Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2354 E. 2025/1110 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2354
Karar No
2025/1110
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2354 Esas

KARAR NO:2025/1110 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2021/732 Esas - 2022/458 Karar

TARİHİ:25/05/2022

DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

DAVA TARİHİ:06/09/2021

KARAR TARİHİ:26/06/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Asıl Davada; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin % 25 oranında pay sahibi ortağı olduğunu, 30/06/2021 yılında yapılan 2020 yılı olağan genel kurul toplantısına bizzat katıldığını, itiraz ve muhalefet şerhlerinin işlendiğini, çoğunluk oyları ile alınan kararların hukuka, yasal düzenlemelere ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirket yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı ve ücretlerinin 28/06/2019 tarihli genel kurul kararı ile tespit edildikten sonra genel kurul toplantılarında bu konuda bir karar alınmamış iken yönetim kurulu üyelerine ödemelerin yapılmaya devam edildiğini, huzur hakkı ve ücretler sebebiyle şirketin zarara uğratıldığını, şirketin 2019 yılı dönem net karının % 10’unun üzerinde kısmının yönetim kurulunun huzur hakkı adı altında aldığını, davacının şirketten 1 TL dahi almadığını, bu konudaki soruları yanıtlanmayarak bilgi edinme hakkının kullandırılmadığını, 4 no’lu gündem maddesinde şirketin finansal tabloların onaylanmasına itiraz ettiği halde kabul edildiğini, şirketin zarara uğratılmasına rağmen yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, gündemin 6. maddesinde şirketin geçmiş dönem karlarının dağıtılmasının müzakere edildiğini, bu konuda da muhalefet şerhlerinin bulunduğunu, 2019 yılı karı olan 27.009.867 TL’nin şirketin mali kaynaklarının güçlendirilmesi bahanesi ile şirkette tutulmasına rağmen %10’u aşan kısmının huzur hakkı olarak dağıtıldığını, güçlü durumda olan şirketin kar payı dağıtmadığını, gündemin 8.maddesinde yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı ve ücretlerinin belirlenmesinin müzakere edildiğini, huzur hakkının 28/06/2019 yılındaki olağanüstü genel kurul toplantısında belirlendiğini, bu konudaki itirazlarının istinaf incelemesinde olduğunu, şirketin özkaynaklarının güçlendirilmesi için kar payı dağıtmayan şirketin yönetim kurulu üyeleri ve kendi ortaklarına %40 zam yaptığını, borsada işlem gören halka açık şirketlerin 2020 yılı olağan genel kurul toplantılarında kamuya açıklanan genel kurul toplantı tutanaklarında yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkı rakamları 10.000 TL civarında iken yönetim kurulu üyelerine sağlanan mali hakların fahiş ve haksız olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı şirketin 30/06/2021 tarihli 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların butlanının tespiti ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin paydaş yapısına bakıldığında aile şirketi olduğunun görüleceğini, davacının paydaşı olduğu şirket aleyhine bu tür davaları açmayı alışkanlık haline getirdiğini, davacının bu davaları açmaktaki amacının müvekkili şirketi çalışamaz hale getirmek olduğunu, davacının talebinin kabul edilebilir bir tarafının bulunmadığını, genel kurul toplantısında alınan kararların toplantı ve karar nisaplarına uyulmak suretiyle alındığını, ana sözleşme ve yasalara uygun olduğunu, açıklama istenen hususlarda tatmin edici yeterlilikte cevapların ortak sıfatıyla verilen belgelerde veya yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan açıklamalarda bulunduğunu, müvekkili şirketin kanunen bağımsız denetime tabi olup denetlendiğini,Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/501 esas sayılı dosyasıyla açılan davada 2018 yılı bağımsız denetçi raporu hakkında yetersiz ve hatalı olduğu iddia edilmiş ise de, bağımsız denetim raporunun standartlara uygun olduğunun belirtildiğini, Bakırköy 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/481 esas sayılı dosyasında alınan raporda da bağımsız denetçi raporunun ve mali tabloların gerçeği yansıttığının tespit edildiğini, 28/06/2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar gereğince yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı adı altında ödenen toplam tutarın 140.000 TL olduğunu, ayrıca toplantıda ...n’a aylık net 30.000 TL, ...’a 25.000 TL ücret ödenmesine karar verildiğini, basit bir hesaplamayla yönetim kurulu üyelerine ödenen tutarın tespit edilebileceğini, yönetim kurulu üyelerine sağlanan mali hakların fahiş olduğu iddia edilmiş ise de, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/501 esas sayılı dosyasında yönetim kurulu üyelerine sağlanan hakların fahiş olduğu iddiasının reddine karar verildiğini, yönetim kurulu üyelerinin hukuka, yasal düzenlemelere ve esas sözleşmelere aykırı şekilde işlem yaparak şirketi zarara uğrattığı iddia edilmiş ise de bu hususu ispata yarar delil sunulmadığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirecek bir husus olması halinde bunun tazminat ve ceza davasına konu edilebileceğini, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 5. maddeye muhalefet şerhi konulduğu belirtilmiş ise de 5.maddede muhalefet şerhinin bulunmadığını, sözlü beyanda da bulunulmadığını, sadece ibraya red oyu verildiğini, 2018 yılında kar payı dağıtımı yapıldığını, Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/501 esas sayılı dosyasında kar payı dağıtımının şirket uygulamasına, esas sözleşmeye ve yasaya uygun olduğuna karar verildiğini, iptal talebini reddedildiğini, 2020 yılında yapılan 2019 yılı genel kurul toplantısında artış yapılmadığını, 2019 yılında personel maaşlarına yapılan artış oranı ve son artışın 2 sene önce yapıldığı nazara alındığında yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücretlerin fahiş olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen Davada;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/06/2021 tarihinde 2020 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, ana sözleşmenin “Hisse senetlerinin devri” başlıklı 8.maddesinde yapılan değişiklik önerisinde pay devrini aşırı derecede kısıtlayan hallerin hukuka ve yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmesi nedeniyle değişiklik teklifine red oyu verilerek muhalefet şerhi konduğunu, değişikliğin oy çokluğu ile kabul edildiğini, değişiklik teklifi konusu edilen yeni halin pay devrini neredeyse imkansız hale getirdiğini, hukuka ve yasal düzenleme ile getirilmek istenen “önemli sebep” sınırlamasının getirilmek istenen amacı aştığını, müvekkili haricinde hem YK üyesi hem şirketin %75’ine haiz ortak müvekkilin paylarını devretmemesi için özel bir madde kurgulandığını, müvekkilinin YK üyeliğinden çıkarıldıktan sonra şirkete sokulmadığını, şirket ortağı