İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/559 E. 2024/1100 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/559
- Karar No
- 2024/1100
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/559 Esas KARAR NO : 2024/1100 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/06/2023 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu davalı aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından ana para 152.050,80 TL ile işlemiş faizi 4.519,18 , toplam 156.569,98 TL için icra takibi başlattığını, davalı borçlunun yetkiye, borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine duran takibin devamı için açılacak davanın ön koşulu olan arabuluculuk müessesine başvurulduğunu, taraflar tutanakta da görüleceği üzere anlaşamamış olduklarını, davalı borçlu kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini bu sebeple %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı dosyasından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, borca haksız itiraz edilmiş olması nedeniyle davalı borçlunun %20' den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket, kağıt, karton ve bu ürünlerin işlenmesi ile elde edilebilen ürünlerin imalatları ile ilgilendiğini, 10.11.2021 tarihinde ham madde ürünleri satın almak üzere firma ile görüşmeye gitmiştir. Bu görüşmede ham madde ürünlerin kilogramını 9,7 TL 'den almak üzere sözlü anlaşma yapıldığını i davacı şirket ile daha önce hiçbir ticari çalışma yapmadığı için istediği ürünlerin ücretini 10.11.2021 keşide tarihli 29.01.2022 vade tarihli 75.000 TL bedelli, 10.11.2022 keşide tarihli 19.03.2022 vade tarihli 50.000 TL bedelli ve 10.11.2022 keşide tarihli 29.05.2022 vade tarihli 175.000 TL bedelli çek olmak üzere toplam 300.000 TL ödeme peşin ödeme yapıldığını, davalı şirket 30 ton civarı olarak vermiş olduğu siparişinin ertesi gün kendisine teslim edilmesini beklerken 4.5 ton civarında bir mal gönderildiğini, anlaşmasını yapıp peşin olarak ödemiş olduğu malların eksik teslim edildiğini, işlerinin aksayacağını belirterek kalan ürünlerin de teslim edilmesini davacı şirketten istediğini ancak ürünler teslim için anlaşılan tarihten 1.5 ay sonra 31.12.2021 tarihinde müvekkil şirkete teslim edildiğini, davacı şirket kalan malları teslim etmiş ancak faturayı davalı şirkete göndermediğini,11.02.2022 tarihinde görüşmeler üzerine davacı şirketin faturayı kabul etmediğini belirttiğini ve yasal süreç bu şekilde başladığını, ancak davacı şirket anlaşma yapılan miktarın ve piyasanın çok üzerinde bir fahiş fiyat ile faturalandırma yapması ve buna dayanak olarak alacak talep etmesi İş bu davanın reddini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; davacının başlatmış olduğu takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu mahkememizce tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nin 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 03/10/2023 tarihli celsesinin (1) no'lu ara kararı uyarınca tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler davalı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak ve faiz yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına, davalının ikametgahının Ankara olması sebebiyle Ankara Nöbetçi Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına mahkememizce karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''davacının ticari defterlerinin tasdiklerinin HMK 222/2 maddesine uygun olarak yasal süreler içerisinde yapılmış olduğu, 2021 yılı yevmiye defterinde,yevmiye madde numaralarının bulunmadığı, (Tüm yevmiye maddelerine "0" Sıfır numarası verildiği) Bu bağlamda, HMK 222/2. Maddesinde belirtilen usule uygun olma şartını taşımadığı, 29.04.2022 icra takip tarihinde, davalı firmanın kendi ticari defter kayıtlarına göre, davacı firmaya (270.129,84 - 144.801,10) 125.328,74 TL borçlu olduğu, takip talebinde 152.050,80 TL talep edildiği,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, mahkememizce bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bulunmuştur. Mahkememizin 24/09/2024 tarihli duruşma ara kararı ile davalı vekiline yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hususunda beyanda bulunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş 11/10/2024 havale tarihli dilekçe ile yemin delili taraflarınca bu aşamada kullanılmayacağını beyan etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, sunulan ve toplanan deliller, bilirkişi raporu kapsamında; Davacı taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağını dayanak göstererek davalı hakkında icra takibi başlatmış olup, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerine icra takibi durdurulmuş, davacı tarafından itirazın iptali talep edilmiştir. Davalı icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde; yetkiye, borca ve ferilerine itiraz etmiş olup, davalı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde 6100 sayılı Kanun gereğince yetki itirazında yetkili icra dairesi gösterilmediğinden davalının yetki itirazının geçersiz olduğu anlaşılmıştır. Davalı sunduğu dilekçe ile Mahkememizin yetkisine de itiraz etmiş olup, taraflar arasındaki alacağın faturadan kaynaklandığı, 6098 sayılı Kanun'un 89. Maddesi gereğince ifa yeri Mahkemelerinin de davada yetkili olduğu, takibe konu alacağın para borcu olması ve para borcunun götürülecek borçlardan olduğu gözetildiğinde davacının yerleşim yeri Mahkemelerinin dolayısıyla Mahkememizin davada yetkili olduğu anlaşılmakla davalının Mahkememizin yetkisine dair yetki ilk itirazına itibar edilmemiş, davanın esası değerlendirilmiştir. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde; davacının taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak malların bir kısmını geç teslim ettiğini, davacı tarafından kesilen faturada belirtilen bedelin ürünlerin taraflarca anlaşılan bedelini yansıtmadığını, bu sebeple davacıya fiyat farkı faturası kesildiğini ve faturada gösterilen birim fiyata itiraz edildiğini belirtmiştir. Bu bağlamda davacı tarafından faturaya konu malların davalıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık malların bedelinden kaynaklanmaktadır. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yapıldığı, usulüne uygun olarak tutulduğu, lehine delil kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir, davalının ticari defterlerinde ise 2021 yılı yevmiye defterinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, açılış kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yapıldığı tespit edilmiştir. Davalının ticari defterleri incelendiğinde; Davacı tarafından kesilen takibe konu borca ilişkin 30.12.2021 tarihli faturanın davalının ticari defterlerine ".... Ltd. Şti." evrak no ve açıklaması ile 395.129,84 TL olarak işlendiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda davalı tarafından davacının kestiği faturanın ticari deftere işlenmek suretiyle benimsendiği, davacı tarafından malların davalıya teslim edildiği hususunda da uyuşmazlık bulunmadığı gözetildiğinde davacının alacağını ispatladığı, 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince davalı tarafından yasal süresi içerisinde faturanın içeriğine de itiraz edilmediği ve iade edilmediği anlaşılmakla faturanın içeriğinin de kesinleştiği davacı lehine karine olarak kabul edilmelidir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu, bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ... Hukuk Dairesi ise ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı Erdal Karahan'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ... Hukuk Dairesi de ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Bu noktada ispat yükü davalı üzerine geçmekte olup, davacı tarafından kesilen 30.12.2021 tarihli faturanın davalı tarafından benimsenerek kendi ticari defterine işlendiği ve 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz edilmeyerek içeriğinin kesinleştiği aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde davacı tarafından kesilen faturaya itiraz ettiğini, fiyat farkı faturası kesildiği savunmasında bulunmuş olup, davalı tarafından kesilen faturanın yaklaşık 2 aylık süre sonra kesildiği, söz konusu faturanın davacı tarafından benimsenerek davacının ticari defterine işlenmediği, yine davacı tarafından yasal süresi içerisinde Davalı tarafın düzenlediği FİYAT FARKI faturasına, Kadıköy .... Noterliğinin 17.02.2022 tarihli ... yevmiye madde numaralı ihtarnamesi ile davacı tarafın itiraz ettiği ve faturayı iade ettiği anlaşılmakta olup davacı yönünden söz konusu davalı tarafından düzenlenen faturanın içeriğinin kesinleşmediği ve davacı tarafından benimsenmediği dolayısıyla davalının malların bedelinin tarafların anlaşmasına göre daha düşük belirlendiğine yönelik iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Davalı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacı tarafından kesilen faturanın kendisine 11.02.2022 tarihinde ulaştığını iddia etmiş ise de söz konusu faturanın davalının 2021 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu dolayısıyla söz konusu iddiaya itibar edilemeyeceği, ayrıca davalının tacir olduğu ve basiretli tacir olarak hareketle yükümlü olduğu faturanın malların tesliminden sonraki bir tarihte geç olarak teslim edilmesine yönelik olarak davalı tarafından davacıya herhangi bir ihtar keşide edilmediği, fatura üzerine herhangi bir kayıt ya da tebliğ tarihine dair bir şerh düşülmediği bu bakımdan davalının basiretli tacir olarak hareket etmekle yükümlü olduğu gözetildiğinde davalının bu yöndeki iddialarının basiretli tacir yükümlülüğüne aykırı olduğu, faturanın 11.02.2022 tarihinde kendisine teslim edildiğine yönelik iddiasını da ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığı gözetildiğinde davalının bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. Davalı davacının faturada belirttiği fiyatın fahiş olduğu, piyasa araştırması yapılarak fiyatın tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle rapora itiraz etmiş ise de taraflar arasındaki mal alım satım sözleşmesinde malların fiyatının taraflarca sözleşme serbestisi ilkesine göre belirlenebileceği, davacı tarafından kesilen ve davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmeyen ve davalıya ait ticari deftere işlenen faturada malların birim fiyatının belirli olduğu, herhangi bir belirsizlik olmadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazına da itibar edilmemiştir. Sonuç olarak Davaya konu icra takip dosyasında davacı tarafından ispat edilen takibe konu 152.050,80-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline, takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından işlemiş faiz alacağı ve TTK 1530. Maddesine göre hesaplanacak faiz oranı ile alacağın tahsili istenmiş ise de; davacının taraflar arasında tedarik sözleşmesi bulunduğuna yönelik herhangi bir delil sunmayışı karşısında alacağının TTK 1530. Maddesi kapsamında olduğunu ispatlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince temerrüt ihtarının da bulunmadığı bu sebeple takipten önce işlemiş faiz alacağı talebi ile TTK 1530. Maddesine göre faiz oranı talebinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık taraflar arasında akdi temerrüt faiz oranının da bulunmadığı bu sebeple davacı tarafından 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre faiz oranı talep edilebileceği anlaşılmakla söz konusu alacağa yönelik 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olduğu anlaşılmakla İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 30.410,16-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de davacının asıl alacak yönünden davasının tam kabulüne karar verildiği, işlemiş faiz ve faiz oranı yönünden davanın kısmen reddine karar verildiği, feriler yönünden tazminatın söz konusu olamayacağı anlaşılmakla Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, -Buna göre; Davaya konu icra takip dosyasında takibe konu 152.050,80-TL asıl alacak ile 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı bakımından davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 30.410,16-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 10.386,59-TL harçtan peşin alınan 1.890,97-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 8.495,62-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 3.029,36-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafça yatırılan 1.890,97-TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.070,87-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 7.882,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 7.665,03-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 4.518,18-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2024 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza