Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1577 E. 2026/883 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1577
- Karar No
- 2026/883
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1577
KARAR NO: 2026/883
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET 1 MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/05/2022
NUMARASI: 2020/78 Esas - 2022/370 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ..., basımdan kağıda, sektöründe öncü konumda olan, Türkiye'deki en büyük ilk 500 sanayi şirketi arasında yer alan ve yaptığı ihracatlarla ülkesine ciddi döviz girdisi sağlayan ve istihdam yaratan bir şirket olduğunu, taraflar arasındaki taşıma hizmet sözleşmesine dayalı olarak cezaya ilişkin performans faturasından kaynaklanan ... Nolu 30/12/2019 Tarihli faturadan ve ekte sunduğumuz sözleşmeden de görüleceği üzere müvekkillerinin borçludan 33.060,06 TL alacaklı konumunda olmasına rağmen karşı tarafa bu durum defalarca belirtilmesine rağmen karşı tarafça herhangi bir ödeme yapılmamış ve neticesinde İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası tahtında borçlu aleyhinde takibe geçilmek zorunda kalındığını, ancak borçlu taraf bu haklı alacağımızın tahsilini geciktirme gayesi ile hareket ederek takibe haksız şekilde itiraz etmiş ve bu sebeple takibin durmasına neden olduğunu, özellikle ticari defterlerimizin ve aradaki sözleşmenin incelemesi neticesinde çok açık ve net şekilde göreceği üzere ... Anonim Şirketi ile yapılan ticarette açık ve net şekilde karşı tarafın borçlu olduğu, müvekkilimizce karşı tarafa ürün tedariki ve hizmetinde bulunulduğu, tüm hizmetin faturalı şekilde yapıldığı ve tüm bu hususların usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defter ve kayıtlarımızda yer aldığı görüleceğini, tüm bu sebeplerle duran icra takibinin devamı için işbu itirazın iptali davasını açma zorunluluğu taraflarında hasıl olmuş olup, yukarıda açıklanan ve belirtilen nedenlerle karşı taraftan taleplerinin ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile birlikte alacağımızın tüm ferileriyle birlikte ödemesini, şimdilik fazlaya ilişkin her türlü hakkımız saklı kalmak kaydıyla, davamızın kabulü ile davalı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı İcra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve adımıza hükmedilecek vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, Sayın Mahkeme Hakimliğine ibraz etmiş olduğu dava dilekçesi ile taraflar arasında imzalı Taşıma Sözleşmesi ile cezaya ilişkin performans faturası sebebi ile müvekkil firmadan KDV dahil 33.060,66 TL alacaklı olduğunu, bu alacak bedelinin ödenmemesi sebebi ile icra takip işlemlerine başlandığını, icra takibine yapılan itiraz ile ise, takibin devamı için iş bu davanın açıldığını iddia ettiğini, yürürlükte bulunan HMK. 119. Maddesinde yer alan düzenleme uyarınca davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delil ile ispat edeceğini de yazarak açıklaması gerektiğini, yine madde düzenlemesinde, dava dilekçesinde belirtilen şekilde bir eksikliğin bulunması halinde, hakimin davacı tarafa süre vereceği ve verilen süre içerisinde davacı tarafça açıklama yapılmaması halinde davanın usulden reddine karar verileceği de düzenlendiğini, davacı taraf yukarıda bahsedildiği ve dilekçesi içeriğinden de anlaşılacağı üzere bir adet ve performans cezası açıklamalı fatura uyarınca alacaklı olduğunu iddia etmekte olduğunu, ancak dava dilekçesi içerisinde söz konusu faturanın ne sebeple düzenlendiği, fatura konusu alacak iddiasının ne şekilde hesap edildiği belli olmadığı gibi, bu faturanın düzenlenmesine dayanak yapıldığı iddia edilen taraflar arasında ki sözleşme ile dayanak faturada müvekkil firmaya tebliğ edilmediğini, belirtilen