İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/587 E. 2023/584 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/587
- Karar No
- 2023/584
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/587 Esas KARAR NO : 2023/584 Karar DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/07/2018 KARAR TARİHİ : 12/06/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bir internet sitesinde gördüğü devren satılık anaokulu ilanı üzerine davalılardan ... ile görüştüğünü ve satış konusunda anlaştıklarını, devamında anaokulunun bulunduğu gayrimenkulün sahibi olan diğer davalı ile de görüşerek, işletmeyi devralacağını belirttiğini ve aralarında kira kontratı yapmak konusunda anlaştıklarını, bunun üzerine ... ile önce 28.10.2015 tarihli bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile anaokulunun 75.000,00 TL'ye müvekkiline devredildiğini, bedelin 15.000,00-TL'sinin peşin ödendiğini, kalan 35.000,00 TL'nin 30.10.2015'te ödendiğini ve 25.000,00 TL'likte senet düzenlendiğini, daha sonra Bakırköy ....Noterliği'nce düzenlenen 30.10.2015 tarih ve ... yevmiye nolu İşletmenin Devri Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeyle ... Mahallesi ... Caddesi ... Sokak no:20/A Bağcılar, İstanbul adresinde (... ada, .... parsel), işletme adı ".... Anaokulu" olan işletme ve bu işletmeye ait işletme hakkının müvekkiline devredildiğini, devir esnasında 35.000,00 TL daha ödendiğini ve kalan 25.000,00 TL için de senet tanzim edilerek verildiğini, anaokulunun faaliyet gösterdiği gayrimenkulün sahibi olan ... ile de 30.10.2015 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira kontratı imzalandığını, söz konusu işletmenin Kasım 2015'te faaliyet göstermeye başladığını, Haziran 2016 içerisinde bina girişine daire ve dükkanların 05.07.2016 tarihine kadar boşaltılması gerektiğini bildiren bir uyarı yazısı asıldığını, işletmeyi henüz devralan ve ciddi masraflara giren müvekkilinin apartman yönetiminden karar defterini vs incelemek istemiş ise de defterlerin kendisine gösterilmediğini, müvekkilinin anaokulunu kendisine devreden ...'un binanın yıkılacağını çok önceden bildiğini 28.07.2016 tarihinde öğrendiğini, diğer davalının da mal sahibi olarak Mayıs 2015'den bu yana kentsel dönüşüm kararı alındığını bildiğini ve buna rağmen müvekkilinden bu bilgiyi sakladığını ve hatta 30/10/2016 tarihinde 5 yıllık kontrat imzaladığını, kaldı ki kentsel dönüşüm nedeniyle yapılan toplantılardan ve alınan yıkım kararından o anki işletme sahibinin ve mal sahibinin haberinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacının 08/08/2016 tarihinde kentsel dönüşüm çalışması kapsamında binaya ait bloklardan birinde yıkım çalışmasının başlaması ve gerek çalışanlar gerekse anaokulu öğrencilerinin can güvenliği nedeniyle işletmeyi tahliye ettiğini, müvekkilinin gerek işletmeyi devreden gerekse kontrat imzaladığı mal sahibi tarafından esaslı bir şekilde aldatıldığını ve ciddi zararlara uğradığını, kiraya verenin TBK 301. Maddesine aykırı davrandığını, davacının işletmeyi eşyalı bir şekilde devralmışsa da tahliye süresince işletmenin içindeki eşyaları 4.000,00-TL'ye, kapı ve mutfak dolaplarını ise 1.000,00-TL'ye sattığını, yine bu süreçte mal sahibinin müvekkiline zararını gidermesi adına 2.400,00-TL, müteahhit firmanın da 5.000,00-TL verdiğini, müvekkilinin işletme devam etseydi her ay 27.000,00-TL kazanç elde edecekken binanın yıkılması nedeniyle bu kazançtan da mahrum kaldığını, müvekkilinin neticede 75.000,00-TL devir bedeli, 3.050,00-TL kitap-kırtasiye seti bedeli olarak üzere 78.050,00-TL harcadığını, müvekkilinin işsiz kaldığı 4 aylık dönemde anakoulu işletmeye devam edebilseydi minimum kazancının toplam 27.000,00-TL olacağı eklenirse toplam zararın 105.050,00-TL olduğunu, ancak yıkım sebebiyle işletmeyi tahliye ettiğinde satılan emtia bedeli 5.000,00-TL olmak üzere bu zararın 12.400,00-TL'sinin karşılandığını iddia ederek; müvekkilince yapılan masraflardan gelen ödemeler sonunda kalan bakiye 65.650,00-TL ve muhtemel kazanç kaybı olarak 27.000,00-TL olmak üzere toplam 92.650,00-Tl maddi tazminatın (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen davalılara yüklenmesine, müvekkilinin gerek tahliye sürecinde gerekse sonrasında işsiz kaldığı dönemde yaşadığı elem ve psikolojik yıpranması göz önünde bulundurularak yine müştereken ve müteselsilen 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın görevli mahkemede açılmadığını, müvekkilin işyeri devir sözleşmesine taraf olmadığını, işyerinin tüzel kişiliğinin de bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında kira sözleşmesi olduğunu, davanın HMK'nun 4. Maddesi gereğince sulh hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında 30.10.2015 tarihinde işyeri kira sözleşmesi yapıldığını, dava dilekçesinin 11.maddesinde binanın kentsel dönüşümündeki müteahhitlik firması .... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. görevlisinden, diğer davalının kentsel dönüşümden Mayıs 2015'te haberdar olduğuna dair yazı aldığını beyan ettiğini, müvekkilinin apartmanın kentsel dönüşüme girmesi için teklif alınacağından kira sözleşmesinin imzalanmasından sonra apartman yönetiminin toplanması ile haberdar olduğunu, apartman karar defterlerinin ise müvekkilinde olmayıp kendisine gösterilmediği için sunamadığını, yine kentsel dönüşüm için de sözleşmenin 24.06.2016 tarihinde imzalandığını, kira sözleşmesinin yapıldığı tarihte müvekkilinin kentsel dönüşüme gidileceği hususunda hiçbir bilgisi olmadığını, daha sonra müvekkiline Bağcılar Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü tarafından 20.06.2016'da kentsel dönüşüme dair yazı gönderildiğini, söz konusu bildirimin 30.06.2016 tarihinde ulaştığını, yine aynı yazıda yıkımın 60 gün içinde yapılacağının da belirtildiğini, davacının da yıkımdan Haziran 2016'da binaya asılan uyarı yazısı ile haberdar olduğunu belirttiğini, taraflar arasında kira sözleşmesi yapıldıktan sonra kiraya konu taşınmaz için yıkım kararı verildiğini, müvekkilinin davacıyı aldatma kastının bulunmadığını, davacının müvekkilinin taşınmazında 8 ay kadar kiracı olarak kaldığını, Belediyenin verdiği yıkım kararı üzerine almış olduğu kiraları da davacıya iade ettiğini, müvekkili ile davacı arasındaki kira sözleşmesinin ilk önce 1 yıl için yapıldığını, daha sonra davacının Milli Eğitim Bakanlığının 1 yıllık kira sözleşmelerini kabul etmediğini, sözleşmeyi 5 yıl düzenlemek istediklerini belirttiğini, bunun üzerine sözleşmenin 5 yıllık süre için yeniden yapıldığını, davacının talebi ile 5 yıllık olarak düzenlenen kira sözleşmesi sebebi ile müvekkiline atfedilebilecek bir kusurun söz konusu olmadığını, davacı her ne kadar velilere kırtasiye malzeme paralarını cebinden ödediği iddiasında olsa da dosyaya buna dair belge sunmadığını, esasen velilerin diğer davalıya ödemiş olduğu paralardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkili ile davacı arasında yalnızca kira ilişkisi olduğunu savunarak; davanın öncelikle görev yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili yönünden esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin .... Esas sayılı dosyasının 08/06/2023 tarihli celsesinde "davalı ... yönünden açılan davanın bu dosyadan tefrik edilerek başka bir esas numarasına kaydının yapılmasına” karar verildiği, mahkememizin işbu esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kira sözleşmesinden kaynaklı hukuki ayıp iddiasına dayalı maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 299. maddesinde; "Kira sözleşmesi, kiraya verenin birşeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. HMK'nun 4/1-a maddesinde ''Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler '' şeklinde düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında imzalanan 30/10/2015 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile sözleşmeye konu işyerinin davacıya kiraya verildiği, davacının açmış olduğu işbu davada, dava konusu taşınmazın kentsel dönüşüm içerisine giren yerlerden olduğundan henüz sözleşme imzalandıktan 9 ay sonra alınan yıkım kararı gereği kiralananın tahliye edilmesinden kaynaklanan zararlarını talep ettiği, davacı ile davalı ... arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu, HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında kaldığı gözetilerek; davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna, 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiği, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtaratına, HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiği, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 12/06/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