Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1441 E. 2026/862 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1441
Karar No
2026/862
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1441

KARAR NO: 2026/862

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/03/2022

NUMARASI: 2020/202 Esas - 2022/232 Karar

DAVA: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın, müvekkili şirket tarafından tahsil amacıyla verilen müşteri çek bedellerini müvekkili şirkete ödemesi gerekirken ödemediğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 E. sayılı dosyasında 10.12.2018 tarihinde taraflarına 3 ay geçici mühlet verilmiş, 06.03.2019 tarihinde verilen ara karar ile bu süre 10.03.2019 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmış, 08.05.2019 tarihinde verilen ara kararla 1 yıllık kesin mühlet verildiğini, müvekkili şirket tarafından...A.Ş. ... Şubesi'ne, konkordato mühletinden önce tahsil amacıyla muhtelif tarihlerde çekler verildiğini, ancak müvekkili şirket hakkında verilen geçici mühlet kararının ilanı tarihinden itibaren müvekkili şirkete bu çek bedellerinin tahsil edilerek ödenmesi gerekirken banka, bedelleri ödemediğini, bankanın bu eylemleri açıkça hukuka aykırı olduğunu, Zira konkordato hükümleri gereğince alacaklılar arasındaki eşitliği bozmamak adına bu süreç zarfında herhangi bir alacaklıya ödeme yapılamadığını, ancak banka, konkordato hükümlerini hiçe sayarak gelen bedelleri müvekkili şirkete asla ödemediğini, nitekim bankanın bu bedelleri taraflarına ödememesi üzerine tarafımızca mahkemeye başvurulmuş ve mahkeme tarafından da bu bedellerin taraflarına ödenmesine karar verildiğini, kanunun emredici hükümlerinin uygulanması amacıyla başvurdukları mahkeme tarafından verilen kararlar da banka tarafından yerine getirilmemiş ve yine müvekkili şirkete ödenmesi gereken bedeller ödenmediğini, kanunun emredici hükümlerinin uygulayıcısı niteliğindeki Mahkemenin 08.11.2019 tarihli ara kararı gereğince, "ilan tarihi ve sonrasında gelen paralara bankalarca bloke işleminin uygulanmasının önlenmesine, bloke konulmuş ise kaldırılmasına, borçlu şirket tarafından ödeme talep edilmesi halinde paranın konkordato projesi çerçevesinde ve konkordato komiseri denetiminde kullanımının sağlanmasına" şeklindeki kararıyla bu paraların müvekkili şirkete ödenmesine karar verildiğini, sonrasında verilen 11.12.2019 tarihli karar ile de geçici mühlet ilanı tarihinin 27.12.2018 tarihi olarak esas alınacağına karar verdiğini, kanunun emredici hükümlerinin uygulayıcısı niteliğindeki bu kararlardan da görüleceği üzere 27.12.2018 tarihinden itibaren tahsil edilen bu çek bedellerinin müvekkili şirkete ödenmesi gerekmesine rağmen banka tarafından asla ödeme yapılmadığını, bankanın tüm çek bedellerini taraflarına ödemesi için 16.12.2019 tarihinde .... Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, fakat bu talep de sonuçsuz kalmış ve banka hukuka aykırı eylemlerini sürdürmeye devam ettiğini, açıklanan nedenlerle; haklı davalarının kabulü ile müvekkiline ödenmesi gereken tüm çek bedellerine dair fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 130.000,00 TL bedelli alacağın, bedellerin bankaca tahsil edildiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Banka'nın ... Şubesi kredi müşterisi olan davacı .... A.ş. Lehine Dava Dışı ... Ve ...'in müteselsil kefaletleriyle krediler kullandırıldığını, ancak kredi kat ihtarında detaylı açıklandığı üzere kullandırılan kredilerin geri dönüşünün gerçekleşmemesi nedeniyle, hesabın kat edildiği ve borcun ödenmesi gerektiği hususlarını içerir .... Noterliği'nin 06.03.2019 tarih ve... yevmiye no'lu hesap kat ihtarnamesi borçlulara tebliğ edilmesine rağmen borç ödenmediğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 E. sayılı konkordato tasdiki davasından verilen tedbir kararları nedeniyle borçlular aleyhine şimdilik icra takip işlemleri başlatılamadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen 08.11.2019 tarihli ara karar; davacı şirket adına yatırılan tutarlara ilişkin olup, bedeli tahsil edildiğinde kredi borcundan düşülmek üzere müvekkili bankaya ciro ve teslim edilen çek ve senet bedellerine ilişkin olmadığını, bu nedenle de iş bu haksız davanın reddini talep ettiklerini, konkordato davasında, 08.11.2019 tarihli ara kararda, davacı şirkete 3. Kişilerden gelen paraların üzerine bloke konulmasının önlenmesine, bloke konulmuşsa kaldırılmasına karar verildiğini, dolayısıyla iş bu kararın Müvekkili Bankanın iyiniyetli yetkili hamil olduğu, başka bir anlatımla