Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/275 E. 2026/423 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/275
- Karar No
- 2026/423
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/275
KARAR NO: 2026/423
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/06/2023
NUMARASI: 2014/56 Esas 2023/509 Karar
BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ATM NİN 2014/1464 ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVANIN KONUSU: Tazminat, Alacak (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 09.06.2010 tarihli ön protokol ve 10.06.2010 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesinden ve kanundan kaynaklanan her türlü zarar ziyanın tazmini hakları ile fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile kâr mahrumiyetinden doğan alacaklarının bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 10.06.2010 tarihinden, bayilik sözleşmesinin davalı yan tarafından haksız olarak feshedildiği 13.11.2013 tarihine kadar olan dönem için şimdilik KDV dâhil 10.000,00 TL tutarında ceza-i şart bedeli ile yine davalı yan bayilik sözleşmesinin süresinin sona erdiği 10.06.2015 tarihine kadar dönem için ise şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacaklarının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine bağlı olarak aylık %5 akdî faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının talebinin açık olmadığını, davacı tarafından tek taraflı hazırlanan ve imzalattırılan bayilik sözleşmesi ve eklerinin rekabet hukukuna aykırı ve geçersiz olduğunu, davacının hukuken geçersiz olan bayilik sözleşmesi ve eklerine dayanarak bir talepte bulunamayacağını, davacı tarafın taahhütlerini yerine getirmediğinden taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haklı nedenle fesih edildiğini, taahhüt edilen miktarda ürün almadığı iddiasına dayalı olarak bir talepte bulunamayacağını, davanın dayanağı taahhütnamede taahhüdün intifa süresince geçerli olduğunun yazılı olduğunu, taraflar arasında kurulmuş geçerli bir intifa hakkı bulunmadığından söz konusu taahhütnameden kaynaklı bir borcun bulunmadığını, davaya konu istasyonda akaryakıt satış faaliyeti için zorunlu olan ruhsatın 08.07.2011, lisansın 19.07.2011 tarihine alınmış olduğundan bu tarihlere kadar satış yapılmaması nedeniyle talepte de bulunulması nın mümkün olmadığını, davacının sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönemde eksik alındığını iddia ettiği ürün miktarı için bir talepte bulunmayarak bu bedelin istenmeyeceği yönünde bir güven oluşturduğunu, bu kapsamda davacının işbu davadaki talepleri çelişkili davranış yasağı ve dürüstlük kuralının açık ihlali olduğunu, taahhüt konusu ürün miktarının alınmasının objektif olarak imkânsız olduğunu, davacının davalıya ait teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiğini, teminat mektubu bedelinin tahsili için davacı aleyhine ayrıca dava ikame edileceğini, davacı tarafın tek taraflı olarak hazırlanan sözleşmede davalı aleyhine tek taraflı haklar getiren tüm hükümlerin kanunen geçersiz olduğunu, davacının bu hükümlere dayanarak talepte bulunamayacağınıberiterek; her türlü haklar saklı kalmak kaydı ile davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davcı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu ... Cad. . Ada . Parselde kayıtlı taşınmazda kurulacak akaryakıt istasyonunun bayisi olarak faaliyet göstermesi için müvekkili ile davalı arasında 09.06.2010 tarihli ön protokol, ardından da 10.06.2010 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, davalı dağıtım şirketi dağıtım firmasının ... kârlılığının % 1,5 'ini alıp müvekkili bayiye iskonto olarak vereceğini, bu hükme göre davalı yanın satışını yapacağı ürünleri müvekkiline ... %,5 olarak faturalamayı kabul ve taahhüt ettiğini, davalının protokole aykırı davrandığını ve taahhüdünü yerine getirmediğini, müvekkili tarafından haklı olarak protokolün feshedildiğini, müvekkilinin davalı yana herhangi bir borcu bulunmadığı hâlde dava konusu 60.000,00 TL teminat mektubunun haksız ve hukuka aykırı olarak nakde çevrildiğini, ayrıca davalı tarafça müvekkili aleyhine İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/ 56 Esas sayılı dosyası ile iş bu davaya konu sözleşmenin feshine bağlı olarak alacak davası açıldığını, davanın hâlen derdest olduğunu, her iki davanın tarafları aynı olup aralarında bağlantı bulunduğunu belirterek davaların birleştirilmesini ve nakde çevrilen teminat mektubu bedeli 60.000.TL'nin haksız ve hukuka aykırı olarak nakde çevrildiği 14.