Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1742 E. 2026/414 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1742
- Karar No
- 2026/414
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1742
KARAR NO:2026/414
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:06/07/2022
NUMARASI:2021/190 Esas - 2022/706 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın kozmetik ürünleri imalatı yaptığını, davacı firmanın ihtiyacı dahilinde 04.05.2020 tarihinde davalı borçlu ile çeşitli şişelerle beraber filiptop kapak kalıbının satın alımı konusunda anlaştıklarını, yapılan anlaşmaya göre davalı borçlu tarafından satışa konu kapak kalıbı için 90.000,00 TL ücret belirlendiğini ve kalıbın 30-35 gün içerisinde teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, davacı firmanın anlaşmanın yapıldığı 04.05.2020 tarihinde kalıp için belirlenen 90.000,00 TL’yi davalı borçlunun hesap numarasına gönderdiğini, ancak ücretin tamamının gönderilmesine rağmen 30-35 gün içinde teslim edilmesi gereken kalıbın, davalı borçlu tarafından teslim edilmediğini, davalı borçluyla iletişime geçen davacı firma yetkilisinin sürekli oyalandığını ve ertelendiğini, bir süre sonra kalıba ihtiyacı kalmayan davacı firma yetkilisinin gönderdiği ücretin iadesini talep ettiğini, davalı borçlunun iade edeceğini belirttiğini ancak çeşitli bahanelerle ödemeyi ertelediğini, ödemenin yapılmayacağının anlaşılması üzerine taraflarınca davalı borçluya gönderilen 90.000,00 TL’nin iadesi için....İcra Dairesi ... sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itiraz sonrası taraflarınca ticari dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, dolayısıyla davalı tarafından....İcra Dairesi ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesi için huzurdaki davayı açma zaruretlerinin hasıl olduğunu, ....İcra Dairesi ... sayılı dosyasına karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı aleyhine haksız ve mesnetsiz bir şekilde....İcra Dairesi ,... sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde, takibin herhangi bir belgeye dayanmadığını, davacının icra dosyasına bir belge sunmadığını, icra dosyası dışında da herhangi bir belgeye dayanamayacağını, davacı tarafın talebine karşılık davalı ile 143.000,00 TL tutarında anlaşma yapıldığını, işbu sözleşmede dava konusu olan kapak kalıpları dışında çeşitli türde malların teslim edildiğine dair ibareler de bulunduğunu, 04.05.2020 tarihli tutanakla davacı tarafa 1 adet 500 ml kolonya şişe kalıbı ve 45 adet makine kafası teslim edildiğini, işbu malların teslimi sırasında orada olan iki işçinin de görgüye dayalı tanıklık ettiğini, davacı taraf ile davalı arasında daha önceden de çok kez mal alım satım işlemi gerçekleştiğini, davalının daima ticari ahlakına yakışır şekilde ürettiği malları eksiksiz bir şekilde teslim ettiğini, davalının sözleşmeden kaynaklı borcunu ifa etmeyi hazır olduğunu davacıya bildirdiğini ancak davacının davalı tarafından hazırlanan kapak kalıplarını almayı kabul etmediğini, davalının üretmiş olduğu mallar açısından tevdi hakkını kullanarak borç ilişkini sonlandırmak istediğini, tevdi hakkını mahkeme tarafından belirlenecek duruşma sırasında bile yapmaya hazır olduğunu, davalının ürettiği malları özenle, teslime hazır şekilde muhafaza ettiğini, temerrüte düşenin alacaklı olduğu için herhangi bir hasar doğmuş olsaydı dahi bundan davacı sorumlu olacağını, davalının alacaklının temerrüte düşmesine bağlanan özel sonuçlardan biri olan sözleşmeden dönme hakkının da bulunduğunu, ancak davalının dava konusu malları tevdi etme hakkını kullanmak istediğini, teslim alınmayan mallar ile birlikte davalı tarafından 8.000,00 TL bedelinde 500 ml kalıbın davacı tarafa teslim edildiğini, ancak davacı tarafın işbu kalıpların ücretini ödemediğini, yine bu kalemlere ek olarak davalı tarafından 45 adet makine kafasının davacı tarafa teslim edildiğini ve işbu makine kafalarının ücretlerinin de davacı tarafça ödenmediğini, davalının iyi niyetinin sürekli olarak davacı tarafça suistimal edildiğini, öncelikle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davalı hakkında açılmış olan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesine, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davacı her ne kadar davalı ile olan ticari ilişkileri kapsamında kendisinin 04/05/2020 tarihli belge ile davalıya aynı gün 90.000,00 TL ödeme yaptığını ancak