nedenlerle öncelikle, davacı tarafa, davasını ve alacak iddiasını oluşturan faturanın ne sebeple neye dayanarak düzenlendiği, fatura içeriğinin nasıl hesaplandığının izah edilmesi için süre verilmesini talep eder, bu açıklama davacı tarafça yerine getirilinceye kadar davacı tarafın alacak iddiasına karşı cevaplarımızın ibrazı için haklarını saklı tuttuklarını belirttiler, Müvekkil firma, davacı firma ile arasında imzalı bulunan sözleşme gereğince, davacı firmaya nakliye ve dağıtım hizmetleri vermiş, vermiş olduğu nakliye hizmetleri karşılığında ise davacı firma adına çeşitli tarih ve numaralı faturalar düzenlemiş ve müvekkil firma tarafından verilen nakliye hizmetleri sebebi ile düzenlenen bu faturalar da itiraz olmaksızın davacı firma kayıtlarında yer aldığını, taraflar 2018 yılının sonlarında vardıkları mutabakat ile iş ilişkisini karşılıklı olarak sona erdirilmesi ile ilgili olarak anlaşmış ve Şubat 2019 yılı itibari ile artık davacı firma müvekkil firmadan hizmet almamaya başladığını, taraflar arasında ki sözleşmeye dayalı bu hizmet ilişkisinin sona ermesine rağmen, davacı taraf vadesi geçmiş ödemelerini yerine getirmemiş ve müvekkil firmanın sözlü ve taraflar arasında ki mail yazışmalarına konu ödeme taleplerine yanıt vermediğini, bu çerçevede müvekkil firmanın alacak iddiasında bulunan davacı firmadan alacaklı olması nedeni ile , davacı firma aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile faiz dahil toplam 36.181,37 TL alacak için icra takip işlemlerine başlanmış, davacı tarafın itirazı sebebi ile takip durmuş ve konu alacak sebebi ile arabuluculuk işlemlerine başlanmış ancak burada da bir anlaşma zemini bulunamadığını, dolayısı ile müvekkil firmanın alacak iddiasında bulunan tarafa her hangi bir borcu bulunmadığı gibi, vadesi geçmiş olduğu halde ödenmemiş hizmet faturaları sebebi ile davacı firmadan alacaklı olduğunu, bu alacak iddiamız ile ilgili olarak davacı firma aleyhine İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/253 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu dava dosyanın Sayın Mahkeme tarafından açılacak olan dava dosyası ile birleştirilmesi talep edilecek olup, bu aşamada, alacaklarının takas- mahsup edilmesine yönelik olarak taleplerini de belirtilen nedenle de davacı tarafından ileri sürülen alacak iddiasına itiraz etmişlerdir. Davacı tarafın müvekkil firma aleyhine takip işlemlerine başlaması sonrasında, takibe itiraz dilekçemiz içerisinde de bahsedildiği gibi, müvekkil firma kayıtları inceleme altına alınmış ve davacı tarafça takip konusu yapılmış olan faturanın müvekkil firma kayıtlarında yer almadığı anlaşıldığını, yukarıda da belirtildiği gibi, alacak iddiasının dayanağını oluşturan bu fatura müvekkil firma kayıtlarında yer almadığı gibi, ne sebeple oluşturulduğu ve fatura içeriğinin ne şekilde hesap edildiği de anlaşılamadığını, belirtilen nedenlerle müvekkil firma aleyhine haksız şekilde yapılan takibe itiraz eder, haksız ve dayanaksız davanın reddine, alacaklı olduğu iddiasını ileri süren davacı firmanın, müvekkil firma tarafından adına düzenlenmiş, davacı firma kayıtlarında yer alan ve vadesi geçmiş nakliye hizmetleri sebebi ile müvekkil firmaya borcu bulunmakta olduğunu, müvekkil firmaya olan borcunu ödemek yerine kötü niyetli şekilde müvekkil firma aleyhine dayanaksız iddialar ile faturalar düzenlenerek alacak yaratılmaya çalışılmasına ve buna dayanarak dava açılması karşısında, davacı firmanın kötüniyeti sebebi ile alacak iddiasının %20sinden az olmamak kaydıyla, kötüniyet tazminatına hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... A.Ş. ile davalı ... ...A.