Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2002/12756 E. 2003/5317 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2002/12756
Karar No
2003/5317
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/57 KARAR NO: 2024/844 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARI VEREN MAHKEME: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/05/2021 DOSYA NUMARASI: 2018/40 Esas - 2021/415 Karar DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 16/05/2024 İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar ... ve ... akrabalarını görmek amacıyla akrabaları tarafından gönderilen davetiye ile yurtdışına gitmek istediklerini, vize işlemlerinin yürütülmesi için ... isimli bir aracı kuruma yetki verdiklerini, şirketin davacılar adına vize sağladığını, ... şirketinin davacıların pasaportlarını 10.08.2018 tarihinde ... takip numarası ile davalı ... A.Ş.'ne teslim ettiğini, vizelerinin çıkmış olmasına dayanarak davacıların Düseldorf/Almanya Havalimanına gitmek üzere İstanbul AHL' den gidiş ve dönüş şeklinde 4.315,-TL bedelinde uçak bilet aldıklarını, davacıların pasaportları içinde bulunduğu kargoların taşıma esnasında kaybolduğunu, davalı şirketin bunları kaybettiğini öğrendiklerini, davacıların zararının giderileceğinin söylendiğini ve tutanak tutulmuş ise de, davacılara herhangi bir ödemede bulunulmadığını, zararın temini için yapılacağı söylenen ödemenin sadece pasaport üzerinden ibaret olduğu, fakat davacıların zararları bir pasaport ücretinden çok daha fazla olduğunu, davalı kargo şirketi tarafından kaybedilmiş olan pasaportlardan dolayı davacıların uğradığı maddi zararların yaklaşık; 1. THY uçak bileti tutarı: 4.315,- TL. 2- Pasaport Tutarı: 1.530,- TL 3- Vize Bedeli 1.200,- TL 4- Seyahat Sağlık Sigortası ücreti: 60 Euro (364,-TL) 5- Davetiye ücreti 230 Euro (1.397,-TL) Bir yıllık yol ücret, 1.000,- TL olduğunu, davalı kargo şirketi tarafından kaybedilmiş olan pasaportlardan dolayı davacıların manevi zarara uğradığını, 9.800,-00.-TL maddi, 10.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi için işbu davayı ikame ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile her bir davacı için 1/2 oranında olmak kaydıyla toplam 9.800.-TL maddi, 10.000.- TL manevi tazminat bedelinin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte ... A.Ş.' nden alınarak davacılara verilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraf aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların talep ve iddialarına ilişkin deliller taraflarına tebliği edilmediğini, müvekkili şirketin kayıtlarında yapılan araştırma neticesinde ... firması tarafından müvekkil şirkete teslim edilen kargonun kayıp duruma düştüğü tespit edildiğini, kargo içeriğinde bulunduğu iddia edilen bilgi ve belgelerin ispat edilmesi gerektiğini, bununla birlikte taşıyıcının sorumluluğu, TTK m.882 gereğince gönderinin tamamının zıyaı ve hasarı halinde ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunu, davacıların diğer giderlerine ilişkin müvekkili şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, TTK 883 maddesi de taşıyıcının ziya veya hasardan sorumlu olduğu hallerde yalnızca ödenmesi gereken tazminat tutarı ile taşıma ücretinin geri verilebileceğini, somut olayda manevi tazminat şartları oluşmadığını, manevi tazminat şartları Türk Borçlar Kanunu'nun 58. Maddesinde oldukça kısıtlı sınırlamalar ile belirlendiğini, sırf sözleşmeye aykırılık mutlak surette kişilik haklarına da aykırılık manasına gelmeyeceğini, şartlar oluşmadığından manevi tazminat talebinin kabulü mümkün olmadığını, davacıların manevi tazminat taleplerinin de reddi gerektiğini, öncelikle davanın reddi ile mahkeme aksi kanaatte olduğu takdirde müvekkili şirket hakkında TTK'nın sorumluluk sınırlamaları hükümlerinin uygulanmasını ve yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/05/2021 tarih ve 