Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/295 E. 2026/481 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/295
- Karar No
- 2026/481
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/295
KARAR NO: 2026/481
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/02/2023
NUMARASI : 2021/124 E., 2023/112 K.
DAVA: Rücuen tazminat (Güvenlik hizmetinin ayıplı ifasından kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe ...Poliçesiyle sigortalı olan ve davalının güvenlik hizmeti sağladığı sigortalı ... Genel Müdürlüğüne ait şantiye sahasında 23.03.2013 tarihinde hırsızlık olayı gerçekleştiğini, şantiyede bulunan beş büyük makaradan oluşan bakır telinin kimliği belirsiz kişilerce, şantiye ile tren raylarını ayıran teller kesilerek açılan aradan çıkarılarak çalındığıni, hırsızlığın gerçekleştiği şantiyenin sigorta ettiren .... AŞ. tarafından birlikte kullanıldığını, ... şirketinin anlaştığı davalı şirketin şantiyenin güvenliğini sağladığını, olayın güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını, yapılan ekspertiz incelemesi sonucu oluşan 79.791,00 TL tazminatın ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, 79.791,00 TL'nin ödeme tarihi olan 05.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın haksız fiile dayalı tazminat davası olduğunu, müvekkili ile .... A.Ş. arasındaki .... Sözleşmesinin 13. maddesi gereğince Kadıköy mahkemelerinin yetkili olduğunu, poliçe kapsamında sigortalı ...Genel Müdürlüğünün muvafakatiyle sigorta ettiren dava dışı ... ...Adi Ortaklığı’na 79.791,00 TL tazminat ödediğini, müvekkilinin sigortalı ve adi ortaklık ile akdi veya kanuni bir ilişkisi olmadığını, hırsızlık olayını gerçekleştiren kişilerin ve müvekkilinin olaydaki kusurunun belirlenemediğini, oysa bu gibi durumlarda güvenlik şirketinin kusuru oranında sorumlu olacağını, olayın gerçekleşmesinde kimin kusurlu olduğunun belirlenemediğini, müvekkilinin dava dışı ... Merkezi firmasına güvenlik hizmeti vermek için sunduğu teklifin pahallı bulunarak reddedildiğini, müvekkilinin bu durumda anılan şirkete bedelsiz şekilde güvenlik hizmeti vermekle sorumlu tutulduğunu, giriş çıkışlarda araç kayıtlarının tutulmamasının da ... merkezi firmasına güvenlik hizmeti verilmediğini gösterdiğini, savunarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/358 Esas ve 2017/612 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2018/2306 Esas ve 2020/1213 Karar sayılı ilamı ile kararı veren mahkemenin yetkisiz olduğu ve İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu belirlenerek karar kaldırılmıştır. Yetkili mahkemece yapılan yargılama sonucunda uyumazlığın esası hakkında eldeki istinaf incelemesine konu karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamından; 23.03.3013 günü toplam 4.200 kg. (6.900
metre) telin, ... ili .... ilçesi ... Mah. ......Cad. üzerinde bulunan ... Şefliğine ait, dava dışı ... A.Ş. isimli şirketin şantiye alanı içinden, öncelikle tahta korumlar kırılarak, şantiye ile tren raylarını ayıran teller kesilerek makaranın buradan çıkarıldığı, diğer makaranın da tren yoluna açılan geçidin sol yanından yuvarlanarak hemzemin geçide kadar getirildiği, 5 makara bakır izolesiz portör tellerinin hırsızlık sonucu çalındığı, davacı ... şirketi tarafından 03/07/2012-30/12/2012 tarihleri arasında geçerli ... Poliçesi sigortasının yapıldığı, davacı ... şirketi tarafından, dava dışı sigortalısına ait emtianın çalınması
nedeniyle sigortalısına 05.06.2013 tarihinde ödeme yapıldığı, tazminatını ödeyen davacı ... şirketi TTK.1472. maddesine göre sigortalısının hukukuna halef olduğundan, bu kanuni halefiyete dayanılarak davalının gerekli güvenlik önlemlerini almadığından ve söz konusu tazminattan sorumlu olduğundan bahisle iş bu davayı açtığı, davalı ... 03/04/2012 tarihli 04/04/2012-31/12/2012 tarihleri arasında geçerli Özel Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi imzalamakla şantiye alanındaki güvenliği sağlama yükümlülüğü üstlendiği ve özel güvenlik hizmeti verdiği, 23.03.2013 günü meydana gelen hırsızlık olayında davalının yapılması gereken güvenlik hizmetlerindeki sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmediği, gerekli dikkat, hassasiyet ve özen