alacaklısı olduğu çek ve senetlere ilişkin olmadığını, ayrıca konkordato davasından verilen kararlar gereği davacı şirket hesaplarındaki 89/1 haciz ihbarnameleri gereği konulan haciz blokeleri kaldırılmış ve 3. Kişilerce davacı şirkete gönderilen tutarlar müvekkili Banka tarafından takas ve mahsup konusu yapılmadığını, tüm bu hususlar davacı iddialarının aksine detaylı olarak davacı şirkete gönderilen cevabı ihtarnameler ile izah edildiğini, Zira Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 esas sayılı dosyasından, borçlu talebine istinaden verilen 27.05.2019 tarihli ara karar ile bankaların çeklerden yapmış olduğu tahsilatları muaccel olan alacakları yönünden takas edebileceği açıkça hüküm altına alındığını, bahsi geçen konkordato davasında, davacı şirket tarafından yapılan 27.05.2019 tarihli başvuru ile talep edildiğini, ilgili kararda görüleceği üzere, konkordato davasında, davacı şirket, huzurdaki davanın konusu çeklere ve çeklerden yapılan tahsilatlara ilişkin tedbir kararı verilmesini talep etmiş, konkordato mahkemesi ise talebin kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verdiğini, mahkemenin 27.05.209 tarihli ara kararında açıkça belirtildiği üzere, çeklere ilişkin tedbir kararı yalnızca muaccel olmayan alacaklar için olduğunu, iş bu ara karar gereği muaccel olan alacaklar yönünden takas ve mahsup yapılması mümkün olduğunu, müvekkili bankanın davacı kredi borçlusu şirketten olan alacağı, geçici mühlet tarihinden önce gecikmede ve muaccel olduğu da dikkate alındığında, müvekkili bankanın dava konusu bedeli tahsil edildiğinde kredi borcundan mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya usulüne uygun ciro ve teslim edilen çeklerden yapmış olduğu tahsilatları kredi borcuna mahsup etmesinde hukuken bir sakınca bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen 08.11.2019 tarihli ara kararda da 27.05.2019 tarihli ara kararın gerekçesine değinilmiş ve 27.05.2019 tarihli ara karara yapılan itirazlar reddedildiğini, konkordato davasının 08.11.2019 tarihli ara kararında; “Davacı vekili mahkememize ibraz ettiği 27/05/2019 tarihli dilekçesinde, özetle teminat ve tahsil cirosuyla bankaya verilen çeklerden dolayı tahsilatlar üzerine bankalar tarafından bloke konulmasının önlenmesine ve vadesi gelmemiş çeklerin müvekkili şirketlere iade edilerek komiser heyeti denetiminde olan korumalı hesapta tahsil edilmesini talep ettiği ve mahkememizce oluşturulan aynı tarihli ara karar ile "Bankanın takas hakkını mühlet içinde kullanabilmesi ancak İcra İflas Kanunu ve Borçlar Kanunu hükümlerinin birlikte gerçekleşmesiyle mümkündür. Takası düzenleyen TBK'nun 139/1 maddesinde her iki borcun muaccel olması halinde her birinin alacağının borcuyla takas edilebileceği düzenlemesi karşısında bankanın takas hakkını kullanabilmesi için alacağının muaccel olması yani kredi sözleşmesinin kat edilmesi ya da kredi taksitini talep etmesinin zamanı gelmelidir. İcra İflas Kanunu hükümlerine göre ise borcun geçici mühlet kararından önce doğmuş olması gerekmektedir. Bankanın borcunun mühletten sonra doğması, borçlunun hesabına mühletten sonra para gelmesi halinde takas hakkının kullanılması mümkün olmayacaktır. Bu hükümlerden hareketle davacı şirket hakkında verilen geçici mühlet kararının ilanından sonra doğan alacakların, bankalar tarafından davacının borcuna takas ve mahsup edilmesi mümkün değildir. Bu sebeplerle davacı vekilinin 27/05/2019 tarihli talebinin kısmen kabulü ile bankanın çeklerden dolayı tahsilatlar üzerine hapis hakkı kapsamında bloke koymasının, muaccel olmayan alacağı ile takas etmesinin tedbiren önlenmesine, buna karşılık çeklerin davacı şirkete iade edilmesine yönelik talebin reddine karar verildiği görülmüştür.” diyerek,... “Mahkememizin 27/05/2019 tarihli ara kararının yeterli açıklıkta olduğu, bu hususta yeniden hüküm tesisine yer olmadığı, bununla birlikte mahkememiz kararına rağmen blokelerin devam ettiği bildirilmiş olmakla konkordato ile ulaşılması beklenen iyileşmeye zarar verebilecek nitelikteki blokelere yönelik olarak yeniden hüküm tesis edilmesi gerekli görülmüş olmakla aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. KARAR; Yukarıda açıklanan nedenlerle, - Mahkememizin 27/05/2019 tarihli ara kararına yönelik itirazların REDDİNE, Borçlu şirketin hesaplarına, İİK'nun 294/4 maddesi uyarınca geçici mühletin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği tarih esas alınmak suretiyle, ilan tarihi ve sonrasında gelen paralara bankalarca bloke işleminin uygulanmasının önlenmesine, bloke konulmuş