Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1325 E. 2026/443 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1325
- Karar No
- 2026/443
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1325
KARAR NO: 2026/443
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08.03.2022
NUMARASI: 2022/697 Esas - 2022/244 Karar
DAVA: Menfi Tespit
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve menfi tespit davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davanın davalısı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında müvekkilince davalı şirkete farklı tarihlerde satılan emtia faturaların ödenmediğini, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu, davalının faturaları tebliğ aldığı tarihe göre TTK'nın 1530.maddesine göre faiz talebinin yerinde olduğunu ileri sürerek, davalının takibe yönelik haksız itirazın iptaline ve takibin avans faizi uygulanarak devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacının sözleşmeye uygun ürün teslim etmediği, ürünlerde ayıp tespit edildiğinin davacıya bildirildiğini, sipariş formunda istenen kumaş ile davacının gönderdiği kumaşın farklı olması nedeniyle müvekkilince ihraç edilecek malların talep edildiği gibi hazırlanamadığını, müvekkilinin kumaşları işleyerek ihraç ettiğini, ancak alan firmalarca ayıplı kumaş nedeniyle uygulanan iskonto ve iptal edilen ürünleri davacının ayıplı mal satması nedeniyle davacıya yansıttığını savunarak, davanın reddi ile % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya çeşitli tarihlerde kumaş satarak teslim ettiğini, satım bedelinin açık hesapta izlendiğini, davalının bir kısım satım faturalarına ticari defterlerine kayıt etmediğini, davalının bir kısım satım ve ifade faturaları ile müvekkilinden alacaklı olduğunu ileri sürerek .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında 229.827,94 TL alacağın tahsilini talep ettiğini, 30.09.2019 tarihli ve 03.01.2020 tarihli cari hesap ekstrelerinin takibe dayanak yapıldığını, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, davalının satım veya yansıtma faturalarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu faturalara konu malların müvekkiline teslim edilmediğini ileri sürerek, davacının takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, davacının satım sözleşmesi ve siparişe uygun ürün teslim etmediğini, teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu ve bu durumun tespit edilerek davacıya bildirildiğini, ayıplı olduğu tespit edilen ürünler sebebi ile mahrum kalınan iskonto ile ayıplı ürünlerin kullanılması ile üretilen siparişlerin iptali sonucu oluşan zararların davacıya yansıtıldığını, düzenlenen bu faturaların davacıya tebliğ edildiğini, ancak davacının bu faturaları almayarak iade ettiğini, bu süreci ilişkin mail ve yazışmaların mahkemeye sunulduğu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı tarafından davalıya ürünler 14/12/2019 tarihli sevk irsaliyesi ile teslim edilmiş, davalı tarafça ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile 27/12/2019, 03/01/2020 davacı tarafa iade faturası düzenlendiği ve kargoya verildiği iddia edilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi uyarınca tacirler arasında satışlarda malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğu, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu süre içerisinde satıcıya ihbar ile yükümlüdür. Dava konusu ürünlerde bulunan renk kırılmalarına ilişkin ayıp ve teslim edilen ürünlerin sipariş edilen ürünlere uygun olmadığına dair ayıp açık ayıp hükmündedir. Davacı tarafından davalıya siparişe uygun ürün teslim edilmeyen ürünler yönünden ise etikette siparişe uygun olmadığı belli olmasına rağmen davalı tarafça iade edilmeyip kesimi ve dikimi yapılmıştır. Dolayısıyla söz konusu ürünleri bu şekilde kabul etmiştir. Davalı tarafça süresinde ayıp ihbarında bulunulmamıştır. Süresinden çok sonra iade faturası düzenlenerek gönderilmiştir. Bu sebeple davalının bu ürünler yönünden bedeli istemesi ve zarar talebinde bulunması mümkün değildir. Davalı süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gibi ürünleri kullanmıştır. Bu nedenle düzenlenen iade faturaları usulüne uygun değildir ve Mahkememizce davacının cari hesaptan düşülmemiştir ve yine bu sebeple birleşen dosya yönünden de davalının bu iade faturaları sebebiyle alacaklı olmadığı ve davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça her ne kadar ayıp ihbarı 6102 Sayılı TTK'nun 18/3 maddesi uyarınca yapılmadığı iddia edilmiş ise de, tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil ispat şartıdır. Kaldı ki ayıp ihbarı bu madde de sayılan işlemlerden değildir. Bu nedenle davacının bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. Davacı tarafça düzenlenen faturalardaki ürünlerin davalıya teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmadığından davacının ticari defter ve kayıtlarına göre hesaplanan 238.894,57-TL alacağından davalı tarafça ödenen 104,53-TL bedel mahsup edilmek suretiyle davacının 238.790,04-TL asıl alacağı üzerinden takibin devamına ve davalı icra takibinden önce temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin ve fazlaya ilişin talebinin reddine, davacının alacağı tarafların ticari defter ve belgeleri ve kayıtları ve faturalar ile likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ayrıca birleşen dosya yönünden de davacının davalıya takibe konu ayıp sebebiyle düzenlenen faturalardan dolayı yukarıda açıklanan nedenlerle cari hesap borcu olmaması..." asıl 2020/697 esas sayılı dosyasında, açılan davanın kısmen kabulü ile davalının .... İcra Dairesinin ...esas sayılı icra takip dosyasındaki takibe yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin 238.790,04 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si oranında 47.758,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/321 esas sayılı davasının kabulü ile davacının .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıdan satın aldığı ve ayıplı olduğu tespit edilen kumaşlar nedeniyle düzenlenen faturaların kabul edilmeden karar verildiğini, tarafların kumaş tedariki için anlaştığını, davacıdan istenilen kumaşlara ilişkin kumaş sipariş formu düzenlendiğini ve formların davacı tarafça da imzalandığını, sipariş formunda belirtilen kumaş özelliklerinde ürünün gönderilmediğinin yıkama işlemiyle anlaşıldığını, sipariş formlarında kumaşlar 141 gram tencel 60/1 cinsi olmasının istendiğini, ancak 30/1 tencel kumaş gönderildiğini, davacının anlaşmasına uygun ürün teslim etmediğini ve ürünlerde ayıp tespit edildiğin ve bu durumun davacıya bildirildiğini, kumaşın yıkanması ile çektiğini ve talep edilen kumaş olup olmadığının anlaşılması için kumaş parçasının uluslararası inceleme yapan bir şirkete gönderildiğini, ...... şirketince düzenlenen 23.01.2020 tarihli rapor ile kumaşların siparişe uygun olmadığın tespit edildiğini, test sonucu tespit edilen ayıpların davacıya bildirildiğini, ayıp ihbarının 1 yıl sonra değil 23.01.2020 tarihinde yapıldığını, Müvekkilinin kumaşları ihraç ettiği firmaca uygulanan iskonto ve iptal edilen ürünlerde davacının kusuru olması nedeniyle sözleşme gereğince davacıya yansıtıldığını, bilirkişinin müvekkilince, işin olağan akışına göre kumaşların muayene ve ayıp ihbar yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirtmesine karşın ürünlerin muayene raporu uluslararası şirketçe yapıldığını ve ürünlerin yurt dışında kaldığını ve getirtilemediğini, buna rağmen mahkemece dillerin dikkate alınmadan karar verildiğini, ayıbın yıkama işlemiyle acığa çıktığını ve süresinde bildirildiğini, Müvekkilince iade faturası düzenlenen ve bilirkişice 478 kg yeşil tensel kumaştaki ayıbı tespit ettiği ve iadenin bu nedenle yapıldığı belirlenen ürün bakımından da davanın reddedildiğini, oysa bu ürünün iade edildiğini ve iade faturası düzenlendiğini, renkteki farklılıklara ilişkin ayıbın ortada olduğunu, bu ayıba ilişkin zararı tespit edilmesine rağmen mahkeme kararında bu duruma hiç değinilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin zararının açık olmasına rağmen gerekçeli kararda buna ilişkin bir sebep göstermeden bu raporun hükme esas almadığını, karar ile davacının sebepsiz zenginleştiğini,Müvekkilinin aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu, alacağın likit olmadığını ve bilirkişi raporu ile belirlendiğini, taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, takip dayanağının faturalar olmayıp cari hesap ekstresi olması ve bu ekstrenin davalının cari hesap ekstresi ile uyuşmaması nedeniyle alacağın likit olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine; birleşen dava ise satım sözleşmesi nedeniyle teslim edilen ürünlerdeki ayıp nedeniyle düzenlenen