yükümlülüğünün gösterilmediği, çevre koruma tellerinin iki ayrı yerden kesilerek şantiyeye girildiği, şantiyeden toplam beş adet izolesiz bakır teli makaranın şantiyeye giren şahıslar tarafından çalınmak suretiyle meydana hırsızlık olayında kusuru ve ihmalinin bulunduğu, meydana gelen hırsızlık olayında % 60 oranında sorumlu olduğu, 4 personel eksikliği ile 6 Özel Güvenlik görevlisi görevlendirildiği, şantiye alanında kamera kayıt sisteminin kurulmadığı, davalı .ile şantiye alanına giren malzemelerle ilgili ayrıntılı bir protokolün yapılmadığı, Şantiye alanındaki malzemelerle ilgili gerekli kayıtların ve malzeme sayımlarından Davalının bilgilendirilmediği ve uyarılmadığı, böylece dava dışı sigortalının bahse konu olayda müterafık kusurunun bulunduğu, zarardan %40 sorumluluğunun olduğu, bilirkişi heyet raporunun gerekçeli ve denetlenebilir olması nedeniyle hükme esas alındığı, davacının TTK.1472. Maddesine göre sigortalısına halef olduğu..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 47.874,60 TL tazminatın, sigortalıya ödeme tarihi olan 05.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınmaksızın karar verildiğini, esasında müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ...Ortaklığına ödeme yaptığını, ancak müvekkilinin bu firmalarla yapılmış bir sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili ile .... AŞ arasında güvenlik hizmet sözleşmesi yapıldığını ve müvekkilinin bu sözleşmenin gereğini yerine getirdiğini, şantiyedeki Onarım ve Koruma Hizmetlerinin .... AŞ tarafından üstlenildiğinden davanın bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini,
Hırsızlık olayının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirsiz olduğunu, 4 tonu aşan 5 adet büyük makaranın müşteki beyanlarındaki şekilde insan gücü ile çalınmasının mümkün olmadığını, bu ağırlıktaki emtianın 20 metre itelenerek götürülmesinin fark edileceğini, ancak güvenlik görevlilerinin herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadıklarını, bu işlemler için ceza kovuşturmasının yapılması gerektiğini, olaya ilişkin olarak Polis memurları tarafından görgü tutanağı tutulması, olayın yaşandığına karine olmadığını, tutanağın da esasen ... firmasında çalışam muhasebecilerin beyanına dayanılarak tutulduğunu, polislerin çalınan tele ilişkin uzmanlıkları bulunmadığını, emtianın insan gücüyle çalınıp çalınmayacağına ilişkin bilirkişi raporlarında bir açıklama bulunmadığını, ceza yargılamasının sonucunun dosyada bulunmamasın rağmen bilirkişilerin ne şekilde rapor düzenlediklerinin anlaşılmadığını, bu nedenle davcıların iddia ettiği ceza yargılamasına dair bilgileri vermek mahkemece süre verildiğini ve dosyasının celbi için müzekkere yazıldığını, ... CBS'nin 15.11.2022 tarihli E.21940216-önbüro 2022/1816 Muh. sayılı yazısında soruşturma bulunmadığın belirtildiğini, bu nedenle bilirkişi raporlarının da hatalı olduğunu, ...Ortaklığı ile müvekkili arasında bir sözleşme yapılmadığının raporda tespit edilmesine karşın devamında ... ..... A.Ş. İle müvekkili arasında imzalanan sözleşme içeriğinde yer alan bir hükmün hatalı şekilde yorumlanarak sözleşme dışı 3. kişilere de yarar sağlayacak şekilde çıkarımda bulunulduğunu, oysa güvenlik hizmet sözleşmesinin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğunu, ...Ortaklığının sözleşmeye dair hiçbir edimi bulunmadığını, sözlemenin nispiliği ilkesinin ihlal edilerek rapor düzenlendiğini, sadece sözleşmenin tarafı olan şirket yönünden inceleme yapılması gerektiğini. Taraf olmayan adi ortaklığın malzemeleri, giriş kayıtları şantiyede olsa dahi müvekkiline bilgileri verilmediğini ve müvekkilinin sorumlu olamayacağını, sigortalı adi ortak ile ... Şirketi arasında da herhangi bir sözleşme bulunmadığını, her iki şirketin taşeron firma olarak, ...Genel Müdürlüğünden bir birinden farklı hizmetlerin yürütülmesi işini aldıklarını, ... firmasının ana işverene karşı sözleşmesel taahhüd ve borç altına girdiğini, adi ortaklığa karşı herhangi bir taahüdü ve sorumluluğu bulunmadığını, adi ortaklığın basiretli bir tacir olarak şantiye sahasındaki güvenliğini sağlaması gerektiğini, sigorta sözleşmesi ile güvenlik hizmet sözleşmesinin farklı şirketler arasında imzalanması nedeniyle müvekkilinin oluşan zarardan sorumlu olmadığını, müvekkilinin ... şirketi ile 04.04.2012-31.12.2012 tarihleri arasında özel güvenlik hizmeti sözleşmesi akdederek göreve başladığını, adi ortaklığın ise 03.07.2012 tarihli yer teslim tutanağı ile inşaat şantiyesinde faaliyetlerine başladığını, aynı tarihte de sigorta yapıldığını, üç ay sonra başlayan adi ortaklığın güvenlik işlerinin bu