ise kaldırılmasına, borçlu şirket tarafından ödeme talep edilmesi halinde paranın konkordato projesi çerçevesinde ve konkordato komiseri denetiminde kullanımının sağlanmasına, Karar verilmiştir.” Dolayısıyla, konkordato davasının 08.11.2019 tarihli ara kararında da çeklerden yapılan tahsilatların muaccel olmayan alacaklar yönünden takas yapılmasının yasak olduğu, alacağın geçici mühlet kararından önce doğmuş olması ve kredi borcunun muaccel olması, durumunda ise bankanın takas yapabilmesinin mümkün olduğunun belirtildiğini, tüm bu nedenlerden ötürü, konkordato mahkemesi kararlarına istinaden, müvekkili bankaya ciro ve teslim edilen çeklerden yapılan tahsilatlarda, müvekkili bankanın geçici mühletten önce doğmuş ve muaccel olan alacağına ilişkin takas hakkını kullanması mümkün olduğunu, tüm bu hususlar davacı şirket ihtarnamelerine karşı, tanzim edilen cevabı ihtarnameler ile davacı şirkete bildirildiğini, davacı şirket tarafından bedeli tahsil edildiğinde kredi borcuna mahsup edilmek üzere, müvekkili bankaya ciro ve teslim ettiği çeklerde son ve yetkili hamil müvekkili banka olduğunu, TTK 684/1. maddesi; “Ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur. “TTK 818. Maddesi; “Poliçeye ait aşağıdaki hükümler çek hakkında da uygulanır: Ciro hakkındaki 683 ilâ 685. maddeler.” Hükmünü havi olduğunu, anılan çeklerin, davacı tarafından müvekkili bankaya ciro edilerek ve müvekkili bankaya teslim edilmek suretiyle zilyetlikleri geçirilerek, işbu çeklerden doğan bütün hakların müvekkili bankaya devrolunduğu tartışmasız olduğunu, bahsi geçen çekler tahsil edildiğinde bankaları kredi alacaklarına mahsup edilmek üzere davacı şirket tarafından ciro edilerek müvekkili bankaya çek tevdi bordrosu teslim edilen, yasal ve yetkili hamili bankaları olan çekler olduğunu, çek tevdi bordrosundan da anlaşılacağı üzere, davacı şirket tarafından, çeklerden yapılacak tahsilatların bankamız dilediği alacağına mahsup edileceği hususu kabul edildiğini, çeklerden kaynaklanan haklar ciro yolu ile müvekkili banka'ya geçtiğini, konu ile ilgili doktrin görüşleri de bu yönde olduğunu, tüm bu nedenlerden ötürü, davacı şirket tarafından bedeli tahsil edildiğinde kredi borcuna mahsup edilmek üzere, müvekkili bankaya ciro ve teslim ettiği çeklerden dolayı yapılan tahsilatların, alacağımızın geçici mühletten önce doğması ve muaccel olması nedeniyle konkordato mahkemesinin ara kararı gereği tebdir kapsamında olmadığından müvekkili banka tarafından kredi borcuna takas ve mahsubunda hukuka aykırı bir yön bulunmamakta olup, davacı şirketin iş bu çek bedellerinin tahsiline yönelik açmış olduğu huzurdaki davanın reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davaya cevaplarının kabulüne, öncelikle davanın usulden reddine, davanın esasa girilmesi halinde ise; açıklamalarımız doğrultusunda haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalıya konkordato mühletinden önce tahsil amacıyla muhtelif tarihler verilen çeklerin davacı şirket hakkında verilen geçici mühlet kararının ilanı tarihinden itibaren davacı şirkete bu çek bedellerinin tahsil edilerek ödenmesi gerekirken bedellerin haksız olarak ödenmediği iddiasına dayalı olarak davalı aleyhine Mahkememizde açılan alacak davasında yapılan yargılama sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli bilirkişi heyet raporunda .... A.Ş. ile ...A.Ş. arasında imzalanan 02.05.2017 tarihli 25.000.000,00 TL limitli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi çerçevesinde .... A.Ş.'ne 05.05.2017 tarihinde 10.000.000,00 TL, 15.02.2018 tarihinde 10.000.000,00 TL taksitli ticari kredi ve muhtelif tarihlerde spot krediler ve muhtelif muhataplara hitaben verilen teminat mektuplarından ve firmaya teslim edilen çek yaprağı garanti bedelinden kaynaklı gayrinakdi krediler kullandırıldığı, .... A.Ş.'nin taksitli ticari kredilerden kaynaklı kredi borçlarına ilişkin taksit borçlarından, geçici mühlet kararının ilan edildiği 27.12.2018 tarihinden önceki tarihli 05.12.2018 ve 17.12.2018 tarihli taksitlerini ödemediği, bankanın bu tutarları belirtilen tarih itibariyle tasfiye hesaplarına aktardığı, Genel Kredi Sözleşmesindeki 9.19. maddesindeki düzenleme gereğince 05.12.2018 ve 17.12.2018 tarihi itibariyle tüm kredi alacağının muaccel hale geldiği, sözleşmedeki muacceliyet koşuluna ilişkin düzenlemenin tacir olan taraflar için geçerli olup tarafları bağlayacağı, dosyaya sunulan belgelerden geçici mühlet kararının ilan tarihi olan 27.12.2018 tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş nakit krediler nedeniyle Bankanın spot kredilerden 9.557.000,00 TL ve taksitli ticari kredilerden 10,781.535,45 TL olmak üzere toplam 20.338.535,45 TL ana para alacağı bulunduğu, davacı .... A.