Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2569 E. 2024/1307 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/2569
- Karar No
- 2024/1307
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/10/2020 DAVA: Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 25/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ: 25/11/2024
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/10/2019 tarihinde ....'ın sürücüsü, müvekkili şirketin maliki olduğu .... plakalı araç ile ... A.Ş. Tarafından 18/04/2019 tarihinde ... poliçe numarasıyla sigortalanmış ...'in maliki, ...'nın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazada müvekkili şirkete ait .... Model .... marka aracın hasar gördüğünü, bu hasar her ne kadar tamirat ile telafi edilse de, müvekkili şirkete ait araçta taraflarınca miktarının belirlenmesi mümkün olmayan değer kaybının meydana geldiğini, bu değer kaybının tazminini .... A.Ş. den 18/11/2019 tebliğ tarihli ihtarname ile talep ettiklerini, ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, taraflarınca trafik kazasında oluşan maddi hasar ve değer kaybına ilişkin tazminat istemine ilişkin hususlar bakımından 09/12/2019 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak 27/12/2019 tarihli oturumda anlaşmaya varılamadığının tutanak altına alındığını ileri sürerek müvekkilinin aracında gerçekleşen şimdilik 50,00 TL değer kaybının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... A.Ş., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine müvekkilinin aracından mahrum kalması nedeniyle şimdilik 50,00 TL mahrum kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri açısından dava şartı olan arabuluculuk aşaması ikmal edilmeden dava açılmış olmakla davanın müvekkilleri yönünden dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava tarihinden evvel süresi ve tutarı belirli olan ve bilinen araç mahrumiyet tazminatının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, HMK'nın 107. maddesine göre davanın bu alacak kalemi yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının talep ettiği değer kaybının haksız ve fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davacı vekili dava dilekçesi ile davalılar ... ve ... ile birlikte diğer davalı .... AŞ aleyhine meydana gelen trafik kazasından dolayı müvekkilinin maliki bulunduğu aracında gerçekleşen değer kaybı ile müvekkilinin aracından mahrum kalmasından doğan tazminat talebine ilişkin dava açtığı, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada 08.10.2020 tarihli duruşma zabtının ... no'lu ara kararı ile davalılar ... ve ... yönünden dosyanın tefrik edilerek yeni bir esasa kaydına karar verildiği ve bu davalılar yönünden yargılamaya aynı mahkemenin .... Esas esas sayılı dosyasında devam edildiği anlaşılmıştır. İDM KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesiyle 01/01/2019 tarihinden itibaren arabuluculuk dava şartı olarak düzenlendiğinden ve davacının dava açılmadan önce arabuluculuğa davalı ... ve davalı ... yönünden başvurmadığı anlaşılmakla, davanın tefriki ile davalılar yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle açılan davanın usulden reddine," seklinde karar verilmiştir. Mahkemece; 11.03.2021 tarihli ek karar ile; "HMK 304.madde gereği .... Esas - ... Kararın hükmünün 5. Maddesinde "... Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiriğinden AAÜT uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücreti" yerine " AAÜT uyarınca 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine şeklinde tahsisine," dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyanın 08.10.2020 tarihli celsenin ... no'lu ara kararı ile davalı sigorta şirketi dışındaki diğer davalılar yönünden tefrik kararı verilerek dosyanın yeni esasa kaydedildiğini, her bir davalı yönünden açılan davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davalılar ... ve ... ile ... AŞ'nin de müteselsil sorumlu olduğunu, .... AŞ aleyhine açılmış olan davanın mutlak ticari dava olduğunu, haksız fiil sorumluları olan davalılar ... ve ... bakımından davanın mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığını, bu sebeple .... AŞ bakımından arabulucuya başvuru zorunlu iken diğer davalılar yönünden arabulucuya başvurunun zorunlu olmadığını, davalı sigorta şirketi ile birlikte açılan ancak diğer davalılar ... ve ... yönünden tefrik edilen dosyada Ticaret Mahkemesince karar verilmesinin yerinde olmadığını, gerçek kişi olan bu davalılar yönünden Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini, bu halde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı bir diyecekleri olmadığını ancak davacı tarafından yapılan tashih başvurusu üzerine yerel mahkemece 11.03.2021 tarihli ek karar ile hükmün HMK'nun 304. maddesi uyarınca tashihine karar verilmiş ise de; bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar lehine veya aleyhine vekalet ücretinin hatalı belirlenmiş olmasının tashih veya tavzihe konu edilemeyecek bir husus olduğunu, mahkemece davacının tashih talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesinin ek kararının kaldırılmasını istemiştir. G E R E K Ç E Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. Ve 355. Maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 03.01.2020 tarihinde açılmıştır. Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasının 08.10.2020 tarihli celsenin .... No'lu ara kararı ile davalılar ... ve ... yönünden tefrik kararı verilerek eldeki dosyada yargılamaya devam edilmiştir. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4). maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması kararın kaldırılmasını gerektirecek bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Taraflardan davacı şirket olup, tacir sıfatına haizdir. Tefrik kararı sonucu yeni esasa kaydedilen eldeki dosyadaki davalılar ise haksız fiile sebebiyet veren gerçek kişiler olup, tacir sıfatları bulunmamaktadır. Davacı şirketin adına kayıtlı araçta trafik kazasından kaynaklanan zarar meydana gelmiş olup, davalılardan ... araç maliki, diğer davalı ... ise kazaya karışan aracın sürücüsüdür. Taraflar arasında, trafik kazasından kaynaklanan hukuki ihtilaf bulunmaktadır. Bu nedenle, davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Denizli Asliye Ticaret Mahkemesince Denizli Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi yerinde değildir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın ve istinaf sebeplerinin niteliğine göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-3. maddesi uyarınca davacının esasa ve davalıların ek karara ilişkin istinaf talepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına karar verilmesiverilmesi gerekir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının esasa ve davalıların ek karara ilişkin istinaf başvurularının kamu düzeni nedeniyle KABULÜNE, 2-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarih, .... Esas - ... sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 6-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 25.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.