olarak haklarını kullanamadığını, kar payı alamadığını, bu sebeple pay devrini imkansız kılan maddenin iptalinin gerektiğini belirterek davanın kabulü ile 30/06/2021 tarihli 2020 yılı olağanüstü geel kurul toplantısında alınan 8.madde kararının butlanını tespitini ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bu davaları açmaktaki asıl amacının müvekkili şirketi çalışamaz duruma getirmek olduğunu, yapılan düzenlemenin yasaya aykırı nitelik taşımadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 25/05/2022 tarih ve 2021/732 Esas - 2022/458 Karar sayılı kararında;"Asıl dava, anonim şirket genel kurul kararının butlanının tespiti ve iptali istemine yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, asıl davada uyuşmazlığın davalı şirketin dava konusu 30/06/2021 tarihli 2020 yılına ait genel kurul toplantısında alınan kararların butlanı ve iptalinin gerekip gerekmediği, kararların kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Birleşen dava, uyuşmazlık konusunun 30/06/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların butlanı ve iptalinin gerekip gerekmediği, kararların kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Asıl ve birleşen dosyadaki uyuşmazlıkların tespiti amacıyla dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir.SMMM ... ile hukuk bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda, davalı tarafın defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64,65,66 ve 82.Mad. VUK. m. 220 226,229,230,231,232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222.sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; Asıl Dava Yönünden; 30/06/2021 Tarihinde saat 10:00'da yapılan davalı şirketin Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı gündem maddeleri incelendiğinde, davalı ... A. Ş.'nin Genel Kurul Toplantısına ait çağrı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 11/06/2021 tarih ve ... sayılı nüshasında yayınlandığı, ayrıca pay sahiplerine iadeli taahhütlü olarak gönderildiği anlaşıldığı, davalı şirket paylarının toplam itibari değeri 200.000.000,00 TL olan payın, 50.500.000 payın asaleten 149.500.000 payın vekaleten olmak üzere toplantıda temsil edildiği. T.T.K.'nun 414.maddesine göre 30.06.2021 tarihli saat 10:00'da yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısının divan heyeti seçimi ve kapanış maddesi dahil olmak üzere dokuz maddeden oluştuğu, toplantı 29.06.2021 tarih ve ... sayılı yazılarıyla görevlendirilen Bakanlık temsilcisi ... gözetiminde yapıldığı, davacı vekilinin toplantının her gündem maddesine ayrı ayrı olmak üzere muhalefet şerhini okumak suretiyle toplantı aşkanlığına sunmuş olduğu 0.06.2021 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında görüşülen 2020 yılı Faaliyet Raporu e Bağımsız Denetim Raporunun 28.02.2012 tarihli ve 28395 sayılı Resmi Gazetede ayınlanan “Yıllık Faaliyetler Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında yönetmelik” esaslarına uygun hazırlandığı,genel kurulda görüşülen faaliyet raporunda belirtilen rakamlar ile muhasebe hesapları arasında uyumsuzluk olmadığı anılan kararın iptali koşulunun oluşmadığı, İptali talep edilen 4. Gündem maddesinde karara bağlanan finansal tablolar bakımından kanuna aykırılık tespit edilemediği bu kararın iptali koşulunun oluşmadığı, İptali talep edilen 6. Gündem maddesinde alınan kar dağıtımı yapılmaması kararıyla ilgili olarak apılan mali incelemede; şirketin 2019 yılında 29.896.998,70 TL, 2020 yılında 85.691.767,28 TL KAR raporladığı dava konusu olan 2020 yılı net satışlarında 2019 yılına göre 9647 oranında artış olduğu, düşülen giderler sonrası ise ... oranında bir önceki yıla göre dönem net karında artış meydana geldiği, Davalı şirketin tevsi yatırım ile ilgili ... no'lu Yatırım Teşvik belgesi çıkartılmış olup, tevsi yatırım ile ilgili yapılan alımlara ilişkin faturalar ve muavin hessap dökümleri incelendiğinde, tevsi yatırımlar devam etmekte olduğu, bilanço analizlerinden şirketin 2021 yılında ağırlıkta hammadde tedariği sağlanış olduğu 2020 yıl sonu kaydi stok 130 milyon, 2021 yıl sonu itibariyle 318 milyon kaydi stok olduğu, Tevsi yatırım faturaları incelendiğinde 2022 yılında yatırımların yapılmaya başlandığı, davalı şirketin önceki hesap dönemlerinde elde ettiği kar üzerinden kar payı dağıtımı yaptığı, TTK'nun ilgili maddeleri ve genel uygulamalara bakıldığında kar dağıtımının zorunlu olmadığı ancak somut uyuşmazlıkta karın tamamının dağıtılmayarak yedeklere ayrılmasının objektif iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil etmesi nedeniyle iptal edilebileceği, İptali talep edilen 8 nolu gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkı ve ücretlerin belirlenmesine yönelik olduğu şirketin genel kurulunda bir yandan çoğunluk pay sahiplerince karı yatırımlara ayırıp kar dağıtmamaya karar verilirken diğer tarafta yönetim kurulu üyesi olan ortaklara hem ücret hem huzur hakkı ödenmesinin kararlaştırılmasının, YK üyesi olmayan diğer ortaklar ile YK üyesi olanlar arasında bir eşitsizliğe yol açacağı, TTK md. 357'de yer alan eşitlik ilkesine aykırılık teşkil eden söz konusu kararın kanuna aykırılık nedeniyle iptal edilebileceği, Birleşen Dava Yönünden; Olağanüstü genel kurul toplantısında alınan pay devrine ilişkin sınırlama kararının kanuna aykırılık teşkil etmediği, bu karar bakımından iptal koşulunun oluşmadığı belirtilmiştir.TTK'nun 445 maddesinde, 446 ncı maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği, 446.maddesi toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin iptal davası açabileceğini düzenleme altına almıştır.Davacı tarafça finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 4 no'lu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 no'lu, kar payı dağıtılmamasına ilişkin 6 no'lu ve yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı ve ücretlerinin belirlenmesine ilişkin 8 no'lu kararların iptali talep edilmiştir.Finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 4 no'lu kararın iptali talebi yönünden; 6102 sayılı TTK'nın 514. Maddesine göre, yönetim kurulu, geçmiş hesap dönemine ait, Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülmüş bulunan finansal tablolarını, eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlayıp genel kurula sunmakla yükümlüdür. Bunun yanı sıra TTK'nın 437/1. Maddesi uyarınca, finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmalıdır. Her pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebilir. Şirketin finansal tablolarının yasanın aradığı şekilde ortakların erişimine sunulduğu ihtilafsızdır. TTK'nun 68/3. Maddesinde, yıl sonu finansal tabloların, bilanço ile gelir tablosundan oluştuğu düzenlenmiştir. Ayrıca TTK'nın 515. maddesi "Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır" şeklindedir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile kararda iptali gerektirecek bir husus tespit edilmemiş olmakla bu kararın iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 no'lu kararın iptali talebi yönünden;Dava konusu genel kurul toplantısının 5. Maddesinde, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ayrı ayrı ibraları oylanmış ve oyçokluğu ile ibra edilmişlerdir. TTK'nın 436. maddesi hükmü emredici olup bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olacağından alınan genel kurul kararı da yok hükmünde olacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.