Ş.'nin muhtelif tarihlerde imzaladığı “Çek Tevdi Bordrosu (Teminat)” başlıklı bir belge ekinde hamili olduğu çekleri beyaz ciro ile geçici mühlet kararının ilan edildiği 27.12.2018 tarihinden önce ...A.Ş.'ne teslim ettiği, çek tevdi bordrosunda teminat için verilen çeklerin tahsil edildiklerinde bedellerinin .... A.Ş.'nin bankadan kullandığı veya kullanacağı krediler ile her ne sebeple olursa olsun doğmuş ve dağacak borçlarına mahsup edilmek üzere bankaya temlik ve teslim edildiğinin belirtildiği, çek tevdi bordrosu ve çeklerdeki cirolardan, çeklerin bankaya tahsil amacıyla değil, tahsil edildiklerinde kredi borçlarından mahsup edilmek üzere verildiklerinin anlaşıldığı, kıymetli evraklarda yer alan hakkın, ilk kez senedin düzenlenmesiyle doğduğundan çekin düzenlenmesiyle alacak hakkının doğduğu, çekin ileri tarihli olarak düzenlenmiş olmasının ve ibrazının konkordato geçici mühletinin ilanından sonra yapılmış olmasının beyaz ciro ile yapılan temliki geçersiz kılmayacağı, çek, mühlet kararının ilanından önce düzenlenmiş ve bankaya ciro ve teslim edilmişse, alacak mühlet kararının ilanından önce doğduğu için İİK.294/6 maddesine göre de geçerli bir temlik olarak kabul edileceği, zira, çekin düzenlenmesi ile hakkın doğduğu ve temlik ve devir işlemi de mühletin ilanından önce yapıldığı için mühlet içerisinde doğan müstakbel bir alacağın devrinin söz konusu olmadığı, bu nedenle Davalı ...A.Ş.'ne geçici mühletin ilanından önce tevdi bordrosu ekinde beyaz ciro ile ciro ve teslim edilen çek bedellerinin, geçici mühletin ilanından sonra ibraz ve tahsil olsalar bile Bankanın muaccel kredi alacakları ile takas ve mahsuba konu edilebileceği, davacı .... A.Ş.'nin tevdi bordrosu ekinde beyaz ciro ile ciro ve teslim ettiği çek bedellerini, muaccel hale gelmiş kredi borcu devam ettiği süre boyunca Bankadan talep edemeyeceğinin tespit edildiği anlaşılmakla davanın reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; konkordato mühletinden sonra tahsil edilen çek bedellerine takas-mahsup uygulanmasının kanuna aykırı olduğunu, konkordato davasında verilen kararlar doğrultusunda çek bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiğini, aksi yönde verilen yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından bankaya verilen çeklerin tamamının 27.12.2018 tarihli geçici mühletten sonra tahsil edildiğini, bu durumun bilirkişi raporunda maddi olarak tespit edildiğini, geçici mühletten sonra tahsil edilen çek bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiğini, Kanunun emredici hükümleri ve konkordato davasında verilen kararlar uyarınca, çek bedellerinin davalı banka tarafından davacıya ödenmesi gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından borcun doğumu olarak çekin düzenlenme tarihinin esas alındığını, ancak bu gerekçenin hatalı olduğunu, çeklerin tahsil edildikten sonra davalı bankanın hesabına geldiğini, davacıya olan borçların bu tarihte doğduğunu, yerel mahkeme tarafından çeklerin veriliş amacının hatalı ve eksik değerlendirildiğini, tahsil cirosu ile bankaya verilen çek bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından değerlendirmesi yapılan ciro türünün yanlış tespit edildiğini, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere banka tarafından çek bedellerinin ancak tahsilden sonra borçtan düştüğünü, çeklerin davalı bankaya verildikten sonra mülkiyetinin bankaya geçmediğini, bankanın yalnızca çeklerin tahsilinden sorumlu bir vekil konumunda olduğunu, hakkında geçici mühlet kararı verilen davacının borcuna karşılık takas mahsup uygulamasının hukuka aykırı olduğunu, takas-mahsup yasağı sebebiyle çek bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava; davalı bankaya tahsil amacıyla verildiği iddia edilen çeklerin, davacı şirket hakkında konkordato kapsamında geçici mühlet kararı verilmesinden sonra ve geçici mühlet hükümlerine aykırı olarak tahsil edilip kredi borcuna mahsup edildikleri iddiasıyla, çek bedellerinin davacıya ödenmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davacı tarafça; konkordato mühletinden sonra tahsil edilen çek bedellerine takas-mahsup uygulanmasının kanuna aykırı olduğu, çeklerin bankaya veriliş amacının temlik cirosu olmadığını, bankanın çeklerin tahsilinden sorumlu vekil olduğunu, takas mahsup yasağı kapsamında davanın kabulüne karar verilmesi gerekçesiyle istinaf isteminde bulunulmuştur.