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, davanın reddine kara verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosyanın son rapor düzenleyen bilirkişi heyetine tevdii ile takdiri mahkememize ait olmak üzere fesihten önceki son dönem için eksik ürün alımı nedeniyle cezai şart hesabı yapılması ve sözleşmenin fesih tarihinden sona erme tarihine kadarki kar mahrumiyeti ve cezai şart talebi yönünden davacının sözleşmenin ifa yerinde faaliyet göstermek üzere yeni bir bayi ile sözleşme ilişkisi kurabileceği, makul süre tespit edilerek bu süreye göre hesap yapılarak ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş olup, 21/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "19.07.2011 tarihinden 19.07.2012 tarihleri arasında beyaz ürün alım taahhüdü cezai şart olarak 2.175,48 TL hesaplandığı,19.07.2012 tarihinden 19.07.2013 tarihleri arasında beyaz ürün alım taahhüdü cezai şart olarak 1.060,91 TL hesaplandığı, 19.07.2013 tarihinden fesih tarihi olan 20.11.2013 tarihleri arasında beyaz ürün alım taahhüdü cezai şart olarak 164,87 TL hesaplandığı, davacı şirketin davalı şirketten 10.06.2010 tarihli taahhütnamenin 3.maddesine göre beyaz ürün 19.07.2011 tarihinden sözleşmenin fesih tarihi olan 20.11.2013 tarihleri arasında (2.175,48 + 41.060,91 + 4164,87 = 3.401,26) 3.401,26 TL Şart-ı Ceza talep etme hakkı olarak hesaplandığı, 19.07.2011 tarihinden 19.07.2012 tarihleri arasında madeni yağ alım taahhüdünün gerçekleştirildiği, 19.07.2012 tarihinden 19.07.2013 tarihleri arasında madeni yağ alım taahhüdünün gerçekleştirildiği, 19.07.2013 tarihinden fesih tarihi olan 20.11.2013 tarihleri arasında madeni yağ alım taahhüdü cezai şart olarak 143,29 TL hesaplandığı, davacı şirketin davalı şirketten 10.06.2010 tarihli taahhütnamenin 8.maddesi makul sürenin 3 ay olabileceği 1.032,50 TL olarak hesaplandığı, dolayısıyla davacı şirketin davalı şirketten 10.06.2010 tarihli taahhütnamenin 8.maddesine göre yeni bir bayi ile sözleşme ilişkisi kurabileceği makul sürenin 6 ay olabileceğine göre kar mahrumiyetinin 2.065,02 TL olarak hesaplandığı..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunmuştur. Davacı şirket ile davalı firma arasında (10.06.2010-10.06.2015) arasında (5) yıl süreli, akaryakıt satış ve servis istasyonu işletmeciliği ve madeni yağ satışı konulu 10.06.2010 tarihli standart tipte (1) adet İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi akdedilmiştir. Davalı ...şahıs firmasının... Not kanalı ile davacı ... petrole gönderdiği, 13/11/2011 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarname ile aralarında münakit 09.06.2010 tarihli Ön Protokol gereği davacı ... tarafından uygulanması gereken iskonto oranlarının ihtarname tarihine kadar düzenli olarak uygulanmaması sebebiyle diğer akaryakıt istasyonları ile rekabet imkanını ortadan kaldırmış olmakla satış oranlarının düşmesi sonucu istasyonun zarar eden bir işletme haline geldiğini, Verilmiş bulunduğu 60.000 TL tutarındaki Teminat Mektubunun davacı ... tarafından paraya çevrilmesinde haksız olduğunu, bu sebeple oluşan ticari itibar kaybı sebebiyle uğrayacağı maddi ve manevi zararlardan dolayı davacı şirkete dava açılacağını, davacı ... ile imzalanan 10.06.2010 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesini 20.11.2013 tarihi itibariyle feshedildiğini bildirmiştir. Taraflar arasındaki 10.06.2010 tarihli Taahhütnamenin (2)., (8)., (10).maddeleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
