Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1778 E. 2026/778 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1778
Karar No
2026/778
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1778

KARAR NO: 2026/778

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/02/2022

NUMARASI: 2019/986 Esas, 2022/178 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 10/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında 27/11/2015 tarihli, 1.560.000 TL bedelli satış sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek aynı tarihli ek sözleşme ile aynı tarihli ve 450.000 TL bedelli bir inşaat sözleşmesi aktettiklerini, ödemelerin vadeli çeklerle yapılmasının kararlaştırıldığını, satış sözleşmesi uyarınca davalı şirket ile müvekkilinin toplam 1560.000 TL değerinde 5 adet 3723 m3 silo ve taşıyıcı ekipmanların satışı ve önceki sistemin 15000 ton taşıyıcı kapasitesinin arttırılması konusunda anlaşmaya vardıklarını, inşaat sözleşmesinin konusunun satışı yapılan silloların 16.25 çap inşaatının müvekkili şirket tarafından yapılması ve karşılığında 450.000 TL bedelin ödenmesi olduğunu, satış sözleşmesinden doğan borcun 243.911,96 TL’lik kısmının ödenmediğini, satış sözleşmesine göre sözleşme bedelinin % 10’luk kısmının teslimden sonra çekle ödeneceği kararlaştırılmış olmasına rağmen bu bedelin de ödenmediğini, 14/02/2019 tarihli yazı ile ödeme talep edilmesine rağmen ödenmemesi üzerine ....İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla sözleşme ve faturalara dayalı olarak 393.911,96 TL asıl alacak ve 51.128,83 TL’nin tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ana sözleşmedeki kısımlar ile ilgili ödemelerini eksiksiz yerine getirdiğini, davacının sözleşmenin Ek 2 kısmındaki edimlerini ifa etmediği için ödeme yapılmadığını, anahtar teslim tarihi 30/04/2016 olmasına rağmen süresinde bitirilmediğini, müvekkilinin araştırma yaparak eksiklikleri tespit ettiğini, gerek e mail, gerekse sözlü beyanlar ile kendisine 4 adet 2500 tonluk çelik silloların civatalarının değiştirilmesi, kapasite arttırımının yapılması vb gibi durumları ilettiğini Lüleburgaz 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/111 değişik iş sayılı dosyası ile eksikliklerin tespit edildiğini, bahsi geçen 150.000 TL’lik ödemenin ek ödeme olmadığını, borcun içindeki kısım olduğunu, eksik işler konusunda davacı tarafın uyarıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, uğradığı zararların mahsubuna karar verilmesini ve % 20 kötüniyet tazminatı talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece yapılan yargılamada; bilirkişi raporunda ve ek raporda ek sözleşmenin 1.maddesindeki işlerin yapılmadığının belirtildiği, 1.madde küflenmiş olan yerlerin boyanmasına ilişkin olup, davalı tarafça gönderilen 13/02/2019 tarihli yazıda eksik iş olarak bildirimi yapılmadığından teslim tarihinde işin ifa edildiğinin kabul edildiği, davalı tarafça ayrıca çelik siloların paslı civatalarının değiştirilmemiş olduğu ve sistemin belirtilen kapasiteye ulaşmadığı bildirilmiş olup, yapılan bilirkişi incelemesinde sistemin 150 ton kapasiteye ulaşmış olduğu tespit edildiği, davacı yan ticari defterlerinde takip tarihinde davacının davalıdan 467.730,67 TL alacaklı olduğu, davalı yan ticari defterlerinde ise takip tarihinde davacının davalıdan 267.730,67 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki ihtilafa konu 200.000 TL'lik alacağın davacının belirtilen faturaları cari hesap şeklinde davalı cari hesabına borç kaydederek işlemesi gerekmekte iken alacak kaydı olarak işlediği, bu miktarın davalı alacağı olduğu, dolayısıyla tarafların birbirini doğrulayan kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 267.730,67 TL tutarında fatura alacağı olduğu, sözleşme gereğince davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğu, bilirkişi raporuna itirazlar vaki ise de, işin teslim tarihi ile dava tarihi arasındaki zaman nazara alındığında yeniden yapılacak bilirkişi incelemesinin dosyaya bir katkı sağlamayacağı, davalı tarafça bir kısım işlerin kendisini tarafından haricen tamamlandığı iddia edilmiş ise de, eser sözleşmesi ilişkisi devam ettiği sürece yapılan imalatın yüklenici tarafından yapıldığının kabul edildiği, bu karinenin aksine delil sunulmadığı, tarafların ticari defterlerinde birbiriyle uyumlu olarak tespit edilen fatura bedeli 267.730,67 TL 'den davacının talebine konu 243.911,96 TL ve sözleşmeden kaynaklanan alacak bedeli olan 150.000 TL olmak üzere davacının takip tarihi itibariyle 393.911,96 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul-kısmen reddine, ....İcra Müd.nün ... E sayılı icra takip dosyasında davalının 393.911,96 TL'lik itirazının iptali ile takibin 393.911,96 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin alacak likit olmadığından reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ana sözleşme kapsamında ödemelerin eksiksiz yapıldığını ancak, ana sözleşmeden tamamen ayrı edimler içeren EK 2 başlıklı kısımda yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebiyle davacıya ödeme yapılmadığını, eksikliklerin delil tespit raporu ile tespit edildiğini, eksikliklerin bildirilmesine rağmen giderilmediğini, bir kısım eksikliklerin müvekkili tarafından giderildiğini, bilirkişi raporunda yanlış tespit ve değerlendirme yapıldığını, Ek 2 numaralı sözleşmede yer alan lisanslı deponun tesliminden sonra ödenecek olan 150.000 TL'lik bedelin sanki ilgili ödemeye ek bir ödeme gibi kabul edilerek, zaten faturalarda tahakkuk ettirilmiş borcun üzerine eklenerek mükerrer borçlandırma yapıldığını, kaldı ki iş tamamlanmamış iken bu bedelin talep edilemeyeceği gerekçeleriyle mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.