İcra ve İflas Kanunu'nun 294/6 maddesi "Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür." hükmünü içermektedir.

Konkordato talep eden, talepten önce elindeki ileri tarihli müşteri çeklerini kullandığı kredi karşılığında bankaya temlik cirosu ile devrettikten sonra konkordato talep etmiş ve mehil içinde banka çekleri tahsil etmiş ise kural olarak tahsil edilen çek bedelleri konkordato masasına verilmez. Zira temlik cirosuyla çekten kaynaklanan tüm haklar hamil olan bankaya konkordato talebinden önce devredilmiştir. Öte yandan ciro İİK'nın 294/6 maddesi" kapsamında müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi" olarak da nitelendirilemez. Zira çeke bağlı alacak müstakbel bir alacak olmayıp doğmuş bir alacaktır. TTK'ya göre çek bir ödeme aracı olup, kural olarak mevcut bir borcun ifası amacıyla düzenlenir ve aynı yasanın 795/1. maddesi gereğince görüldüğünde ödenir. Geçici nitelikte bir düzenleme olan 5941 sayılı Kanunun Geçici 3/5. maddesindeki 31.12.2025 tarihine kadar üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz kılınması düzenlemesi çekin bu niteliğini değiştirmemekle birlikte, ileri tarihli çek düzenlenebilmesine hukuki imkan tanınmıştır. O nedenle çekin ileri tarihli olarak düzenlenebilmesi alacağın da o tarihte doğduğu sonucunu doğurmaz.