2018/40 Esas - 2021/415 Karar sayılı kararı ile; " Davadaki uyuşmazlık; taşıma sözleşmesi kapsamında teslimat yapılmaması nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, davalının taşıma sözleşmesi uyarınca edimini yerine getirip getirmediği, teslimatta ilgili sorumluluğun bulunup bulunmadığı ve davacının uğradığı zararıın tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, davacıların davalıya yaptığı başvuru formu, Serdivab Polis Merkezince alınan İfade Tutanağı, bilirkişi raporu ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.Dava konusu kargoya ilişkin bilgilerin ekran görüntüsünün dosyamız içerisine sunulduğu görülmüştür. Mahkememizce Lojistik ve Taşımacılık Uzmanı bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Uyuşmazlığa konu davada somut olay bakımından emtia-kargo karayolu ile bir yurt içi taşıması olduğu, dolayısıyla davada zıyaı hasar yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Taşıma Işleri- Eşya Taşıma, 4925 sayılı Karayolu aşıma Kanunu ve bağlamında Yönetmelik hükümleri uygulama alanı bulacağı, ancak karayolu Taşıma Kanun ve Yönetmeliği'nin eşyanın hasarı, zıyaı ve gecikme durumlarında taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin tam açıklık getirmediği, genel anlamda düzenlemeler idari para cezaları ve taşıma-mesleki yeterlilik belgeleri konusunda hükümler içerdiği dikkate alındığında Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak üzere değerlendirilecektir.TTK Madde 875/1'de Taşıyıcının sorumluluğu;Taşıyıcı eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın hasarından, ziyamdan veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Hükmü ile taşıyıcının sorumluluğuna açıklık getirmektedir.TK Madde 874/1'de Ziva Karinesi:Eşya, taşıma süresini izleyen yirmi gün İçinde teslim edilmezse, hak sahibi ona zayi olmuş gözüyle bakabilir. Hükmünü havidir.Uyuşmazlığa konu davada, davalı taşıyıcı taşıtandan kargoyu, davacı yanın adresine teslim edilmek üzere dosya tanımlı gönderi olarak almış; ancak alıcısına teslim etmeyerek zıyaı uğratmıştır. Aynı zamanda kargoyu zıyaı uğrattığı kabulündedir.TTK Madde 882 Sorumluluk sınırları;1.Gönderinin zıyaı veya hasarı halinde 880 ve 881 inci maddeleri uyarınca ödenecek tazminat gönderinin her bir kilogramı için 8,33 Özel ekme Hakkı (SDR) karşılayan tutar ile sınırlıdır.2.Gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, Hükmü ile taşıyıcının sorumluluk sınırı.,4. Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki TCMB'ca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir.Hükmü İle de çevrim tarihi belirlenmektedir.Şayet Sayın Mahkeme, taraflar arası ihtilaf konusu olan davada, meydana gelen zıyaı-hasar nedeniyle davalı taşıyıcıyı hata ve kusurlu olduğunu benimseyecek olursa, taşıyıcının sınırlı sorumlu olduğu tazminat miktarının hesaplanması için önce emtianın brüt kilogramının bilinmesine, bu miktarın saptanması ile Özel Çekme Hakkı (SDR) karşılığı çevrim tarihi İtibariyle hesaplanması gerekecektir. Ancak, söz konusu zıyaı uğrayan kargoya ait tek veri belgesi olan 4Bilgisayar Ekran Çıktı Belgesi' İnde 0 (sıfır) kilogram kaydı bulunduğu, dolayısıyla olmayan kilogram üzerinden hesaplama yapılamayacağı da Sayın Mahkeme'nin takdirinde bulunmaktadır.Dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelere göre yapılan tespit ve değerlendirmemizdeki diğer bir husus da, çekişme konusu kargonun davalı taşıyıcıya teslimi esnasında kıymetli evrak olduğu bildirimi-bayanı yapılmayarak standart dosya gönderisi olarak teslim-tesellüm yapıldığı anlaşılmaktadır ki,Bu durumda, zıyaı uğrayan kargonun brüt kilogramının belirlenmesi halinde TTK m. 875/1 atfı ile TTK m. 882 vd uyarınca davalı toşıyıcıdan davacı yanın talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanabileceği şeklinde değerlendirilmekle birlikte takdiri Sayın Mahkemeye aittir...."şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.Bilirkişi raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davacı vekili, 22/03/2021 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içeren dilekçesini dosyaya ibraz etmiştir. Mahkememizce yapılan tüm yargılamalar neticesinde, taşıma uzmanı tarafından alınan bilirkişi raporuyla söz konusu kargo gönderisi ile ilgili davalı taşıyıcı tarafından dosyaya sunulan Belege Detay başlıklı Bilgisayar Ekran Çıktı Belgesi incelendiğinde; Tasıma Belgesi, Gönderi Kodu: ..., ödeme Tipi: Alıcı Ödemeli, Gönderen: ..., Alıcı: ..., Çıkış Birimi: Kurtuluş, Teslim Tipi: Adrese Teslim, Varış Birimi: Yazlık, Çıkış Tarihi: 10.08.2018, Fatura Toplamı: 18,21 Gönderici Bilgileri: ... Mh. ... Sk. No ... D Kat ... Şişli/İstanbul, Alıcı Bilgileri: ... Mh. ... Cd. No ... Karasu/Sakarya, Ambar Tesellüm No: ..., Kareo Ref No:..., Kargo Tipi: Dosya Kg: 0 şeklinde detay açıklamaların bulunduğu, Bu tespitler ışığında davalı taşıyıcının, dava dışı ... tarafından davacılardan ... adına adres teslimi, alıcı ödemeli dosya içerikli kargo gönderisini teslim aldığı, söz konusu kargo gönderisi içeriğinin sadece "dosva ve 0 kg" olarak tanımlandığı, kargo içeriğinin "pasaportlar"olduğuna ilişkin bir bilgi bulunmadığı tespit edilmiştir.Dava dışı ... ile davalı şirket arasında taşıma ilişkisinin kurulduğu, gönderinin davalı taşıyıcıya teslim edildiği, ancak davacıya teslim edilmediği dosya içeriği ile sabittir. Somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK' nın 882. maddesi uyarınca taşıyıcının taşıma sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğu, kaybolan gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Davacı, zarara davalının kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiğini de iddia ve ispat etmemiştir. Davalı, davacının gerçek zararından sorumlu olacaktır. Gerçek zarar miktarı, kaybolan gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarı ile sınırlıdır. Bu itibarla, davalı taşıyıcının 6102 sayılı TTK'nın 882. maddesi uyarınca sorumlu olduğu üst sınırın belirlenerek, gerçek zarar miktarı bu miktarın altında ise gerçek zarar miktarına, üstünde ise anılan Yasa maddesi uyarınca belirlenen miktara hükmetmek gerekir.( Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2015/2501 Esas sayılı ilamı) Davacı ... gönderilen kargonun 1 adet dosya olduğu ve kaybolduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kargo bedelinin tespit edildiği durumlarda TTK'nın 880. madde uyarınca kaybolan kargonun rayiç değerinin hükmedilmesi doğru ise de, somut davada kaybolan kargonun değeri tespit edilmemiştir.Tüm bu delillerden ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere; her ne kadar davacı tarafça davalı kargo şirketi tarafından kaybedilmiş olan pasaportlardan dolayı davacıların manevi zarara uğradığı iddia edilerek manevi tazminat istemiyle ve vize, pasaport, davetiye ücreti, yol ücreti, seyahat sağlık sigortası başlıkları altında maddi tazminat istemli işbu mahkememiz dosyası ile dava açılmış ise de; uyuşmazlığa konu davada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, zıya uğrayan kargonun brüt kilogramının somut belge ile dosyaya sunulmadığı gibi kargo gönderisinin içeriğinin davacılara ait zayi olan pasaportlar olduğu iddiasının ispata muhtaç olduğu ve davacı tarafından somut herhangi bir delil, belge ya da bilgi ile ispat edilemediği anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.TBK'nın 58. (BK'nın 49.) maddesi uyarınca şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Şahsiyet haklarına saldırıda manevi tazminat istenebilmesi için TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı tarafça gönderinin teslim edilmemesinin MK'nın 24 ve TBK'nın 58. maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlali olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla, TBK'nın 58 maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilerek, davacıların manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-İspatlanamayan DAVANIN REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece davanın ispatlanamadığından reddine karar verildiğini, Kargo şirketinin sorumluluğunun her halükarda bulunduğunu, TTK.856/2'de açıkça belirtildiği gibi tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulduğunu, kurulan sözleşmenin bir sonucu olarak kargo şirketine taşıma ücreti ödendiğini ve bunun karşılığında, davalı şirket tarafından kargo takip numarası (107891277814) verildiğini, bu bağlamda mevcut delillere, karinelere, kanunun sistematiğine ve amacına dayanılarak hüküm kurulması gerektiğini, Bilirkişi raporunda "TTK. M. 882 göre ödenecek tazminat gönderinin her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkı karşılayan tutar ile sınırlıdır." şeklinde belirterek kilogramı 0 olduğu için hesaplama yapmadığını, ayrıca " ... Kargonun davalı taşıcıya teslimi esnasında Kıymetli Evrak olduğu bildirimi/beyanı yapılmayarak Standart Dosya Gönderisi olarak teslim-tesellüm yapıldığı..." belirtilmiş ise de kıymetli evrak olarak yazılmamasından davacının sorumlu tutulamayacağını, gönderinin 0 kg/dm3 olarak işlenmesinin, davalının kusuru olduğunu, TTK 880/1 maddesinde "Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır." şeklinde belirtildiği üzere bilirkişinin eşyanın değerine göre tazminat hesaplaması yapması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 2002/12756 E. 2003/5317 K. kararında da "...Davacının. davalıya Zonguldak'tan Ankara'ya taşınmak üzere bir cep telefonu teslim ettiği ve taşımaya konu emtianın alıcıya teslim edilmediği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur.Uyuşmazlık,teslim sırasında mahiyet ve değeri belirtilmeyen emtiadan dolayı davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının ne olacağı noktasında toplanmıştır.TTK'nun 785 nci maddesinde taşıyıcının taşıma senedinde belirtilen veya taşıyıcının kabul ettiği değerle sorumlu tutulacağı öngörülmüştür. Ancak, anılan yasanın 786/1 nci maddesi hükmünde de, mahiyet ve değeri beyan edilmeksizin taşıyıcıya teslim olunan eşyanın zıyaından doğacak tazminatın,her hadisede halin icabına göre tayin olunacağı da,açıkça belirtilmiştir. Mahkemece,taşıma sözleşmesinin 6ncı maddesindeki hükme göre tazminata hükmedilmiş ise de,taraflar arasında bir yazılı sözleşme bulunmamaktadır.Taşıma faturası arkasındaki kayıtlar da, taşıyıcının sorumluluğunu azaltan bir kayıt olması itibariyle,TTK'nun 766 ncı maddesi gereğince hükümsüzdür. Şu halde mahkemece, TTK'nun 786 ncı maddesi uyarınca kaybolan eşyanın (cep telefonu)değerinin (arızalı olduğu da,dikkate alınarak) dava tarihindeki değerinin tesbiti ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir." şeklinde belirtmiş olduğunu, Somut olaya benzer bir olaya ilişkin yukarıdaki Yargıtay kararında da görüleceği üzere İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/40 E. sayılı kararının hukuka ve içtihatlara aykırı olduğunu, Dava dışı ..., beyan delili oluşturması adına tanık olarak dinlenilmesi gerektiğini, dolayısıyla henüz tüm delillerin toplanmadığını, Gerek bilirkişi raporunda gerekse de İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/40 E. sayılı kararında delil yetersizliği olarak gösterilen aleyhe hususlardan birinin de kargo gönderisinin içeriğinin ne olduğunun bilinmemesi savı olduğunu, ancak bu hususun dava dışı ... firmasının tanık olarak dinlenilmesi ile aydınlatılabilecek olduğunu, şöyle ki dava dışı ... isimli firmaya müzekkere yazılarak genelde hangi işleri yaptıklarını, ilgili kargo şubesine genellikle hangi gönderileri verdiklerinin, davacı ile birlikte hangi hususta çalıştıklarının sorulması ile söz konusu kargo içeriğinin ne olduğunun belirlenebilecek olduğunu, ancak bu hususun yargılama safhasında eksik