Davacı yüklenici sözleşme kapsamında bakiye cari hesap alacağının (243.911,96 TL) ve sözleşmede kararlaştırılıp ödenmeyen bakiye ana para bedelinin (150.000 TL) işlemiş faizi ile birlikte tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı iş sahibi ise tüm ödemeleri yaptığını ancak EK-2 başlıklı sözleşmede kararlaştırılıp ifa edilmeyen işlere ilişkin ödeme yapmadığını, bir kısım eksikliği kendisinin giderdiğini, bu giderimlerin mahsubu gerektiğini, talebe konu 150.000 TL'nin ek ödeme mahiyetinde olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuş olup, mahkeme asıl alacak yönünden davanın kabulüne, işlemiş faiz yönünden reddine karar vermiş, verilen karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.

Taraflarca imzalanan 27.11.2015 tarihli silo ve taşıyıcı ekipmanlarının, önceki sistemin taşıyıcı kapasitesinini artırımı konulu 1.560.000 TL götürü bedelli sözleşmede ödemenin çeklerle yapılacağı, %10'luk kısmın ise teslimden sonra yapılacağı, işin 30.04.2016 tarihinde anahtar teslim şeklinde teslim edileceği kararlaştırılmış,

Yine taraflarca imzalanan aynı tarihli EK-2 başlıklı protokolde ise; 1-Küflenmiş olan yerlerin boyanacağı, 2-2500 tonluk 4 adet silonun havalandırma değişikliği için 8 adet motorun değişeceği, 3-Saatte 100 ton olan konveyör taşıyıcıların 150 tona çıkarılacağı, 4-Kaçak olmaması için siloların her birinin başına motor konacağı, 5-Çelik siloların paslı civatalarının değiştirileceği belirtilmiş olup, anaparanın %10'u olan 150.000 TL'nin lisanslı deponun tesliminden sonra ödeneceği kararlaştırılmıştır.

Davalı tarafından sözleşme konusu hakkında davacıya gönderilen 13.02.2019 tarihli yazıda, sözleşmenin 3.maddesi kapsamında ayıplı ifa ve ek-2 sözleşmede kararlaştırılan 3 ve 5 numaralı maddelerin yerine getirilmediği bildirilmiş olup, davacı yüklenici 14.02.2019 tarihli cevap yazında işlerin yapıldığı ve bakiye iş bedelinin ödenmesi gerektiği bildirilmiştir.

23.05.2019 tarihli delil tespit raporunda özetle, ek-2'ye konu bir kısım eksiklikler olduğu görüşü bildirilmiştir.

Mahkemece alınan ilk teknik raporda delil tespit raporu da dikkate alınarak ek-2 konusu olan 1-4-5 nolu işlerin yapılmadığı belirtilerek bedel tespitine yönelik görüş bildirilmiş, ek raporda ise, kök rapordaki tespitler yanında, taşıyıcıların 150 tona çıkarılacağına dair sözleşme hükmü uyarınca yapılan inceleme neticesinde, 1 ve 3 numaralı havuzlarda farklı sebeplerle (arıza, ayarsızlık gibi) sistemin 150 tonluk kapasiteye ulaşmadığı, arızaların giderilmesi halinde ulaşabileceği, 3 numaralı havuzun 150 tonluk kapasiteye ulaştığı, sonuç olarak sistemin 150 ton/saatlik kapasiteye sahip olduğu görüşü bildirilmiştir.

Tarafların ticari kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda davacının davalıdan bakiye 267.730,67 TL alacaklı olduğu görüşü bildirilmiş olup, davalı iş sahibi kaşe ve imzasını içerir 31.12.2018 ve 31.12.2020 tarihli mutabakat yazısında davacının 267.730,67 TL alacaklı olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Eksik iş ve imalat, sözleşme ve eklerine göre yüklenici tarafından yapılması üstlenilip de yapılmayan iş ve imalatlardır. İş sahibinin eksik işlerin giderim bedelini teslimden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde herhangi bir ihbara gerek olmaksızın yükleniciden istemesi mümkündür.

Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları itibariyle, eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme ilişkisinin devam ettiği sürece yüklenicinin işi bırakıp gittiği ya da eksik bıraktığı kanıtlanmadıkça gerçekleştirilen imalatın yüklenici tarafından yapılmış olması karine olup, bunun aksini ileri süren iş sahibinin ispatlaması gerekir.

Ayıp ise, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. Yine ayıp bedelinin de ayıbın ortaya çıktığından itibaren geçecek makul süre dikkate alınarak hesaplanması gerekir.

Özetlenecek olursa; eser sözleşmesinde iş sahibi, ayıbın varlığını, miktarını, niteliğini (açık ayıp/gizli ayıp), derecesini (kabul edilemeyecek derecede olup, olmadığı) ve bedelini, itiraz halinde ise süresinde ayıp ihbarının yapıldığını tanık dahil her türlü delille ispat etmekle yükümlüdür.

6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi uyarınca hâkim, Türk hukukunu resen uygular. 06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.

Yapılan bu tespit ve açıklamalar kapsamında somut olaya dönüldüğünde; davalı iş sahibi ihtilafı EK-2 başlıklı protokolde yazılı işlerin yapılmadığına hasrederek eksik iş bedeli kapsamında mahsup talep etmiş olup, eksik işlerin giderim bedeli teslimden itibaren zamanaşımı süresi içinde herhangi bir ihbara gerek olmaksızın yükleniciden talep edilebileceği gözetildiğinde, 13.02.2019 tarihli bildirim yazısında belirtilmeyen eksik işlerin yapılmış sayıldığına dair mahkemenin kabulü hatalı olmuştur.

İhtilafın dayanağı olan EK-2 başlıklı protokolün 3 numaralı bendinde kararlaştırılan 'saatte 100 ton olan konveyör taşıyıcıların 150 tona çıkarılması' işinin eksik olduğu savunulmuş ve mahkemece bu kapsamda değerlendirme yapılmış ise de, delil tespit raporunda bu işin yapılmamış olduğu görüşüne rağmen mahkemece alınan raporda bu işin yapıldığı ancak, ayıplı olduğu görüşü bildirilmiştir. Davalı vekilinin rapora yönelik sunulup karşılanmayan itiraz dilekçesi ile istinaf talebindeki anlatımında ise, bu kapsamdaki işin yapılmadığını, kendi imkanları ile mevcut seviyeye getirildiği iddia edilmiştir. Mahkemece protokolün 3 numaralı bendinde yer alan işin yapıldığı sabit görülmüşse de, tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı olunmaksızın, benimsenen raporda işin ayıplı olduğuna dair görüşe ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması hatalı olmuştur.

Ayrıca, davalı vekilinin hükme esas alınan rapora karşı teknik itirazları karşılanmaksızın, bir kısım eksikliklerin tarafınca giderildiğine dair sunulan faturalar değerlendirilmeksizin eksik incelemeye dayalı karar verilmiş olması da yanlış olmuştur.

O halde mahkemece yalnızca EK-2 başlıklı protokol kapsamında araştırma ve inceleme yapılmak üzere yapılacak iş;

1-Bir kısım işlerin tarafınca yapıldığına dair davalı vekilinin savunması ve ispatına yönelik sunulan faturalar ile tarafların teknik itirazlarının da karşılanması amacıyla rapor alınmalı,

2-İspatlanan eksik iş olduğunun tespiti halinde bedelinin teslimden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde herhangi bir ihbara gerek olmaksızın yükleniciden talep edilebileceği gözetilmeli,

3-Davalı vekilinin eksik iş olduğuna dair hukuki nitelendirmesi ile bağlı olunmaksızın; ayıplı ifanın tespiti halinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Taraflarca imzalanan 27.11.2015 tarihli 1.560.000 TL götürü bedelli asıl sözleşmede, sözleşme bedelinin %10'luk kısmının teslimden sonra yapılacağı kararlaştırılmış olup, aynı tarihli ve herhangi bir bedel içermeyen EK-2 başlıklı protokolde anaparanın %10'u olan 150.000 TL'nin lisanslı deponun tesliminden sonra ödeneceği belirtilmiştir. Yukarıda içeriği açıklanan bilirkişi raporunda defter kayıtlarına göre davacının davalıdan bakiye 267.730,67 TL alacaklı olduğu görüşü bildirilmiştir. Davacı yüklenicinin icra takibi ile talep ettiği bakiye cari hesap alacağı (243.911,96 TL) sözleşmeye dayalı olup, sözleşmede kararlaştırılıp ödenmeyen bakiye ana para bedelinin (150.000 TL) davalının itirazında ileri sürdüğü üzere, mükerrer olup olmadığı hususu mahkemece değerlendirilmiş değildir.

Bu durumda SMMM bilirkişisinden ek rapor alınmak suretiyle, bakiye cari hesap alacağı yanında ayrıca talep edilen 150.000 TL'nin, sözleşme kapsamında mükerrer şekilde talep edilip edilmediğinin tespiti gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../02/2022 tarih, 2019/.... Esas, 2022/.. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1778, K. 2026/778, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1778-e-2026-778-k-bf2bc44547d7