İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/30 E. 2023/664 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/30
Karar No
2023/664
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/30 Esas KARAR NO : 2023/664 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/03/2021 KARAR TARİHİ : 05/07/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/08/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; alacaklı tarafın Büyükçekmece .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile alacaklı olduğundan bahisle müvekkili aleyhine takibe giriştiğini ve gönderilen icra emrinin müvekkilinin mernis adresine tebliğ edildiğini, müvekkilinin dosya alacaklısı olarak gözüken ... ve ... ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia edenlerle bir kıymetli evrak alışverişi de olmadığını, bu iddialarının bono alacaklısı olarak gözüken ... ve ... tarafından da doğrulandığını, ... ve ... hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının ... Esas sayılı dosyası ile dolandırıcılık şikayetinde bulunduklarını, Savcılık tarafından 15.01.2021 tarihinde ...'nın alınan ifadesinde müştekiyi yani müvekkili ...'ı tanımadığını, onunla bir ticari alışverişi olmadığını beyan ettiğini, ... isimli emlak şirketinden ele geçirdiği bonoları gerçeğe aykırı şekilde doldurarak kendisini alacaklı göstermek suretiyle iş yerinden arkadaşı ...'a ciro ederek takibe giriştiğini, diğer davalı ...'ın ise alınan ifadesinde müvekkili ...'ı tanımadığını iddia ettiğini, takip konusu bonoyu ...'dan aldığını beyan ettiğini, her iki davalının da çalışmış oldukları ... emlak adlı işyerinden herhangi bir ciro silsilesi olmaksızın takip konusu bonoları ele geçirdiklerini ve gerçeğe aykırı şekilde doldurarak kendilerini alacaklı göstermek suretiyle takibe koyduklarını, davalıların aynı zamanda tanımadıkları kişiye ait bonoya nakden ibaresi de koyduklarını, müvekkilinin takip alacaklısı olarak gözüken hamil ... ve lehtar ...'ya bir borcu bulunmadığını, müvekkili tarafından alacaklı olarak gözükenlere bono keşidesi yapılmadığını, dava dışı ... Yapı adlı emlak şirketinin bu şekilde çokça kişiyi mağdur ettiğini, dava konusu senetlerin ... Emlak adlı şirket tarafından boş sözleşmeyle birlikte el çabukluğuyla imzalatılan ve müşterileri dolandırmak amacıyla sonradan doldurulan evraklar olduğunu iddia ederek; Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının celbi ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine borçlu olmadığının tespitine, takibe dayanak bononun davalıların olmaması ve davalılar tarafından bedelsiz olarak ele geçirilmesi nedeniyle itirazları cihetinde davanın kabulü ile bononun iptaline, takibin durdurulmasına, dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren icra takibinin öncelikle teminatsız, olmaz ise uygun bulunacak teminat mukabilinde İHTİYATİ TEDBİR kararı ile durdurulmasına, haksız olan alacaklı-davalının asıl alacağın %20′ sinden aşağı olmamak üzere tazminata, alacağın %10′ u oranında para cezasına hükmedilmesine ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi davalılara usulüne uygun tebliğ edilmiş, davalı tarafça davaya karşı yazılı cevap dilekçesi ibraz edilmemiş, davalılar cevap dilekçesi sunmayarak tüm vakılara inkar etmiş sayılmıştır. Davacı tarafça davanın Büyükçekmece .. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasında açılmış olduğu; Büyükçekmece .. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/12/2022 tarihinde kesinleşen 11/10/2022 tarih ... E. ... K. Sayılı ilamı ile "...Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Bir davanın ticari dava sayılabilmesi için TTK.'nın 4. Maddesindeki düzenlemeye göre, her iki tarafın tacir ve uyuşmazlık konusunun da her iki tarafın ticari işletmeyle ilgili olması veya uyuşmazlık konusunun anılan maddede sayılan istisnalara dahil bulunması veyahut dava konusu olayın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen konularla ilgili bulunması veya özel kanunlarda davanın ticari dava olarak belirlenmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1. maddesinde mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Mahkememizce görev hususu resen değerlendirilmiş, dava kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası olup TTK 4. Maddesi uyarınca mutlak ticari dava olduğundan Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu" gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan icra takibe karşı İİK'nın 72. maddesi gereğince açılmış bir menfi tespit davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Bu durumda, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. 6502 sayılı TKHK 3/1-k Maddesinde Tüketici " Ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak 3/1-l bendinde ise Tüketici işlemi ".. ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmış,“Temel İlkeler” başlıklı 4/5 m. ise “Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 73/1 madde ve fıkrasında da; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda; 25/01/2018 keşide, 25/02/2018 vade tarihli 9.000,00-TL bedelli senedin davalı ... tarafından Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibine konu edildiği, takip senede dayalı ise de iddianın ileri sürülüş biçimine göre takibe dayanak senedin simsarlık sözleşmesi nedeniyle düzenlendiği, davacı temel borç ilişkisine dayanmakta olup taraflar arasındaki uyuşmazlığın temel ilişki olan simsarlık sözleşmesine göre çözüme kavuşturulması gerektiği ve davaya konu senedin verilmesine dayanak olarak gösterilen sözleşme bir tüketici işlemi olduğundan, 6102 sayılı TTK'nun 4-5 maddelerinde mutlak ve nispi ticari dava sayılmayan eldeki davada; uyuşmazlığın, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı davalı ... vekilinin huzurda yüzüne karşı, davalı ...'ın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/07/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/30, K. 2023/664, T. 05.07.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-30-e-2023-664-k-7cb2eaf4760e