İlk Derece Mahkemesi · Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/268 E. 2025/108 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/268
- Karar No
- 2025/108
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/268 KARAR NO : 2025/108 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 22/08/2019 KARAR TARİHİ : 30/01/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ... Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan dava dilekçesi özetle; ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sokak, No:.., .../... adresindeki taşınmazın müvekkilinin davalıdan kiraladığını, kira sözleşmesinin ... tarihli, kira süresinin 5 yıl olduğunu, müvekkilinin kiralamış olduğu taşınmaza yüklü miktarda masraf yaptığını, davalı taraf her ne kadar müvekkilinin kiralanan taşınmazın kapısının kilidini değiştirdiğini ve tehdit edildiğini beyan ederek kira sözleşmesini feshetmiş ise de, müvekkilinin kiralamış olduğu taşınmazın kapısının kilidini değiştirmediğini ve davalıyı tehdit etmediğini, bu iddianın asılsız olduğunu, davalının asılsız beyanda bulunduğunu ve beyanını ispat edemediğini, müvekkilinin kiralamış olduğu taşınmazı ticari olarak işleteceği düşüncesiyle davalının talimatıyla davalı adına ödemeler yaptığını belirterek; davanın kabulüne, kira ilişkisinin devam ettiğinin tespitine, kiralanan taşınmaz için yapılan masrafların davalıdan tahsiline, kira sözleşmesinin süresinden önce haksız olarak feshedilmesinden dolayı yoksun kalınan karın taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; davacı tarafın dava dilekçesindeki beyanlarının haksız ve hukuksal gerekçelerden uzak olduğunu ve haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, dava dilekçesinin ekindeki ... tarihli kira sözleşmesine göre yetkili Mahkemenin Antalya Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında imzalanan ... tarihli kira kontratının devam ettiğinin tespiti talep edilmiş ise de, söz konusu talebin yersiz olduğunu, taraflar arasında her ne kadar ... tarihli kira kontratı imzalanmış ise de, taraflarca görülen lüzum üzerine bu kez ... tarihli yeni bir kira sözleşmesinin tanzim edildiğini, söz konusu kira sözleşmesine göre; davacı ...'in mülkiyeti ve işletmesi müvekkiline ait olan binada %25 işletme ortağı, %25 kar ortağı olduğu hususunun kira sözleşmesinde yazılı olduğunu, bu müvekkili ...'un %75 işletme ortağı ve %75 kar ortağı olduğunu, davacı ile davalı müvekkilinin ortak işletme konusunda anlaştıklarını, davacının kendi el yazısı ile hazırladığı kayıt ve belgede müvekkilinin kendisine tadilatlar için harcamak üzere bıraktığı ... Euro paranın nerelere harcandığını ifade edecek şekilde notlar aldığını, söz konusu notları dilekçesinin ekinde Mahkememize sunduklarını, davacının kira ilişkisinin devam ettiğinin tespitini istediği ... tarihli sözleşmenin taraflarca sonradan düzenlenen ... tarihli işletme ortaklığına dair yeni sözleşme ile hükümsüz kaldığını, ... tarihli kira sözleşmesinin hükmünü kaybettiğini ve ... tarihli kira sözleşmesinin geçerli olduğunu, HMK 106- 114-1/h maddeleri gereğince davacının hukuksal bir menfaatinin olmadığını, dava dilekçesinde ... yapılan masraf bedellerinin müvekkilinin tahsili istenilmiş ise de, bu iddianın haksız ve menfaat teminine yönelik olduğunu, müvekkilinin ... den Türkiye Cumhuriyetine gelerek daha önce yatırım amaçlı satın aldıkları binayı tadilat sonrası ... işletmesi olarak kullanmak gayesiyle tadilata aldığını, dilekçelerinin ekinde sunulan ... tarihli inşaat sözleşmesine göre müvekkili ... ile ... arasında inşaat tadilat sözleşmesinin tanzim edildiğini, dava konusu olan taşınmazda her türlü inşaat tadilat bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini, davacının ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş sayılı dosyasında "işletme muntazam ve kullanıma hazır bir şekilde teslim edilmediği halde ... tarihinde bitirileceği ümidiyle ... tarihli sözleşme imzalanmıştır." şeklinde beyanda bulunduğunu, tespitte inşaatın tamamlanma oranının %97, eksik işlerin %3 olarak tespit edildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, ... tarihli taraflar arasında akdedilen işletme sözleşmesi gereği yoksun kalınan kar ve kar ortaklığından yoksun kalınan karın tahsili istemine ilişkindir. ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas- ... Karar sayılı ilamı ile dava dosyasında görevsizlik kararı verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği ve istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce öncelikle görev hususu incelenmiş olup, bu kapsamda gerçek kişi davacının ve davalının tacir olup olmadığı araştırılmıştır. Davacının tacir olup olmadığının tespiti için Antalya Sanayi ve Ticaret Odası'na, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı'na müzekkereler yazılmış olup, gelen müzekkere cevaplarının incelenmesinde, davalının esnaf siciline kaydının bulunmadığı, davacının esnaf sicilinde kaydının bulunduğu, davacının ve davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kaydının bulunmadığı, davacının işletme esasına tabi olduğu , V.U.K.177. Maddeye tabi olmadığı ve serbest meslek defteri tuttuğu, 2020-2021-2022 yılına ait gayri safi hasılat miktarını gösteren ... beyannamelerinin gönderildiği, davalının ...-... tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu, faal olduğu dönemde işletme hesabına göre defter tuttuğu, ... tarihinde terk ettiği ve mükellefiyet kaydı bulunmadığı görülmüştür. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar belirlenmiş olup, 5. Maddede ticari davalara Ticaret Mahkemelerince bakılacağı düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davaya bakan mahkeme görevli olup olmadığı hususunu kendiliğinden değerlendirmelidir. Mutlak ticari davalar yanında nisbi ticari davalar da bulunup, TTK'nun 4 maddesi 1 bendine göre, bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Maddedeki ticari işletme kavramının neyi ifade ettiği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK'nun 11 maddesinde ticari işletme tanımı yapılmış ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükmüne binaen, 21/07/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar tacir olarak kabul edilmiştir. TÜİK verilerine göre davacının yaptığı işe göre 2.bentteki sınırlara ilişkin 2020-2021-2022 yılında defter hadlerine göre gayrisafi hasılatı bulunmamakta olup davacının esnaf olarak kabulü gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620 nci maddesinin birinci fıkrasına göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Somut olayda; davaya konu uyuşmazlık taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanmakta olup, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, yukarıdaki tespitlere göre, olayda TTK 4.maddesi anlamında mutlak ve nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, her ticari işin de ticari dava olmayacağı, yine görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup yorum yolu ile genişletilemeyeceği; davacı ve davalı tacir olmadığından mahkememizin görevli bulunmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, göreve ilişkin dava şartının olayda bulunmaması ve tamamlanmasının da mümkün olmaması sebepleri ile görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra: a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine, Dair, davacı vekilinin ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı. 30/01/2025 Katip ... ✍e-imzalıdır Hakim ... ✍e-imzalıdır