Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2048 E. 2026/1066 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2048
- Karar No
- 2026/1066
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2048
KARAR NO:2026/1066
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/02/2022
NUMARASI:2020/557 E. - 2022/104 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki davalı vekilleri ile davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalısı .... Şti'ne ait ... İplik Bükme Makinesi ve ... Besleme Ünitelerinden oluşan makine ve ekipmanının Türkiye’den İtalya’da yerleşik ... firmasına nakliyesi için davalı ... AŞ ile araç sahibi olan diğer davalı tarafından üstlenildiğini, davalı ... Şirketine ait ... /... plakalı aracın viraja sert girmesi ve sürücü hatası nedeniyle araçtaki emtianın hasara uğradığını, yapılan ekspertiz incelemesi sonucu müvekkilinin 25.02.2019 tarihinde 134.389,42 TL sigorta tazminatını ödeyerek sigortalının haklarına halef olduğunu, davalıların hasarsız olarak teslim aldıkları emtiayı teslim edene kadar geçen sürede emtiada oluşan hasardan sorumlu olduklarını, ilk davalının taşıma işleri komisyoncusu, diğer davalının ise araç sahibi ve fili taşıyıcı olarak sorumlu olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve 151.027,94 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek en yüksek faiz ile birlikte tahsiline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili, savunmasında özetle; dava konusu hasarın taşıma esnasında meydana gelmemesi nedeniyle müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığı, müvekkilinin taşıma işinin bir bölümünde görev yaptığını, dava dışı sigortalıya ait emtianın ... ulaştırıldığını, ... Deposunda müvekkil şirkete ait ... plakalı dorseye yüklendikten sonra gemiye yüklendiğini, emtea yüklü dorsenin İtalya’nın ... Limanında müvekkiline ait ... plaka sayılı çekici ile teslim alındıktan sonra 12.11.2018 tarihinde İtalya’nın Novara şehrinde bulunan ... 'ye herhangi bir kayıt düşülmeksizin sorunsuz şekilde teslim edilerek taşıma işinin Tamamlandığını, ... plaka sayılı çekicinin müvekkiline ait olmadığı, sigorta poliçesi baz alınsa dahi hasarın taşıma esnasında meydana gelmemesi nedeniyle davacının rücu hakkının bulunmadığını, hasar tespitinin CMR'nin 23.maddesine göre esaslarına göre yapılması Gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı... Şirketi vekili, savunmasında; yabancı dilde sunulan belgelerin tercümelerinin sunulması gerektiğini,davacı delillerinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı şirketin aktif husumet, müvekkilinin ise pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının hatır ödemesi yaptığını, talebin zamanaşımına uğradığını, meydana gelen hasardan müvekkilinin sorumlu olmadığı, hasar miktarının CMR'nin 23.maddesine göre belirlenmesi gerektiğini, CMR'nin 30.maddesine göre süresinde ihbar yapılmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu taşımanın Türkiye'den yurt dışına olması sebebiyle taraflar arasındaki uyuşmazlıkta CMR hükümlerinin uygulanması gerektiği, taraflar arasında parsiyel taşıma ilişkisi bulunduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök raporu ile diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında dava konusu emtianın taşınması sırasında hasarın meydana geldiği ve davalı-fiili-alt taşıyıcı olan ... Şirketi ile asıl taşıyıcı olan davalı ... Şirketinin oluşan zarardan sorumlu olduğu, alınan teknik bilirkişi raporu ve incelemesi dikkate alındığında hasara uğrayan emtianın tam ziyaı uğradığı ve 1.500,00 Euro sovtaj bedeli kabul edilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, bilirkişi raporunda bu yöndeki tespitlerinin yerinde olduğu, davalıların gerçek zarardan sorumlu olduğu, CMR 23/1 maddesi gereğince dava konusu