İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/208 E. 2024/388 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/208
Karar No
2024/388
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/208 Esas KARAR NO : 2024/388 Karar DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 12/09/2024 KARAR TARİHİ : 25/12/2024 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2025 Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirket tarafından yapılan 05.07.2024 tarihli genel kurulda alınan kararların öncelikle yokluğunun tespitine karar verilmesini, şirket yönetim kurulunun, davaya konu genel kurul kararının çağrısına dair karar alırken kanun ve anasözleşmeye uygun olarak toplanmadığını, hukukun temel ilkelerinden olan “çağrı yoksa karar yoktur” ilkesi gereğince, yetkisiz kişilerce yapılan toplantı çağrısı nedeniyle 05.06.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu, müvekkillerinden ...'nun dava konusu genel kurul kararına dair çağrı yapıldığı tarihte Şirket Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu, toplantı daveti yapmaya hiçbir yetkisi olmayan Şirket Genel Müdürü'nün, müvekkili ...’na 05.06.2024 günü bir e-posta göndererek genel kurulun toplantıya çağrılmasına dair Yönetim Kurulu kararını TTK m. 390/4 hükmüne göre imzalayıp göndermesini istediğini, yetkisiz kişiler tarafından davet edilen yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıran 05.06.2024 tarihli kararının yok hükmünde olduğunu, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin, yönetim kurulu tarafından usulüne uygun kullanılmadığını, genel kurul toplantısının ve alınan kararların geçerli olabilmesi için, genel kurulun usulüne uygun çağrılmasının gerektiğini, bir toplantı yapılacağının bilgisini alan müvekkil ...’nun yazılı olarak fiziki toplantı yapılması talebinin de göz ardı edilerek yönetim kurulu kararı alındığını, dolayısıyla, şirket ana sözleşmesine göre, yönetim kurulu üyelerinden birisinin toplantı yapılmasını istediği hallerde elden dolaştırma yoluyla karar alınamayacağı gibi yönetim kurulu toplantısının yapılabilmesi için en az altı üyenin fiilen ve fiziken toplantıda hazır bulunması gerektiğini, dolayısıyla 05.07.2024 tarihli genel kurul kararına dair çağrıya mesnet edilen 05.06.2024 tarihli ve 15 numaralı yönetim kurulu kararı açıkça Kanun’a ve şirket ana sözleşmesine aykırı olduğu için yok hükmünde olduğunu ve geçersiz olduğundan bu kararla çağrılan genel kurulda alınan kararlar da geçersiz olduğunu ve yok hükmünde olduğunu, neticede ihtiyati tedbir talebimizin kabulü ile 05.07.2024 tarihli genel kurul kararının TTK md 449 gereğince yürütülmesinin geri bırakılmasına, 05.07.2024 tarihli genel kurula çağrıya ilişkin 05.06.2024 tarihli ve 15 numaralı yönetim kurulu kararının “YOK” hükmünde olması nedeniyle 05.07.2024 tarihli genel kurul kararlarının da YOK hükmünde olduğunun ve geçersizliğinin tespitine, "yokluk" taleplerinin mahkemece kabul edilmemesi halinde 05.07.2024 tarihli genel kurulun ve bu genel kurulda alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptaline, 05.07.2024 tarihli genel kurul kararının geçersiz olması nedeniyle halka açık davalı şirketin kanuna aykırı ve pay sahiplerinin aleyhine yönetilmesinin engellenmesi amacıyla tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, mahkeme aksi kanaatte ise davalı Şirkete denetim kayyımı atanmasına, davanın Sermaye Piyasası Kurulu’na ihbar edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin genel kurula çağrıya ilişkin 05/06/2024 tarihli ve 15 numaralı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin dava haksız ve yersiz olup reddinin gerektiğini, müvekkil şirket'in 28/05/2024 Salı günü saat 11:30’da yapılan 01/01/2023-31/12/2023 hesap dönemine ait 2023 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda, azlık pay sahiplerinin TTK'nın 420. maddesi uyarınca finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesinin bir ay sonraya ertelenmesinin talep edilmesi üzerine Türk Ticaret Kanunu'nun 390/4. maddesi hükmü gereğince Yönetim Kurulu kararının elden dolaştırılmak suretiyle Müvekkil Şirket'in TTK m. 420 çerçevesinde ertelenen gündem maddelerine ilişkin 2023 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nın belirlenen gündem maddeleri uyarınca 05/07/2024 günü saat 11:30’da şirketin merkez adresinde yapılmasına karar verildiğini, alınan Yönetim Kurulu kararı Başkan ve Murahhas Üye ..., Başkan Vekili ve ...., Murahhas Üye ...., Üye ...., Bağımsız Üye .... ve Bağımsız Üye ... tarafından imzalandığını, Murahhas Üye ... tarafından ise imzalanmadığını, Yönetim Kurulu kararının toplam iki sayfadan ibaret olduğunu, ilk sayfada üyelerden dördünün, ikinci sayfada ise ikisinin imzası bulunduğunu, yönetim kurulu karar onaylarının aynı kâğıtta bulunmasının şart olmadığı, onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümü yönetim kurulu karar defterine yapıştırıldığını ve kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirildiğini, kararın giriş cümlesindeki 390/4 yazısı, kararda tüm üyelerin imzalarının bulunmaması sebebi ile Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün talebi üzerine ilgili noter tarafından daksil yapılmak suretiyle üstünün kapatıldığını ve imzalanmak suretiyle tasdik edildiğini, dolayısıyla yönetim kurulu kararında tahrifat yapılmasının söz konusu olmadığını, bu itibarla; davaya konu Yönetim Kurulu kararı, TTK'nın 390/1-4. maddesine ve şirket esas sözleşmesine uygun olarak asgari 6 üyenin olumlu oyu ile alınmış olup hukuka uygun ve geçerli bir karar olduğunu, şirket esas sözleşmesinin 10. maddesinde de belirtildiği gibi Yönetim Kurulu Toplantılarının elektronik ortamda da yapılabilmesine imkan sağlayacak şekilde .... İnternet altyapısını kullanmak suretiyle Firewall üzerinden VPN ve TCP tanımlamaları ile görüntülü online toplantılar da yapılabildiğini, bu toplantıların Yönetim Kurulu Üyeleri veya yetkilendirilmiş kullanıcılar tarafından gerek bilgisayar gerekse de cep telefonları ile gerekli güvenlik ayarları ile sisteme bağlantı yapılmak suretiyle online olarak gerçekleştirilmekte olduğunu, sistem üzerinden yapılan online yönetim kurulu toplantıları sonucunda mutabık kalınan konular için alınan kararlar, elden dolaştırılarak imza işlemlerinin tamamlandığını, dava konusu yönetim kurulu kararının da bu şekilde alındığını, şirket yönetim kurulu toplantılarına çağrıların uzun zamandan beri Genel Müdür tarafından yapılmakta olduğundan Türk Ticaret Kanunu'nun 390/4. maddesi hükmü gereğince alınan 05/06/2024 tarihli 15 numaralı Yönetim Kurulu Toplantı çağrısı da Şirket Genel Müdürü .... tarafından tüm yönetim kurulu üyelerine e-mail gönderilmek suretiyle yapıldığını, müvekkil şirketin 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan açılış ve toplantı başkanlığının seçimi kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali istemine ilişkin davanın haksız ve yersiz olup reddinin gerektiğini, şirketin 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 01/01/2023 – 31/12/2023 hesap dönemine ilişkin finansal tabloların okunması, görüşülmesi ve onaylanması kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali istemine ilişkin davanın haksız ve yersiz olduğundan reddinin gerektiğini, şirketin 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin 2023 yılı faaliyet ve işlemlerinden dolayı ayrı ayrı ibra edilmeleri kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali istemine ilişkin davanın haksız ve yersiz olduğundan reddinin gerektiğini, şirketin 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan görev süreleri sona ermiş olan yönetim kurulu üyeleri ve bağımsız yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı seçimi ve görev sürelerinin tespiti kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali istemine ilişkin davanın haksız ve yersiz olduğundan reddinin gerektiğini, şirketin 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerinin ücret ve huzur haklarının tespiti kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali istemine ilişkin davanın haksız ve yersiz olduğundan reddinin gerektiğini, şirketin 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına Türk Ticaret Kanunu’nun 395. Ve 396. Maddelerinde yazılı iş ve işlemleri yapabilmeleri için izin verilmesi kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali istemine ilişkin davanın haksız ve yersiz olduğundan reddinin gerektiğini, Önemle vurgulamak gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 448/3. maddesi; "Mahkeme, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın nitelik ve miktarını mahkeme belirler." hükmünün haiz olduğunu, davacılar vekilince açılan davada; 05/07/2024 tarihli genel kurulun ve bu genel kurulda alınan tüm kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptalinin talep edildiğini, açılan işbu dava nedeniyle müvekkili şirketin uğraması muhtemel zararlarına karşılık olmak üzere davacılar tarafından mahkemece uygun görülecek nitelik ve miktarda teminat yatırılmasını, davacı tarafından haksız ve kötü niyetle talep edilen 05/07/2024 tarihli genel kurul kararının TTK'nın 449. maddesi gereğince yürütülmesinin geri bırakılması, Müvekkil Şirket'e tedbiren yönetim kayyımı ya da denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin de yerinde olmaması nedeniyle reddine karar verilmesini, dava konusu edilen genel kurul kararlarında gerek kanun gerek esas sözleşme ve gerekse de dürüstlük kurallarına hiçbir şekilde aykırılık bulunmaması nedeniyle haksız, yersiz ve kötü niyetle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, ticaret sicil kayıtları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, davalı şirketin 05/07/2024 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların yokluğu - geçersizliğinin tespitine veya iptali davası istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: davalı şirketin 05/07/2024 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde - geçersiz olup olmadığı ve terditli olarak kanuna, esas sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı noktalarında noktalarında toplandığı görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; davalı ... sicil numarasında kayıtlı ... Tekstil A.Ş.' nın adresinin, ... Mah. .... Sokak No:5/1-2-3-4 Bakırköy/İSTANBUL olduğu görülmüştür. Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6102 sayılı TTK' nın 445. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. a) Yönetim Kurulu Kararı Yönünden Değerlendirme: Davacı taraflarca ilk önce, dava konusu genel kurul toplantısı çağrı kararının alındığı 05.06.2024 tarihli yönetim kurulu kararının, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi davacı ...' nun itirazına rağmen 6102 sayılı TTK' nın 390/4. maddesi kapsamında ancak yine aynı maddeye aykırı bir şekilde alındığı iddia edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın ''Yönetim Kurulu Toplantıları'' başlıklı 390. maddesinde ''(1)Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır. (2)Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar. (3) Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır.(4) Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir. (5) Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır. '' hükmü düzenlenmiştir. ''Genel Kurula Çağrı'' ise, 6102 sayılı TTK' nın 410 ile 412. maddelerinde düzenlenmiş olup 410. maddeye göre genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. ''Çağrısız Genel Kurul'' başlıklı 416. maddesinde ise, ''(1) Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler. (2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir. '' hükme bağlanmıştır. Davalı şirkete ait esas sözleşmenin 10. maddesinde, yönetim kurulu toplantısı usulü ve toplantı nisabı düzenlenmiştir. Maddeye göre, yönetim kurulunu toplantıya davet edebilecek kişilerin yönetim kurulu başkanı ile vekili olarak belirlendiği; toplantıya çağrı yöntemlerinden biri olarak elektronik imzalı e-posta yönteminin belirlendiği; 6102 sayılı TTK' nın 390/4. maddesi hükmü ile aynı şartlara haiz elden dolaştırma yöntemi ile karar alınabileceğinin düzenlendiği ve yine yönetim kurulunun üye sayısının 7, toplantı nisabının 6 ve kararların asgari 6 üyenin olumlu oyları ile alınacağı şeklinde belirlendiği görülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; Geçerli bir genel kurul toplantısından bahsedebilmek için, davalı şirket yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağrı kararının (05.06.2024 tarih ve 2024/15 s. kararı) geçerli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Zira, söz konusu YK kararı geçersiz ise genel kurul kararının doğabilmesi için uyulması gerekli bulunan şekli nitelikte emredici hukuk kurallarına aykırılık söz konusu olacak ve davalı şirket genel kurulu butlan müeyyidesi ile karşı karşıya kalacaktır. Önerinin imzalanması yoluyla karar alınması mülga TTK md. 330 f.2’de de düzenlenmiş olup, ondan bazı noktalarda farklılık göstermektedir. Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Kanun koyucu bu noktada şirket açısından önemli olan hususlar ile sıradan hususlar bakımından bir ayrım yapmamıştır. Aslında böyle bir ayrım yapılmasına da gerek yoktur. Konunun önemli olduğunu ve yönetim kurulunda konuşulup tartışılması gerektiğini düşünen üye her zaman toplantı talebinde bulunabilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması, bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Bununla birlikte kararın tüm üyeler tarafından onaylanması veya oylanması şart değildir (Müller, R., VR-Sitzung: Vorbereitung, Einberufung, Durchführung, Beschlussfassung, Protokollierung, SJZ 107/2011, 52; Müller Roland/Lipp Lorenz, Plüss Adrian, Der Verwaltungsrat - Band I, 2021, S.292). Yine önerinin bütün üyelere hangi/aynı tarihte gönderileceğine dair bir kural da yoktur. Dolayısıyla öneri her bir üyeye farklı tarihlerde ulaştırılmış olabilir. Bu tip kararlarda önemli ve olağan olan üyelere karar vermeleri için süre tanınması olmakla birlikte öneride üyelere bir süre tanınması yani karar içerisinde bir süre belirtilmemiş olması elden dolaştırma yöntemiyle karar alınabilmesinin bir şartı değildir. Öneri yoluyla gönderilen kararda süre belirtilmemiş ise üyelerden karar vermeleri için makul bir sürede cevap vermeleri beklenir (Reto Sutter/Nicolas Facincani, Zirkularbeschlüsse des Verwaltungsrats, TREX – Der Treuhandexperte, Ausgabe 2/14, s. 2). Ancak üyeden itiraz etmediğine dair yazılı bir onay talep edilmesi yönünde bir zorunluluk bulunmadığından bunun eksikliği kararların geçerliğini etkilemez. Üyenin toplantı talep etmesi halinde karar alınamayacağına dair açık ve emredici düzenleme üyeye tanınmış bir veto hakkı niteliğindedir ve her üye bu hakkı kullanıp kullanmama konusunda bizzat karar verme yetkisine sahiptir. Önerinin onayına ilişkin olarak İsviçre doktrininde faxın başkanın onayına bağlı olarak yeterli kabul edilebileceği, elektronik imza kullanılmak koşuluyla elektronik posta yoluyla da karara katılmanın mümkün olduğu kabul edilmektedir. Telefonla veya basit bir mail ile verilen cevap yeterli değildir. Elektronik imza kullanılmadan E-Mail ile verilen cevapta imzalanan önerinin scan edilmiş (pdf-kopyası) kopyasının eklenmesi verilen oyun geçerli sayılabilmesi için gereklidir (Reto Sutter/Nicolas Facincani, s. 3). Üyenin öneriye karşı suskun kalması onay anlamına gelmez. Süresi içerisinde olumlu veya olumsuz görüş bildirilmemesi halinde üyenin çekimser kaldığı kabul edilir (Böckli, § 13 Rn. 138a; Sutter/ Facincani, s. 3). Öte yandan onayların geçerli olması için aynı kâğıtta bulunması şart değildir. Ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir. Tekrar belirtmek gerekir ki hazırlanan karar şeklindeki önerinin karar haline gelebilmesi için aynı tarihte tüm üyelere iletilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Farklı zamanlarda iletilerek irade beyanlarının alınması ve irade beyanlarını belirttikleri kağıtların tamamının karar defterine yapıştırılması ya da kararın karar defterine geçirilmesi ve imzalanması geçerlilik şartı olarak yeterlidir. Yönetim kurulu üyesinin onay yoluyla alınacak karara itiraz hakkı kararda verilmiş bir süre varsa bu sürenin sonuna kadardır. Süresinde olumlu olumsuz tepki vermeyen üye süre geçtikten sonra itirazda bulunamaz. Yine yönetim kurulu üyesi itiraz hakkı olduğunu bilmediğini ileri süremez. Geçerli bir genel kurul toplantısına çağrı kararından bahsedilebilmesi için öncelikle geçerli bir yönetim kurulu toplantısı yapılmış olması gerekir. 6102 sayılı TTK, yönetim kurulunun toplantıya çağrısı bakımından bir usul belirlememiş olup, çağrı herhangi bir şekle tabi değildir. Çağrı SMS, telefon, fax veya .... mesajı ile ve yine sözlü dahi yapılabilir (Necla Akdağ Güney, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, İstanbul 2016, s.248). Yönetim kurulunun toplantı ve karar yeter sayısı hususunda yukarıda belirtilen şirket esas sözleşmesi ve 6102 sayılı TTK md. 390 hükmü çerçevesinde, alınan kararın geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere TTK md. 390/4 hükmü, yönetim kurulu üyelerinin toplantı yapmaksızın öneri yoluyla sunulan bir karara onay vermeleri suretiyle karar almalarına olanak tanımaktadır. Davalı şirket yönetim kurulunun geçersizliği ileri sürülen 05.07.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısına çağrıya ilişkin 05.06.2024 tarihli ve 2024/15 sayılı kararı 7 üyeli kurulun 6 üyesinin imzası ile alınmıştır. Ancak bu yönetim kurulunun nasıl toplandığı hususu açık değildir. Davalı şirket adına dava dışı Genel Müdür .... tarafından 05.06.2024 tarihinde mail yoluyla TTK madde 390/4'e göre elden dolaştırma usulüyle 05.06.2024 tarihli yönetim kurulu 15 nolu kararın imzalanması konusunda davacı ...' na bilgi verildiği, davacının aynı tarihte mail yoluyla TTK madde 390/4'e göre karar alınmasına muhalif olduğuna dair hem genel müdüre hem de yönetim kurulu başkanına cevap verdiği görülmüştür. Davaya konu yönetim kurulu karar tarihi 05.06.2024 tarihi olup, yönetim kurulu üyelerine mail atılan tarihin de yine 05.06.2024 tarihi olduğu dosya kapsamındaki mail çıktılarından anlaşılmaktadır. Davacı yönetim kurulu üyesi ...'nun açık muhalefeti üzerine artık yönetim kurulunun, şirket esas sözleşmenin 10. maddesine uygun şekilde başkan veya başkan vekili tarafından toplantıya davet edilmeleri gerektiği ve belirtilen nisaba uygun karar alındığını ispat edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki, davalı şirket genel müdürü tarafından yönetim kurulu üyelerine gönderilen 05.06.2024 tarihli mail ekinde yer alan belgede 05.06.2024 tarihi atılmış ve karar metninin ilk başında "İş bu karar Türk Ticaret Kanunu madde 390/IV hükmü uyarınca Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından imzalanmıştır." ibaresine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere bu mailde YK üyelerine genel kurulu toplantıya çağrı kararının elden dolaştırma/onay alma suretiyle alınacağı/alındığı duyurulmuştur. Ancak, davalı şirketin yönetim kurulu karar defterinin 2024-15 s. kararının noter tasdikli ıslak imzalı metninde "...." ibaresinin tipeks ile üstünün kapatıldığı ve "...." ibaresi eklenenerek paraflanıp, mühürlendiği görülmüştür. Yine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında; şüpheli sıfatıyla beyanı alınan noter başkatibinin de, ticaret sicil müdürlüğünün evrakın baş kısmında bulunan 390/4 maddesini kabul etmediğini, bu