İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/68 E. 2023/690 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/68
Karar No
2023/690
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/68 KARAR NO : 2023/690 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/01/2023 KARAR TARİHİ : 06/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Franchising alan davacı müvekkil ile franchising veren davalı yan arasında ... tarihinde FRANCHİSİNG SÖZLEŞMESİ düzenlendiğini, müvekkil de bu sözleşmeye uygun bir şekilde icrai faaliyetlerine başladığını ancak elinde olmayan sebeplerden ve davalı yanın kusurundan kaynaklı sözleşmeyi devam ettiremediğini, sözleşme feshi için müvekkil tarafından ... tarih ... yevmiye numarasıyla muhatap davalıya ihtarname çekilerek sözleşme haklı nedenlerle olağanüstü olarak feshedildiğini, davalı her ne kadar gönderilmiş ihtarnameye cevap olarak ... tekniğiyle ilgilerinin olmadığını, yalnızca isim hakkının satıldığını belirtmişse de firmanın ismi dahi tekniğin ismi olan ... olduğunu, davalının bu teknikle ilgilisi olmadığını belirtmesi borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, müvekkil işletmesine gelen Sağlık Bakanlığı ve İl sağlık Müdürlüğü denetmenlerince müvekkile bu tekniğin uygulanmasının yasak olduğunun bildirildiğini, davalı yan yetkili kişilerince gönderilen mesajlarda "cihaz ve ürün yakalanmadığı sürece sorun olmaz, yakalanırsanız da ılımlı yaklaşıp bilmiyordum şeklinde konuştuğumuzda uyarıp yapmayın diyorlar, göstermediğiniz sürece sorun yok bize de çok fazla denetimden geliyorlar" yazıldığını, TBK 27/1 hükmü uyarınca baştan itibaren geçersiz olup karşı yanın kusuru nedeniyle sonlanan sözleşmenin kesin hükümsüzlükle sonuçlanması gerektiğini, davalı firmaya ödenen ... TL tutarındaki isim hakkının müvekkiline geri ödenmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilin sözleşmesi sürdürmesinin mümkün olmadığını bildirerek öncelikle davalı firma adına kayıtlı taşınır/taşınmaz mallara teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, sözleşme gereği davalıya ödenen ...-TL'nin arabuluculuk son tutanağından itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... yürürlük tarihli franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshi için sunulan gerekçelerin hiçbir geçerliliği bulunmadığını, davacının ihtarnamesine karşın kendilerince de ihtarname çekilmesine rağmen bu davanın açıldığını, taraflar arasında imzalanan "Franchise Sözleşmesi" nde davacı yana tahsis edilen unsurun müvekkilinin markası olan “...” ismini kullanarak ticaret yapabilmek ve bu marka adı altında iş görebilmek olup, salt bir uygulama/işlem tahsisi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkiline ait ve davacı yanda da franchise hakkı bulunan “...” isimli markanın yaptığı onlarca farklı işlem bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere bir uygulamayı yapamama iddiasının sözleşmenin esaslı unsurlarına bir aykırılık yahut borcun ifasının imkansızlığı gibi bir duruma neden olamayacağının tartışmasız olduğunu, ... markasının herhangi bir güzellik işlemi tahsisini yapması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkili tarafından ... ismi verilen işlemin yasal bir işlem olduğunu, "..." diye bir uygulama literatürde var olmamakla birlikte bu işlemin adının müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından kendi adı kullanılarak kodlanmış bir isim olduğunu, müvekkili tarafından "..." diye adlandırılan işlemin aslında ... ve ... (...) işleminden ibaret olup her güzellik salonunun bu uygulamayı gerçekleştirdiğini, davacı yanın franchising sözleşmesini haksız ve kötüniyetli olarak erken feshettiğini, davacının basiretli bir tacir olup franchise sözleşmesinin hükümlerini bilmemesinin kendisinden beklenemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; Franchising sözleşmesinin feshine dayanarak ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir Mahkememizce davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmak üzere İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve Kozyatağı Vergi Dairesine müzekkere yazılmış, gelen müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 11. maddesinde; “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'', 12. maddesine göre; “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 15.maddesinde de; “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır" düzenlemesi bulunmaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararına göre; Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde; “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise; ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. 21 Temmuz 2007 gün ve 26589 s. Resmi Gazete'de yayınlanan, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1/b maddesi ile de, "213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları..." kararlaştırılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Dosya kapsamına alınan müzekkere cevaplarına göre; davalı yanın tacir kaydının bulunmadığı, esnaf kaydının bulunduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve işletmesinin esnaf boyutunda olduğu, davanın taraflar arasında yapılan franchising sözleşmesinin feshinden kaynaklı sözleşme nedeniyle ödenen isim hakkı bedelinin iadesi istemine ilişkin olduğu, davacı taraf tacir olsa dahi davalı yanın tacir olmadığı, uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan da olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gereken davalardan olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda açıklanacağı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA, İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine; davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde dava açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/12/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/68, K. 2023/690, T. 06.12.2023, www.arakarar.com/karar/antalya-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-68-e-2023-690-k-13892b7f0fcc