emtianın teslim alınan yer ve zamandaki değerine göre hesap yapılması gerektiği, dosya kapsamındaki CMR uzmanı bilirkişi tarafından bu yönde yapılan hesaplamaların yerinde olduğu ve hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunulduğu görülmüştür.CMR Konvansiyonunun 27. maddesi uyarınca, bu konvansiyona tabi taşımalarla ilgili tazminat taleplerine uygulanacak faiz oranının yıllık %5 olarak kabul edilmiş ise de, bu hüküm yabancı para üzerinden talep edilen tazminat bakımından uygulama alanı bulmakta olup, TL cinsi alacaklarda ulusal hukukta geçerli olan faiz oranlarının uygulanacağı yerleşik yargı uygulamasıyla kabul edilmektedir. Bu durumda somut olayda davacının tazminat talebi TL cinsine ilişkin olmakla, hükmedilen tazminata avans faizi uygulanması gerekmekte olup aksi yöndeki davacı talepleri yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından rücuen tazminat talep edilediğinden yapılan ödeme tarihi ile takip tarihi arası (TL ile talepte bulunulduğundan) işlemiş faiz talep edebilir. Rücuen tazminat talebi bulunduğundan temerrüte gerek bulunmamaktadır. (İstanbul BAM 12. HD. 2019/602 Esas 2021/791 Karar sayılı ilamı ) Her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından işlemiş faiz talebi yönünden hesap yapılmamış ise de, anılan hesabın basit nitelikte olması sebebiyle mahkememizce yapılabileceği değerlendirilmiştir. Faiz İşletilen Süre: 7 ay 20 gün. Faiz İşletilen Tutar: 77.335,85 TL. Faiz Oranı: %12,38. Faiz Tutarı: 9.574,81 TL Ödenecek Toplam Tutar: 86.910,66 TL. Bilgi: 25.02.2019 ve 11.10.2019 arasındaki 228 gün için yıllık değişen oranlarda %19,50 faiz uygulanmak suretiyle 9.574,81 TL işlemiş faiz hesaplanmış olup anılan gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 77.335,85-TL asıl alacak, 9.574,81 TL işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden takibin devamına... " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına yönelik itirazlarının 77.335,85 TL asıl alacak ve 9.574,81 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebinin ve şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki davalı ve davacı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Lojistik vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece CMR'nin 30.maddesine göre 7 günlük ihbar süresine uyulmadığı yönündeki itirazın incelenmeden karar verildiğini, bu savunmanın bilirkişi raporlarında da incelenmediğini, süresinde ihbar yapılmaması nedeniyle hasarın taşımacı sorumluluğunda iken oluştuğunun ispatlanması gerektiğini, dava dilekçesinde emtianın 14.11.2018 tarihinde teslim edildiğinin belirtildiğini, davanın ise 09.11.2020 tarihinde açıldığını, bu sürenin CMR'nin 32. maddesinde düzenlenen bir yıllık süreden sonra olması nedeniyle talebin zamanaşımına uğradığını, CMR'nin 17/4. maddesinde taşımacının sorumluluğunu kaldıran özel sebeplerin varlığı halinde iddia edlen hasardan taşımacının sorumlu olmayacağının düzenlendiğini, iddia edilen hasarın emtianın ambalaj, yükleme ve istiflemedeki eksiklik nedeniyle meydana geldiğini ve CMR'nin 17/4- b ve c maddelerine göre taşımacının sorumlu olmadığını, teslimi sırasında yapılan kontrollerde emtianın hasarlı olduğunun tespit edildiğini, bu durumda sürtünme neticesinde oluşan hasarın yükleme ve istiflemeden kaynaklandığını gösterdiğini, emtia yüklemesinin uluslarası karayolu nakliyesine uygun olmadığı kabul edilerek müvekkilinin Konvansiyon tahtında istifleme işlemindeki durumunun sadece emtianın yüklemesinin sevk mektubunda belirtildiği şekilde olup olmadığının kontrolünden ibaret olduğunu, Konvansiyon'un 17/4-b-c maddesine göre istiflemedeki eksiklik/ hatadan kaynaklanan hasarlardan taşımacının sorumlu olmadığını, tazminat miktarı CMR Konvansiyon'una uygun belirlenmediğini, müvekkili şirket yönünden müterafik kusurun tespit edilmesi ve yerleşik Yargıtay Kararları uyarınca müterafik kusur oranında, kusurun ağırlıklı bölümünün yük ilgilisi üzerinde kalacak şekilde hesaplama yapılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.Davalı .... Şti. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın CMR'nin 32. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresinde açılmaması nedeniyle reddi gerektiğini, CMR Konvansiyonun 30. maddesi uyarınca taşıyana ihbar yapılmadığını ve hasarın müvekkilinin sorumluluğunda gerçekleştiğinin ayrıca kanıtlanması gerektiğini, hasarın nasıl ve hangi aşamada meydana geldiğine dair somut bir delil bulunmadığını ve bu durumda da hatır ödemesi yapıldığının kabulü gerekeceğini, bilirkişi raporlarında da hatır ödemesi yapılmadığına ilişkin gerekçeli bir tespit yapılmadığını, müvekkilinin uyuşmazlığa konu yüklerin ara taşımasını gerçekleştirdiğini ve yükleri asıl taşıyan davalı ...'e teslim ettiğini, teslim belgesinde hasar kaydına yer verilmediğini, bu durumda hasarın müvekkilince yapılan taşıma sırasında gerçekleşmediğinin belirlendiğini, müvekkilinin dava konusu emtianın taşınmasında fiili taşıyan olduğunu, sorumluluk alanın da ... deposundan emtianın alınıp İtalya’daki ...’ye taşınmasından ibaret olduğunu, emtianın diğer davalı taşıyıcı firma ile anlaşıldığı teslim yerine tesliminden sonra yüklerin alıcı şirkete taşınmasıyla ilgili müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir sorumluluk bulunmadığını, müvekkilinin de emtiayı diğer davalının İtalya'daki şubesine teslim ettiğini, buna ilişkin taşıma senedinde herhangi bir hasar kaydı bulunmadığını, hasarların müvekkilimin sorumluluğunda olan aşamada meydana gelmediğini, CMR'nin 9/2. maddesinde de sevk mektubunda, taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu, sayılarının, marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır düzenlemesi bulunduğunu, hasarın müvekkilinin sorumluluğu dışında olan emtianın ambalajlanması, yüklenmesi, istiflenmesi sırasında meydana gelmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ve CMR'nin 17/4-b ve c maddeleri gereğince istiflemedeki hatadan kaynaklanan hasarlardan taşımacının sorumlu olmadığını, esasen ambalaj ve istif hatasından kaynaklanan bu durumların poliçe teminatı dışında olması nedeniyle de davacının hatır ödemesi yaptığını, bilirkişi ve ekspertiz raporlarının yüzeysel, soyut ve dayanaksız varsayımlarla hazırlandığını, hasara ilişkin somut bir inceleme yapılmadığını, ekspertiz raporlarında "palet üzeri ambalajlı olduğu, makinenin üzerindeki ahşap kutu ve shilinglerin almış oldukları darbeler sonucu hasarlı olduğu, makinanın içerisindeki destek köpüklerin kırılmış, esnemiş ve deforme olmuş olduğu, makinesin kabinlerinin kırık ve hasarlı olduğu gözlemlenmiş, hasarın yakın nedeni araç içerisinde devrilme/kırılma olarak belirlenmiştir.” şeklinde tespitler yapıldığını, ürünler incelenmeden fotoğraflar üzerinden, hasara ve nedenine ilişkin tespitler yapılarak ekspertiz raporu hazırlanması ve ekspertiz raporundaki hatalı tespitlere dayanılarak bilirkişi raporu düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, hasar tazminatının CMR'nin 23.maddesine göre belirlenmediğini ve CMR'nin 27 uyarınca faizin yıllık % 5 olarak uygulanması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinaf eden fiili taşımacıya ait ... / ... plakalı araçlara yüklenerek İtalya’ya sevk edilen ekipmanların müvekkilince nakliyat muhataralarına karşı sigorta teminatı altına alındığını, yükün davalılara tam ve sağlam teslim edildiğini, emtianın davalı ...'