ibarenin maddeleri olarak düzeltilerek paraflanıp, mühürlendiğini ifade etmiştir. Bir başka anlatımla genel kurulu toplantıya çağrı kararının 6102 sayılı TTK md. 390/4 e istinaden oy çokluğu ile alındığına dair ibare metinden çıkarılmakla kararın elden dolaştırma yoluyla alındığına dair usulün kaldırıldığı tespit edilmiştir. Biran için anılan toplantının elden dolaştırma/onay alma suretiyle yapılmadığı kabul edilse bile bu defa toplantının nasıl yapıldığı, imzalayan üyelerin hangi çağrı ile nerede toplandığı, bu çağrının tüm üyelere yapılıp yapılmadığı sorularının cevaplanması gerekecektir. Yönetim kurulu karar defterinde çağrısız toplantıya ilişkin ibarenin silinmiş olması bu toplantının elden dolaştırma yöntemiyle alınmadığını göstermemektedir. Davalı şirket tarafından fiziki bir toplantı yapıldığına ve üyelere e - mail dışında bir yöntemle örneğin SMS, telefon, fax veya .... mesajı ile toplantı gün yer ve saati duryurulduğuna dair bir bilgi veya belge ibraz edilmediğinden, çağrıya ilişkin kararın elden dolaştırma yöntemiyle alındığı ve fiziken - yüz yüze bir toplantının yapılmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında, davacı yönetim kurulu üyesi ...' nun 6102 sayılı TTK madde 390/4 maddesine göre açık muhalefeti uyarınca 6102 sayılı TTK madde 390/1'e göre yüz yüze - fiziken toplantı yapılarak karar alınması gerektiği, davalı şirketin 6102 sayılı TTK madde 390' a ve şirket esas sözleşmesi madde 10'a uygun bir şekilde yönetim kurulu üyelerini davet ettiğini ve toplantının yüz yüze - fiziken yapıldığını ispat edemediği görülerek, 05.06.2024 tarih ve 2024/15 s. yönetim kurulu kararının kurucu unsurları oluşmadığı anlaşılmakla ilgili yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. b) Genel Kurul Kararı Yönünden Değerlendirme: Davacı taraflarca, davalı şirketin 05/07/2024 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde - geçersiz olduğu iddia edilmiştir. Yukarıda ayrıntısı ile belirtildiği üzere; davalı şirket genel kurulunu toplantıya çağıran yönetim kurulu kararı yoklukla malul olduğundan, genel kurulun yasaya ve esas sözleşmeye aykırı bir şekildeki çağrı ile toplandığı ve buna bağlı olarak dava konusu 05.07.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların batıl (butlan) hükmünde ve geçersiz olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Butlan yaptırımının tek istisnası çağrısız genel kurul toplantısıdır. O toplantıda da, ortakların tümünün toplantıya katılıp, toplantının yapılmasına herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve toplantı sonuna kadar da hazır bulunmaları gerekir. 6102 sayılı "Çağrısız Genel Kurul" başlıklı TTK md. 416 hükmü; "(1) Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler. (2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir." şeklindedir. Yargılama dosyasına celp edilen '' 05.07.2024 Tarihinde Yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında Hazır Bulunanlar Listesi'' başlıklı belgeden, genel kurul toplantısının 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesindeki çağrısız genel kurul yapılması usulüne uygun yapılmadığı, bütün pay sahiplerinin genel kurulda yer almadığı da mahkememizce görülmüştür. Mahkememizin, yokluk yaptırımı değil de butlan yaptırımına ilişkin hüküm kurulmasına yönelik değerlendirmesi şu şekildedir: Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi "genel kurul toplantısı yapılması", ikincisi toplantıda "yeterli irade beyanları ile karar alınması"dır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur. Butlan ise; bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da imkânsız ise, bu işlem batıldır. Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konusudur; hâkim bunu re’sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreyle bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2014 Tarih ve 2013/11-1048 E. - 2014/430 K. sayılı ilamı.) Yok hükmündeki ile butlan genel kurul kararları arasında iki önemli farklılık mevcuttur. Birinci farklılık, yukarıda da belirtildiği üzere sebepleri bakımından farklılıklardır (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2. Baskı, s.190). İkinci farklılık ise, sonuçları bakımından farklılıklardır. Şartların varlığı halinde, butlanın dürüstlük kuralına aykırı olarak ileri sürülmesi mümkün değilken, yok hükmündeki kararlar için hiçbir zaman böyle bir durum söz konusu değildir. (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, II. Cilt, 2024, 5. Baskı, s. 1076). 6102 sayılı "Butlan" başlıklı TTK md. 447 hükmü; "(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." şeklindedir. Hükmün lafzından da anlaşıldığı üzere, butlan sebepleri sınırlı sayıda değildir. Yine; butlana tabi (batıl) işlemlerden farklı olarak, yoklukla malul işlemler çevirme (tahvil, konversiyon) kurumundan yararlanamayacakları gibi, bu tür işlemlerin tasdik edilmesi (onaylanması) de mümkün değildir. Batıl işlemler ise, tarafların tasdik (onaylama) işlemi ile geçerli hale gelebilmektedir. (Necip Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş Hukuki İşlem Sözleşme, 2017, 7. Bası, s. 581, 584). Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava konusu 05/07/2024 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının kurucu unsurları taşıdığı görülmektedir. Tek başına incelendiğinde, genel kurul toplantısı yapılmış ve kararlar alınmıştır. Davalı şirketin 05.06.2024 tarih ve 2024/15 s. yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması, yapılan genel kurul ve alınan kararları tek başına yoklukla malul etmemektedir. Şöyle ki, yokluğuna karar verilen yönetim kurulu kararının yasaya ve esas sözleşmeye uygun alınmış olması halinde, salt dava konusu genel kurul kararlarını ortadan kaldıracak herhangi bir unsur eksikliği somut olayda bulunmamaktadır. Bu haliyle yönetim kurulu kararının kurucu unsur olmayıp, geçerlilik unsuru olduğu anlaşılmıştır. Bir genel kurul kararının geçersizliğine hükmedebilmek için, başka bir kararın yasaya ve esas sözleşmeye uygun varlığına ihtiyaç duyuluyorsa bu durum da yokluktan değil de, butlan halinden bahsedilebilecektir. Yine; yoklukla malul yönetim kurulu kararına rağmen, genel kurulun 6102 sayılı TTK' nın 416. maddesi kapsamında yasal şartları taşır şekilde toplanıp, karar alması halinde genel kurul kararının geçersizliğinden bahsedilemeyecektir. Bu durumda, yönetim kurulu kararının yokluğu genel kurul kararına hiçbir şekilde tesir edemeyecektir. Yoklukla malul işlem hiçbir zaman geçerli hale getirelemeyeceğinden, bu haliyle yönetim kurulu kararının kurucu unsur olmayıp, emredici nitelikteki geçerlilik unsuru olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı şirkete ait 05.07.2024 tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların batıl (butlan) hükmünde olduğunun ve geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir. c) Tedbir Talebi Yönünden Değerlendirme: 6100 sayılı HMK' nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Öte yandan bir şirketin genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması ise, 6102 sayılı TTK'nın 449.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkememizce yukarıdaki gerekçelerle genel kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitine karar verildiğinden ve yine Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. - .... K. sayılı ilamı, yönetim kurulu toplantı tutanağı içeriği ve yukarıda belirtilen açık yasal düzenlemeler dikkate alınarak; davalı şirkete ait 05.07.2024 tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların 6100 sayılı HMK' nın 389, 392. ve 6102 sayılı TTK' nın 449. maddeleri gereğince dava sonuna kadar takdiren teminat almaksızın yürütülmelerinin geri bırakılmasına karar verilmiştir. d) Temsil Talebi Yönünden