İbraya ilişkin genel kurul tutanağından anlaşıldığı üzere, haklarında ibra kararı bulunan yönetim kurulu üyeleri ibra oylamasına katılmamıştır. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin genel kurul kararının kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olmadığı, denetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bu karar yönünden iptal talebinin reddine karar verilmiştir. Kar payı dağıtılmamasına ilişkin 6 no'lu kararın iptali talebi yönünden;Her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, çeşitli kanunlardaki kişi birliklerini ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle “anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur” (TTK madde 331) ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir ve bu yolda çaba harcar. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. Şirketin nihai amacının kâr elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görüleni TTK’nın 523/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince genel kurul, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir. TTK'nın 452. maddesinde belirtilen müktesep haklardan olan kâr payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan TTK’nın 523/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin 2019 yılında 29.896.998,70 TL, 2020 yılında 85.961.767,28 TL kar raporladığı, dava konusu 2020 yılı net satışlarında 2019 yılına göre % 47 oranında artış olduğu, düşülen giderler sonrasında % 22 oranında bir önceki yıla göre dönem net karında artış meydana geldiği, bilanço analizlerine göre şirketin 2021 yılında hammadde tedariği sağladığı, 2020 yılı sonu kaydi stok 130 milyon, 2021 yılı sonu itibariyle 318 milyon kaydi stok olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirket genel kurulunda her ne kadar geçmiş yıllara ilişkin karın dağıtılmaması öngörülmüş ve dağıtılmayan kara ilişkin olarak stokların arttırıldığı, 2021 yılında dağıtılmayan karın bir kısmının kullanıldığı zira teşvik belgesinin geciktiği ileri sürülmüş ise de, en son 2018 yılında kar payı dağıtılan şirkette karın tamamının dağıtılmayarak yatırımlara ayrılması kararının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptalinin gerektiği neticesine varılmış olmakla 6 no'lu kararın iptaline karar verilmiştir.Yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkı ve ücretlerin belirlenmesine ilişkin 8 no'lu kararın iptali talebi yönünden; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun “Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları” başlıklı 394. maddesinde; “Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir” şeklinde hüküm bulunmaktadır.Buna göre, aksine esas sözleşmede hüküm olmadığı takdirde yönetim kurulu üyelerine her toplantı günü için bir ücret verileceği, ücret miktarı esas sözleşmede tayin edilmemiş ise genel kurulca tayin olunacağı hükmü bağlanmıştır.Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı belirlenebileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de tespit edilebilir. Huzur hakkı ve ücretin belirlenmesinde şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması dikkate alınarak tayin olunan ücretin yönetim kurulu üyelerinin bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Yönetici ve denetçiler için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, mali durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulu ve denetçilerin harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir (Yargıtay 11. HD 03.12.2015 tarih, 2014/18093 E; 2015/12978 K ilamı).Davalı şirketin genel kurulunda yönetim kurulu üyelerinden ...'na 70.000 TL,...'na 56.000 TL, ...'a 35.000 TL ve ...'a 35.000 TL net huzur hakkı ödenmesine, ayrıca ...'a aylık 42.000 TL net ücret, ...'a aylık 42.000 TL net ücret ödenmesine karar verildiği görülmüştür. Anonim şirketlerde yönetim kuruluna verilecek ücrete ilişkin yetki TTK'nun 408.maddesi gereğince genel kurulda olup devredilemez. Bununla birlikte emsal örneklere göre yönetim kurulu üyelerine verilen ücretin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Karar, kanuna ve davalı şirket ana sözleşmesine aykırılık teşkil etmemekle birlikte eşitlik ilkesi bakımından da bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Eşit işlem ilkesi TTK'nun 357.maddesinde "Pay sahipleri eşit şartlarda işleme tabi tutulur" şeklinde düzenlenmiş olmakla çoğunluk azlık üzerinde bizzat veya yönetim kurulu aracılığıyla tahakküm kurmasının önüne geçilmesine olanak sağlayan yönü dolayısıyla uygulamada azlığın korunması amacına hizmet eden prensiptir. Şirketin organlarını hedef alan ve onlara ön tedbir niteliğinde eşit davranma yükümlülüğü getiren eşitlik ilkesi, sadece malvarlıksal hakları değil, yönetsel ve aydınlatıcı hakları da kapsar. Pay sahiplerine eşit şartlarda eşit davranılması emri, pay sahiplerinin haklı bir gerekçe olmaksızın keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulması yasağı anlamına gelir (Akdağ Güney, Necla, Anonim Şirketlerde Eşitlik İlkesi, GÜHFDC, XVII 2014, S. 3-4, s.121 vd) Davalı şirketin aynı genel kurulda pandemiyi de gözönünde bulundurarak karın yatırılmalara ayrılmasına ve kar payı dağıtılmaması yönelik karar alması, yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahiplerinin kardan pay alamazken, yönetim kurulu üyesi olan pay sahiplerinin bu statüleri nedeniyle kardan pay almalarına da sebebiyet vermektedir. Bu durumda aynı zamanda şirket ortağı olan yönetim kurulu üyelerine aylık huzur hakkı ödenmesi suretiyle menfaat sağlanmış olacağı, eşitsizlik yaratılmasına yol açılacağı, anılan kararın eşitlik ilkesine aykırı olduğu tespit edilmiş, mahkememizce de bilirkişi raporuna itibar olunarak eşit işlem ilkesine aykırı olduğu tespit edilen 8 no'lu kararın iptaline karar verilmiştir. Birleşen davada Olağanüstü Genel Kurulda alınan kararın iptali talebi yönünden;Davacı taraf, davalı şirketin 30/06/2021 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirket ana sözleşmesinin "Hisse Senetlerinin Devri" başlıklı 8.maddesinde yapılan değişiklik önerisinde pay devrini aşırı derecede kısıtlayan hallerin hukuka ve yasal düzenlemelere aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu değişiklik teklifini hazırlayan 4 yönetim kurulu üyesinin aynı