davalının, kalıpları belirlenen günde göndermediğinden bahisle gönderdiği paranın iadesine dair davalıya takip yaptığını ve davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali talebini içerir eldeki davayı açmış ise de; davacı tacir ve davalının da gerçek kişi tacir olması sonucu mahkememizce tarafların delillerinde de bulunması ile ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilerek inceleme günü tayin edilmiştir. Belirlenen gün ve saatte davacı tarafından 2019 yılı defterleri incelemeye sunulmuş ise de uyuşmazlık yılı olan 2020 yılı defterleri incelemeye sunulmamış ve bulunamadığı beyan edilmiş, yine davalının inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini incelemeye sunmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Yine davacının dava konusu para gönderme işlemine dair davalı adına herhangi bir bildirim yapmadığı ve davalının da işletme defteri esasına göre defter tuttuğu ve Ba-Bs ile bildirim yapma yükümlülüğünün bulunmadığı görülmüştür. Eldeki davada ispat yükü davacı üzerinde olmakla, davacının sözleşme ilişkisi veya hizmet teslimine ilişkin ispat vasıtası getiremediği anlaşılmakla gerek dava konusu bedelin davalıya gönderildiği gerek davalının bu bedel karşılığı malları teslim etmediği gerekse de malların teslim tarihinde teslim alınmadığı ve temerrüte düşüldüğünü yazılı olarak ispat edemediği yine delilleri arasında açıkça yemin delilinin de bulunmadığı görülmüş olup ispatlanamayan davanın reddine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı cevap dilekçesinde akdedilen sözleşmeyi doğruladığını ancak bahsini ettiği tanıkları dava dosyasına bildirmediğini ve ürünleri teslim ettiğine dair başkaca bir delil sunamadığını, davalı teslim etmesi gereken kalıplara ilişkin ödemeyi aldığını ancak davalının tabiriyle borç ilişkisinin sonlandırılmadığını ve zira herhangi birinin ödemesini almadığı ürünleri teslim etme talebinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının temerrüt iddiasını her ne kadar whatsapp yazışmaları ile ispatladığını beyan etse de cevap dilekçesi ekinde sunulan yazışmaların bir kısmının tarihi yapılan anlaşmanın tarihinden çok öncesine dayandığını ve kalan kısmının da konu ile bağlantısı bulunmadığını, bilirkişi raporunda her ne kadar ticari defterlerin bulunamadığı ve çeklerin verilip verilmediği hususunda bilgi olmadığı yazılmışsa da tutanakta çeklerin malın tesliminde verileceğinin akdedildiğini, davalı cevap dilekçesi sonrasında alacağın ispat edilmiş olup temerrüt iddiasının ispat yükü davalıya geçtiğini ve ticari defterlerle ispat edilmesi şartının da aranmasının usule aykırı olduğunu, huzurdaki davada aradaki akdi ilişki ve davacı tarafından yapılan ödemenin karşılığının alınmadığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, davalı dava esnasında da kalıbı teslim edebileceklerini bildirdiğini ve bu talepleri ilk derece mahkemesi tarafından reddedildiğini, davalının bu talebi dahi alacağı ispatlar nitelikteyken ve alacaklının temerrütü iddiasını ispat yükünü davalıya geçmesine sebep olmuş iken yanlış yıla ait ticari defterlerin sunulması sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, somut olayda davalı, ürünlerin teslim alınmasında davacı firmanın temerrüte düştüğünü ispatlayamadığını ama iddia edilen borca da itiraz ettiğini, davacı firma yetkilisinin ödemesini anlaşma günü ile aynı gün yaptığı ürünü teslim almak istememesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, devam eden süreçte davalı asil davacıyı oyaladığını ve ürünü teslim etmediğini, davalı asilin tacir olduğu düşünülünce davacı teslim almada temerrüte düşmesi durumunda yapması gerekenleri yapmadığı, böyle bir durumun varlığına dair en ufak bir delilinin bulunmadığını, davalının alacaklının temerrütü iddiası aynı anda ispat yükünün davalıya geçmesine sebebiyet verdiğini ancak mahkemenin bu durum göz ardı ettiğini, davacı firma ve davalı asil arasında 04.05.2020 tarihinde yapılan anlaşma, davalı tarafa yapılan ödemenin bu anlaşma uyarınca olduğunu ve ödemenin karşılığı olan ürünün davacı tarafından teslim edilmediğinin taraflarca onaylandığını ve bu hususlarda herhangi bir uyuşmazlık kalmadığını ancak sırf ticari defter kayıtları incelenemediği için alacağın ispatlanamadığına karar verildiğini davalının temerrütü dahi ispatlamadan sebepsiz zenginleşmesine müsaade edildiğini, istinafa konu kararın da hakkaniyet ilkesine ve hukuksal normlara aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı tarafından gönderilen 90.000,00 TL EFT 'nin ... için avans olarak gönderilip gönderilmediği, kalıbın teslim edilmemesi nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktalarındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında, "04.05.2020 tarihli karşılığı alınamayan ödeme 90.000,00 TL" sebebine dayalı olarak 90.000,00 TL asıl alacak, 4.660,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 94.660,27 TL alacağın tahsili istemiyle 30.11.