Değerlendirme: Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 12.09.2022 Tarih ve ... E. - .... K. Sayılı "...Anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair TTK'da bir düzenleme olmadığından, yeni yönetim kurulu seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edebileceği, bu durumda 24/12/2018 tarihinde yapılan genel kurula kadar davalı şirketin organsız kaldığından söz edilemeyeceğine göre, davalı şirkete kayyum atanması talebinin yerinde olmadığı..." şeklinde ilamı mevcuttur. Mahkememizce, 05.07.2024 tarihli davalı şirketin yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurulunun 4 nolu kararının butlanına ve geçersizliğine karar verilmiş ve yine ilgili 4 nolu kararın yürütülmesinin de geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bu haliyle bu karara binaen seçilen ve davalı şirketin ticaret sicilinde yer alan yeni yönetim kurulu şu an görevde bulunmamaktadır. Yani hiç seçilmemiş oldukları gibi yine 05.07.2024 tarihli genel kurul da hiç yapılmamış gibidir. Bu durum karşısında ve yine yukarıda belirtilen içtihat kapsamında, 05.07.2024 tarihli genel kurul öncesindeki görevli ve yetkili davalı şirket yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin olağanüstü ve acil iş ile durumlar yönünden devam ettiği anlaşılmaktadır. 05.07.2024 tarihli genel kurul hiç yapılmamış gibi olduğundan, görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatları henüz düşmemiştir. Bu durum bir önceki dönem yönetim kurulu üyeleri yönünden hem hak hem de sorumluluktur. Bu sebeplerle kayyım atanmasını gerektirecek, organ yokluğuna ilişkin de herhangi bir durum bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan gerekçeler sebebiyle mahkememizin hükmünün 3 nolu bendi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçimi konusunda genel kurul çağrısı için 05.07.2024 tarihli genel kuruldan önceki dönem yönetim kurulu başkanı .... yetkilendirilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların davasının KABULÜ İLE; - Davalı şirkete ait 05.07.2024 tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların BATIL (BUTLAN) HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN VE GEÇERSİZLİĞİNİN TESPİTİNE, 2-Davacıların tedbir talebinin KABULÜ İLE; - Davalı şirkete ait 05.07.2024 tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların 6100 sayılı HMK' nın 389. ve 6102 sayılı TTK' nın 449. maddeleri gereğince dava sonuna kadar YÜRÜTÜLMELERİNİN GERİ BIRAKILMASINA, - 6100 sayılı HMK' nın 392. maddesi uyarınca; Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. - .... K. sayılı ilamı, yönetim kurulu toplantı tutanağı içeriği ve açık yasal düzenlemeler dikkate alınarak, TAKDİREN TEMİNAT ALINMASINA YER OLMADIĞINA, 3-Davalı şirketin, yönetim kurulu üyelerinin seçimi hususunun görüşülmesi konusunda gündemi düzenlemekle sınırlı olarak genel kurul toplantısının yapılması için toplantı çağrısını yapmakla görevli ve yetkili olmak üzere şirket bir önceki dönem yönetim kurulu başkanı ....'ın Yetkilendirilmesine, 4- Karar kesinleştiğinde, hükmün İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 5-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harç peşin alındığından bakiye harç tayinine YER OLMADIĞINA, -Davacı taraflarca sarf edilen toplam 1.098,4‬0-TL harcın davalıdan alınarak yatıran davacı taraflara VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.828,92‬-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak yatıran davacı taraflara VERİLMESİNE, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 7-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, - Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın talep halinde İADESİNE, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2024 Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/208, K. 2024/388, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-208-e-2024-388-k-a7ffbf2a64b4