Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/575 E. 2026/506 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/575
- Karar No
- 2026/506
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/575 KARAR NO : 2026/506
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1173 DAVA TARİHİ : 11.12.2025 ARA KARAR TARİHİ : 05.03.2026 DAVA : İtirazın İptali BİRLEŞEN DOSYA : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2026/209 ESAS, 2026/157 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA TARİHİ : 27.02.2026 BİRLEŞTİRME TARİHİ : 27.02.2026 DAVA : İtirazın İptali İSTEM : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 13.04.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 13.04.2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1173 Esas sayılı dosyasından birleşen dosya yönünden verilen 05.03.2026 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin birleşen dosyada davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Birleşen dosyada davacı vekili 27.02.2026 tarihli ihtiyati haciz istemli birleşen dosyadaki dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı şirketten tahsil edilemeyen alacaklarının ödenmesi amacıyla; taraflar arasındaki cari hesap hareketleri uyarınca birtakım faturalara ilişkin olarak İzmir 11. İcra Dairesi'nin 2025/10636 Esas sayılı dosyası kapsamında 7 örnek ödeme emrine dayalı icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından 23.12.2025 tarihli itiraz dilekçesi ile asıl borca ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, 23.12.2025 tarihli karar tensip tutanağı ile dosyanın itiraz nedeniyle durdurulmasına karar verildiğini, müvekkil şirket, ürünlerin teslimini gerçekleştirmiş ve karşılığında faturalar tanzim etmiş, faturalara davalı şirket tarafından hiçbir şekilde itiraz edilmemiş ancak fatura bedelleri ödenmediğini, bu nedenle, müvekkil şirket yasal yollardan alacağını tahsil etme yoluna gittiğini, müvekkili şirketin cari hesaptan kaynaklanan toplam 156.439,60 TL alacağı bulunmakta olup; işbu huzurdaki davadan önce davalı aleyhine İzmir 18. İcra Dairesi'nin 2025/8387 Esas sayılı icra takip dosyasında bir kısım faturalara dayalı olarak toplam 156.439,60 TL için icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından söz konusu icra takibine itiraz edildiğini, İzmir 18. İcra Dairesi'nin 2025/8387 Esas sayılı icra takip dosyasına ilişkin itirazın iptali davası açılmadan önce söz konusu takibe konu edilen faturalardan birinin iade edildiği tespit edildiğinden İzmir 18. İcra Dairesi'nin 2025/8387 Esas sayılı icra takip dosyasında davalı-borçlu tarafından yapılan itirazın 84.510,00 TL için iptaline, İzmir 18. İcra Dairesi'nin 2025/8387 Esas sayılı icra takip dosyasının 84.510,00 TL ve ferileri üzerinden devamına karar verilmesi talep edilerek, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1173 Esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, İzmir 11. İcra Dairesi'nin 2025/10636 Esas sayılı icra takip dosyasında davalı-borçlu tarafından yapılan itirazların tümden iptali ile icra takibinin 71.929,60 TL toplam alacak ve ferileri yönünden devamına, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına borca yetecek tutarda ihtiyaten haciz konulmasına, kötü niyetli itiraz nedeniyle 71.929,60 TL alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, işbu davanın, tarafları ve hukuki ilişkisi aynı olan, halen derdest bulunan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1173 Esas sayılı dosyası ile HMK m.166 uyarınca birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/209 Esas, 2026/157 Karar kararı ile, yine aynı mahkemenin 2025/1173 Esas sayılı dosyasıyla birleştirme kararı verildiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 2025/1173 Esas sayılı dosyasından verilen 05.03.2026 tarihli ara kararında özetle; "...İhtiyati haciz talep eden vekili, alacak iddiasına dayanak dava dilekçesi ekinde hiçbir belge ibraz etmemiştir Mahkememizce takip dosyası üzerinden yapılan incelemede alacağın dayanağının fatura olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça, dayanak faturalardaki malların borçlu şirkete teslim edildiğine ilişkin borçlunun imzasını taşıyan bir belge ya da malın/ hizmetin teslim/ ifa edildiğini yaklaşık ölçüde ispata yarar bir vesika ibraz edilmemiştir. Alacak iddiasının dayanağı olan faturaların tek başına karine oluşturmayacağı, yasanın ihtiyati haciz için aradığı yaklaşık ispat ölçüsünün sağlanamadığı değerlendirilmiştir. Birleşen davada dava dilekçesi ve ekinde sunulan belgeler ile tüm dosya kapsamında incelenmesinde, faturaya bağlı alacak iddiasının yargılamayı gerektirdiği ve fatura düzenlenmiş olmasının tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, alacağın var olup olmadığı, var ise muaccel olup olmadığı, muaccel ise miktarının ne olduğu noktasında toplanan uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, İİK'nın 257. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediği, dolayısıyla ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Yine davacı taraf, davalı şirket ile ilgili mal kaçırma iddiasına dair bir kısım vakıalar ileri sürülmüş ise de, öncelikle alacağın yaklaşık olarak ispatı gerektiği ve bu hususun mevcut delil durumuyla sağlanamadığı gözetildiğinde talebin reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçeleriyle; Birleşen davada davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Birleşen dosyada davacı vekili 09.03.