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafın 2019 yılına ait defter ve belgelerini sunduğu, uyuşmazlık dönemi olan 2020 yılına ait ticari defterlerini sunmadığı, davalının işletme defteri esasına göre defter tuttuğu, incelemek için defterlerini sunmadığı, taraflar arasında imzalanmış mevcut yazılı bir sözleşmenin görülmediği, tarafların dosyaya 04.05.2020 tarihli ürünlerin cins, miktar, fiyat ve teslim tarihleri ile ödeme yöntemi ve vadelerin gösterildiği bir belgeyi sunduğu, iş bu belgede imza mevcut olup, isim gözükmediği, belgedeki ürünler için 90.000,00 TL nakit, kalanına ürünlerin tesliminde 2 aylık çek verileceğinin anlaşıldığı, belgede belirtilen ürünlerin davacıya teslimine ilişkin olarak dosya içerisine herhangi bir belge ibraz edilmediği, takip konusu alacağın dayanağı dekontta gönderilen para ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmadığı, tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2020 yılı Ba/Bs Formu bildirimleri sorgulamalarının yapıldığı, davacının 2020 yılı mal ve/veya hizmet alımlarına ilişkin bildirim formu Form Ba ve mal ve/veya hizmet satışlarına ilişkin bildirim formu Form Bs ile davalı unvanına bildirimde bulunmadığı, davalının İşletme Defteri esasına göre defter tuttuğu, bu nedenle mal veya hizmet alımlarını/satışlarını Ba/Bs Formu ile bildirme yükümlülüğünün bulunmadığı ve bağlı bulunduğu vergi dairesine Ba/Bs Formu bildiriminde bulunmadığı, dosya kapsamında, taraflar arasında vadenin belirlendiği mevcut yazılı bir sözleşme veya takip tarihinden önce davacı tarafından davalıya yapılmış ödetme isteği içeren bir ihtar ya da ihbarın görülemediği tespit edilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 555 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe, bir ödeme vasıtasıdır.
Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersinin yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2003 tarihli ve 2003/3-118 E., 2003/158 K. sayılı ilamı)
TBK'nun 102. maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır“ hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda, davacı 04.05.2020 tarihinde davalıdan çeşitli şişelerle beraber fliptop kapak kalıbının satım alımı konusu anlaştıklarını, kalıpların 30-35 gün içinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, bunun için davalıya 90.000,00 TL ödediklerini, davalı tarafından kalıplar teslim edilmediğinden ödediği 90.000,00 TL'nin tahsili için takip yaptıklarını, davalı takibe itiraz ettiğinden itirazın iptalini talep etmiş, davalı söz konusu ödemenin taraflar arasındaki başka bir ticari ilişki nedeniyle yapıldığını, havalede açıklama yazmadığı savunmasında bulunmuştur. Taraflar ticari defter ve belgeleri sunmadığından taraf defterleri incelenememiştir. Taraflar arasında sözleşme bulunduğu tarafların kabulünde olup, uyuşmazlık söz konusu 90.000,00 TL havalenin davalıya kalıp avansı olarak verilip verilmediği hususundadır. Havale, hukuksal nitelikçe, bir ödeme vasıtası olup, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karinenin mevcut olduğu, bu yasal karinenin tersinin yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havalecinin, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen havalede herhangi bir açıklama bulunmadığı, TBK'nın 102. Maddesine göre, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı, bu durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır hükmüne göre, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borcun ödenmesi için yapıldığının kabulünün gerektiği, tarafların ticari defterlerini sunmadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı, davacı tarafından da aksinin dosya kapsamından ispatlanamadığı görülerek Mahkemece ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR :Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile 651,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2026