bırakıldığını, tanık olarak dinlenmese bile ... isimli firmanın internet siteleri incelendiği zaman firmanın vize işlemleri yaptığının da açıkça görülmekte olduğunu, dava dışı ... firması ile davacı müvekkilleri arasındaki hizmet sözleşmesi belli iken, bu hizmetle ilişik eşyaların değil de, başkaca bir eşyanın firma tarafından davacılara gönderilmesinin makul ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,6475 sayılı yasa gereği hacim ölçümlerinin dm3 cinsinden yapılmasının zorunlu olduğunu, ancak davalı şirketin bu ölçümü hiç yapmadığını, göstermekle yükümlü olduğu özeni hiç göstermediğini, Davalının özel sebeplere istinaden sorumluluktan kurtulabilmesi için, özellikle taşınana ilişkin bazı özen yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerektiğini, bu hususa istinaden de taşıyıcı firmanın kanunda şart koşulmuş tedbirleri ve yükümlülükleri göstermesi gerektiğini, ancak davalı taşıyıcı şirketin, kanunun zorunlu tuttuğu hacim ölçümlerini hiç yapmadığını ve kargo içeriğini, fizik kurallarınca mümkün olmayacak şekilde, 0 kg/dm3 olarak tanımladığını, bu durumun davalı şirketin gereken özen yükümlülüğünü göstermemesi dolayısıyla yaşanan hizmet kusurunun bir sonucu olduğunu, kanuna aykırı olmasına rağmen ölçüm yapılmış olduğunu, söz konusu kusurun gönderene veya davacıya yükletilebilecek veya sonucunda sorumluluğuna başvurabilecek bir kusur olmadığını, sorumluluğun davalıya ait olup, ispat yükünün davacıya yükletilmesi gerektiğini, işbu hizmet kusurunun yol açtığı haksız sonuca dayanarak davanın reddedilmesinin hakkaniyete ve genel hukuk kurallarına aykırı olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen tespit edilecek nedenlerle; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/40 E- 2021/415 K sayılı ret kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taşınmak üzere davalıya teslim edilen davacılara ait pasaportların davalı tarafından alıcısı davacılara teslim edilmemesi ve kaybedilmesi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketici; "ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak 3/1-ı-bendinde ise tüketici işlemi; "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut davada; uyuşmazlık eşya taşıma sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, taşıma sözleşmesi TTK’nda düzenlenmiş olduğundan mutlak ticari dava niteliğinde ise de; davacıların Almanya'daki akrabalarını ziyarete gitmek ve gezi için aracı kurum tarafından çıkarılan pasaportları davacılara teslim edilmek üzere davalı taşıma şirketine teslim edildiği ve davalı şirket tarafından kaybedildiği, davacılar tarafından bu sebeple uğradığı maddi ve manevi zararların tazminin talep edildiği, davanın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı, 6502 sayılı yasa hükümleri gözetildiğinde, davacıların akraba ziyareti ve gezi amacıyla alınan pasaportun taşındığı, mesleki veya ticari amaçla hareket etmediği, bu haliyle davacıların 6502 sayılı Kanunun 3/1-k maddesi uyarınca tüketici olduğu ve uyuşmazlığın, anılan kanunun 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca, tüketici mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin İlk Derece Mahkemesince yargılamaya devam edilerek usul ve yasaya aykırı olarak esas hakkında karar verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacıların istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK' nun 355, 353/1-a3 maddeleri gereğince kaldırılmasına, kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacıların istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2021 tarih ve 2018/40 Esas - 2021/415 Karar sayılı kararının HMK'nın 355 ve 353/1-a-3 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 2-Kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2002/12756, K. 2003/5317, T. 10.08.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2002-12756-e-2003-5317-k-51d7bc93abc9