Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1780 E. 2026/572 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1780
Karar No
2026/572
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1780

KARAR NO: 2026/572

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/03/2022

NUMARASI: 2020/701 Esas 2022/300 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında uzun yıllardır ticaretin var olduğunu, müvekkili tarafından davalıya klima satışı yapıldığını, bunun yanında davalının müvekkilinin İstanbul'da satışını yaptığı bazı klimaların montajını yaptığını ve bunun karşılığında montaj ücreti aldığını, davalının montajı yapmadan önce de müvekkilinden son onay aldığını, taraflar arasında sürekli bir ticaret ilişkisi olduğundan dolayı açık hesap ilişkisinin bulunduğunu, söz konusu alacağın tahsili için müvekkili şirket tarafından ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, bunun üzerine arabulucuk merkezine başvuruda bulunulduğunu, ancak tarafların anlaşamadığını belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili, ıslah suretiyle davayı alacak davasına çevirmiş ve talebini de daraltmak suretiyle 10.031,65 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; icra takibine ve huzurdaki davaya konu edilen mutabakatta yer alan kaşenin üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkilinin davacıya borcu olmadığı gibi aksine davacıdan alacaklı olduğunu, imza ve defter incelemeleri sonucunda müvekkilinin borçlu olmadığının aksine alacaklı olduğunun açıkça ortaya çıkacağını belirterek, davanın reddine, % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ...Dosyaya sunulan 15/07/2021 tarihli Bilirkişi .... tarafından düzenlenen raporda taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye dosya kapsamında rastlanılmadığı, Davacı tarafından sunulan ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu ve sunulan ticari defterlere göre davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 11.012,02 TL alacaklı durumda olduğu, Davalı tarafından sunulan ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu ve sunulan ticari defterlere göre davacının 31.12.2019 itibarıyla davalıdan 145.940,00 TL alacaklı durumda olduğu, taraf defterlerinin karşılaştırılması sonucunda taraflar arasında (11.012,02 TL + 145.940,00TL=) 156.952,02 TL tutarında farkın mevcut olduğu, ancak taraf kayıtlarının birbiri ile örtüşmemesi ve söz konusu tarafları borçlandırıcı ve alacaklandırıcı belgelerin taraflarca dosyaya ibraz edilmemesi nedeniyle taraflar arasındaki farkın nedenini tespit etmenin bu aşamada mümkün olmadığı, bununla birlikte davacı tarafından dava dilekçesi ekinde tarafların ilk takipteki asıl alacak tutarı olan 10.031,65 TL de mutabık olduğuna ilişkin olarak mutabakat metninin ve bu mutabakat metnin davalıya ait olduğu iddia edilen mail adresinden gönderildiğine ilişkin mail yazışmasının sunulmuş olduğu, ancak davalı vekilinin söz konusu metindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ve bu metin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının imza bilirkişisi ile tespit edilebileceği iddiasının mevcut olduğu, bu hususa ilişkin nihai takdir ve hukuki değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu, yapılan değerlendirmeler ışığında; davacı defterleri ile mutabakat metninin mahkemece davacı lehine yorumlanması halinde davacının talep edebileceği tutarın ilk takipte asıl alacağa konu edilen asıl alacak tutarı 10.031,65 TL olabileceği, aksi halde davacı talebinin mümkün olmadığı, bu hususa ilişkin nihai takdir ve hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, Davacının asıl alacak yanında talep etmiş olduğu ve yetki itirazından sonra asıl alacağa eklenen 1.080,94 TL iştemiş faiz tutarına ilişkin dosya kapsamında yazılı bir sözleşmenin bulunmaması veya davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtarnameye rastlanılmaması nedeniyle davacının faiz talebi bu aşamada ispata muhtaç olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut 17/01/2022 tarihli ek raporda ara karar tesis edilen fatura ile takibin yürütüldüğü ve davacının sunmuş olduğu dilekçesinde belirtilen sehven olduğu iddia edilen yanlışlığın Mahkemece kabul edilmemesi halinde; davacının bu davaya konu herhangi bir alacağının bulunmadığı, Davacı vekilinin