zamanda şirketin % 75'ine sahip ortaklar olduğundan kendi menfaatlerine uygun olan bu değişikliği oy çokluğu ile kabul ettiklerini, önemli sebebin çok geniş yorumlandığını, bu değişikliğin yani pay devrinin güçleştirilmesinin kendi paylarını değersiz kıldığını, bu nedenle iptalini talep etmektedir. Maddede, payların devrinin sınırlandırılarak yönetim kurulunun onayına tabi kılınması başka bir deyişle bağlam hükmü getirilmesi ve ön alıma ilişkin iki düzenleme yer almaktadır. Önalım hakkı, anonim şirketin dışında pay sahiplerini ilgilendiren borçlar hukuku sözleşmesi niteliğinde olduğundan ve esas sözleşmeye koyulmakla bu özelliğini yitirmeyeceğinden iptale tabi değildir. TTK'nun 490/1 maddesinde, anonim şirketin nama yazılı pay ve pay senetlerinin devrinde kanunda ve esas sözleşmede herhangi bir sınırlama bulunmaması koşuluyla devri serbestisi öngörmektedir. Nama yazılı pay ve pay senetlerinin devrine sınırlamalar getirilmek istenmesi halinde bu hususa şirket ana sözleşmesinde yer verilmelidir. Davalı şirket esas sözleşmesindeki değişikliğin kanuna aykırı olmadığı, kararın ağırlaştırılmış nisaba uygun şekilde alındığı, iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmakla birleşen dosyaya konu iptal talebinin reddiyle aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. ..."gerekçesi ile, ''Açılan davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE, 1-Davalı şirketin 30/06/2021 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı 6 ve 8 nolu maddelerin iptaline, diğer maddelerin iptali talebinin reddine, 2-Birleşen mahkememizin 2021/779 E sayılı davanın reddine,' karar verilmiş ve asıl davada ve birleşen davada verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl Dava Yönünden; Yerel mahkemenin asıl davada Genel Kurulun 6 ve 8 numaralı kararları dışındaki genel kurul kararlarının iptali taleplerini reddettiğini, oysa mahkemenin dayanak yaptığı Bilirkişi Heyet Raporunun bu maddelere ilişkin değerlendirme ve kanaatleri hakkındaki itirazları doğrultusunda hukuka ve yasal düzenlemeyere aykırı genel kurul kararlarının da iptalinin gerektiğini, Mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Bilirkişi Raporunda, Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu’nun ilgili Yönetmelik esaslarına uygun hazırlanmış olması ve rakamların muhasebe kayıtları ile uyumlu olması itibarıyla iptal koşulunun oluşmadığı görüşü verildiğini, ancak YK faaliyet raporunun Yönetmelikte yer alan hususları başlık olarak taşımakla birlikte içeriklerinin Yönetim Kurulu’nun 2020 yılına ilişkin faaliyet, işlem ve sorumluluklarını denetlemeye uygun olmadığına dair itirazılarının dikkate alınmadığını, raporun birçok maddesinin şekli ve şablon cümleler ile geçiştirilmiş olduğunun görüldüğünü, müvekkilin Yönetim Kurulu faaliyet raporunda yer alan bilgi ve rakamları anlaması, değerlendirmesi ve denetlemesi adına sorduğu hiçbir sorusuna cevap verilmediğini, müvekkilin şirketin %25 ortağı olarak bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini, faaliyet raporu içeriğine bakıldığında yer verilen kümülatif rakamların detaylarına yer verilmemiş olmasının önceki yıllarda da yer alan şablon cümlelerin kopyalanarak faaliyet raporunun düzenlenmiş olmasının, Genel Kurul toplantısında Şirket ortaklarının ne bilgilenmesine ne de sorumlu Yönetim Kurulu’nun hesap vermesine hizmet etmediğini, Yönetim Kurulunun ilgili dönemdeki karar, işlem ve faaliyetlerinin denetimine imkan vermeyen, içeriği ile ilgili detay bilgi içermeyen Faaliyet raporunun hukuka ve yasal düzenlemeye aykırılığı gözetilerek genel kurulun kararının iptalinin gerektiğini, Yönetim Kurulu faaliyet raporu, finansal tablolar ve bağımsız denetim raporu birbirleri ile ilişkili olarak Şirket ortaklarına yeterli içerikte bilgi sağlamadığından genel kurul kararının iptal koşulunun oluştuğu ve iptal edilmesi gerektiği görüşünde olduklarını, bu sebeple de genel kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep ettiklerini,Bilirkişi raporunda Şirket defter ve kayıtlarında yer alan 2020 yılı faaliyet döneminde satışı yapılan Şirket malvarlıklarının değerlerini tespit etmiş olduğunu, bu bilgilerin Genel Kurul toplantısında müvekkile verilmediğini, söz konusu satış rakamlarına bakıldığında, davalı Şirketin bu mal varlıklarını elden çıkartmasını gerektiren hiçbir sebep yokken, piyasanın en düşük olduğu dönemde zararına satmış olduğunun anlaşıldığını, bu bilgilerin ne faaliyet raporunda ne finansal tablolarda görülememiş olmasının, söz konusu bilgilerin müvekkil ile paylaşılmamış olması nedeniyle Genel Kurul toplantısında ne YK faaliyetlerinin ne de finansal tabloların incelenmesi esnasında müzakere edebilme imkanı bulunmaması itibarıyla, sadece şekli olarak faaliyet raporunun yönetmelikteki başlıkları taşıyor olması ve finansal tablolarda kümülatif rakamların doğru şekilde yazılmış olmasına dayalı olarak genel kurul kararının uygun bulunmasına itiraz ettiklerini, neticede Genel Kurul toplantısında ortakların toplantı esnasındaki hak ve yetkilerini kullanmasına engel teşkil eden bir sistemin hukuk tarafından korunmuyor olması gerektiğini, finansal tablo ve YK faaliyet raporunda detay verilmeyen, müvekkilin sorduğu sorulara cevap verilmeyen hususların ancak Mahkemenin yaptırdığı bilirkişi incelemesinde ortaya çıktığını, bunun da genel kurulun ilgili gündem maddelerine ve alınan kararların iptaline ilişkin taleplerinin ne kadar haklı ve yerinde olduğuna işaret ettiğini, yerel mahkemenin ilgili maddelere ilişkin iptale gerek olmadığı yönündeki kararın iptali ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini,Bilirkişi raporunda, finansal tablolara ilişkin itirazlarımız değerlendirilirken davalı şirketin malvarlıklarının satışına ilişkin karar alınan 06.12.2019 tarihli genel kurul toplantısına atıfta bulunulduğunu, sonrasında da 2019 ve 2020 yıllarında satılan taşınmaz, makine ve ekipmanların listesine yer verildiğini, satış değerlerinin mevcut rayiçlerinin altında olması itibarıyla mahkemeye 06.12.2019 tarihli Genel Kurul toplantısının iptali için açılan davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/50 E. 2022/99 K. dosyası üzerinden verdiği karar ile genel kurul kararlarının iptaline karar verildiğini, bu sebeple de 2020 yılında yapılan mal varlığı satışlarının haksız, hukuki ve yasal dayanaktan yoksun hale geldiğini, Yönetim kurulu faaliyet raporu, finansal tablolar ve bağımsız denetim raporunun hem içerik hem de işlem bazında hukuka ve usule aykırı olması itibarıyla genel kurul kararlarının iptal yönündeki taleplerinin kabulünün gerektiğini,Birleşen Dava Yönünden; Şirket ana sözleşmesinin “Hisse Senetlerinin Devri” başlıklı 8. Maddesinde yapılan değişiklik önerisinde pay devrini aşırı derecede kısıtlayan hallerin hukuka ve yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmesi sebebiyle, değişiklik teklifine red oyu verildiğini ve durumun muhalefet şerhi ile toplantı tutanağına işlendiğini, ancak teklifi hazırlayan 4 Yönetim Kurulu üyesinin aynı zamanda Şirketin %75’ine sahip ortaklar olduğundan, kendi menfaatlerine uygun olan bu değişikliğin oy çokluğu ile kabul edildiğini, davalı firmanın aynı zamanda Yönetim kurulunu oluşturan ortaklarının niyet ve amacının müvekkilin Şirketteki paylarının satışını imkansız hale getirmek olduğunu, Yerel Mahkemenin konuyu sadece şekli olarak değerlendirdiğini ve söz konusu ana sözleşme değişikliği ile pay devrini davalı firma ortakları ve aynı zamanda YK üyelerinin şahsi ve keyfi kararına bırakan, kendi kabulleri dışında imkansız hale getiren ve yasal düzenleme Şirkete ve Yönetim kuruluna “önemli bir sebep” ile pay devrinin reddine ilişkin tanınan hakkın bu kadar geniş olmasının mülkiyet hakkının ihlali olacağını dikkate almayarak söz konusu ana sözleşme değişikliğini uygun bulduğunu, Ana sözleşmenin “Hisse Senetlerin Devri” başlıklı 8. maddesinin yeni halinin, neredeyse pay devrini imkansız hale getirmekte, hukuka ve yasal düzenleme ile getirilmek istenen “önemli sebep” sınırlaması ile getirilmek istenen amacı aşmakta olduğunu, aynı ortaklar ve Yönetim Kurulu üyelerinin kar payı dağıtmayarak müvekkili mali açıdan sıkıştırmaya çalıştıkları gibi bu ana sözleşme değişikliği ile de pay devrini kısıtlamakla yine aynı kötü niyetle ve haksız uygulama ile pay devri hakkını da imkansız hale getirmekte olduklarını,Müvekkilin davalı Şirketteki Paylarının bu şekilde maddi anlamda hiçbir değerinin kalmadığını, şirket YK üyesi olan 4 ortağın bu açık niyetleri ve amaçları ortada iken bütün bu müvekkile karşı uygulanan bezdirme ve Şirket dışı bırakılarak şirket pay sahibi olmanın hiçbir hakkından ve menfaatinden faydalandırmama çabalarının hukuk ve Mahkeme tarafından korunmamasınnı haksızlık ve hukuka aykırılık tarafında yer alınmaması gerektiği görüşünde olduklarını, sadece müvekkilin paylarını hiçbir şekilde devretmemesi için özel düzenlenmiş maddenin yasa ile getirilen amaç ve niyete aykırı olması itibarıyla iptaline karar verilmesi gerekirken Yerel Mahkemenin yazılı şekilde karar vermiş olmasının hukuka, usule ve hakkaniyete, iyiniyete dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturduğunu, yasal düzenlemenin Şirkete, Yönetim Kuruluna ve çoğunluk pay sahiplerine tanıdığı hakların, özellikle 1 kişiye yönelik haksız ve anayasal haklarının da ihlaline varacak şekilde kullanılmasına sebebiyet verecek bu değişikliğin kabulünün haksız olduğunu, yerel Mahkemenin Birleşen Davada, davanın reddine ilişkin kararının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Asıl Dava Yönünden; mahkeme kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporunu tanzim eden iki üye arasında önemli nitelikte görüş farklılıklarının bulunduğunu; heyet usulüne uygun tanzim edilmediği, raporun içerik olarak birbirinden bağımsız iki rapor şeklinde düzenlendiği, iki kişiden müteşekkil bilirkişi heyetinin, toplantının 6 ve 8 nolu maddelerinde uzlaşamadıklarının açıkça görüldüğünü, her iki bilirkişi tarafından da hazırlanan raporda Olağan Genel Kurul Toplantısının toplantının 1, 2, 3, 4, 5, 7, ve 9 nolu maddelerine ilişkin olarak bu maddelerin butlanını veya iptalini gerektirecek herhangi bir nedenin bulunmadığı yönünde ortak görüş bildirildiğini, ancak SMMM bilirkişi toplantının diğer maddelerinin yanında 6 ve 8 nolu maddelerinin de hukuka, esas sözleşmeye, genel uygulamalara ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu kararların iptalini gerektirecek herhangi bir hususun bulunmadığı yönünde açık ve net görüş bildirildiğini, mahkemece hukukçu olarak nitelendirilen akademisyen bilirkişinin ise gündemin 6 ve 8 nolu maddelerinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptali gerektiğini beyan ettiğini, müvekkil şirketin ticari defter, kayıt ve belgelerini inceleyen SMMM bilirkişinin yapmış olduğu inceleme neticesinde genel kurul toplantısının 6 ve 8 nolu maddelerine ilişkin raporun sonuç kısmında yazılı görüşlerle örtüşmeyen, toplantının 6 ve 8 nolu maddelerinin iptalini gerektirecek bir durumun bulunmadığı yönünde son derece ayrıntılı ve gerekçeli kanaatini bildirir raporunu düzenleyerek işten elini çektiğini ve dosyayı hukukçu-akademisyen bilirkişiye teslim ettiğini, hukukçu bilirkişinni de incelemesini tamamlayıp şahsi değerlendirmesini yaptıktan sonra gerçek durum bu olmamasına rağmen raporu heyetin sanki ortak görüşüymüşçesine, ortak bir kanaate varılmışcasına "SONUÇ" bölümüyle tamamladığını, Genel Kurul Toplantısının 6 ve 8 nolu maddelerinde bilirkişilerin farklı görüşlere sahip olduğunu, SMMM bilirkişi toplantının 6 ve 8 nolu maddelerine ilişkin genel kurul kararının hukuka uygun olduğunu ve iptalini gerektirecek bir durumun olmadığını gerekçeleriyle birlikte ifade ederken diğer yandan hukukçu- akademisyen bilirkişinin bu iki maddenin iptali koşullarının oluştuğunu iddia ettiğini, bilirkişi görüşlerinin birbirinden farklı olmasına rağmen sonuç bölümünün ortak görüşmüş gibi yansıtılmasının ya bir maddi hata ya da kötü niyet bulunduğunu,

Yerel mahkeme, raporu düzenleyen bilirkişilerden SMMM bilirkişinin görüşlerine itibar etmediğini, hükme esas olarak hukukçu- akademisyen bilirkişinin görüşlerini kabul ettiğini, neredeyse karar gerekçesinin tamamını hukukçu bilirkişinin cümlelerinden alıntı yapmak suretiyle oluşturduğunu, bu nedenle raporun hukukçu- akademisyen bilirkişi tarafından hazırlanan kısmına yaptıkları itirazlarının yerel mahkeme kararı için de geçerli olduğunu, mahkeme ilamında hukukçu-akademisyen bilirkişinin görüşünün hangi gerekçelerle tercih edildiği ve SMMM bilirkişinin görüşlerinin neden benimsenmediği konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini, bilirkişiler arasında görüş ayrılığının bulunduğuna ilişkin bir değerlendirme de yapılmadığını, bu durumun mahkemenin bilirkişiler arasında bulunan görüş ayrılığının farkına varamadığı izlenimi uyandırdığını,Olağan Genel Kurul Toplantısında kâr payı dağıtımına ilişkin toplantının 6 nolu maddesi için mahkeme ilamında ileri sürülen iptal gerekçelerinin yerinde olmadığını, pandemi koşullarının tüm olumsuzluklarıyla birlikte devam ettiği bir süreçte yapılan 2020 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında şirket yönetim kurulu üyesi Dinçer Alkan tarafından genel kurula sunulan "zorunluluk arzeden nedenlerden dolayı, imalat kalitesinin ve verimliliğinin arttırılması ve müşteri / sektör taleplerinin karşılanabilmesi için Bahçelievler ... adresinde kullanılmak üzere, 8 ad Torna Tezgahı, 6 adet Freze Tezgahı, 1 adet Freze Divizör, 1 adet Silindir Yıkama Makinası, 1 adet Tarama Tezgahı, 1 Set Isıl İşlem Fırınları, Kontrol ve Otomasyon Sistemleri (Ekipmanları İle Birlikte