sözleşmenin kapsamında olamayacağını, müvekkilinin sözleşme ve işe başlamasından sonra başlanan bir işten güvenlik hizmeti veren müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacı şirketin çalışma sahasında bu tür bir riskin bulunması karşısında risk analizi yapmadığını, kapalı ve kilitli alanda tutulmayan emtianın sigorta kapsamına girebilmesi için şantiye çevresinin kapatılmış olması, 24 saat güvenlik görevlisi bulunması ve gece aydınlatma yapılmasına bağlı olduğunu, bu şekilde işlem yapılmadığı gibi çok değerli olan bakır tellerin kimseye zimmetlenmemesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, buna rağmen müvekkilinin hasarın %60'ından sorumlu tutulduğunu, sözleşme ihlal edilse dahi ancak sözlemenin taraflarının talepte bulunabileceğini, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmeden karar verildiğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Alınan raporlarda hırsızlık fiili sebebi ile davalının kusurlu olduğunun belirlenmesine rağmen, kusur dağılımına ilişkin tespitin hatalı olduğunu, davalının güvenlik alanında uzman olduğu dikkate alındığında güvenliğinden sorumlu olacağı alanın kontrolünü sağlayarak, etkin şekilde güvenliğin kaç kişilik ekip ile sağlanabileceğini tespit ederek hizmet vermesi gerektiğini, bu nedenle dava dışı şirketin 10 adet güvenlik personeli bulundurma hakkı varken 6 adet güvenlik personeli bulundurması, kameranın mevcut olmaması, şantiyeye giren emtialar hususunda davalıyı bilgilendirmemiş olduğu hususlarının varsayımsal kanaatler olacağını, davalının sözleşme ile şantiye alanının tümünün güvenliğini sağladığını, hırsızlık fiilinin işçi yatakhanesinin ve idari binanın bulunduğu alanın tam karşısında gerçekleşmesi, işçilerin kullandığı tren yoluna açılan geçidin yanından hırsızlığa konu emtiaların götürülmesi dikkate alındığında eylemin ancak ihmal sonucu gerçekleşebileceğinin kabulü gerekeceğini, sözleşmede davalının şantiyenin giriş-çıkış kapısından itibaren tüm şantiye alanı içinde bulunan şahısların can ve mal emniyetinin sağlanması ve şantiyede bulunan ve işin yapılmasına yönelik bütün malzeme ve iş makinalarının güvenliğinin sağlanması için bütün tedbirlerin alacağının kararlaştırıldığını, ayrıca şantiyede devriye hizmeti verileceğinin kararlaştırıldığını, buna rağmen varsayımsal gerekçelerle davalının kusurunun azaltılmasının kabul edilemeyeceğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, Montaj All Risk Sigorta Poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin, güvenlik hizmetini sözleşmeye uygun yerine getirmediği iddiasıyla davalı güvenlik şirketinde rücuen tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kablüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı ... şirketi ile dava dışı sigortalı ...Ortaklığı ve/veya Tali Müteahhit/Taşeronları için ... Genel Müdürlüğünün demir yolu hattının inşa ve onarım işi için ...... Poliçesi akdedilmiştir. Poliçede riziko adresi ... ........Tesisleri İşinin Şantiyesi olarak gösterilmiş olup, hırsızlık teminatı bulunmaktadır. Sigortalı ..... olup, sigorta TTK'nın 1454.maddesine göre üçüncü kişi yararına sigorta niteliğindedir. Anılan madde uyarınca sigortalı TCDD hasar bedelinin sigorta ettirene ödenmesine izin verdiği dava dilekçesinin ekindeki belgelerden alanlaşılmıştır.23.03.2013 tarihinde meydana geldiği belirtilen hırsızlık olayı sebebiyle davacının, sigortalının talebi ile sigorta yaptıran şirkete 05.06.2013 tarihinde 79.791,00 TL ödeme yaptığı ve halefiyet ilkesi gereğince meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğundan bahisle bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Davacının rizikonun meydana gelmesi ile sigortalısına ödeme yaparak yasal halef olduğu, ayrıca dosyadaki temlik belgesinden de temlik alan davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık hırsızlık olayının gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise davalı ile dava dışı .........AŞ arasında düzenlenen 03.04.2012 tarihinde imzalanan ve 31.12.2012 tarihine kadar yürürlükte kalacak olan güvenlik hizmetleri sözleşmesi kapsamında davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra kolluk kuvvetlerince tutanak düzenlendiği, bir kısım görgü tanıklarının dinlendiği, ancak oluya ilişkin bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmadığı ... Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2022 tarihli yazısından anlaşılmaktadır.
