İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1092 E. 2025/33 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/1092
Karar No
2025/33
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1092 Esas KARAR NO : 2025/33 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2024 KARAR TARİHİ : 14/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya elden 100.000,00 TL borç para verdiğini, bu borcun paranın alındığına ilişkin taraflarca ve şahit .... imzalı DÜKKAN DEVRİ başlıklı belge ile kayıt altına alındığını, davalının borcunu geri ödememesi üzerine Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, davalının " ....iş bu borcu alacaklıya icra takibinden önce manen ödemiş bulunmaktayım....' içerikli haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazı neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, borçlunun yapmış olduğu itiraz tamamen kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsilini geciktirmeye ve güçleştirmeye yönelik olduğunu, bu sebeple haksız ve kötü niyetli itirazın iptali gerektiğini, davacı müvekkilinin tekstil sektöründe çalışmakta olduğunu, davalının vefat eden babasının da aynı sektörde çalışması nedeniyle davalı ile tanışıklıkları bulunduğunu, aynı zamanda davalının, müvekkilinin yanında uzun yıllar çalışmış Kerim Dede isimli personelinin de yeğeni olduğu için babasının vefatı sonrasında kendisiyle iletişim devam ettiğini, davalı babası vefat ettikten sonra tekstil atölyesini işletmekte çok zorlanmış olduğunu, borçları nedeniyle acil nakit ihtiyacı duymuş olduğunu, atölyesini devretmeye çalıştığını, gerekirse müvekkiline de devredebileceğini, kısa sürede alıcı bulup borcunu ödeyebileceğini belirterek müvekkilinden borç istediğini, müvekkilinin de davalının babasını uzun yıllardır tanıdığı için vefa duygusu ile ayakta kalmaya çalışan davalıya, herhangi bir atölye/makineye ihtiyacı olmamasına rağmen 100.000,00 TL borç verdiğini, davalının tamamen kendi isteği ile, aldığı parayı imzalı bir belgeye dayandırmak istemiş olduğunu, gerekirse atölyedeki mallarını müvekkiline satabileceğini de göstermek için kendi el yazısı ile DÜKKAN DEVRİ başlıklı belge düzenlediğini, bu belgenin yaşanan sürece şahit olan ... tarafından da imzalandığını, belge üzerinde tarih bulunmadığını, tahmini olarak 20-30 Ağustos 2023 tarihinde imzalandığı bilindiğini, her ne kadar belgede bir kısım makine/tezgahın bedel karşılığı müvekkiline devri belirtilmiş ise de taraflar arasındaki asıl ilişki borç ilişkisi olduğunu, özetle her ne kadar dükkanın devri başlıklı bir belge imzalanmış ise de taraflar arasındaki asıl iradenin borç ilişkisinden ibaret olduğunu, Davalı borçulunun Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu tüm itirazların iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalının yapmış olduğu haksız itiraz sebebiyle icra takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ile mahkumiyetine, tüm yargılama giderinin ve avukatlık ücretinin davalı borçlu tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalının icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup, uyuşmazlığın elden borç para verildiği iddiasına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptal istemine ilişkin olduğu, davanın, TTK'nun 4.maddesinde sayılan diğer anlatımla bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan olmadığı ve davalının tacir araştırması için Başakşehir Vergi Dairesine yazılan müzekkereye verilen cevap göz önüne alındığında davalının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 14/01/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1092, K. 2025/33, T. 14.01.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-1092-e-2025-33-k-7233bdfccd4f