MADDE 2- Bayi, protokolde taahhüt ettiği her yıl için 1.000 m3 beyaz ürün, 2 ton madeni yağı şirketten alıp satmayı kabul ve taahhüt eder. Bu taahhüt intifa süresince aynen geçerli olup süre sonuna kadar yıllık taahhütlerini ifa etmeye mecburdur. MADDE 8- Sözleşmeyi derhal ve süresinden önce fesih eder. Bu durumda fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam akaryakıt (K.Benzin, M.Benzin, Motorin vs.) miktarlarının fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu şirketin uğradığı zarar ve ziyanın, bu meyanda fesih tarihinde sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher metreküp beyaz ürün için, motorindeki şirket kârı esas alınmak sureti (ki bu kâr oranı 95 olarak tayin edilmiştir) ile belirlenecek şirketin toplam zarar ve ziyan tutarlarını hiçbir itirazda bulunmaksızın herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin bayi derhal ve defaten bayi ve müşterek-müteselsil kefili öder. Bu halde de ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın şirket tüm teminatları paraya çevirme hakkına sahiptir, MADDE 10- Bayi işletici bu sözleşme-tarihinden itibaren yılda 1.000 m3 beyaz ürün, 2 ton madeni yağ satmayı taahhüt eder. Bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5 (yüzde beş)'i şirkete şart-ı ceza olarak ödenir, Bu hesaplama, şirketçe her yıl için yıl sonunda hesap ekstresi ile birlikte yapılır. Ancak şirket ister ise bu hesaplamayı her ay içinde yapabilir. Bayi tebliğden itibaren 7iyedi) gün içinde bu bedeli (şart-ı cezayı) şirkete öder. Aksi halde bu bedel (şart-ı ceza) bayiden, bayinin teminatlarından tahsil edilir. Süre bitiminden itibaren temerrüt faizi 5. maddeye göre talep edilir. şeklinde düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşme 10/06/2010 tarihinde 5 yıl süreli olarak imzalanmış olup bayi ... in... Noterliğinin 13/11/2013 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle sözleşme gereği uygulanması gereken iskonto oranlarının uygulanmaması nedeniyle sözleşme süresinin tamamlanmasından önce sözleşmeyi feshettiği anlaşılmıştır.... tarafından fesih nedenleri ispatlanamamış olduğundan feshin haksız bir fesih olduğu anlaşılmakla; ... in taahhütnamenin 8. Maddesindeki düzenleme gereğince sözleşmenin kalan süresi için davacı Balpetin uğramış olduğu kar mahrumiyeti zararından sorumlu olduğu değerlendirilmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince davacının sözleşmenin ifa yerinde faaliyet göstermek üzere yeni bir bayi ile sözleşme ilişkisi kurabileceği makul süreye kadar kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceği değerlendirilmiş olup, dosya kapsamında alınan 21/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda Davalı şirketin bulunduğu adresin ... Caddesi No:... ... olduğu, petrol istasyonun bulunduğu yerde trafik yoğunluğunun çok olması halinde makul sürenin 3 (üç) ay olabileceği, petrol istasyonun bulunduğu yerde trafik yoğunluğunun çok olmaması halinde makul sürenin 6 (altı) ay olabileceği , 3 ay olabileceğinin değerlendirilmesi halinde davacının kar mahrumiyetinin 1.032,50 TL olarak hesaplandığı, 6 ay olabileceğinin değerlendirilmesi halinde davacının kar mahrumiyetinin 2.065,02 TL olarak hesaplanmış olup, trafik yoğunluğunun çok veya az olup olmadığının tespiti için mahal mahkemesine talimat yazılarak sonrasında davacının kar mahrumiyeti alacağının belirlenmesi gerektiği değerlendirilmiş ise de; ... vekilinin 10/05/2023 tarihli 27 nolu celsedeki beyanında "... Mahkemece bu konunun netleştirilmesi için yeniden rapor alınması gerektiği kanaatinde ise biz yargılamanın daha fazla uzamaması için bizim aleyhimize olan 6 aylık makul süreyi kabul ediyoruz, bu ihtimale göre karar verilmesine muvafakatımız vardır, ayrıca birleşen davanın da kabulünü talep ederiz " şeklinde beyanda bulunduğundan usul ekonomisi gereğince yargılamanın uzamaması için davacının kar mahrumiyeti zararının davacı tarafından yeni bir bayi ile sözleşmenin kurulabilmesi için 6 aylık makul süre gerektiği ihtimaline göre belirlenen 2.065,02 TL olduğu ve davacının bu miktarda kar mahrumiyeti tazminatı talep edebileceği değerlendirilmiştir. Asıl dava ile davacı vekilince sözleşme süresince eksik ürün alınması nedeniyle cezai şart talebinde bulunmuş olup, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ekinde bulunan ürün alım taahhütnamesinin 2. maddesi ile bayi, her yıl için 1.000 m3 beyaz ürün, 2 ton madeni yağı şirketten alıp