İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/173 E. 2026/400 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/173
Karar No
2026/400
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/173 KARAR NO : 2026/400

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/09/2025 KARAR TARİHİ : 22/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında düzenli mal alım-satımı yapıldığını ve işlemlerin cari hesap üzerinden yürütüldüğünü, bu kapsamda faturalar düzenlenip cari hesap ekstrelerinin paylaşıldığını ve uzun süre bu şekilde işlem tesis edildiğini, davalı tarafından cari hesaptan kaynaklanan 864.176,46 TL borcun ödenmediğini, bu nedenle .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu şirketin icra takibine haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, borcun açık ve kesin olmasına rağmen itirazın alacağın tahsilini engelleme amacı taşıdığını, icra takibine yapılan itiraz sonrasında taraflar arasında arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, ancak 01.08.2025 tarihli son oturum tutanağı ile anlaşma sağlanamadığının tespit edildiğini, bu nedenle yasal süresi içinde itirazın iptali davası açma zorunluluğunun doğduğunu, davalının borca itiraz etmiş olmasına rağmen borcun davacı şirket defter ve kayıtlarından açıkça tespit edilebildiğini, icra takibinin takip çıktısı ve ferileri üzerinden devam etmesi gerektiğini, davalı tarafın kötü niyetli ve haksız itirazda bulunduğunu, borcun ödenmesini geciktirmek suretiyle davacıyı zarara uğrattığını, bu itibarla itirazın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, İİK m.67 uyarınca davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, takip konusu alacağın likit olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından, taraflar arasındaki mal alım-satımı ilişkisine dayalı cari hesap alacağı gerekçe gösterilerek .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu takibe şirketçe itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, itirazın iptali davasında kısmi talep olamayacağını, aynı davada hem itirazın iptali hem alacağın tahsilinin birlikte istenemeyeceğini, bu iki dava türünün hukuki nitelik ve sonuçları itibarıyla farklı olduğunu, takip tutarının yalnızca bir kısmı için harç yatırılmasının davayı kısmi dava haline getirmeyeceğini, itirazın iptaline karar verilecekse eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, güncel içtihatlar uyarınca kısmi itirazın iptali davası şartlarının somut olayda bulunmadığını, davacının iddia ettiği borcun mevcut olmadığını, icra takibinin devamına karar verilmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca itirazın iptali davasının amacının duran takibin devamını sağlamak olduğunu, borçlunun ödeme yapması halinde hukuki yararın ortadan kalktığını, bu nedenle davanın esasına girilmeksizin usulden reddi gerektiğini, ayrıca Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 09.04.2025 tarihli kararıyla davacının yeni sözleşme akdetme ve temdit yetkisinin kaldırıldığını, ödemelerin kamu otoritesi denetiminde ve izinle yapıldığını, bu sebeple ödeme gecikmesinden davacının sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına davacının sebebiyet vermediğini, davacının icra takibine konu 1.730.502,34 TL tutarındaki alacağın tamamının ödendiğini, bu nedenle itirazın iptali davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, temerrüt oluşmadığından faiz sorumluluğu da doğmadığını, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddi gerektiğini, kötü niyetle takip yapan alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesini savunmuştur. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, Ticari defter kayıtları, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında toplam 864.176,46TL faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce atanan SMMM bilirkişisi ...'ın hazırlamış olduğu17/02/2026 tarihli raporda "dava konusu; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya yapılan mal alım-satımı işlemleri nedeniyle düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtlarından kaynaklanan 864.176,46 TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2025 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2025 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davacının faturalardan kaynaklı takip tarihi (15.05.2025) itibariyle davalıdan 922.950,41 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, mahkemenizin 05.12.2025 tarihli duruşma tutanağı ile davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmiş olduğu, verilen bu yetkiye istinaden tarafımdan 22 Ocak 2026 tarihinde davalı yan vekiline e-posta gönderilerek ticari defter ve belgelerin incelemeye hazır edilmesi gerektiğinin bildirildiği, davalı yan vekili tarafından gönderilen e-postaya cevaben diğer dosyalarda olduğu gibi şirketin içinde bulunduğu durum nedeniyle talep edilen dokümanları temin etmekte şirketten geri dönüş almakta zorlandıklarının, bu sebeple tarafıma biraz daha süre tanınmasının talep edildiğinin ifade edildiği, akabinde gerçekleştirilen telefon görüşmesinde ise şirketin mevcut durumu sebebiyle talep edilen ticari defter ve belgeleri sunamayacaklarının tarafıma bildirildiği, bu nedenle rapor tarihine kadar davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların tamamının, davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının "Muayene” ye ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan faturalara ilişkin kayıtların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, davacı tarafından söz konusu faturalara dayanılarak icra takibinde 864.176,46 TL tutarında alacak talep edildiği görülmüş, davacının ticari defter ve kayıtları ile sunulan cari hesap dökümlerinin incelenmesi neticesinde ise, takip tarihi (15.05.2025) itibarıyla davacının davalıdan toplam 922.950,41 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de davacı yan talebe bağlılık ilkesi gereği davalıdan 864.176,46 TL talep edebileceği" şeklinde görüş bildirmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki ve cari hesaptan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında temin ettiği muayene hizmetlerinden doğan toplam 864.176,46 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve davalının, davacıya toplamda 864.176,46-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile; Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA, 2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 172.835,29TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 59.031,89-TL harçtan peşin olarak alınan 10.437,10-TL harçtan mahsubu ile bakiye 48.594,79-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 19.485,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 135.626,46-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine,

Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 22/05/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/173, K. 2026/400, T. 22.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-173-e-2026-400-k-bac406acbaeb