Ş. arasında akdedilmiş olan Nakliye Hizmet sözleşmesi uyarınca, davalı firmaya nakliye ve dağıtım hizmetleri verildiğini, müvekkil firma, taraflar arasında imzalı sözleşme hükümlerine uygun olarak verdiği nakliye hizmetleri sebebi ile davalı firma adına, çeşitli tarih ve seri numaralı faturalar düzenleyerek, davalı firmaya tebliğ etmiş ve söz konusu faturalar tarafların resmi defter ve kayıtlarına alındığını, bu konuda bir ihtilaf mevcut olmadığını, taraflar 2018 yılının sonlarında, karşılıklı olarak vardıkları mutabakat ile iş ilişkisini karşılıklı olarak sona erdirilmesi ile ilgili olarak anlaşmış ve Şubat 2019 yılı itibari ile artık davalı firma müvekkil firmadan hizmet almamaya başladığını, taraflar arasında ki sözleşmeye dayalı bu hizmet ilişkisinin sona ermesine rağmen, davalı taraf vadesi geçmiş ödemelerini yerine getirmemiş ve müvekkil firmanın sözlü ve taraflar arasında ki mail yazışmalarına konu ödeme taleplerine yanıt vermediğini, Davalı- borçlu firmanın vadesi geçmiş ödemelerini yerine getirmemesi nedeni ile, adına Beyoğlu .... Noterliğinden 30.04.2019 tarih ... yevmiye numarası ile bir ihtarname keşide edildiğini, söz konusu ihtarname içerisinde davalı- borçlu firmanın vadesi geçmiş temerrüt faizi dahil toplam 121.104,91 TL borç bedelinin derhal ödenmesi talep edilmiş ise de, borçlu firma bu borç bedelinin ancak bir kısmını ödeyebildiğini, Davalı-borçlu şirketin yapılan tüm sözlü ve yazılı uyarı ve talepler ile keşide edilen ihtarnamelere rağmen, vadesi geçmiş tüm borç meblağını ödememesi neticesinde, müvekkil firmanın vadesi geçmiş faturalardan kaynaklı işlemiş faiz alacağı da dahil toplam 36.181,37 TL cari hesap alacağının tahsili için davalı firma aleyhine, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ile icra takip işlemlerine başlandığını, aleyhine icra takibine geçilmiş olan davalı-borçlu firma, borcunu ödemek yerine, tebellüğ etmiş olduğu ödeme emrine ‘ böyle bir borcun bulunmadığından bahisle’ itiraz etmiş olup davalı firma tarafından yapılan haksız ve dayanaksız itirazın iptali için Sayın Mahkeme huzurunda iş bu davanın açılma zarureti hasıl olduğunu, davalı firma tarafından yapılan itiraz haksız ve kötüniyetli olduğunu, bu nedenle, borçlu şirket aleyhinde % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, Davalı-borçlu tarafın .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyasına (ödeme emrine) yapmış olduğu tüm haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın % 20’den az olmamak üzere davalı-borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, haksız ve kötü niyetli olarak müvekkile karşı icra takibi başlatmış, müvekkilin böyle bir borcunun olmaması nedeniyle itiraz etmemiz üzerine dava açtığını, açılan bu dava süresi içerisinde açılmamış olup, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından davanın reddi gerekmekte olduğunu, ayrıca taraflarınca ikame edilen davanın arabuluculuk görüşmelerine ... firmasının yetkilileri ya da vekili herhangi bir mazeret göstermeksizin katılmadığını, arabuluculuk tutanakları ile bu durum sabit olduğunu, bu sebeple açmış oldukları asıl dava yönünden yargılama giderlerinden tamamen karşı taraf sorumlu olup, hiç bir şekilde karşı taraf lehine vekalet ücreti doğmayacağını, Müvekkil şirket sözleşmede yer alan tüm yükümlülüklerini ifa etmiş, tüm ödemeleri gerçekleştirdiğini, yapılan bu ödemelerle davacının hizmet ifası nedeniyle olan alacakları son bulmuş olduğunu, banka kayıtları incelendiğinde bu durum açıklığa kavuşacağına, ancak davacı yapılan ödemeleri yok sayarak taraflarına icra takibi başlatmış olduğunu, müvekkilin, davacı şirkete borcu olmamakla birlikte aşağıda detaylarını verdiğimiz nedenlerle alacaklı konumda olduğunu, iş bu nedenle taraflar arasında akdedilen sözleşmeye dayalı olarak performans cezasından kaynaklı fatura nedeni ile İstanbul .... İcra ... E. sayılı dosyası ve konşimentodan kaynaklı fatura nedeni ile İstanbul .... İcra ... E. sayılı dosyası icra takipleri başlatmış ve itiraz edilmesi nedeni ile Mahkemenizde aynı esasla görülen asıl davayı ve yine Mahkemenizde görülmekte olan 2020/79 E. Sayılı dosya ile görülmekte olan davayı açmış bulunmakta olduklarını, yapılacak olan bilirkişi incelemesi ile banka kayıtları, ticari defter ve kayıtları incelendiğinde bu durum açıkça ortaya çıkacağını, Sayın Mahkememizde aksi kanaatte olunması halinde takas mahsup taleplerinin olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle birleştirilen davanın reddine, %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Asıl davada davacı/birleşen davalının performans ceza faturasına dayalı alacağını ispatlayamadığı, alacağın asıl davacı/birleşen davalının sözleşme kapsamında performans ceza faturasına dayalı olduğu, tarafların takibe ve davaya konu alacaklarının bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, davalı/birleşen davacı tarafından asıl davacı/birleşen davalının kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı, Birleşen davada; birleşen davacı/asıl davalı ... ..şirketinin salı davacı/birleşen davalı ... ..şirketinden takip tarihi itibari ile taşıma sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı 33.060.06 TL alacaklı olduğu, tarafların tacir, yapılan işin ticari iş mahiyetinde olduğundan takip tarihinden itibaren avans faizi talebinin yerinde olduğu, alacağın taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bakiye cari hesap alacağına dayandığı, tarafların takibe ve davaya konu alacaklarının bilirkişi incelemesi ile tespit edilebildiği, takibe ve davaya konu alacağın birleşen davalı tarafından belirli ve bilinebilir olmadığı, itirazında haklı olduğu anlaşılmakla; asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabul, kısmen reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın asıl ve birleşen dava yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, hem asıl hem de birleşen dava yönünden kaldırılması gerektiğini, 09/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişinin hukuka ve hakkaniyete aykırı kanaate vardığını, bilirkişi raporunun gerçeklikten uzak olduğunu, karara esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, 20/10/2021 tarihli bilirkişi raporunun hukuki dayanaktan ve mahkemenin istediği aydınlatma görevinden uzak bir rapor olduğunu, ciddi eksiklikler ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, karşı tarafın edimlerini sözleşmedeki performans şartına uygun şekilde yerine getirmediğinin ve davalı tarafça talep edilen bedelin haklılığını ortaya koyduğunun dosyaya sunulan mailler incelendiğinde görüleceğini, ... firmasının sözleşmesel edimlerini taahhüt ettiği performansta gerçekleştirmediğini ve davalının ciddi zararına sebep olduğunu, davanın arabuluculuk görüşmelerine ... firmasının yetkilileri ya da vekilinin herhangi bir mazeret göstermeksizin katılmadığını, asıl dava yönünden yargılama giderlerinden tamamen karşı tarafın sorumlu olduğunu, hiçbir şekilde karşı taraf lehine vekalet ücreti doğmayacağını, ancak bu husus dikkate alınmaksızın asıl dava yönünden karşı taraf lehine hükmedilmesinin ağır hukuk ihlali olduğunu, çelişkili ve hatalı gerekçelere dayanan usul ve hukuka aykırı mahkeme kararının hem asıl dava hem de birleşen dava yönünden kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Asıl dava; taşıma hizmet sözleşmesine dayalı performans cezası faturasından kaynaklı alacağa istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen dava aynı sözleşmeye dayalı yapılan taşımalardan kaynaklı açık hesap alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı-birleşen davalı istinaf isteminde bulunmuştur.