Komple) alınması gerekmekte olduğunu, bununla birlikte devam eden pandemi şartları ve pandeminin getirdiği belirsizlikler ve yine pandemi şartlarında hammadde tedariğindeki zorluklar göz önüne alındığında 2020 yılı kar dağıtılmamasına karar verilmesini genel kurul üyelerinin takdirlerine sunuyorum" şeklindeki son derece haklı gerekçeye istinaden genel kurulun takdiriyle 2020 yılı kar payı dağıtılmamasına karar verildiğini, mahkemece, 2020 ve 2021 yıllarında yaşanan pandemi ve pandeminin ekonomiye olan olumsuz yansımalarının göz ardı edildiğini, pandeminin şirketler üzerindeki olumsuz etkisini azaltabilmek amacıyla pek çok yasal düzenlemeler yapıldığını, hatta pandemi koşullarında sermaye şirketlerinin varlıklarını sürdürebilmesi amacıyla kar payı dağıtımına yasal sınırlama bile getirildiğini, mahkemenin fiilen yaşanılan bu son derece olumsuz koşullardan bihabermişçesine karar verdiğini, SMMM bilirkişi tarafından raporda da açıkça tespit edildiği üzere müvekkil şirketin 2020 yılı kârıyla ilgili olarak öngördüğü yatırımlara bu süreçte başlamış ve ham madde tedarikinde yaşanan problemler karşısında üretim devamlılığını sağlamak adına ham madde stoklarını güçlendirme yolunu seçtiğini, yine raporun SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan kısmıyla sabit olduğu üzere müvekkil şirketin gerek tevsii yatırımlara gerekse de ham madde stoklarını güçlendirmeye aralıksız devam ettiğini ve etmekte olduğunu, SMMM bilirkişi tarafından müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde müvekkil şirketin 2021 yılında ağırlıkta hammadde tedariği sağlamış olduğunu, 2020 yıl sonu kaydi stokunun 130 milyon, 2021 yıl sonu itibariyle kaydi stokunun 318 milyon olduğunu,Tevsi yatırım faturaları incelendiğinde 2022 yılında yatırımların yapılmaya başlandığının tespit edildiğini, müvekkil şirketin imalatında kullandığı temel ham maddenin nitelikli demir ve çelik olduğunu, müvekkil şirket yönetiminni Genel Kurulun almış olduğu kararı uyguladığını ve 2020 yılı kârını ağırlıklı olarak nitelikli demir ve çelik olmak üzere ham madde ve makine alımında kullandığını, müvekkil şirketin nitelikli demir ve çelik alabileceği sayılı birkaç ülkeden ikisinin savaş halinde olduğunu ve stratejik mahiyetteki bu ürünlerin satışını yapmadığını, mevcut koşullarda müvekkil şirketin ham madde tedarik edebileceği tek ülke olan Çin'in ise nitelikli demir çelik ihracatına kısıtlamalar getirmiş ve önceliği doğal olarak kendi iç pazarının ihtiyaçlarına verdiğini, yaşanan Rusya-Ukrayna savaşı, bu savaşın ekonomiye yansımaları, dövizde yaşanan aşırı dalgalanma ve bu dalgalanmanın ekonomiye etkisi düşünüldüğünde müvekkil şirket tarafından yapılan tevsii yatırımların ve ham madde stoklarının güçlendirilmesi yönündeki alınan kararların ve bu karar çerçevesinde gerçekleştirilen alımların şirket açısından ne denli isabetli olduğunun ortaya çıktığını, yerel mahkemenin 2020 yılı kârının dağıtılmaması kararının iptaline ilişkin kararının realiteden ve piyasa gerçeklerinden uzak olduğunu, kar payı dağıtımına ilişkin kararın münhasıran genel kurulun takdirinde olduğunu, şirket genel kurulun şirketin devamlılığı ve kârlılığını sürdürebilmesi açısından kâr payı dağıtılmaması yönünde karar aldığını, müvekkil şirketin bir aile şirketi olduğunu, davacının şirketin kuruluşunda ve sonraki süreçte şirkete emek veya sermaye katkısı olmadığını, davacının paydaşlığının aile üyesi olmasından kaynaklandığını, bu durumun pek tabii ki kar payı talep etme hakkına mani olmadığını, Genel kurulun ilgili kararının hukuka, esas sözleşmeye ve şirket uygulamasına uygun olduğunu,Yerel mahkemenin genel olarak raporun hukukçu - akademisyen bilirkişi tarafından kaleme alınan kısımlarınının ilam gerekçesinde kullanılmış olmakla birlikte; hukukçu bilirkişinin "Bu noktada şirketin kar dağıtmaması da yönetim kurulu üyelerine ücret verilmemesi için bir sebep teşkil etmeyeceğini belirtmek gerekir." şeklindeki raporda geçen ifadesine mahkeme ilamında yer verilmediğini, mahkemenin bu gerekçesinin Türk Ticaret Kanununa, kanunun lafzına, ruhuna, Şirketler Hukukuna, açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Yönetim Kurulu Üyelerine ödenecek huzur hakkı veya maaşla şirket paydaşlarına ödenecek kâr payının farklı kavramlar olduğunu, yasanın yönetim kurulu üyelerine esas sözleşme veya genel kurul kararıyla huzur hakkı ve ücret ödenebileceğini kararlaştırdığını, genel kurul kararıyla şirket paydaşlarına kar payı dağıtılabileceğini öngördüğünü, ancak TTK'nın ne lafzında ne de ruhunda hiç bir surette yönetim kurulu üyelerine ücret ödenirse veya bir önceki döneme göre ödenen ücretlerinde artışa gidilirse şirket ortaklarına da kar payı dağıtılması zorunludur şeklinde bir yaklaşım bulunmadığını, bunun son derece zorlama bir yorum olduğunu, yasaya aykırı olduğunu, TTK'ya şirketler hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu,Yönetim kurulu üyelerinin 7/24 bilfiil tam zamanlı olarak müvekkil şirkette çalıştığını, müvekkil şirketin temsil ve idaresi müdürler tarafından değil bizzat yönetim kurulu tarafından yapıldığını, müvekkil şirkette yönetim kurulunun, ayda bir iki defa toplanan ve önlerine hazır halde sunulan kararların altına imza atan sembolik bir organ olmadığını, Yönetim kurulu üyeleri tüm mesailerini şirkete ayırdıklarını, kâr payının dağıtılmaması yönündeki genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyelerine ödenmesine karar verilen maaş ve huzur haklarının hiç bir bağlantısı bulunmadığını, ayrıca davacının da müvekkil şirketle aynı alanda faaliyet gösteren ...A.Ş. unvanlı şirketin paydaşı olduğunu, bu şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığnıı, Yönetim kurulu üyelerine ödenen maaş ve huzur haklarına, dava konusu edilen genel kurul toplantısından önceki yılda yapılan genel kurul toplantısında artış yapılmadığını, dava konusu edilen şirket genel kurul toplantısından önceki dönemde yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücretlere en son artışın 28.06.2019 tarihli toplantıda yapılmış olduğu göz önüne alındığında %40 oranında yapılan artışı fahiş olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını, bu süreçte şirket çalışanlarının maaşlarına da toplamda aynı oranda zam yapıldığını, bu hususun da bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, ayrıca yönetim kurulunun huzur ve ücret haklarına ilişkin 2019 yılında yapılan artışa ilişkin genel kurul kararına karşı davacı tarafından Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/ 535 E. Sayılı dosyasıyla iptal davası açılmış olduğunu, mahkemesince bu talep yerinde görülmeyerek red karar verildiğini, 2019 yılında yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerine ödenmesine karar verilen huzur hakkı ve maaş artışını Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/ 535 E. Sayılı dosyasıyla vermiş olduğu kararla hukuka uygun bulduğunuu, dava konusu edilen genel kurul toplantısında Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin hukuka uygun bulduğu huzur hakkı ve maaşa, TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranında hatta bu oranın daha altında bir artış yapılması yönünde genel kurul tarafından karar verildiğini, işbu kararın hukuka uygun olduğunu, Yönetim kurulu üyelerine yapılan artışın müvekkil şirketin iş hacmine, ekonomik durumuna ve büyüklüğüne uygun olduğunu, mahkemenin gerekçesinde "Bununla birlikte emsal örneklere göre yönetim kurulu üyelerine verilen ücretin yüksek olduğu tespit edilmiştir" şeklinde bir ifade bulunduğunu, mahkemenin bu ifadesinin doğru olmadığını, dava dosyasında müvekkil şirketle emsal teşkil edecek nitelikte örnek yönetim kurulu ücreti tespiti bulunmadığını, mahkeme gerekçesinin sonlarına doğru "mahkememizce de bilirkişi raporuna itibar olunarak" demişse de bilirkişi raporunda iki farklı görüş bulunduğunu, mahkemenin müvekkil şirketin tüm ticari defter ve kayıtlarını inceleyen, geçmiş dönemlerde hatta davacının da yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlerde yönetim kurulu üyelerine sağlanan huzur hakkı ve ücretleri ile şirket çalışanlarına sağlanan ücretleri ve bu ücretlere uygulanan yıllık artışları şirketin ticari defter ve kayıtlarında bizzat tespit eden, şirketin mali ve ekonomik tablosunu iş hacmini bilen, analiz eden, yapmış olduğu iş gereği piyasa koşullarını, benzer şirket uygulamalarını yakinen bilen SMMM bilirkişinin görüşlerini göz ardı ederek şirketin hiçbir defter ve kayıtlarını incelemeyen, böyle bir yetkinliği bulunmayan hukukçu bilirkişinin birtakım genellemelere dayalı, kendi içinde tezat oluşturan, tutarlılığı bulunmayan TTK ve şirketler hukukunun genel ilkelerine aykırı, reel piyasada karşılığı bulunmayan görüşüne itibar etmesi neticesinde vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen Dava Yönünden; Mahkemenin birleşen dava yönüyle vermiş olduğu kararın hukuka uygun olduğunu, bu karara ilişkin istinaf talepleri veya itirazlarının bulunmadığını belirtmiştir.Davalı vekili 03/09/2022 tarihinde süresinde sunmuş olduğu ek istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesine rağmen tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağan Genel Kurul toplantısında 2, 4, 5, 6 ve 8 numaralı maddelerinde alınan kararların TTK 447 madde uyarınca butlanla sakat olduklarının tespiti ile bu mümkün olmadığı takdirde TTK 445 ve 446 maddeleri uyarınca iptaline, birleşen dava; davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağanüstü Genel Kurul toplantısında hisse senetlerinin devrine ilişkin şirket esas sözleşmesinin 8. Maddesinin değiştirilmesine ilişkin kararın TTK 447 madde uyarınca butlanla sakat olduğunun tespiti ile bu mümkün olmadığı takdirde TTK 445 ve 446 maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 30/06/2021 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı 6 ve 8 nolu maddelerin iptaline, diğer maddelerin iptali talebinin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, asıl davada ve birleşen davada verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağan Genel Kurul toplantısında 2 numaralı gündem maddesinde yıllık faaliyet raporunun okunarak müzakere edildiği ve davacının red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, oylamadan sonra muhalefet şerhinin tutanak ekinde olduğunun belirtildiği ve davacı tarafından yazılı olarak muhalefet şerhi sunulduğu, 4 numaralı gündem maddesinde finansal tabloların okunarak müzakere edildiği ve davacının red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, oylamadan sonra muhalefet şerhinin tutanak ekinde olduğunun belirtildiği ve davacı tarafından yazılı olarak muhalefet şerhi sunulduğu,Mahkemece davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile faaliyet raporu ve finansal tablolar üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna göre yıllık faaliyet raporunun ve denetim raporunun Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlandığının ve faaliyet raporunda belirtilen rakamlar ile muhasebe kayıtlarının uyuştuğunun, finansal tabloların kanuna uygun olduğu tespit edildiğinden ve dava konusu bu maddelerin butlan ve iptali şartları oluşmadığından Mahkemece söz konusu taleplerin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağan Genel Kurul toplantısında 5 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasının görüşüldüğü, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları, ancak diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarında oy kullandıkları, davacının red oyuna karşılık yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, olumlu oy kullanan ortakların aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, oylamadan sonra davacının muhalefet şerhi düşmediği ve bu maddeye ilişkin diğer maddelerde olduğu gibi muhalefet şerhinin tutanak ekinde olduğunun belirtilmediği gibi davacı tarafından yazılı muhalefet şerhi verilmediği anlaşılmıştır. Ancak 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibralarında oydan yoksun olduğu gözetildiğinde anılan karar bakımından yeterli karar nisabı oluşmaması ve kararın yok hükmünde olmasına rağmen ve yok hükmünde olan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlara karşı ortakların muhalefet şerhi koymamış olsalar bile bu kararlara karşı dava açabilecekleri dikkate alınmak suretiyle Mahkemece bu kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve davacı vekilinin bu karara karşı istinaf başvurusu usulen kabul edilmiştir.Davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağan Genel Kurul toplantısında 8 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerine verilecek ücret ve huzur hakkında % 40 artış yapılması ve miktarların belirlenmesinin görüşüldüğü, davacının red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, davacının maddenin görüşülmesi sırasında itirazlarını belirttiği (peşin muhalefette bulunduğu), ancak oylamadan sonra davacının muhalefet şerhi düşmediği ve bu maddeye ilişkin diğer maddelerde olduğu gibi muhalefet şerhinin tutanak ekinde olduğunun belirtilmediği gibi davacı tarafından yazılı muhalefet şerhi verilmediği, bu haliyle iptali talep edilen karara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan karar yönünden dava şartının mevcut olmadığı, butlan şartlarının da gerçekleşmediği anlaşılmakla Mahkemece bu maddeye ilişkin açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esası incelenmek suretiyle iptaline karar verilmesi isabetli olmamış ve davalı vekilinin bu karara karşı istinaf başvurusu usulen kabul edilmiştir.Davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağan Genel Kurul toplantısında 6 numaralı gündem maddesinde 2020 yılına