Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1791 E. 2026/569 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1791
- Karar No
- 2026/569
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1791
KARAR NO: 2026/569
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/05/2022
NUMARASI: 2021/760 Esas 2022/391 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile...A.Ş. arasında 06.07.2020 tarihli ve 12.02.2021 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi imzalandığını, ...'in bu sözleşmeyi 165.000,00 TL limitle sorumlu olacak şekilde müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi borçlusunun kredi koşullarına uymadığı için kredi hesabının ... Noterliğinden 09.09.2021 tarih ve ... yevmiye numarası ile gönderdiği ihtamame ile kat edildiğini, ihtamamenin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefil ... hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından kefalet limiti ile sınırlı olarak ve kefilin temerrüdünün sonuçlarıyla sınırlı olarak müteselsil kefil ... hakkında haciz yolu ile icra takibi başlattıklarını, ödeme emrinin tebliğ sonrasında borçlunun asıl kredi borçlusu...A.Ş. hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/729 esas sayılı dosyasından geçici konkordato mehli verildiğini, borcun muaccel hale gelmeyeceğini, kefil hakkında takip yapılamayacağını iddia ederek takibe itiraz ederek hakkındaki takibin durdurduğunu, takip borçlusu ...'in 06.07.2020 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini 165.000,00 TL limitle müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi sözleşmesinin 9. maddesi gereğince kefilin, kredi borçlusunun borçlandığı veya borçlanacağı tutarları, faiz ve diğer eklentilerini kefalet limiti ile sınırlı olarak ve kendi temerrüdünden kaynaklanan faiz ve sair ferileri ile sorumlu olduğunu, kredi sözleşmesi ile belirlenen temerrüt faiz oranları ve diğer eklentilerden kefilin de sorumlu olduğunu, kredi borcunun muaccel hale geldiğini ,TBK.586. maddesi gereğince kefil hakkında haciz yolu ile icra takibi başlanabileceğini, banka kayıtları üzerinde yapılacak incelemede alacaklı oldukları ve alacak tutarlarının belirlenebileceğini beyanla davalarının kabulüne, davalının takibe ve borca ilişkin itirazlarının iptaline, takibin takip talebinde yazılı şartlarla .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden devamına, haksız itiraz eden davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; kredi borçlusu...A.Ş. hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/729 esas sayılı dosyasından geçici konkordato mehli verildiğini, bu süreç içinde başlatılan icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, asıl borçluya verilen konkordalo mehli nedeniyle borcun henüz muaccel hale gelmediğini, asıl borçlu yönünden muaccel hale gelmeyen borçtan dolayı kefillere de icra takibi yapılamayacağını, kefil hakkında ticari faiz işletilemeyeceğini, genel kredi sözleşmesindeki maddelerin genel işlem şartlarına aykırılık teşkil ettiğini beyanla müvekkili hakkında açılmış işbu itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafın (İcra inkar tazminatı dahil)tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından 165.000,00 TL asıl alacak, 1.501,50 TL faizi, 75,08 TL %5 BSMV ve 910,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 167.486,58-TL genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafça borca itiraz edildiği, davacı tarafından mahkememizde iş bu itirazın iptali davası açıldığı ve mahkememiz tarafından yapılan yargılama sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle alacak tutarının, 165.000,00 TL ana para, 1.501,50 TL takip tarihine kadar işlemiş %23,40 temerrüt faizi ve 75,071 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 166.576,57 TL olarak hesaplandığının tespit edildiği ancak bilirkişi tarafından hesaplamaya icra takip talebinde yer alan İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/624 D.İş sayılı dosyasından davacı lehine hükmedilen 910,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücretinin hesaplamaya dahil edilmediği, bilirkişi tarafından hesaplanan 166.576,57 TL'ye 910,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücretinin de dahil edilmesi gerektiği ve bu doğrultuda takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağının 167.486,58-TL olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile takibin koşullarıyla devamına, alacağın likid olması nedeniyle davalının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür. " gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile takibin koşullarıyla devamına, alacağın %20'si oranındaki 33.497,31 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; esas borçlu şirket konkordato sürecinde olduğu için borcun muaccel hâle gelmediğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/729E. sayılı dosyasında dava dışı ... AŞ için 06/09/2021 tarihinden itibaren üç ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğini, 01/12/2021 tarihli celsesinin 3 no'lu ara kararı ile 06/12/2021 tarihinden itibaren 2 ay süre ile geçici mühletin uzatılmasına karar verildiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 294. maddesinde, ''mühlet içinde borçlu aleyhine 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. Kanunda kesin mühletin sonuçlarının düzenlendiği 294, 295, 296 ve 297. maddeleri geçici mühlet için de