yansıtma ve ürün ifade faturaları nedeniyle davalı alıcının başlattığı icra takibi nedeniyle satıcının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstinaf incelemesi sırasında davacı şirketin iflasına ilişkin verilen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1225 E. 2024/832 K. sayılı 20.09.2024 tarihli kararının istinaf edildiği ve kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2025 tarih 2024/1833 E., 2025/1109 K. sayılı kararı ile kaldırıldığı ve şirketin iflas halinin kalkması nedeniyle İİK'nın 193 ve 194. maddelerine göre ikinci alacaklılar toplantısının beklenmesine gerek olmadığı, davalı şirketin inceleme tarihi itibariyle iflas halinde olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında davacının, davalıya kumaş satarak teslim ettiği sabittir. Uyuşmazlık satım konusu kumaşta ayıp bulunup bulunmadığı ve bulunuyorsa davalının muayene ve ihbar yükümlülüğü nü süresinde yerine getirip getirmediği, buna göre düzenlenen ve birleşen davadaki takibe konu yansıtma faturalarının dikkate alıp alınmayacağı noktasında dır..... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, asıl davada davacı tarafından 238.790,50 TL'si cari hesap alacağı, 3.009,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 241.800,26 TL'nin tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi ile takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Birleşen davada davalı tarafından ....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında cari hesaptan kaynaklanan 229.827,94 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe süresinde itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği ve davacının bu takip nedeniyle İİK'nın 72/3. maddesine göre menfi tespit talep ettiği anlaşılmıştır.TTK'n2n 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda uygulanması gereken TBK'nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Buna göre satılan emtianın belirli sürede muayene edilerek ayıpların satıcıya bildirilmesi, aksi halde satılanan ayıpları ile birlikte kabul edilmiş sayılacağı yasada düzenlenmiştir. Buna göre öncelikle satılan emtiadaki ayıbın açık veya gizli ayıp olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince alınan 01.06.2022 tarihli raporda. 478 kg tencel kumaşta kırık izleri bulunması nedeniyle ayıp bulunduğu ve bu ayıbın çıplak gözle görülecek açık ayıplardan olduğu, davalının bu kumaş için 27.12.2019 tarihli iade faturası düzenlediği ve davalının 18.971,82 TL zararı oluştuğu; davalının 60/1 tecel kumaş sipariş etmesine rağmen davacının 30/1 tencel kumaş teslim ettiğine ilişkin olayda ise bu ayıbın test ile anlaşılabileceğini, ancak bu emtianın işlenerek kesildiği ve yurt dışına satıldığı bu nedenle davalının talepte bulunamayacağı belirlenmiştir.
Birleşen dosyada alınan 14.11.2021 tarihli raporda ise;20.09.2019 tarihinde davacının kaşe ve imzasının yer aldığı 2 adet kumaş sipariş formunun düzenlendiği, davacının davalıya yapılan satış nedeniyle 6 adet 169.161,69 TL bedelli irsaliyeli fatura düzenlendiği, bu faturaların davalı defterinde kayıtlı olmadığı, faturaların davalıya tebliğine ilişkin belge sunulmadığı, davalının 24.11.2020 tarihinde davacıya ayıp ihbarı yapıldığı ve davacı adına 1 adet 03.01.2020 tarihli ... nolu 158.598,00 TL bedelli satış faturası düzenlendiği, bu faturanın da davacının defterlerinde yer almadığı, bu faturanın 06.01.2020 tarihinde ...... aracılığıyla yaptığı, fatura tarihi ile tebliğ tarihinin uyumlu olduğu, ancak gönderi içeriğinin tespit edilemeyeceğini, içeriğinin fatura olduğunun kabulü halinde 2019 yılı 10 ve 11. aylarında ürün alımının gerçekleştirildiği ve TTK'nın 23.maddesine göre yapılması gereken ayıp ihbarının 1 yıl sonra 2020 yılı 11. ayında yapıldığı belirlenmiştir.Davalı, davacının satarak teslim ettiği kumaşların anlaşmaya uygun olmadığı ve ayıplı olduğu iddia etmiştir. Alınan bilirkişi raporunda davacının sattığı 478 kg yeşil tencel kumaş incelenmiştir. Bu kumaş davalı tarafından kesilerek işlenmeden muayene edilmiş, kumaşta kırık izleri bulunduğu ve kumaşların ayıplı olduğunu tespit edilmiştir. Davalının bu kumaşları kesmeyerek 21.553,02 TL tutarındaki 27.12.2019 tarihli 096005 nolu iade faturasını düzenlediği, piyasa fiyatına göre bu kumaşlardan kaynaklanan zararın 18.971,82 TL olduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.