ün hakimiyetinde diğer davalı tarafından taşınması sırasında, aracın virajlara sert girmesi, ani manevralar yapması ve hasara sebebiyet verecek hoyrat sürüş sonucunda emtianın hasarlandığını, ekspertiz incelemesinde davalıların kusurunun belirlenerek 134.389,42 TL sigorta tazminatının 25.02.2019 tarihinde ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu, ödemenin geçerli bir poliçe kapsamında yapıldığını ve zamanaşımı süresi içinde talep edildiğini, bir adet 480 kg iplik bükme makinesinin taşımada zarar gördüğünü ve süresinde ihbar yapıldığını, Türkiye’den İtalya’ya kadar olan karayolu taşımasında davalı ... A.Ş'nin akdi, davalı ....Şti.’nin ise fiili taşıyıcı olarak sorumlu olduğunu, aracın yüke ve yola uygun kullanılmaması nedeniyle makinelerin araç içinde devrilerek makinenin şasi ünitesinin deforme olduğunu, plastik kapaklarının kırıldığını, davalılara tam ve sağlam şekilde teslim edilen eşyaların hasarlı ve kırılmış olarak teslim edildiğini, bilirkişi raporunda da bu hususların etraflıca tespit edilerek davalıların sorumluluğunun belirlendiğini, taşımacıları sorumluluktan kurtaran bir nedenin ispat edilemediğini ve davalıların istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, Mahkemece sorumluluğun sınırlandırılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, oysa TTK'nın 1187. maddesi uyarınca zarara veya teslimdeki gecikmeye, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın veya gecikmenin meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edildiği takdirde taşıyan, 1186. maddede öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamayacağını, bu düzenleme ile taşıyanın sorumluluğunun sırlarının kaldırıldığını, taşıyanın sorumluluk halinde koşulsuz ve her zaman uygulanabilir bir sınırlandırma hali mevcut olmayıp, her olayın somut koşullarına göre olayın ele alınması ve buna göre bir hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi raporu ve gerekçeye göre aracın virajlara sert girmesi, ani manevralar yapması ve hasara sebebiyet verecek hoyrat sürüşü sonucunda emtianın hasarlanması nedeniyle sınırlı sorumluluk hallerinin uygulanamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davalıların istinaf başvurusunun reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, CMR Konvansiyonu kapsamında gerçekleşen taşıma sırasında meydana gelen ve poliçe kapsamında ödenen hasar bedelinin, nakliyat emtea sigorta poliçesi gereğince, davalı taşıyanlardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, her iki davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile dava dışı sigortalısı ... şirketi arasında düzenlenen 02.11.2018 tarihli nakliyat emtea sigorta poliçesi ile 1 palet 480 kg makine Türkiye İtalya arasındaki taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü altına alınmıştır. Hasarın oluşmasından sonra davacı sigorta şirketince 25.02.2019 tarihinde 134.389,42 TL ödeme yapılarak sigortalının haklarına TTK'nın 1472.maddesine göre halef olunmuştur. Diğer yandan ödeme sonrası düzenlenen 22.02.2019 tarihli nakliyat emtea ibranamesi, tazminat makbuzu ve temlikname başlıklı belge ile yapılan ödeme kadar haklar davacıya devir edilmiştir. Bu durumda, davacı TTK'nın 1472. maddesinin yanı sıra TBK'nın 183 ve devamı maddelerine göre sigortalının alacağını da devir alarak aktif dava ehliyeti taşımıştır. Alacağın devri belgesine göre poliçe teminatının miktarı ve geçerliliğinin değerlendirilmesine bu aşamada gerek bulunmamaktadır. Zira alacağın devri ile devir alan sigorta şirketi alacağını devir eden sigortalının haklarını, alacağın devri sözleşmesi hükümlerine göre devir almakla sigortalının yerine geçmiştir.Davalılar tarafından Türkiye-İtalya arasında taşınan sigortalı yükün zarar görmesi nedeniyle, hasar tazminat ödeyen sigortacının taşıyıcılara karşı halefiyete dayalı rücu talebi bulunmaktadır. Poliçe ve eksper raporları değerlendirildiğinde, dava konusu 480 kg. 1 palet yükün İstanbul-İtalya arasındaki taşıma risklerine karşı sigortalandığı, sigortalıya 25.02.2019 