satmayı kabul ve taahhüt etmiş olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile davalının sözleşmenin yürürlükte olduğu 19/07/2011-19/07/2012, 19/07/2012-19/07/2013, 19/07/2013-20/11/2013 tarihleri arasında ürün alım taahhüdüne uymayarak eksik ürün almış olduğu tespit edilmiştir. Birinci ve ikinci sözleşme yılları sonunda davacı tarafından eksik ürün alınmış olması nedeniyle davalıya ihtarname gönderilmediği, bir sonraki sözleşme dönemi başında bu hususta çekince bildirilmeksizin ürün verilmeye devam edilmiş olması nedeniyle davacının birinci ve ikinci sözleşme yılları için eksik ürün alımı nedeniyle cezai şart talebinde bulunamayacağı, yalnızca son sözleşme dönemi olan 19/07/201-20/11/2013 tarihleri arasındaki dönem için eksik ürün alımı nedeniyle cezai şart talep edebileceği değerlendirilmiş olup, bu dönem için 21/03/2023 tarihli bilirkişi raporu ile 164,87 TL cezai şart bedeli hesaplanmış olduğundan davacının eksik ürün alımı nedeniyle talep edebileceği cezai şart bedelinin 164,87 TL olduğu değerlendirilmiştir. Asıl dava ile kar mahrumiyeti alacağı ve eksik ürün alımından doğan cezai şart talep edebilmiş olup yukarıda açıklanan nedenlerle davacının dava tarihi itibariyle 2.065,02 TL kar mahrumiyeti alacağı ve 164,87 TL cezai şart bedeli olmak üzere toplam 2.229,89TL alacağı bulunduğu tespit edilmiş ise de davacının dava tarihinden sonra davalı tarafından verilen ... na ait 25/05/2012 tarihli 60.000,00TL tutarlı ... seri numaralı teminat mektubunu paraya çevirerek alacağını tahsil etmiş olması nedeniyle tespit edilen alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Birleşen dava yönünden ;
Taraflar arasında akdedilen İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi kapsamında birleşen dosya davacısı tarafından davalıya ... na ait 25/05/2012 tarihli 60.000,00TL tutarlı ... seri numaralı teminat mektubu verilmiş olup, davalının teminat mektubunu 15/04/2014 tarihinde paraya çevirdiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının toplam 2.229,89TL alacağı bulunmasına rağmen 60.000TL tahsil etmiş olduğu anlaşılmakla davalı tarafından fazla tahsil edilen 57.770,11 TL'nin teminat mektubunun paraya çevrildiği 15/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının 164,87 TL cezai şart bedeli, 2.065,02 TL kâr mahrumiyeti alacağının tespitine, davacı tarafından 15/04/2014 tarihinde tahsilat yapılmış olduğundan tespit edilen kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen dava yönünden İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1464 Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile 57.770,11 TL'nin 15/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davacı- birleşen davda davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda taahhütnamenin 10. maddesine atıfta bulunulmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporlarında 10. maddeye göre cezai şart ve kâr mahrumiyeti hesaplaması yapılmadığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada şirket kârının %5 'inin alındığını, 10. maddeye göre hesaplamanın eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5 (yüzde beş)'ine göre yapılması gerektiğini, sadece (19.07.2013-20.11.2013) son dönem yönünden cezai şart alacağının bulunduğu yönündeki değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, basiretli bir tacir olarak sözleşme, protokol ve asgari mal alım taahhütnamesini imza eden davalılar lehine bir yorum ile eksik ifanın çekincesiz kabul edildiği ve davalı tarafta kendisinden cezai şart talep edilmeyeceğine dair haklı bir güven duygusu oluştuğunun iddia edilemeyeceğini, fesih tarihine kadarki tüm dönemler ile fesih tarihinden itibaren altı aylık makul süre için taahhütnamenin 10. maddesine göre yapılacak olan hesaplamalarla 137.149,90 TL cezai şart ve 83.267,50 TL kâr mahrumiyeti alacağının ortaya çıktığını, asıl davanın kabulünün gerektiğini ve birleşen davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl dava, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağının tahsili istemine; birleşen dava ise davalı tarafından nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, akaryakıt istasyonlu