Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/3184 E. 2026/1089 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/3184
Karar No
2026/1089
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/3184

KARAR NO : 2026/1089

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/09/2025

NUMARASI : 2024/626 E - 2025/829 K

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 16/04/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı...Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili ... A.Ş. arasında abonelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı tarafça abonelik sözleşmesine uygun olarak tahakkuk ettirilen hizmet bedelleri sözleşmeye aykırı şekilde ödenmediği, müvekkili şirket tarafından ilgili bedellere ilişkin icra takibinin başlatıldığını, Merkezi Takip Sistemi 2023/743619 Esas sayılı dosya üzerinden ödenmeyen fatura bedelleri ve bu bedellere işlemiş gecikme faizleri talep edildiğini, ancak davalı tarafından haksız şekilde ilgili icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, icra inkar tazminatının İcra ve İflas Kanunu'nun 67. Maddesinde düzenlenmiş olduğunu, takip talebine haksız sebeplerle itiraz eden borçlu, miktarı % 20'den az olmayan icra inkar tazminatına mahkum edileceğini, somut uyuşmazlıkta da davalı tarafın alacağa ulaşmayı engelleme ve/veya geç ulaşabilmemiz saikiyle hareket ederek likit nitelik teşkil eden alacağa ulaşmalarını haksız olarak engellediğini, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, itirazın iptaline ve İstanbul Anadolu MTS 2023/743619 E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibin devamına, haksız şekilde takibe itiraz edildiğinden, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Merkezi Takip Sistemi 2023/743619 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, ilamsız takiplerde ödeme emrinin gönderildiğini, gönderilen ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz ettiğini, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, açılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, yapılan icra takibine konu faturanın 27.04.2022 tarihli bir adet fatura olduğunu, ilgili faturalarda müvekkilin imzasının bulunmadığını, müvekkile yollanan örnek no:7 ilamsız takipte ödeme emrinde borcun sebebi olarak fatura gösterildiğini, ancak alacaklı ile müvekkili arasında böyle bir cari hesap oluşturacak ticari bir faaliyetin söz konusu olmadığını, bu faturalar nedeniyle müvekkilinin alacaklıya hiç borcu bulunmadığını, çünkü faturalar ile müvekkilinin ilgisinin olmadığını, icra takibine dayanak belge olan faturada imzası olan ...'in söz konusu müvekkili şirketi borçlandırıcı sözleşme yapmaya yetkili olmadığını, dolayısıyla söz konusu borcun müvekkili şirket ile ilişkilendirilemeyeceğini, borca dayanak yapılan faturalarda müvekkilinin imzasının bulunmadığını müvekkili şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı belgelere dayanarak tarafına ödeme emri gönderilmesinin hukuka aykırı olacağını, hiç ilgisi olmayan faturalara dayanılarak yapılan bu icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, çünkü borca dayanak yapılan belgelerde imzasının bulunmadığını, alacaklıya ilgili faturalardan dolayı herhangi bir mal ve hizmet teslimi yapmadığını ve bunun karşılığında müvekkilinden imzalı bir belge almadığını, faturalarda ya da faturalar ile ilgili herhangi bir belgede müvekkili şirketin yetkilisinin imzası bulunmadığını, HMK madde 200 gereği ilgili alacağın senetle ispat edilmesinin zorunlu olduğunu, alacaklı tarafın böyle bir ispatının olmadığını, faturanın bir ispat vesikası olabilmesi için satıcı tarafından müşteriye gönderilmiş olmasının ve bu gönderilme eyleminin de ispat edilmesinin gerektiğini, Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesi “Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır” hükmünü taşıdığını, Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesindeki “aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde” ifadesinden amacın faturaya itiraz edilebilmesi için geçecek sürenin başlangıç tarihini tespit olduğunu, bu tespitin yapılabilmesi için faturanın karşı taraf tarafından alındığının ispatının gerektiğini, müvekkiline takipten önce gönderilen bir faturanın mevcut olmadığını, alacaklının ilgili dönemdeki defter ve kayıtları incelendiğinde borçlu müvekkili ile böyle bir ticari ilişkisi içinde olmadığının anlaşılacağını, faturanın tek başına alacağa yeterli kanıt olmadığının Yargıtay'ın yerleşmiş kararları arasında olduğunu, alacaklının yapılan icra takibinde kötü niyetli olduğunu, gerçekte olmayan bir alacağı tahsil etmek istediğini, alacaklının borca dayanak yaptığı belgelerde müvekkilinin imzasının olmadığını, ayrıca bu borca ilişkin alacaklının elinde müvekkilinin imzasının bulunduğu herhangi bir başka belge de bulunmadığını, davacının haksız icra takibi yaptığını ve müvekkilinin borcu olmadığını da bildiği için kötü niyetli olduğunu, bu nedenle alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Mahkeme,taraflar arasında imzalanan abonelik sözleşmesi kapsamında davalının hizmete konu adresten taşınmış olduğu, Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliğinin “Taahhütlü Aboneliğe İlişkin Esaslar” başlıklı 4. bölümünün “Taahhütlü aboneliğin süresinden önce feshi” başlıklı 16. maddesinin “Taahhütlü aboneliklerde tüketicinin yerleşim yerinin değişmesi ve taahhüt konusu hizmetin tüketiciye yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte sunulmasının fiilen imkansız olması durumunda, tüketicinin birinci fıkrada belirtilen tutarları veya herhangi bir bedeli ödemeksizin taahhütlü aboneliğini feshedebilir.” maddesi uyarınca, özel olarak tesis edilen metro ethernet hizmetini kullanma imkanı kalmadığından, davaya konu faturalardan sorumlu olmadığı gerekçesi ile;

"Davanın REDDİNE" karar vermiştir.

Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; hatalı ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,davalının yeni adresinde de metro internet kullanmasına rağmen bu hususun değerlendirilmediği,adres değişikliğinin davalı tarafça bildirilmesi gerektiği,davalının adresi değişmesine rağmen bunu bildirmediğini,abonenin hizmeti kullanmamasının borcu ortadan kaldırılmadığını, taahhütlü aboneliklerde tüketicinin yerleşim yerinin değişmesi ve taahhüt konusu hizmetin tüketiciye yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte sunulmasının fiilen imkansız olması gerektiği,ancak somut durumda davalının ikrarları ile de sabit olduğu üzere yeni yerleşim yerinde de taahhüt konusu hizmetin aynı nitelikte sunulmasının fiilen mümkün olduğunu,ayrıca davalı tarafından icra dosyasına itiraz dilekçesi ekinde sunulan imzasız ve tarihsiz belgede, her ne kadar sözleşmenin feshedildiği iddia edilmekteyse de dosyada fesih iradesinin müvekkili şirkete ulaştığına dair bir delil de bulunmadığını,kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirkete bu yönde bir fesih ihtarı ulaşmadığını,tam tersi davalının ödenmeyen borçları nedeni ile sözleşmenin sistem tarafından re'sen iptal edildiğini,davanın Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliğinin 16. maddesi hükme dayanılarak reddedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;

Dava,ödenmediği ileri sürülen fatura bedelinin tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali talebine ilişkindir.

Merkezi Takip Sistemi 2023/743619 Esas sayılı takip dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında toplam 60.030,42 TLnın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır.

Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda özetle;" Davalının kapatılan kurum adresi olan Taşdelen Mah. ... Sk. B Blok No:... Çekmeköy İstanbul adresinden taşınmış olduğu, davalının adresteki metro ethernet hizmetinden fiili olarak faydalanma imkanı kalmadığından fiili kullanıcı olmadığı, Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliğinin “Taahhütlü Aboneliğe İlişkin Esaslar” başlıklı 4. bölümünün “Taahhütlü aboneliğin süresinden önce feshi” başlıklı 16. maddesinin “Taahhütlü aboneliklerde tüketicinin yerleşim yerinin değişmesi ve taahhüt konusu hizmetin tüketiciye yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte sunulmasının fiilen imkansız olması durumunda, tüketicinin birinci fikrada belirtilen tutarları veya herhangi bir bedeli ödemeksizin taahhütlü aboneliğini feshedebilir.” maddesi uyarınca, özel olarak tesis edilen metro ethernet hizmetini kullanma imkanı kalmadığından, davaya konu faturalardan sorumlu olmadığı" belirtilmiştir.

Davacı taraf davalı tarafın sözleşmeyi feshettiği bildirimine dair delil bulunmadığını,bilakis faturaların ödenmemesi üzerine sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğini ileri sürerek, davalının yeni taşındığı adreste söz konusu metro ethernet hizmetini fiilen kullandığını da iddia etmiştir.

Ayrıca cevap dilekçesinde davalı taraf takibe dayanak belgeye esas olacak şekilde taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmadığı ve dayanak belgede imzası olan ... isimli kişinin davalı şirketi borçlandırıcı sözleşme yapma yetkisinin bulunmadığını bildirdiğinden, söz konusu fatura dayanağı sözleşme aslının celbi ile davalı şirketi temsile yetkili kişileri gösterir ticaret sicil kayıtları da getirtilerek,davalının sözleşmeden sorumlu olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Davalının sözleşmeden sorumlu olduğu belirlendiği taktirde ise , bu kez davalının takibe itiraz dilekçesindeki beyanları irdelenerek,öncelikle sözleşmenin adres değişikliği nedeniyle davalı tarafça feshine dair davacıya ulaştırılmış fesih beyanına ilişkin delillerin davalı tarafça ibrazının istenilmesi gereklidir.

Aynı zamanda davalının taşındığını bildirdiği yeni adresinde davaya konu metro ethernet hizmetinin fiilen ne zamandan beri kullanıldığı hususlarında davalı tarafça beyanda bulunulması ,mahkemece de bu hususta araştırma yapılması gereklidir.

Hükme dayanak bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmıştır.

Bu kapsamda belirtilen eksiklikler tamamlanarak gerektiğinde ek rapor alınması gerektiğinden mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,

Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,

İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/3184, K. 2026/1089, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-3184-e-2026-1089-k-7e8f6dc8d636