tarihli dekont ile 134.389,42 TL ödeme yapıldığı ve 22.02.2019 tarihli ve 134.389,42 TL tutarlı temliknamenin de alındığı anlaşıldığından bir lutuf ödemesinden söz edilemeyecektir. Yükün alıcıya 14.11.2018 tarihinde teslim edildiği anlaşılmıştır.Davacı ödediği miktarın tahsili için 16.10.2019 tarihinde takip başlatmıştır. CMR'nin 32.maddesi uyarınca bu kanundan kaynaklanan hasar tazminatı kural olarak bir yıl içinde talep edilmelidir.Görüldüğü gibi bir yıllık sürede takip başlatılmıştır.Takibin başlatılması ile alacak bakımından TBK'nın 154/2.maddesi uyarınca kesilmiş ve yeni bir zamanaşımı süresi başlamıştır. Dava ise yeniden başlayın bir yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 09.11.2020 tarihinde açıldığından davalıların zamanışımına, lütf ödemesi ve poliçenin geçerliliği ile aktif dava ehliyetine ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir.Dosya kapsamındaki delillerden,CMR senedinin davalı ... tarafından 03.11.2018 tarihinde düzenlendiği, buna göre gönderenin sigortalı ... Şirketi, alıcının ise ... firması olduğu, yükün 02.11.2018 tarihinde Beylikdüzü ilçesinde teslim alındığı ve... İtalya adresine teslim edileceği, gümrükleme adresinin ... olarak gösterildiği, yükün 1 palet ve brüt 480 kg. olduğu, araç plakasının ise ... olarak belirtildiği görülmektedir. ... taşıma için sigortalıya 03.11.2018 tarihli ve 290,00 Euro bedelli navlun faturası düzenlemiş ve akdi taşımacı olarak taşıma sürecinde yer almıştır. Diğer davalı da, akdi taşıyıcıdan aldığı yükü ücreti karşılığı kendisine ait araçla taşıyarak, bu ilişkide fiili taşıyıcı olarak yer almıştır. Taşıma sorasında emtiada oluşan hasardan CMR'nin 34 ve devamı maddelerine göre akdi ve fiili taşımacı birlikte sorumludur. Bu nedenle davalıların pasif husumet ehliyeti de bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu emtiaların İtalya ve İsviçre'den Türkiye'ye taşındığı, bu nedenle somut olayda Karayoluyla Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası (CMR) Sözleşmenin hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.Somut olayda, davacı sigorta şirketinin sigortalısı ile davalı akdi taşıyıcı arasında bir adet makinenin Türkiye'den İtalya'ya karayolu ile taşınması konusunda taşıma sözleşmesi imzalandığı, emtianın fiili taşıyıcı olan davalıya ait araca yüklenerek deniz yoluyla İtalya'ya taşındığı, varış limanında dorsenin araca bağlanarak yükün alıcıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. CMR'nin 30/1. maddesinde alıcının, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatiller hariç) durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde alındığına kanıt oluşturacağı ifade edilmiştir. Anılan maddesinin 2. fıkrasında ise, mal alıcı ve taşımacı tarafından kontrol edildikten sonra, bu kontrolün sonucuna uymayan kanıtların ancak açıkça görülmeyen ziyan ve hasarlar için ve alıcının kontrolden sonra yedi gün içinde (pazar ve resmi tatil dışında) durumu yazılı olarak taşımacıya bildirmesi halinde kabul olunabileceği düzenlenmiştir.CMR'nin anılan maddesi, esas itibariyle gönderilenin taşıyıcıya karşı haklarını kullanabilmesi için teslim anında yapılması gereken düzenlemeleri içermekte, usulüne uygun bir bildirimde bulunmaksızın malları teslim alması durumunda, malların sevk mektbuna uygun olarak teslim edildiğine dair bir karine öngörmektedir. Bu husus, tamamen ispat külfeti bakımından önem taşımakta olup, dava hakkının düşmesiyle bir ilgisi yoktur. CMR Konvansiyonu'na tabi taşımalarda da kural olarak taşıyıcı, malları teslim aldığı andan malları usulüne uygun şekilde teslim ettiği ana kadar meydana gelen hasar, kayıp ve gecikmeden sorumludur. Ancak, taşıyıcı CMR'de yazılı nedenleri ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir. CMR'nin 30. maddesinde taşıyıcı lehine