Davacı-birleşen davalı tarafça davalı-birleşen davacı hakkında İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası ile "taşıma hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak" borcun sebebi gösterilerek 33.060,06 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebine performans cezası açılamalı 33.060,06 TL tutarlı fatura suretinin eklendiği, borçlunun itirazı üzerine asıl davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı-birleşen davacı tarafça davacı-birleşen davalı hakkında İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap alacağına istinaden" borcun sebebi gösterilerek 33.204,35 TL asıl alacak ve 2.977,02 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.181,37 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebine cari hesap suretinin eklendiği, borçlunun itirazı üzerine birleşen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İstinafa konu uyuşmazlık temelde davacının davalıdan performans ceza faturası tutarı kadar alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı tarafın taşıma işiyle iştigal ettiği, davalıya ait bir kısım taşıma işini yaptığı yapılan sefer ve teslimatlar ile her bir taşımaya ait ücret tutar ve bedellerinin uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşamazlığın ...'nin düzenlediği vade farkı faturası ile ...'un düzenlediği performans cezasına ilişkin faturadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında 04.06.2018 ile 31.12.2019 süreli 05/06/2018 tarihli ayrıntılı hükümler içeren "Komple (FTL) Taşıma Hizmet Sözleşmesi" düzenlendiği, 5.60 maddesinde; “Yüklenici aşağıda bulunan Ana Performans Göstergesini hedeflerini tutturmak için azami çaba göstermeyi, bu göstergelerde oluşacak negatif (-) sapmalar için acil önlemler almayı ve iyileştirici programlar izlemeyi taahhüt eder. Antant kalınan her performans kriterinin altında kalan performanslar için uygulanacaktır. ilk bir ay adaptasyon süresi olarak değerlendirilecek olup, performans cezasından muaf tutulacaktır. Sözleşme süresi boyunca %95 olarak tespit edilmiştir. Teslimat performansı aşağıdaki formülle hesaplanacaktır. Müşteri tarafından zamanında tamamı ile kabul edile nakliye adedi Fiili Teslim Performansı = (Ay içinde yapılan toplam nakliye culedi - işveren veya müşteriden kaynaklı ve/ veya mücbir sebeplerden geç teslim edilen ya da edilemeyen nakliye ededi) Sözleşme süresi boyunca Teslimat Performansı Aylık ortalamada %98 olacaktır. %97,9 - %94 Teslimat Performansı için ilgili aya ait kargo cirosunun %2' si ceza %93,9 - %90 Teslimat Performansı için ilgili aya ait kargo cirosunun %3'ü ceza %89,9 ve altındaki Teslimat Performansı için ilgili aya ait kargo cirosunun %4'ü oranında ceza olarak kesilecektir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.
Dosyaya alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunduğu tespit edilmiştir. Tarafların ticari defterlerindeki mutabakatsızlığın ... tarafından ...'ye düzenlenen performans cezasına ilişkin 33.060,06 TL tutarlı fatura ile ... tarafından ...'a düzenlenen 3.684,29 TL tutarlı vade farkı faturasından kaynaklandığı belirlenmiştir.