Ancak konkordato talep eden, çeklerin şeklen temlik cirosuyla devredilmiş olmasına rağmen, çeklerin kredinin teminatı olarak bankaya gizli rehin cirosuyla devredildiğini ispatlarsa tahsil edilen ileri tarihli çek bedellerinin konkordatonun amacı ve alacaklılar arasında eşit muamele ilkesi gereğince komisere iadesi gerekir. (Emsal Yargıtay 6. HD. 2025/1755 e. 2025/2890 k. Sayılı ilamı)

Somut olayda; Dava konusu çeklerde davacının keşideci olmadığı, çeklerin davacıya ciro yoluyla intikal ettiği, çeklerin tamamının davacının beyaz cirosu ile davalıya ciro edildiği, cirolarda tahsil veya rehin/teminat cirosu olduklarına dair kayıt bulunmadığı, çek tevdi bordrosu ile 20/11/2017 ile 26/11/2018 tarihleri arasında davalı bankaya teslim edildiği, keşide tarihlerinin ise 30/12/2018 ile 30/10/2019 tarihleri arasında bulunduğu anlaşılmaktadır.

Çek Tevdi Bordrosunda teminat için verilen çeklerin tahsil edildiklerinde bedellerinin .... A.Ş.'nin bankadan kullandığı veya kullanacağı krediler ile her ne sebeple olursa olsun doğmuş ve doğacak borçlarına mahsup edilmek üzere bankaya temlik ve teslim edildiğinin belirtildiği, görülmektedir.

Ciro şerhinde, cironun tahsil veya rehin cirosu olduğunu gösteren "bedeli tahsil içindir", " bedeli teminattır" türünden herhangi bir kayıt olmaması halinde, ciro temlik cirosu sayılır ( bkz. Ali Bozer/Celal Göle; Kıymetli Evrak Hukuku, Yedinci Bası, Banka ve Ticaret Hukuk Araştırmaları Enstitüsü Yayınları, Ankara, 2017, s. 102 vd). 6102 Sayılı Kanunun 818/1-d bendi atfı ile aynı Kanunun 684/1 maddesi uyarınca temlik cirosu ile zilyetliği devredilen çekten doğan bütün haklar devralana geçer. Buna göre davacının dava konusu çeklerin, yalnızca bedellerinin tahsili amacıyla davalı bankaya verildikleri hususu ispatlanmadığından bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir.

Davacı .... A.Ş.'nin konkordato başvurusu üzerine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1215 esas sayılı dosyasında davacı şirket hakkında 10/12/2018 tarihinde üç aylık geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühlet kararı 27.12.2018 tarihinde ilan edildiği görülmektedir.

Davacının davalı bankaya genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan taksitli ticari krediler, spot krediler, muhtelif muhataplara verilen teminat mektuplarından ve firmaya teslim edilen çek yaprağı garanti bedelinden kaynaklı gayrinakdi krediler kullandırıldığı, davacının taksitli kredi borçlarına ait 05/12/2018 ve 17/12/2018 tarihli taksitlerini ödemediği ve bankanın bu tutarları belirtilen tarih itibarıyla tasfiye hesaplarına aktardığı, genel kredi sözleşmesinin 9,19 maddesindeki düzenleme gereği 05/12/2018 ve 17/12/2018 tarihi itibarıyla tüm kredi alacağın muaccel hale geldiği, geçici mühletin ilan tarihi olan 27/12/2018 tarihi itibarıyla davalı bankanın muaccel hale gelmiş toplam 20.338.535,45 TL ana para alacağı bulunduğu, dava konusu çeklerin davalı bankaya konkordato yargılaması başlamadan önce ciro edilip teslim edildiği belirlenmiştir.