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Alacağın belgeli olup yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, İhtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararda; mahkemece alacak iddiasının dayanağı olan faturaların tek başına karine oluşturmayacağı, yasanın ihtiyati haciz için aradığı yaklaşık ispat ölçüsünün sağlanamadığının değerlendirildiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli olduğunu, somut olayda; davalı şirkete düzenlenen faturaların, taraflar arasındaki cari hesap kayıtları ve ürün teslimine ilişkin belgeler icra takibi yapılan İzmir 11. İcra Dairesi'nin 2025/10636 Esas sayılı dosyasına ve itirazın iptaline ilişkin açılan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1173 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesi eklerinde sunulduğunu, Ayrıca davalı şirket tarafından faturalara süresi içerisinde herhangi bir itiraz da yapılmadığını, bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca faturayı alan kişinin 8 gün içinde itiraz etmezse faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağını, dolayısıyla tüm bu hususlar gözetildiğinde somut olayda alacağın yeterli derecede belgeli olup yaklaşık ispat koşulunun açıkça gerçekleştiğini, Alacağın muaccel olup ve rehinle temin edilmediğini, Davalı şirkete müvekkili tarafından düzenlenen ve icra takibine konu edilen faturaların tamamının vadesi geçmiş olmasına rağmen, davalı borçlu tarafından bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında müvekkili şirket tarafından teslim edilen ürünlere karşılık olarak düzenlenen faturaların davalı şirkete ulaştırılmış olup davalı tarafından bu faturaların içeriğine yasal süresi içerisinde herhangi bir itiraz da ileri sürülmediğini, buna rağmen davalı borçlunun, borcunu ifa etmekten imtina ettiğini ve müvekkili şirketin alacağını tahsil edebilmek amacıyla icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, ne var ki davalı borçlu tarafından icra takibine de haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu ve müvekkilinin alacağına kavuşmasının engellendiğini, öte yandan dava konusu alacağın herhangi bir rehin, ipotek veya sair ayni teminat ile güvence altına da alınmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin alacağının tahsilinin ciddi biçimde tehlikeye düşmüş olup somut olayda İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz koşullarının açıkça gerçekleştiğini, bu sebeple davalı borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesinin hukuken zorunlu olduğunu, Borçlunun davranışlarının mal kaçırma ihtimalini gösteriğini, İcra takibinin başlatılmasının ardından davalı şirket yetkililerinin müvekkili şirket ile görüşerek borcun ödeneceğini belirttiğini, ancak sonrasında sürekli olarak çeşitli gerekçeler ileri sürerek müvekkilini oyaladığını, şirket yetkilisinin hasta olduğu yurtdışında olduğu gibi çeşitli bahaneler ileri sürülerek müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını, bu durumun borcun ödenmesini geciktirme ve zaman kazanma amacı taşıdığını açıkça gösterdiğini, borçlunun bu davranışlarının alacağın tahsilinin tehlikeye düşme ihtimalini ortaya koyduğunu, Faturaların vadesi gelmesine tüm ihtar ve taleplerine rağmen borçlunun borcunu ödemekte direndiğini, borçlunun borçtan kurtulmak amacıyla mallarını gizlediğini, kaçırmaya ve kendisinin kaçmaya çalıştığını, İtirazın iptali davalarında ihtiyati haciz verilmesinin yargı uygulamasında kabul edildiğini, Yargı içtihatlarında; faturaya dayalı alacaklarda ve cari hesap ilişkilerinde icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davalarında ihtiyati haciz verilmesinin mümkün olduğunun kabul edildiğini, mahkemenin ihtiyati haciz talebini reddetmesinin bu yönüyle de yerleşik yargı uygulamasına aykırı olduğunu (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/16312 Esas, 2015/4017 Karar sayılı ilamı.), Sonuç olarak teminat altına alınmamış olan alacakları için İİK'nın 257. maddesinin aradığı şartların gerçekleştiğini, Özetle; açıklanan tüm bu nedenlerle haksız ve müvekkilin ticari yaşamını büyük ölçüde tehlikeye atacak telafisi imkansız zararlara mahal vermemek amacıyla mahkemece verilen iş bu ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etme zaruretinin hasıl olduğunu belirterek; Yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi ara kararı ile verilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına borca yetecek tutarda ihtiyaten haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Geçici hukuki korumaya ilişkin uyuşmazlık ise; "mahkemece verilen ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararının, esasa ilişkin uyuşmazlık ve taraflarca sunulan deliller çerçevesinde HMK.'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen yasal koşullara ve usule uygun olup olmadığı" hakkındadır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”; 258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur. İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur. Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. İhtiyati haciz eden talep eden vekili tarafından taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ve akabinde gerçekleşen fiili durum neticesinde, İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2025/10636 E. Sayılı icra takip dosyasında davalı-borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİ, 71.929,60-TL asıl alacak ve bu alacağın ferileri açısından icra takibinin DEVAMI ile kötüniyetli itiraz nedeniyle itirazın iptali istenen alacak miktarı 71.929,60-TL'nin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile birlikte davalıdan tahsili; davalının mal kaçırma girişimi ve alacağın tahsilinin imkansız hale gelme ihtimaline binaen davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması talebidir. Davalının, sözleşme ile üstlendiği edimi yerine getirmediği iddiası ile alacak istemi ile açtığı davada ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş olup; alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, İİK 257/2 maddesine göre karşı tarafın mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisinin kaçmağa hazırlandığı yahut kaçtığına ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunduğuna dair yaklaşık ispata yarar delil de bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin 05.03.2026 tarihli ara kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, birleşen davada davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1173 Esas sayılı dosyasından birleşen dosya yönünden verilen 05.03.2026 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, birleşen dosyada davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.206,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 732,00 TL harcın mahsubu ile kalan 474,00 TL harç bedelinin birleşen dosyada davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Birleşen dosyada davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 258/(3) ve 6100 sayılı HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.