Davacının 111.282,12 TL tutarındaki 14.12.2019 tarihli faturayla sattığı tencel kumaşın 60/1 sipariş edilmesine rağmen 30/1 olarak teslim edildiğini, ancak kumaştaki iplik farkının testle anlaşılabileceğini, davalının 14.12.2019 tarihinde teslim aldığı kumaşın imal edildiği iplik numarası yönünden ayıplı olduğunu yaklaşık 11 ay sonra 20.11.2020 tarihinde tespit ettiğini, ancak teslim edilen kumaşların etiketinde 30/1 tencel süprem yazılması nedeniyle teslim sırasında ayıbın tespit edilebileceğini, davalının 478 kg yeşil renk tencel kumaş haricindeki diğer renkteki kumaşları kesip diktiği ve yurt dışı müşterisine ihraç ettiği ve bu nedenle davacıya düzenlenen 158.598,00 TL tutarındaki 03.01.2020 tarihli ... no.lu reklamasyon faturasının dikkate alınamayacağına ilişkin mahkeme tespiti yerindedir. Diğer yandan ürünlerin davalıya 14.12.2019 tarihli sevk irsaliyesi ile teslim edildiği ve davalının ayıp iddiası ile 27.12.2019 ve 03.01.2020 davacı tarafa iade faturası düzenlendiği, ürünlerdeki ayıbın, renk ayıbı, kırıklar bulunması ve satılanın niteliğinin etiketinde yazılması nedeniyle açık ayıp bulunduğu kuşkusuzdur. Yeşil renkli olan ve üzerinde kırıklar bulunan ürünlerdeki ayıbın açık ayıp olması nedeniyle bunlara ilişkin faturanın TTK'nın 23/1-c maddesindeki sürelerden sonra düzenlenerek gönderilmesi nedeniyle bu kumaşlar yönünden de davacının TBK'nın 223.maddesine göre kumaşları kabul ettiği sonucuna varılmıştır. Davalının bir kısım ürünlerin etiketinde 30/1 tencel ürün olduğunun yazılmasına rağmen bu ürünlerin iade etmeyerek ürünleri işlediği, kesim ve dikim yaparak sattığı ve bu şekilde ürünleri TBK'nın 223. maddesi uyarınca kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bu ürünlerin işlenmesinden uzun süre sonra iade faturası düzenlenerek gönderilmesi halinde, davalının TTK'nın 23. maddesindeki muayene ve ihbar yükümlüğünü yerine getirdiğinden söz edilemeyeceğinden, davalının satılan bu ürünler yönünden talepte bulunması mümkün değildir. Diğer yandan davalı süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gibi ürünleri kullanmış olup, uzun süre sonra iade faturası düzenlenmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Mahkemece bu gerekçelerle davalının yansıtma ve zarar faturalarına itibar edilmeyerek, davacının teslim etiği sabit olan emtia miktarına göre alacağının belirlenerek asıl davada hüküm altına alınması yerindedir. Birleşen davada da davalının TTK'nın 23. maddesine aykırı şekilde yaptığı muayene ve ihbarın dikkate alınmaması ve bu kapsamda düzenlenen zarar ve iade faturalarının dikkate alınmadan alacak borç ilişkisinin belirlenmesi yerindedir. Satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura ve açık hesap alacağı likittir. Davalı ne kadar mal satın aldığını bilebilecek durumda olduğundan alacağın likit yani hesaplanabilir olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmaması, satım faturasından kaynaklanan alacağın likit olmamasını gerektirmez. Davacının irsaliyeli satım faturaları ile davalıya teslim ettiği mal karşılığı davalının yansıtma faturası düzenlenmesi, satım alacağının likitliğini ortadan kaldırmayacağından asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, asıl davada için 12.134,00 TL bakiye istinaf karar harcı ile ile birleşen dava için 11.775,00 TL istinaf karar harcının davalıdan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.