ilişkin karın dağıtılmamasının oylandığı, davacının red oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, oylamadan sonra muhalefet şerhinin tutanak ekinde olduğunun belirtildiği ve davacı tarafından yazılı olarak muhalefet şerhi sunulduğu, davalı şirket tarafından karın dağıtılmaması gerekçesi olarak imalat kalitesinin ve verimliliğin arttırılması ve müşteri sektör taleplerinin karşılanabilmesi için bir kısım makine ve ekipmanların alınması, devam eden pandemi şartları ve bunun getirdiği belirsizlikler ve hammadde tedariğindeki zorlukların gösterildiği anlaşılmıştır.Davacı şirketin ticari kayıtlarındaki mali inceleme göre bir önceki yıla göre net satışlarda % 47 oranında artış olduğu, düşülen giderler sonrası bir önceki yıla göre % 22 oranında net artış görüldüğü, sağlanan hammade ve stoklar dikkate alındığında tedarikte sıkıntı yaşadığının söylenemeyeceği, yine ortaya konulan satış ve kar durumu ve mali durumuna göre pandemiden olumsuz etkilendiğinin söylenemeyeceği, gerekçesinde belirtilen makinelere gerçekten ihtiyaç duyulduğuna ve bunun için ortaklara kar dağıtılmamasının zorunluluk arzettiğine ilişkin ortaya somut delil sunulmadığı ve amacı kar elde etmek ve dağıtmak olan davalı şirketçe alınan kararın objektif iyi niyet kurallarına ve kanuna uygun olmadığı anlaşılmakla Mahkemece bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmek suretiyle belirtilen gerekçe ile dava konusu bu kararın iptaline karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Birleşen davada davacı, davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağanüstü Genel Kurul toplantısında hisse senetlerinin devrine ilişkin şirket esas sözleşmesinin 8. Maddesinin değiştirilmesine ilişkin kararın pay devrini aşırı derece kısıtladığı gerekçesiyle hukuka, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle TTK 447 madde uyarınca butlanla sakat olduğunun tespiti ile bu mümkün olmadığı takdirde TTK 445 ve 446 maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece gerekçeli kararda da ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere söz konusu esas sözleşme değişikliğinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmayıp, butlan şartları oluşmamıştır. İptal edilebilirlik yönünden incelenmesinde ise davacının maddenin görüşülmesi sırasında itirazlarını belirttiği (peşin muhalefette bulunduğu), ancak oylamadan sonra davacının muhalefet şerhi düşmediği ve davacı tarafından yazılı muhalefet şerhi verilmediği, bu haliyle iptali talep edilen karara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan karar yönünden dava şartının mevcut olmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu maddeye ilişkin açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esası incelenmek suretiyle birleşen davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış, davacı vekilinin bu karara karşı istinaf sebebi usulen kabul edilmiştir.Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmesi sebebiyle HMK'nın 326/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranlarına göre paylaştırılması gerekmesine rağmen tüm yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Sonuç itibariyle; tarafların asıl davada ve birleşen davada istinaf başvurusunun kısmen ve usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl davada ve birleşen davada tarafların istinaf başvurularının KISMEN VE USULEN KABULÜ İLE,-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/05/2022 tarih ve 2021/732 Esas-2022/458 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Asıl davanın KISMEN KABULÜ İLE;-Davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağan Genel Kurul toplantısında 6 numaralı gündem maddesinde 2020 yılına ilişkin karın dağıtılmamasına ilişkin kararın İPTALİNE,-Davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağan Genel Kurul toplantısında 5 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın YOKLUKLA MALUL OLDUĞUNUN TESPİTİNE,-Davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağan Genel Kurul toplantısında 8 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerine verilecek ücret ve huzur hakkında %40 artış yapılması ve miktarların belirlenmesine ilişkin kararın iptali talebine ilişkin davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,-Davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağan Genel Kurul toplantısında 2 numaralı gündem maddesinde yıllık faaliyet raporunun kabul edilmesi ve 4 numaralı gündem maddesinde finansal tabloların kabul edilmesi kararının butlanı ve iptali talebinin ESASTAN REDDİNE, 3-Birleşen davada davalı şirketin 31/06/2021 tarihinde yapılan 2020 Olağanüstü Genel Kurul toplantısında hisse senetlerinin devrine ilişkin şirket esas sözleşmesinin 8. Maddesinin değiştirilmesine ilişkin kararın iptali talebine ilişkin davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:Asıl Dava Yönünden;4-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 118,60 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından sarf edilen 6.081,10 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1.520,27 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,9-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 9,00 TL posta masrafının kabul ve red oranına göre 6,75 TL sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,10-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Birleşen Dava Yönünden;11-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,12-Davacı tarafından yatırılan başvuru harcı ve peşin harcın davacı üzerinde bırakılmasına, 13-Birleşen dosyada taraflarca ayrıca bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 14-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,15-Davacı ve davalı tarafından sarf edilen harç ve yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,16-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:17-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflar tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik olarak yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 18-Davacı ve davalı tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik olarak yatırılan istinaf karar harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

19-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve 261,25 TL istinaf gideri olmak üzere toplam 481,95 TLnin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,20-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 441,40 TL istinaf başvuru harcı ve 76,75 TL istinaf gideri olmak üzere toplam 518,15 TL nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 21-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/06/2025 tarihinde HMK'nın 361 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/2354, K. 2025/1110, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2354-e-2025-1110-k-efe68c011d02