Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1260 E. 2026/775 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1260
- Karar No
- 2026/775
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1260 Esas
KARAR NO:2026/775
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:24/05/2022
NUMARASI:.../93 Esas, 2022/422 Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:21/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin düğün sektöründe faaliyet gösteren işletmelere düğün.com portalı üzerinden reklemasyon ve tanıtım hizmeti verdiğini, davalı ile yapılan sözleşme gereği sözleşme bedelinden kalan bedelin tahsili amacıyla İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde özetle; müvekkiline taahhüt edilen edimlerin yerine getirilmediğini, reklam sözleşmesinin hukuki niteliği gereği eser sözleşmesi olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmenin 10.11.2019 da feshedildiğini, davacının sözleşme bedelinin tamamını talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin sayfasında yer alan yorumların siteden önce alınan işlerle ilgili yorumlar olduğunu, sözleşmenin sonlandırılmasına rağmen müvekkilinin sayfasının kapatılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Davacının defterlerinin sözleşme hükümlerine göre delil olarak kabul edildiğinden mali müşavir bilirkişi tarafından incelenen davacı şirkete ait 2019-... yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin/beratlarının yasal süresinde yaptırılmış olduğu, ... Yevmiye kapanış beratı oluşturulma yasal sürenin henüz dolmadığı, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takip konusu cari hesap bakiyesini oluşturan faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlendikleri ve faturaların elektronik ortamda gönderildiğini gösterir belgenin dava dosyasına sunulu olduğu, davacının kendi ticari defter kayıtlarına nazaran 20.11.2019 takip tarihi itibarıyla davalıdan 67.860,00 TL alacaklı olduğu, anılan durum karşısında takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerektiği gerekçesi ile Davanın kabulü ile İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... itirazın iptali ile takibin 67.860-TL asıl alacak üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi uygulanmasına, davalının likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla alacağın %20 si olan 13.572-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, yer sağlama sözleşmesi niteliğini taşımadığını, sürekli edimli eser sözleşmesi gereği bir yıllık yapılan sözleşmenin 07.10.2019 da imzalandığı, bu tarihten itibaren reklama çıkarılacağı ve 10.11.2019 tarihinde feshedildiği gözönüne alınarak aksini kabul etmemek kaydıyla 1 yıllık reklam sürecinin tamamı için anlaşılan bedelin feshe kadar yani bir ay üç günlük olan süreyi davacı tarafından kusursuz geçirilse bile davacının ücretin tamamını talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının ancak TBK 484 gereği kusursuz olsaydı dahi hak kazandığı bir aylık bedel ile bundan dolayı varsa ispatlayabilirse zararını talep edebileceğini, sözleşmeyi pandemi sebebiyle feshettikleri gibi bir iddiaları olmamasına rağmen davanın pandemiden dolayı ifa imkansızlığı nedeniyle fesih yaptıkları algısı ile hatalı şekilde karara çıktığını, dilekçelerinin hiç biri okunmadan dosyanın karara çıkarıldığını, reklam sözleşmesinde müvekkiline verilen taahhütlerin yerine getirilmediği, müvekkiline vadedilen sınırlı VİP üyelik limitlerinin aşıldığını, davacının kurduğu sistemde müvekkilinin kimseyle iletişime geçemediğini, bu sebeple 1 yıllık sözleşmenin 1. Ayında sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca taraflar arasındaki anlaşmada 3 ayrı reklam çeşidinin bulunduğunu, bunlardan bir tanesinin 12 ay boyunca sabit, diğer ikisinin site tıklandığında 1 ay boyunca direkt müvekkilinin işletmesinin çıktığı reklam olduğunu, davacı tarafından ilk bahsedilen reklamın başladığını, diğer 2 reklamın süresi başlamadan zaten müvekkili tarafından sözleşmenin noter kanalıyla feshedildiğini ve bu reklam hizmetinden yararlanmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; dilekçesinde bildirdiği nedenlerle davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava,fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile cari hesap, fatura alacağına dayalı 67.860,00- TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık davacı tarafından davalıya hizmet verilip verilmediği, davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır.Her ne kadar davalı tarafından icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş ise de, İİK'nın 50. maddesinin HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıf yaptığı, kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. maddeleri uyarınca taraflar arasındaki sözleşmede İstanbul İcra dairelerinin yetkili kılındığı, para borçları yönünden ifa yerinin alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olduğu, bu bağlamda; davacının ikametgahı icra dairelerinin yetkili olması nedeniyle İİK 50, HMK 10, TBK 89. maddeleri uyarınca İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu anlaşılmakla davalının bu husustaki itirazının reddine karar verilmiştir.30/10/... tarihli bilirkişi heyet raporunda; Taraflar arasında 07/10/2019 tarihli 70.360 TL bedelli "Arge ve Üyelik Sözleşmesi" imzalanmış olduğu, bu sözleşme kapsamında davacıya ait ... isimli internet sitesi üzerinde davalıya ait düğün salonunun reklam ve tanıtımının yapılacağı hususunda anlaşılmış olduğu, buna göre ... ile ...üzerinde yer alan ....internet sitesi arşiv kayıtlarında yapılan incelemede; davalıya ait düğün salonunun "kır düğünü" kategorisinde reklam ve tanıtımının yayınlanmış olduğunun tespit edildiği, sözleşme kapsamında davalıya herhangi bir müşteri ve sıra garantisinin verilmemiş olduğu,dolayısıyla davacının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiş olduğu sonucuna ulaşıldığı, davacı defterleri sözleşme hükümlerine göre delil olarak kabul edildiğinden görevlendirme kapsamında sadece davacı şirketi ticari defterlerinin incelendiği, incelenen davacı şirkete ait 2019-... yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin/beratlarının yasal süresinde yaptırılmış olduğu, ... Yevmiye kapanış beratı oluşturulma yasal sürenin henüz dolmadığı, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takip konusu cari hesap bakiyesini oluşturan faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlendikleri ve faturaların elektronik ortamda gönderildiğini gösterir belgenin dava dosyasına sunulu olduğu, davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran 20.11.2019 takip tarihi itibarıyla davalı yandan 67.860,00 TL alacaklı olduğu kanaati bildirilmiştir.Bilirkişi heyetine sözleşme alanında uzman bir bilirkişi eklenmek suretiyle bilirkişi raporuna yönelik itirazları karşılayan ek rapor tanziminin istenmesi üzerine alınan 21/03/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; Kök raporda belirtildiği gibi, davacı yannın kendi ticari defter kayıtlarına nazaran 20/11/2019 takip tarihi itibariyle davalı yandan 67.860-TL alacaklı olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşme tarihinin 07.10.2019 olduğu, davalı taraf 10.11.2019 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini belirtmekle birlikte, mezkur sözleşmenin fesih ihtarname tarihinin 09.01.... olduğu, bilindiği üzere, Covid-19'un ilk kez 2019 yılının sonunda Çin'de ortaya çıkmış olup, ülkemizde tespit edilen ilk vakanın 11.03....'de kamuoyuna açıklandığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin temelinde, davacı yana ait ... isimli internet sitesi üzerinde davalıya ait düğün salonunun reklam ve tanıtımının yapılacağı hususunun yer aldığı, söz konusu ticari ilişkinin mahiyeti, taraflar arasındaki sözleşmenin akdedilme ve fesih tarihleri itibariyle ülkemizde henüz Covid-19 salgınının bulunmadığı, söz konusu tarihlerde salgın hastalık dolayısıyla ülke çapında herhangi bir kısıtlayıcı idari tedbirin de alınmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, gelinen aşamada ifa imkansızlığından bahsedilemeyeceği, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri, yapılan işin mahiyeti ve meydana getirme unsurunun bulunup bulunmadığı hususları göz önüne alındığında, 07.10.2019 tarihli Arge ve Üyelik Sözleşmesinin eser sözleşmesi niteliğinde olmadığı, işbu sözleşmenin internette "yer sağlama sözleşmesi" mahiyetinde olduğu, uyuşmazlık konusu somut olayda, akdedilen sözleşmenin 4. maddesine göre davacının yükümlülüğünü davalı tarafından verilen reklam ve ilan siparişlerinin sözleşmede belirtilen mecralarda yayınlanması oluştururken, davalının yükümlülüğünün ücret ödeme borcu olduğu, yine sözleşmenin 7.7. maddesinde davalıya müşteri garantisi verilmediğinin görüldüğü, bu kapsamda dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgeler doğrultusunda, davacının borca aykırı davranışına rastlanılmadığı, öte yandan davalı tarafından gerçekleştirilen feshin haklılığını gösterir bir hususun da bulunmadığı, Mahkemenin taraflar arasında akdedilen sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu kanaatine varması durumunda, davalının TBK. m. 484 hükmüne dayanıp dayanamayacağı hususunun takdirinin yine tamamen Mahkemeye ait olduğu kanaati bildirilmiştir. Davacı