Hasar ihbarı sonucu düzenlenen ekspertiz raporunda, henüz monte edilmeyen bakır emtiasının şantiye sahasında açıkta muhafaza edildiği, şantiye sahasının 24 saat süreyle davalı tarafından korunduğu, sahada gece aydınlatması bulunduğu belirlenmiş ve poliçedeki muafiyet uygulanarak 79.791,00 TL hasar tespit edilmiştir.Mahkemece alınan 14.07.2016 tarihli raporda, davalının sigortalı ile bir sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle sigortalıya karşı bir sorumluluğu bulunmadığı, davacının ... ..... Adi ortaklığına ait şantiyeyi sigortalamadan önce dava dışı ... Şirketi ile imzaladığı sözleşme nedeniyle sorumlu tutulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirlenmiştir.İtiraz üzerine alınan 05.04.2017 tarihli ek raporda ise, ek hukuki inceleme sonucu zarar ile davalının yeterli güvenlik önlemi almaması eylemi arasında uygun nedensellik bağı bulunduğu belirlenerek sigortalı ve davalının eşit oranda kusurlu olduğu belirlenmiştir. Bu rapor üzerine Çerkezköy 2.AHM'nin 14.09.2017 tarihli ve 2014/358 Esas 2017/612 K.sayılı ilamı ile davanın %50 kusur oranına göre 39.895,50 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Tarafların istinaf başvurusu üzerine dairemizce ilk derece mahkemesinin kararının yetki nedeniyle kaldırıldıktan sonra mahkemece yapılan incelemeler eksik görülerek yeniden bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Mahkemece alınan 16.03.2022 tarihli raporda ise davalının almayı ihmal ettiği güvenlik önlemleri nedeniyle %60 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Davalı ile ... .......AŞ arasında düzenlenen 03.04.2012 tarihli güvenlik hizmetleri sözleşmesinin 31.12.2012 tarihine kadar yürürlükte kalacağı sözleşmenin kapsam ve konu başlıklı 2.maddesinde belirlenmiştir. Sözleşmenin 2/2. maddesinde, “....... adresinde bulunan ve demiryolu şantiyesi güvenliğinin 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve ilgili mevzuata uygun özel güvenlik hizmetinin verilmesi" sözleşmenin konusu olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin hizmet detayları ve teknik özellikleri başlıklı 5/1.maddesinde işverene ait işyerinin güvenliğinin sağlanması için altı özel güvenlik görevlisi görevlendirileceği, 2. bendinde ise güvenlik görevlileri işverenin onayladığı vardiya çizelgesine göre 08:00-16:00/16:00-24:00 24:00-08:00 vardiyalarının tamamında veya herhangi birinde görevlendirilebileceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin tazmin yükümlülüğü başlıklı 15 maddesinde ise, “Alt işveren tarafından görevlendirilen personelin görevi dışında ve müdahalesiyle meydana gelebilecek her türlü zarar personelin kusuru oranında Alt işveren tarafından karşılanacaktır. Alt işveren, bu sözleşme kapsamında sağlayacağı hizmetlerle ilgili olarak ihmalden kaynaklanan, şantiyenin görebileceği her türlü zarar, ziyan ve güvenlik personelinin ihmalinden kaynaklanan tüm giderleri kusuru oranında ödemekle yükümlüdür." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu sözleşme hükümlerine göre davalı, sözleşme gereği ... Şirketinin, özel güvenlik izni alınmış olan ve hırsızlığın meydana geldiği şantiyesinde 04.04.2012 tarihinde güvenlik hizmetine başlamıştır. Davacı şantiye alanının tamamının güvenliğini üstlenmiştir. Şantiye alanının başkalarınca kullanılması halinde üçüncü kişi yararına sözleşme yapılarak bir edim taahhüt edilmesi mümkün olduğundan ve davacının bu alanın tamamının güvenliğini üstlenmesi nedeniyle zarardan sorumlu tutulmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve Yönetmeliği çerçevesinde, görev alanı içinde yetkisi dahilinde önleyebileceği suçlardan, gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek meydana gelmesi halinde sorumluluğu doğacaktır. Sözleşmenin tarafı olan ... Şirketinin başvurusu üzerine ... İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan araştırmada şantiye sahasına 5188 sayılı Kanun kapsamında izin belgesi verildiği ve güvenliğin 10 kişilik silahsız özel güvenlik personeli ile yapılasının istendiği belirlenmiştir. ... Şirketine çevre güvenliğinin sağlanması, tel örgü veya duvar çekilmesi, nöbetçi kulübelerinin konulması, birden fazla güvenlik görevlisi bulunan yerde muhabere sisteminin mevcut olduğu, personelin giriş-çıkışının tek kapıdan olduğu, tesiste yeterli güvenlik görevlisinin bulunduğu, tesis civarında aydınlatmanın bulunduğu, güvenlik görevlisinin yeterli olduğu, tesise verilen güvenlik hizmetinin 24 saat süreli olduğu izin belgesinde belirlenmiş ve hizmetin özel güvenlik şirketlerinden alınması istenmiştir.... İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 02.05.2012 tarihinde verilen faaliyet izin belgesi kapsamında imzalanan sözleşme ile şantiye alanının güvenliğini davalı üstlenmiştir. Davalı ile ... ...... Ortaklığı arasında herhangi bir özel güvenlik hizmet sözleşmesi bulunmadığı, güveniğin 6 kişi olduğu, bunların güvenlik binasında ve devriye gezerek görev yapacakları, görev yerlerinin krokide belirtildiği, görev ve devriye hizmetlerinin fabrika giriş kapısı, tel örgü ve işletme içerisi olarak planlandığı, tesisin iç ve dış aydınlatmasının yeterli olduğu düzenlenen krokide belirlendiği görülmüştür. Dava dışı adi ortaklığın sözleşmeden sonra 03.07.2012 tarihinde şantiyede faaliyet başladığı, adi ortaklığın özel güvenlik izni talebinde bulunmadığı, kullanılan yerin ve şantiyenin ... Şirketinin şantiye sahası olduğu, adi ortaklık ile davalı ve ... arasında bunun dışında güvenlik hizmeti anlamında bir ödeme veya sözleşme ilişkisi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere davalı şirketin 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu ile ... Şirketi ile imzaladığı sözleşme kapsamında güvenliğini sağlamayı üstlendiği şantiye sahasında, gerekli önlemleri alması gerekmektedir. Şantiye sahasının olması gereken sayıda güvenlik personeli ile korunmadığı anlaşılmaktadır. Güvenlik izninde yerin 10 kişi ile korunabileceği belirtilmesine karşın, sözleşmede 6 kişinin çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı ve ... şirketinin müterafik kusuru bulunduğu kabul edilmelidir. Davalının tüm şantiye sahasının güvenliğini üstlenmesi ve bu taahhüdün yerine getirememesi nedeniyle şantiye sahasında bulunan kişilere verilen zararların giderilmesi gerekmektedir. Güvenlik görevlilerinin şantiye alanında devriye gezerek faaliyet göstereceklerine ilişkin sözleşme hükmü dikkate alındığında şantiyede gerçekleşen hırsızlık olayının fark edilmemesi davalının kusurudur. Olaya ilişkin ceza kovuşturması yapılmamasına rağmen dosyadaki ifade ve belgelerden zararlandırıcı olayın gerçekleştiği kabul edilmelidir. Davalının sözleşme ve yasaya göre yüklendiği edimini yerine getirmemesi nedeniyle bilirkişi raporu ile mahkemece gerekçesinde denetime elverişli şekilde davalının %60 oranında, ... şirketinin ise şantiyedeki güvenlik önlemlerini eksik bırakması, gerekli malzemeleri temin ederek onaylanan sayıda güvenlikçi ile hizmet almaması nedeniyle %40 oranında kusurlu olarak kalul edilmesi yerindedir.
Mahkemece yapılan inceleme TBK'nın 114/son maddesi atfıyla 50 ve devamı maddelerine uygun olup, kusur ve tazminat oranlarının mahkemece yasaya uygun şekilde belirlendiği, davalının tüm şantiyenin güvenliğini üstlenmesi nedeniyle bu şantiyede faaliyet gösteren sigortalının emtiasının zarar görmesinden de sorumlu olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL nispi istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.454,00 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.