Vade farkı istenebilmesi için, yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir.(HGK'nın 2004/19-470 E. 2004/462 K. Sayılı Kararı) taraflar arasında vade farkı ödeneceğine dair yazılı bir sözleşme olmadığı daha önceden vade farkının ödendiğine, taraflarca bu yönde teamül oluştuğuna dair bir iddia ve kayıt da mevcut değilidir. Bilirkişi raporu ile de ticari ilişki döneminde vade farkı faturası kaydının bulunmadığı belirlenmiştir. Ticari ilişkiye istinaden düzenlenen faturalarda gecikme halinde vade farkı uygulanır ibaresinin bulunması, vade farkı uygulanacağı yönünde yazılı bir sözleşme niteliği taşımadığı gibi tek başına vade farkı uygulanması için yeterli değildir. Kaldı ki faturaya itiraz edilmemiş olması da vade farkını kabul anlamına gelmeyecektir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 01/02/2018 tarihli 2016/15270 – 2018/329 sayılı ilamı), somut uyuşmazlıkta davalı-birleşen davacının düzenlediği vade farkına ilişkin fatura davacı-birleşen davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmakla vade farkına ilişkin alacak dışlanarak yapılan hesaplamada bir isabetsizlik yoktur.
Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur.
Taraflar arasındaki ceza koşulu ifaya ek ceza koşulu niteliğindedir. Dosyaya kazındırılan bilirkişi raporu ve diğer belgeler ile; Davacı tarafından sunulan belgelerin bir kısım aylık teslimat dökümleri olduğu, bazılarının yanında geç teslim edildiği hususunda ibareler yer aldığı, ancak davacının sunduğu teslimat dökümlerinden her bir teslimatın yüklendiği saat ve tarih ile teslim edildiği saat ve tarihler ve yine ilgili taşıma için planlanan ve hesaplanan süreler belirtilmediği, teslimatların süresinde ve geç yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, davacının sunduğu teslimat listelerindeki geç teslimat ve süresinde teslimat yapıldığına ilişkin kendisi tarafından tutulan ve yasal bir değeri olmayan listenin geç teslimi ispatladığı kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi sözleşmeye göre performans cezası anılan sözleşme maddesine göre ilgili ayın aylık kargo cirosu üzerinden hesaplanacağı düzenlemesi bulunduğu, davacının aylık kargo cirolarının ne kadar olduğu, listelerdeki her bir nakliye teslimatı için ne kadarlık taşıma ücreti belirlendiği hususunda bir bilgi belge sunulmadığı, sözleşmenin ekinde EK-3 ile ücret listesi hususunda anlaşmaya varıldığı düzenlenmiş olmakla dosya içeriğinde sözleşme eki niteliğinde taraflarca imzalı bir ücret listesi bulunmadığı, davacının talep ettiği aylık performans cezalarına ilişkin olarak, her bir taşımaya ilişkin somut verilerin (yükleme ve teslim zamanları, taşıma süreleri vs.) olmadığı, yine taşıma Ücretine ilişkin ve aylık kargo cirolarına ilişkin de bir belge olmadığı nazara alındığında davacı tarafından talep edilen performans cezasına yönelik alacak iddiasının ispatlanmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda davacı ...'un düzenleyip kendi defterlerine kaydettiği, ancak davalı defterlerinde kaydı bulunmayan ceza bedelini talep etme imkanının bulunmadığı, bu faturayı dışlayan şekilde yapılan bilirkişi raporu esas alınarak asıl davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Davacı tarafın asıl dava yönünden davalının arabuluculuk faaliyetine mazeretsiz katılmamış olmasına rağmen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmış olması ve karşı taraf lehine vekalet ücreti verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçisiyle istinaf istemi bulunmaktadır.
Eldeki uyuşmazlığın karar tarihi olan 17/05/2022 itibarıyla 6325 sayılı yasanın yürürlükte olan 18/a-11 madde / fıkrası "(11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." şeklindedir.
Asıl davanın dava değeri 33.060 TL'dir. Karar tarihinde yürüklükte bulunan AAÜT'ye Asliye Hukuk Mahkemelerinde maktu vekalet ücreti 5.100 TL dir. Nispi ücret ise ilk 40.000 TL için %15 tir. Uyuşmazlıkta nispi vekalet ücreti 4.959 TL hesaplanmakla mahkemece davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Ayrıca davacının yaptığı yargılama giderleri üzerinde bırakılmış ve arabulucu ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin kurduğu hüküm karar tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun değildir.
Mahkeme hükmüne dayanak 6325 sayılı yasanın 18/a-11 hükmü ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi Esas Sayısı : 2023/160 Karar Sayısı : 2024/77 Karar Tarihi : 14/3/2024 olup R.G.Tarih-Sayı : 18/4/2024-32521 yayınlanan kararı ile; 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin (11) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “...bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” bölümü ile ikinci cümlesinin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. V. HÜKÜM 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na 6/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle eklenen 18/A maddesinin (11) numaralı fıkrasının; A. Birinci cümlesinin “...bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” bölümünün, B. İkinci cümlesinin, Anayasa’ya aykırı olduklarına ve iptallerine, karar verilmiştir.
Yasanın ilgili maddesi 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle değişikliğe uğramış ve yeni metin "(11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[8] haline dönüşmüştür.
Bu durumda Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı olduğu belirlenen karar tarihindeki hüküm nazara alınarak hüküm kurulması imkanı bulunmamaktadır. Kanun koyucunun Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda yaptığı yeni düzenleme nazara alınarak hüküm kurulması gerekmektedir.
Buna göre davacı tarafından yapılan yargılama gideri toplamı 1.501,50 TL nin 6325 sayılı yasanın 18A/11 hükmüne yarısı olan 750,75 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Aynı hüküm gereği davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği 5.100 TL/2= 2.550 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar vermek gerekmekle birlikte dairimiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği davalı yararına 33.060 TL/2 = 16.500 TL vekalet ücreti takdiri gerektiği, istinaf edenin sıfatına göre aleyhe kaldırma yasağı kapsamında davalı yararına ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan 5.100 TL ücret takdirinin gerektiği, 1.320 TL arabuluculuk ücretinin 660,00 TL sinin davacıdan 660 TL davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, karar vermek gerekmektedir.
Birleşen dava yönünden ise kararların bir bütün olması ve infazda tereddüt oluşturmamak açısından hüküm tekrarı yapmak gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece asıl dava yönünden kurulan hükmün yargılama giderlerine ilişkin bölümü isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle asıl davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
a- Asıl davanın REDDİNE,
1-Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
2-Başlangıçta peşin olarak alınan 399,29 TL harcın alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 332,71 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri toplamı 1.501,50 TL nin 6325 sayılı yasanın 18A/11 hükmüne yarısı olan 750,75 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-6325 sayılı yasanın 18A/11 hükmünce 5.100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5- 1.320 TL Arabuluculuk ücretinin 660,00 TL sinin davacıdan 660 TL davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
b-Birleşen davanın KISMEN KABULÜ İLE;
1-İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin 33.060,06 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devamına,
2-Fazlaya dair talebin reddine,
3-Alacağın taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bakiye cari hesap alacağına dayandığı, tarafların takibe ve davaya konu alacaklarının bilirkişi incelemesi ile tespit edilebildiği, takibe ve davaya konu alacağın birleşen davalı tarafından belirli ve bilinebilir olmadığı, itirazında haklı olduğu anlaşılmakla; icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-Başlangıçta peşin olarak alınan 532,5 TL harcın ve icra takibi peşin harcı 180,91 TL'nin, alınması gerekli olan 2.258,33 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.544,92 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.206,12 TL'sinin davalıdan; dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 113,88 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 24,50 TL olmak üzere toplam 78,90 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 72,09 TL yargılama masrafına, peşin harç 532,50 TL eklenerek sonuç olarak 604,59 TL'nin davalı 'dan alınarak davacı tarafa verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 6,810 TL yargılama masrafının davacı yan üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 5.100,00 TL avukatlık ücretinin davalı 'dan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 3.121,31 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalı 'ya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa iadesine, 10-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-Davacı vekilince asıl ve birleşen dava yönünden yatırılan istinaf karar harçlarının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı tarafından asıl ve birleşen dava yönünden yatırılan 441,40 TL istinaf başvuru harcı ile istinaf aşamasında yapılan 72,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 513,40 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026