ile davalı arasında 07/10/2019 tarihli ve ... no Sözleşme (ARGE ve Üyelik Sözleşmesi) imzalandığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin konusu başlıklı 4. Maddesinde:" iş bu sözleşme, müşterinin sözleşmede belirtilen ücreti ödemesi karşılığında Peredor tarafından AR-GE Ürünlerinin sunulması, Müşteri tarafından verilen reklam ve ilan siparişlerinin, ... tarafından, iş bu sözleşmede belirtilen mecralarda yayınlanması, buna mukabil AR-GE ürünleri ve reklam/ilan bedelinin müşteri tarafından ödenmesi ve tarafların buna ilişkin hak ve yükümlülüklerinin tespit edilmesinden ibarettir." düzenlenmiştir.Sözleşmede hizmet bedeli 70.360,00 TL olarak belirtilmiştir. Sözleşmenin ödeme koşulları başlıklı 8. Maddesinin 8.4 bendinde, ... e-fatura sistemine geçtiği tarihten itibaren faturaların müşterinin ... bildirdiği mail adresine e-posta olarak gönderileceği, müşterinin e-fatura sistemini peşinen kabul ettiğini, verdiği e-posta adresinin geçerliliğinde sorumlu olduğu düzenlenmiştir.Davacı tarafından 08/10/2019 tarihli, 68.000,00TL bedelli ve 2.360,00 TL bedelli iki adet e-fatura düzenlenmiştir. Delil olarak ibraz edilen muhasebe sistemi ekran görüntüsünde faturaların davalının sözleşmede belirtiği e-posta adresine 08/10/2019 tarihinde iletildiği görülmektedir.6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 12.7.maddesi de:"Taraflar, iş bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde ...'un defter ve muhasebe kayıtlarının ve belgelerinin kesin delil olduğuna gayri kabili rücu ve kesin olarak kabul, beyan ve taahhüt ederler." şeklinde düzenlenmiştir.Davacının incelenen defterlerine göre davacının 2019 ve ... yılları ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davaya konu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 67.860,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 193. maddesinde düzenlenen delil sözleşmesi; ortaya çıkan uyuşmazlıkta belli bir hususun ne tür deliller ile ispatlanacağının taraflarca yazılı olarak saptanmasıdır. Bir davanın tarafları, dava açılmadan önce veya sonra, bir hususun yalnız belli bir delil ile ispat edileceği hakkında bir sözleşme yaparlarsa, buna münhasır delil sözleşmesi denir. Yani bu hâlde, o husus yalnız delil sözleşmesi ile kabul edilmiş olan delil ile ispat edilebilir; başka bir delil ile ispat edilemez. Bir hususun ispatı için münhasır delil sözleşmesi yapılmış ise delil sözleşmesinde kararlaştırılan delilden (veya delillerden) başka delil kabul olunmaz. Buna göre taraflar, delil sözleşmesi ile aynı zamanda delillerini hasretmiş olurlar, yani taraflar, delil sözleşmesinde kararlaştırdıkları deliller dışında başka delil gösteremezler (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, c. 3, s. 2881 vd.)Taraflar arasındaki sözleşmenin süre ve fesih başlıklı 11. Maddesi; "İş bu sözleşme imzası tarihinde başlar ve 1 (bir) yıl boyunca devam eder. Sözleşmenin süresi ancak tarafların yazılı olarak anlaşması halinde uzayabilir, bunun dışında hiç bir ihtar veya uyarıya gerek kalmaksızın süresinin sonunda kendiliğinden sona erer. Sözleşmenin müşteri tarafından tek taraflı feshi söz konusu olamaz." şeklinde düzenlenmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri, yapılan işin mahiyeti ve bir eser meydana getirme unsurunun bulunup bulunmadığı hususları dikkate alındığında, sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olmadığı, internet üzerinden yer sağlama sözleşmesi niteliğinde olduğu, teknik bilirkişi raporu ile davacının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğinin tespit edildiği, davacı tarafından sözleşme kapsamında davalıya herhangi bir müşteri ve sıra garantisinin de verilmemiş olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafça düzenlenen e-faturanın davalı tarafın sözleşmede belirtiği e-posta adresine 08/10/2019 tarihinde iletildiği, davalı tarafça dava konusu faturalara itiraz edilmediği, borcun ödendiğine dair belge ibraz edilmediği, davacı tarafından sözleşmeye göre davalı adına düzenlenmiş olan takibe ve davaya konu faturaların usulüne uygun tutulan davacının defter ve kayıtlarına işlendiği, taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan münhasır delil hükmü de dikkate alındığında davacının HMK'nin 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılarak mahkemenin davanın kabulüne dair kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../93 Esas, 2022/422 Karar sayılı ve 24/05/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 1.158,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 426,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21.05.2026