sehven yapıldığı iddia edilen takibe konu bakiyenin 10.09.2019 tarihli ve 12.600,00 TL tutarlı faturadan kaynaklandığının Mahkemece kabul edilmesi halinde ise davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 10.031,65 TL alacaklı durumda olduğu, Davacının asıl alacak yanında talep etmiş olduğu ve yetki itirazından sonra asıl alacağa eklenen 1.080,94 TL işlemiş faiz tutarına ilişkin dosya kapsamında yazılı bir sözleşmenin bulunmaması veya davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtarnameye rastlanılmaması nedeniyle davacının faiz talebi bu aşamada ispata muhtaç olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde;Davacı ile davalı arasında, klima montaj hizmetine ilişkin ticari ilişkinin olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA-BS kayıtları incelenmesi ile düzenlenen rapor ve ek raporda davacı defterleri ile mutabakat metninin mahkemece davacı lehine yorumlanması halinde davacının talep edebileceği tutarın ilk takipte asıl alacağa konu edilen asıl alacak tutarı 10.031,65 TL olabileceği yönünde tespit yapıldığı,10.09.2018 tarihli 12.600-TL lik faturanın davalının BA kayıtlarında mevcut olduğu a anlaşılmakla davacının fatura karşılığı hizmeti verdiği ve alacağının var olduğunun kabulü gerekmekte olup davacı vekilinin Mahkememize sunduğu 07/02/2022 tarihli talep daraltma dilekçesinin kısmi feragat dilekçesi olduğu,buna göre davacının davalıdan 10.021,65-alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile Islah talebi de dikkate alınarak 10.021,65-TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebin talep daraltma dilekçesi kısmi feragat olarak değerlendirilmesi gerektiğinden feragat nedeniyle reddine" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ıslah talebi de dikkate alınarak 10.021,65 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebin -talep daraltma dilekçesi kısmi feragat olarak değerlendirilmesi gerektiğinden- feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının itirazın iptali şeklinde açtığı davayı ıslah ile alacak davasına çevirdiğini, davacının yapmış olduğu tam ıslahın usulüne uygun yapılmadığını, yeni bir dava dilekçesi verilmesi gerekirken verilmediğini, davacının delil dilekçesi de sunmadığını, davacının tam ıslah yapılarak dava konusu ve netice-i talebini tamamen değiştirdiğini, ıslah yapılmadan önce davacı yanın yeni konu sebebiyle arabuluculuğa gitme zorunluluğu bulunduğunu, davanın tamamen ıslah edilmesi halinde, HMK'nın 179. maddesi gereği, ıslah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurduğundan davacının tamamen ıslah beyanında bulunmasını müteakip arabuluculuk yoluna başvurması gerektiğini, cari hesap ilişkisi içerisinde müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını, raporda takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu iddia edilse de bu alacağın muaccel olup olmadığı ve cari hesap ilişkisi bittiğinde söz konusu hesabın kapanıp kapanmadığının incelenmediğini, davacının dava dışı ... AŞ ile kendi aralarındaki anlaşmazlık sebebiyle faturayı (dava dışı ... AŞ 'den alması gereken ücreti) müvekkiline yansıtmaya çalıştığını, Mahkemenin, taraflar arasındaki cari ilişkiye istinaden dava dışı şirket ... AŞ 'nin......ndeki fabrikasına yapılan ......rak yerinde tespiti ve yapılan ödemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmekteyken bu şekilde bir inceleme yapılmadığını, dava dışı ... şirketinden ...yapılan işleri takip ettiğini, mahallinde tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine yargılama gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını, davanın açılmasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusu da bulunmadığını, davacının asıl alacak yanında talep etmiş olduğu ve yetki itirazından sonra asıl alacağa eklenen 1.080,94 TL işlemiş faiz tutarının reddedildiğini, buna rağmen sadece 10 TL vekalet hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, reddedilen miktarın ve ıslah nedeniyle feragat edilen miktarın mahkemece yanlış hesaplandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satıma ilişkin fatura alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali davası iken ıslah sonucu alacak davasına dönüştürülmüştür.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takibe konu alacağının bulunup bulunmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. ...... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 10,031,65 TL asıl alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 10.12.2018 tarihli 16.520.00 TL. bedelli alım satım işleminden kaynaklanan kalan borç bakiyesinin gösterildiği, borca itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, davacının itirazın iptali için eldeki davayı açtığı, dava dilekçesinde harca esas değerin 10.031,65 TL olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, 13.10.2021 tarihli dilekçesi ile; icra dosyasında dayanak olarak 10.12.2018 tarihli faturanın sehven bildirildiğini, bahse konu faturanın alış faturası olduğunu, takibe konu borcun tarfalar arasındaki ticari ilişki sebebiyle cari hesap açığından doğduğunu beyan etmiş, 05.02.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile itirazın iptali olan talep konusunu cari hesaptan kaynaklı 10.031,65 TL alacak talebi olarak ıslah etmiştir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı defterlerine göre davacının davalıdan 11.012,02 TL alacaklı olduğu, davacı kayıtlarına göre alacak bakiyesinin 10.09.2018 tarihli 12.600,00 TL tutarlı faturadan kaynaklandığı, bu faturaya ilişkin davacı tarafından sunulan sevk irsaliyesinin teslim alan kısmının boş olduğu, bununla birlikte sunulan davalıya ait BA formlarına göre ve davalı ticari defterlerine göre söz konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının teslim edimini yerine getirdiği, dosya kapsamında bu faturanın ödendiğine ilişkin herhangi bir ödeme belgesinin bulunmadığı, her ne kadar davalı kayıtlarında davacıya borcun bulunmadığı görülmüş ise de söz konusu borç ve alacak tutarlarının mahsup ile kasadan ödemeler ile yapıldığı da birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan 10.031,65 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu durumda ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Davacı, ticari satıma konu malları teslim etiğini ispat edecektir. Davalının BA formu ile davacının faturasını ilgili vergi dairesine bildirildiği, kendi ticari defterlerine faturaları kaydettiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacı tarafın alacağın kaynağı faturalayı ve fatura konusu malların davalı tarafa teslim edildiğinin kabulü gerekir.Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğu, ayrıca davalı tarafın bağlı bulunduğu vergi dairesine faturayı BA formu ile bildirmiş olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında, davalıya ait usul ve yasaya uygun şekilde düzenlenmiş bulunan ticari defter ve kayıtları ile BA formları gereğince davacının alacağının varlığı ispat edilmiştir. Davalı vekili tarafından davacı tarafça usulüne uygun ıslah dilekçesi sunulmadığı ileri sürülmüş ise de; davacının 05.02.2022 tarihli usulüne uygun dilekçe sunduğu görülmüştür. TTK'nın 5/A maddesinde, dava şartı olarak arabuluculuk başlığı ile; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Dava konusu alacakla ilgili olarak itirazın iptali davası açılmadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Islah suretiyle davanın alacak davasına çevrilmesi için yeniden arabuluculuğa başvuru zorunluluğ yoktur. Zira arabuluculuk son tutanağında; uyuşmazlık konusunun ....İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına vaki itirazın iptali olarak gösterildiği, davacının da itirazın iptali olan talebini alacak olarak ıslah ettiği, esasen alacak konusunun değiştirilmediği, arabulucuğa tabi aynı alacak için davaya devam edildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin davacı yanın yeniden arabuluculuğa başvurması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Öte yandan; davalı vekilinin davaya konu faturayı BA formuyla vergi dairesine bildirmiş olması ve kendi ticari defterlerine kaydetmesi karşısında keşif yapılmaması ve tanık dinlenmemesine yönelik istinaf sebepleri de yerinde değildir.

Davalı, dava açılmasına sebebiyet verdiğinden aleyhine vekalet ücreti, yargılama gideri ve arabuluculuk ücretine hükmedilmesinde ve mahkemece reddedilen miktar olan 10,00 TL. yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 513,42 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1780, K. 2026/572, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1780-e-2026-572-k-964f7c3eda73