Davalı banka tarafından da, dava konusu çeklerin davacı tarafından kendilerine kredi borcunun ifası amacıyla ciro edildikleri belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından, anılan çeklerin davalı bankaca devralınır alınmaz borçtan mahsup edilmedikleri, emanet hesabında tutuldukları, tahsil edildikten sonra borca mahsup edildikleri, bu durumun bile çeklerin tahsil için verildiklerini kanıtladığı, banka tarafından yapılan tahsilat ve mahsubun geçici mühletin sonuçlarına arasında düzenlenen takas mahsup yasağına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Davacının cirantası olduğu dava konusu çekleri davalıya temlik cirosu ile verdiği, çekler üzerinde tahsil cirosu kaydı bulunmadığından ve taraflar arasında kredi ilişkisi dışında bir ilişki de mevcut olmadığından, bu çeklerin davacının kredi borçlarının ifası uğruna davalı bankaya temlik cirosu ile devredildiklerinin karine olduğu, ödemeler için davalıya kambiyo senedi(çek) verilmesi ifa uğruna edim mahiyetinde olup, aksi açıkça kararlaştırılmadığı için, çeklerin veriliş nedenini oluşturan temel borcun sona ermeyeceği, sadece vadesinin erteleneceği, bu nedenle davalı bankanın anılan çekleri devraldığı tarihte ve henüz tahsil etmeden borçtan düşmemiş olmasının sonuca etkisi bulunmadığı gibi, çeklerin tahsil cirosu ile verildiklerini de ispata elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.

İİK'nun 288/1 fıkrası uyarınca, geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, İİK'nun 294/4 maddesinde takas hakkında aynı kanunun 200 ve 201 maddelerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Anılan hükümler iflasta alacaklının takas hakkını ne şekilde kullanabileceğine ilişkindir. Takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin, karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı olması, takasa konu edimlerin aynı cinste veya özdeş olmaları, her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir.

Somut olayda davalı banka, kredi borcunun ifası uğruna kendisine temlik cirosu ile devredilmiş olan çeklerin yasal hamili olup bu çekleri keşideci hesabından tahsil etmesinde hukuka aykırılık olmadığı gibi, yine borcun ifası uğruna kendisine verilen çeklerin muhatap bankalara ibrazı ile çeklerin tahsili, takas hakkının kullanılması mahiyetinde de olmadığından, İİK'nun 294/4 fıkrasına aykırılıktan bahsedilemeyecektir.

Nitekim davalı banka, davacının banka nezdindeki hesabına üçüncü kişiler tarafından gönderilen herhangi bir tutara bloke koyarak bu tutarı kredi borçlarından mahsup etmiş değildir. Banka temlik cirosu ve teslim ile hamili olduğu çekleri kendi adına tahsil etmiş, akabinde bu tutarları davacının kredi borcundan düşmüştür. Bu nedenle, Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/04/2019 tarihli, "bankaların kendi alacakları yönünden mahsup işlemi yapmalarının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetimin kullanılmasına" ve "bloke konulmasının önlenmesine" dair ara kararı, 27/05/2019 tarihli "bankanın çeklerden dolayı tahsilatlar üzerine bloke koymasının, muaccel olmayan alacağı ile takas etmesinin tedbiren önlenmesine" dair ara kararı ve 08/11/2019 tarihli "... borçlu şirket tarafından ödeme talep edilmesi halinde paranın konkordato projesi çerçevesinde ve konkordato komiseri denetimin kullanılmasının sağlanmasına" dair ara kararı, davalıya temlik edilen çekleri kapsamayacakları gibi, bir an için aksi düşünülse dahi bu ara kararların tarihleri çeklerin tahsil tarihlerinden sonradır. Davacı yanın, davalı banka tarafından yapılan tahsilatların ve mahsubun geçici mühletin sonuçları arasında düzenlenen takas mahsup yasağına aykırı olduğuna yönelik istinaf sebebi de yerinde değildir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1441, K. 2026/862, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1441-e-2026-862-k-0820ae76009a