bayilik sözleşmesinin mevcudiyeti, gerçekleştirilen protokoller konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı bayinin sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı, asıl davada davacının kâr mahrumiyeti alacağı ile cezai şart talep edip edemeyeceği, birleşen dava bakımından ise sözleşme kapsamında bayi tarafından verilen ve nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin bayi tarafından talep edilip edilemeyeceği hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında 09.06.2010 tarihinde bayilik ön protokolü, 10.06.2010 tarihinde istasyonlu bayilik sözleşmesinin düzenlendiği, ayrıca bayi tarafından 10.06.2010 tarihli taahhütname imzalanmış olduğu, asıl dava davalısı şirketin sözleşmede bayi olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun, bayinin mülkiyetinde ve işleticiliğinde bulunan ... ili, ...ilçesi ... / Köyü, mevkiinde bulunan ... ada . parselde bulunan gayrimenkulde mevcut işletmesine verilmiş olan akaryakıt istasyonunda ...'ten satın alacağı akaryakıt tanımı kapsamında tanımlanmış her türlü ürünün ve madeni yağ ürünlerinin ve otogaz .. ürünlerinin satışı için ... kurumsal kimliği altında istasyonlu akaryakıt bayiliği verilmesi olduğu, sözleşmenin 10.06.2010 tarihinde yürürlüğe girdiği, süresinin sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça asıl davada; bayilik sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshedilmiş olması nedeniyle sözleşmenin başlangıç tarihinden bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiği tarihe kadar ve sözleşmenin feshedildiği tarihten bayilik sözleşmesinin süresinin sona erdiği tarihe kadar kâr mahrumiyeti ve cezai şart talep edilmiştir. Birleşen dosyada davacı bayi ... ... tarafından davacı ... petrole gönderilen 13/11/2013 tarihli ihtarname ile aralarında münakit 09.06.2010 tarihli ön protokol gereği davacı ... tarafından uygulanması gereken iskonto oranlarının ihtarname tarihine kadar düzenli olarak uygulanmaması sebebiyle 10.06.2010 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği, davaya konu 60.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı şekilde nakde çevrildiği 14.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir.Taraflar arasında düzenlenen 10.06.2010 tarihli taahhütnamenin 2. maddesinde; her yıl için alınacak asgari akaryakıt miktarının belirlendiği, 3. maddesinde cezai şart miktarının bayinin intifa süresi olan beş yıl için şirketten almayı taahhhüt ettiği akaryakıt miktarından elde edilecek şirketin % 5 kâr oranı uygulaması ile hesaplanmış yoksun kalınmış kar miktarı olduğu; 10. maddesinde bayi işleticinin sözleşme tarihinden itibaren yılda 1000 m3 beyaz ürün alınacağı, bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın % 5'inin şirkete cezai şart olarak ödeneceği, bu hesaplamanın şirketçe her yıl için yıl sonunda hesap ekstresi ile birlikte yapılacağı, ancak şirketin isterse bu hesaplamayı her ay için de yapabileceği, 8. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi hâlinde, fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam akaryakıt (K.Benzin, M.Benzin, Motorin vs.) miktarlarının fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu şirketin uğradığı zarar ve ziyanın, bu fesih tarihinde sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher metreküp beyaz ürün için, motorindeki şirket kârı esas alınmak sureti (ki bu kâr oranı %5 olarak tayin edilmiştir) ile belirlenecek şirketin toplam zarar ve ziyan tutarlarını hiçbir itirazda bulunmaksızın herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin bayinin derhal ve defaten ödeyeceğinin, bu hâlde de ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın şirketin tüm teminatları paraya çevirme hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır.İstasyonlu bayilik sözleşmesinin 45.d maddesinde, bayinin sözleşme veya ek protokollerde belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinde sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam akaryakıt (K.Benzin, M.Benzin, Motorin vs.) miktarlarının fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu şirketin uğradığı zarar ve ziyanın, bu fesih tarihinde sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher metreküp beyaz ürün için, motorindeki şirket kârı esas alınmak sureti ile belirlenecek şirketin toplam zarar ve ziyan tutarlarını hiçbir itirazda bulunmaksızın herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin bayinin derhal ve defaten ödeyeceğinin, 46. maddesinde sözleşmenin feshi hâlinde bayinin ek protokolle kaleme alınacak olan cezai şartı ihtarname keşidesine gerek kalmaksızın ilk yazılı talep üzerine ...'e ödeyeceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Sözleşmenin 50. maddesinde ihtilaf hâlinde ...'in ticari defter ve kayıtlarının münhasır ve kesin delil olacağı taraflarca kabul edilmiştir.Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde yer alan ''asgari alım taahhüdü''ne uymama hâlinde öngörülen ve sözleşme ile sözleşme eklerinde zaman zaman kâr mahrumiyeti, zaman zaman cezai şart olarak adlandırılan ceza koşulu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 158/2 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/2) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğindedir. Davacı tarafça bayilik sözleşmesi kapsamında cezai şart talep edilmiş olup, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya sözleşme eki taahhütnamelerde yer alan yıllık asgari alım taahhüdüne uymama hâlinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olduğu yerleşik içtihatlarda benimsenmiştir (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 24.05.2016 tarih ve 2015/17632 Esas, 2016/9261 Karar, 17.09.2014 tarih, 2014/1853 Esas, 2014/13693 Karar sayılı ilamı ile 2018/3380 E-2019/5428 Karar sayılı ilamı).TBK'nın 179/2 maddesi ''Ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir'' hükmünü içermekte olup Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında, bütün eksik ifa hâllerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nın 179/2 madde hükmü emredici nitelikte olmayıp, taraflarca aksi kararlaştırılabilir. TBK'nın 179/2 maddesine göre, iki hâlde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer hâlde ise alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Çekince (ihtirazi kayıt) için bir şekil şartı getirilmemiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere TBK'nın 179/2 hükmü emredici olmayıp tarafların bunun aksini kararlaştırmalarına engel emredici bir düzenleme yoktur .Somut olayda, 10.06.2010 tarihli asgari alım taahhüdü ve sözleşme gereğince davalı bayi tarafından cezai şart ödenmesi açıkça kabul ve taahhüt edilmiş, davacı, sözleşmede, ifaya devam edilmesi hâlinde dahi ihlal edilen dönemlere ilişkin alım taahhüdüne bağlı ceza koşunu talep edeceğine dair hakkını saklı tutmamıştır. Bu nedenle, sözleşme hükmü ve taahhütname dikkate alındığında, çekince koyulmaksızın ifaya devam edilmiş olması, ihlal edilen dönemlere ilişkin alım taahhüdüne bağlı ceza koşulu talebinin saklı tutulmaması, davacının önceki dönemlere ilişkin cezai şart alacağından zımnen vazgeçtiği anlamına gelir.Somut olayda taraflar arasında düzenlenen sözleşme 10.01.2010 tarihli olup aynı zamanda sözleşme düzenlendikten sonraki ilk mal alımının bilirkişi tarafından 19.07.2011 olrak tespit edildiğ bu durumda 5 yıllık alım taahhüdüne uyulmaması halinde cezai şart tutarlarının hesap edileceği dönemler 1)19.07.2011-2012; 2)19.07.2012-2013; 3)19.07.2013-20.11.2013 şeklinde kabul edilmelidir. Bilirkişi incelemesi sonucunda davalı bayinin her üç dönemde de alım taahhüdüne uymadığı tespit edilmiştir. Öte yandan, davacının davalıya eksik alıma rağmen, ilk yılın sonunda ilk dönem/ yıl sonrasından sonra gelen dönemde ürün vermeye devam ettiği, 1., 2., 3, dönemlerde/ yıllarda hiç ihtar etmeyip çekincesiz ürün vermeye devam ettiği tespit edilmiştir. Sözleşmenin 46. maddesinde cezai şartın ihtarname keşidesine gerek kalmaksızın ilk yazılı talep üzerine ...'e ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, ancak davacının mal satıp teslim ettiği ve mal vermeye devam ettiği anlaşılmakta olup bu durumda “bayiye mal vermeden önce çekincenin bildirilmesi” koşulunun yerine getirilmediği görülmüştür. Birinci, ikinci, üçüncü dönemlere ilişkin ihtar/ çekince bulunmadan ürün verilmeye devam edildiği, davacının bu hususta yazılı bir talebinin bulunmadığı, ihlal edilen dönemlere ilişkin hakkını da sözleşmede ve taahhütnamede saklı tutmadığı tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak da ilk iki döneme dair çekince bulunmamakla eksik alım nedeni ile cezai şart alacağının doğmadığının kabulü gerekir. Davacının sadece son sözleşme dönemi için eksik alım nedeniyle cezai şart talep edebilmesi mümkündür. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yukarıda da bahsedildiği üzere; 10.06.2010 tarihli taahhütname gereğince, davalı bayinin yılda 1.000 metre küp beyaz ürün, 2 ton madeni yağ alacağı, alım taahhüdüne uymaması hâlinde davacıya her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarının %5'ini cezai şart olarak ödeyeceği, 10.06.2010 tarihli taahhütnamenin 3. maddesinde ise; cezai şart miktarının bayinin intifa süresi olan beş için şirketten almayı taahhüt ettiği akaryakıt miktarından elde edilecek şirketin % 5 kâr oranı uygulaması ile hesaplanmış yoksun kalınmış kâr miktarı olduğu düzenlenmiştir.TBK'nın 20. maddesinde genel işlem koşulları, bir sözleşmeye yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olduğuna yer verilmiştir. Maddenin devamında bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alması kapsamı, yazı türü ve şeklinin nitelendirmede önem taşımayacağı ve diğer hususlara yer verilmiştir. Kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşmelerin düzenlenmesi, yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Ancak, Yasanın 25. maddesine göre, genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. Genel işlem koşulu içeren sözleşmeler, dürüstlük kuralına aykırı ve karşı tarafın aleyhine olacak hükümler varsa, bu hükümler hiç yazılmamış (hükümsüz) sayılacaktır. Buna göre sözleşmenin ve taahhütnamenin haksız şart niteliğinde olmayan koşullar içerdiği ve geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Taahhütnamede cezai şartın hesaplanmasına ilişkin farklı hükümler bulunduğu görülmüştür. Bu durumda TBK'nın 23. maddesi gereğince; taahhütname hükmünün düzenleyenin aleyhine ve karşı taraf lehine yorumlanması gerekmektedir. Bu nedenle, davacının 19.07.2013 tarihinden sözleşmenin fesih tarihine kadar eksik alım nedeni ile 10.06.2010 tarihli taahhütname 3. maddesi gereği cezai şart miktarının bayinin intifa süresi olan 5 yıl için şirketten almayı taahhüt ettiği akaryakıt miktarından elde edilecek şirketin % 5 kâr oranı uygulaması ile hesaplanmış yoksun kalınmış kâr miktarı olduğu düzenlenmiş olup, bilirkişi tarafından davacının davalı bayiye en son düzenlediği 16.11.2013 tarihli fatura üzerindeki motorin fiyatı ile ... fiyatı arasındaki fark üzerinden davacı dağıtıcının % 5 kârı baz alınarak hesaplama yapılması ve mahkemece bu hesaba göre cezai şarta karar verilmesi isabetli görülmüş, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Kâr kaybına ilişkin yapılan hesaplamanın ise sözleşmenin geçerli olduğu dönemde taahhütnamede yer alan şartlar çerçevesinde; taraflarca baz alınan ve yapılan ödemeler değerine göre belirlendiği anlaşılmakla davacı şirketin hesaplamanın hatalı olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Birleşen dava bakımından, birleşen davalının teminat mektubunun paraya çevrilmesinin, asıl davada haklı bulunan alacağı aşan kısmının haksız olduğu belirlenerek verilen hükümde yasaya aykırılık görülmemiş, birleşen davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı-birleşen dosya davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı-birleşen dosya davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Asıl dava yönünden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 304,40 TL istinaf karar harcının asıl davada davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Birleşen dava yönünden davalı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.956,27 TL istinaf nispi karar harcının, birleşen davada davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Kanun yoluna başvuran tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06/03/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.