geçerlidir'' hükmü bulunduğunu, icra takibi dava dışı şirket konkordato sürecine girdikten sonra başlatıldığından takibin iptal edilmesi gerektiğini, müteselsil kefilin takip edilebilmesi açısından esas borçlunun ödemede gecikmesi ve kendisine yapılan ihtarın sonuçsuz kalması şartının arandığını, esas borç muaccel olmadan kefilden talepte bulunulamayacağını, anlamıyla da ikincil olduğunu göstermektedir. Esas borçlunun konkordato sebebiyle takip edilemeyecek olması, müvekkili hakkında da takip yapılamayacağı sonucununu doğurduğunu, müvekkilinin kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin, "genel işlem koşullarına" aykırılık teşkil etmemesi gerektiğini, düzenlenen bu koşulların varlığını koruyabilmesi için açıkça, tereddüte yer vermeyecek şekilde müvekkilinin bilgilendirilmiş olmasının gerektiğini, fakat müvekkiline karşı böyle bir bilgilendirme yapılmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı müteselsil kefilden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 165.000,00 TL asıl alacak,1.501,50 TL işlemiş faiz, 75,08 TL BMSV, 910,00 TL, ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 167,486,58 TL alacak yönünden 29.09.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 06.07.2020 ve 12.02.2021 tarihli genel kredi sözleşmesinin, ihtarnamenin ve İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/624 D. iş sayılı ihtiyati haciz kararının gösterildiği, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır.TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.Somut olayda davalının yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin kullandığı ticari kredi sözleşmesini imzalayan davalının şirket adına bu krediyi kullandıkları, genel kredi sözleşmesindeki hüküm ve koşulların tüm bankacılık işlemlerinde yaygın olarak kullanıldığı gözetildiğinde, yöneticisi olduğu şirket adına ticari kredi sözleşmesi imzalayan davalının sözleşme şartlarını basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Bir diğer deyişle, sözleşmenin imzası öncesinde davalının imzasını taşıyan sözleşme öncesi bilgilendirme formuna göre sözleşme öncesinde bilgilendirme yapılarak sözleşme içeriğini öğrenme imkânı sağlandığı, kefalete ilişkin hükümlerini okuyarak bilgilendirildiği, yükümlülüklerini anlayarak müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini imzası ile teyit ettiği anlaşılmakla, davalı kefilin sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği anlaşılmaktadır. Sözleşme içeriğinde dürüstlük kuralına aykırı haksız şart niteliğinde hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı banka ile dava dışı...AŞ, 06.07.2020 tarihinde 150.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalamış, davacı banka tarafından akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı borçlu şirkete ticari kredi kullandırılmıştır. Davalı, bu sözleşmeye 165.000,00 TL kredi limiti kadar müteselsilen kefil olmuştur.TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefil olan davalı aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu...AŞ arasında 06.07.2020 tarihinde 150.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının bu krediye müteselsil kefil olduğu, davalı müteselsil kefilin 165.000,00TL limitle sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu bilgilere göre TBK'nın 583/1 maddesine göre davalının müteselsil kefaletinin geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu şirketin kullandığı ticari kredi taksitlerinin geri ödeme süresi içinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından 09.09.2021 tarihi itibariyle kredi hesabı kat edilerek ....Noterliğinin 09.09.2021 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu, davalı müteselsil kefillere gönderildiği, 11.09.2021 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, 24 saat ödeme süresi verildiği, 13.09.2021 tarihi itibariyle temerrütün oluştuğu, davalının sözleşme kapsamında sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Konkordato talep eden dava dışı asıl borçlu olup, konkordatoda geçici veya kesin mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından geçerli değildir. İİK'nın 296/1 maddesine göre konkordato başvurusu nedeniyle sözleşmenin feshi ve borcun muaccel hâle gelmesi mümkün olmadığından ve kefillere başvuru için asıl borcun muaccel olması gerektiğinden, kredi alacağının konkordato başvurusundan önce muaccel hâle gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerekir. Somut olayda, dava dışı asıl borçlu şirket hakkında konkordato talep edildikten sonra hesap kat edilmiştir. Bilirkişinin raporunda tespit edildiği üzere geçici mehil verildiği tarih olan 06.09.2021 tarihi itibariyle tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş akdî faiz ile faizin % 5 gider vergisi tutarının 477.866,78 TL, bankaya teslim edilmeyen 14 adet çek yaprağından 5 adedinin geçici mühlet tarihinden sonra banka kaynaklarından ödenmiş, bankanın 14 adet çek yaprağından doğan garanti riskinin 37.380,00 TL olarak devam ettiği anlaşılmıştır. Bir diğer deyişle konkordato talep tarihinde (03.09.2021) ödenmemiş borç bulunmaktadır. TBK'nın 586. maddesi gereğince; kefil müteselsil kefil, sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuç sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılayamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 8.580,76 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.