düzenlenmiş karinenin aksi, taşıtan veya onun halefi olan sigortacı tarafından kanıtlanabilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.04.2012 tarihli ve 2011/1758 Esas, 2012/7002 Karar sayılı kararı). Dava konusu uyuşmazlıkta yükün 02.11.2018 tarihli irsaliye ile sigortalı tarafından davalı ...'e teslim edildiği, ... tarafından 03.11.2018 tarihli CMR senedinin düzenlendiği, yükün 14.11.2018 tarihinde teslim edildiği ve sürücünün katılımı olmaksızın tutanak düzenlendiği, ancak hasarın sigortalı tarafından 7 günlük sürenin içinde Büyükçekmece ...Noterliğinin 15.11.2018 tarihli ihtarı ile bildirildiği anlaşılmıştır. Diğer yandan ekspertiz raporları Sigortacılık Kanunu hükümlerine göre delil niteliğindedir. Hasar sonrası yapılan ekspertiz incelemesinde yükün taşıma sırasında aracın yola uygun sevk edilmemesi nedeniyle oluştuğu belirlenmiştir. Davalılar, hasarın yetersiz ambalaj ve istiften kaynaklandığı ve bu nedenle müterafik kusurun değerlendirilmesi gerektiğini savunmalarına rağmen, yükün teslimi sırasında ambalajda yetersizlik olduğu CMR'nin 8 ve 9. maddelerine göre çekince olarak ileri sürülmediği gibi, hasarın ambalaj ve istiften kaynaklandığına ilişkin soyut beyan dışında bir kanıt da sunulmamıştır. CMR'nin 17/1.maddesine göre, taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2.maddesinde ise, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacının sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Taşıyıcının anılan madde uyarınca sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın önlenmesine imkan bulunmayan bir halden meydana geldiğini kanıtlaması gerekir. Zira, taşıyıcının sorumluluğu ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Bir diğer ifadeyle, davalı taşıyıcı hasarın, CMR'nin 17/2. maddesinde belirlenen hâllerden ileri geldiğini ispatla yükümlüdür.Davalı taşımacı bu madde kapsamında oluşan hasardan kural olarak sorumludur. Ancak yukarıda belirtildiği üzere taşımacılar, hasarın kendi kusurlarından kaynaklanmadığını, analan maddede yazılı hallerden ileri geldiği hususunda hiç bir kanıt sunmamışlardır.Davalıların soyut beyanına itibar edilerek karar verilemez. CMR'nin 29. maddesinde, "Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurdan ileri gelmiş ise, taşımacı,sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz" denilerek taşımacının sınırsız sorumluluk hâlleri sayılmıştır. Hasarın davalının ağır kusurundan kaynaklandığına ilişkin bir kanıt bulunmaması nedeniyle davalıların CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanması gerekmektedir. Nitekim bilirkişi raporunda taşınan emtianın ağırlığına göre yapılan hesaplama ile tazmini gereken miktar belirlenmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunda sözü edilen yasa hükmü TTK'nın deniz taşımalarına ilişkin olup, CMR kapsamındaki taşımalarda yukarıda sözü edilen 29.maddenin uygulanması gerekmektedir. Bilirkişi raporunda denetime elverişli şekilde ağırlığa göre sınırlı sorumluluk hesabı yapılmıştır. Aracın yolda kullanılmasından oluşan hasar taşımacının kötü hareketi olarak değerlendirilemeyecektir. Mahkemece hükmedilen para cinsine göre uygulanan faiz oranın CMR'nin 27.maddesine uygun olduğu, akdi ve fiili taşımacıların birlikte zarardan sorumlu tutulmalarında usul ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, zararın ve sorumluluğun uygulanan Konvansiyon hükümlerine göre belirlendiği anlaşılmakla, davalıların vekilleri ile davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalıların vekilleri ile davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalıların vekillerinin ve davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalılar vekillerinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 4.452,65 TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.