,17TL bedelli faturanın düzenlendiği, sözkonusu faturanın ödenmemesi üzerine davacı iş sahibi aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacı iş sahibinin takibe süresinde itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiği, davacı iş sahibinin usulsüz tebligat ile takibin kesinleştiğine yönelik şikayeti üzerine açtığı davada İzmir 5.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/336 Esas ve 2021/38 Karar sayılı kararı ile şikayetin reddine karar verildiği, bu kararın istinaf denetiminden geçerek 18.01.2022 tarihinde kesinleştiği; dosyada mevcut denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporuna göre dava ve takip konusu 30/05/2014 tarihli 104.915,17 TL bedelli faturanın davacı ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ticari defterlerinde söz konusu faturanın banka kanalıyla ödendiğine dair kayıt bulunduğu halde davalı ticari defterlerinde faturanın ödenmediği ve davalının 104.915,17TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, davacı tarafça faturanın ödeme kaydına ilişkin dayanak belgenin sunulamadığı, davacının sözkonusu faturayı ticari defterlerine kaydetmesi fatura konusu malların kendisine teslim edildiğine karine teşkil ettiği, davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığından davacının dava ve takip konusu faturaya TTK’nun 21/2. Fıkrası uyarınca 8 gün içinde itiraz ettiğini, anılan faturayı iade ettiğini ve bu fatura nedeniyle davalıya borçlu olmadığını usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarih ve 2020/467 Esas, 2023/412 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1268, K. 2026/575, T. 18.05.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1268-e-2026-575-k-03be95767b65