İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/555 E. 2025/55 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/555
Karar No
2025/55
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/555 Esas KARAR NO :2025/55 DAVA:Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:23/09/2024 KARAR TARİHİ:23/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil ile ..., ... ... San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil Sanayi ve Tic. A.Ş., ... ve Ticaret A.Ş., ... Mağazacılık Tic. A.Ş., ... Metal End. San. ve Tic. A.Ş., ... Tekstil Tic. A.Ş., ... Dış Tic. A.Ş. arasında 09.02.2022 tarihinde Protokol akdedildiği, İşbu Protokol ile, Müvekkil ile kardeşi ...’in, ... ..., ..., ... Tekstil, ..., ... Metal, ... Dış Ticaret ve ... Tekstil’de bulunan payları ve yetkilerinin paylaşımı yapıldığı ve mezkûr şirketlerdeki ortaklıklarının sona erdirilme şart ve yöntemlerinin tespit edildiği, Aynı taraflar arasında 14.12.2022 tarihinde Kapanış Protokol’ü akdedildiği, İşbu Kapanış Protokol’ünün 9. maddesi ile Protokol’de düzenlenmesi öngörülen ikinci grup senetlerin iptal edildiği ve ikinci grup için yeniden düzenlenecek olan senetlerin vade ve bedellerinin belirlendiği olup; işbu senetlerin ... tarafından Müvekkil adına düzenlenerek yediemin sıfatıyla davalıların miras bırakanı müteveffa Av. ...’ya teslim edileceğinin öngörüldüğü, Müteveffa Av. ...'nın yediemin sıfatıyla müvekkil adına tahsil ettiği 3.876.082 (Üç Milyon Sekiz Yetmiş Altı Bin Seksen İki) USD’nin tahsili ile ilgili müvekkile bilgi vermediği gibi, Miras Bırakan tarafından tahsil edilen anılan tutarın müvekkile halen ödenmediği, Av. ...'nın vefat ettiği ve geri mirasçıları olarak davalılar ..., ... ve ...’nın kaldığı, Müvekkil tarafından mirasçılara gönderilen .... Noterliği 01.08.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Müteveffa Av. ... tarafından müvekkil adına tahsil edilen 3.876.082,00 USD’nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde işlemiş faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiği, Söz konusu ihtarnamenin muhataplara tebliğ edildiği olup, davalı tarafların söz konusu ihtarnameye .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 15.08.2024 tarihli ihtarnamesi ile cevap verdiği, Müvekkilin sonradan öğrendiğine göre Davalıların Miras Bırakanı Müteveffa ...’nın Müvekkile bugüne kadar gönderdiği tutarların da tahsil tarihleri sonrasında geciktirilmek suretiyle müvekkile gönderildiği, Müvekkile geç gönderilen tutarlar için doğmuş olan zararların da tazmin edilmesi gerektiği, bu nedenlerle; dava sonuçlanıncaya kadar davalılara ait menkul ve gayrimenkuller ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının davacı müvekkilin (fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacak, tazminat, zarar, faiz, masraf ve kur farkından kaynaklanan talep hakları saklı olmak üzere) asıl alacak tutarı olan toplam 3.876.082,00 USD’nin davanın açıldığı tarihteki TCMB kur karşılığı olan 132.267.809,77 TL’nin İİK’nin 257. maddesi ve devamında yer alan hükümler gereğince ihtiyaten haczine, ihtiyati haciz kararının İİK m. 259 f. 2 kapsamında teminatsız olarak ve davalılar dinlenmeden verilmesine, Davamızın kabulü ile Miras Bırakan Müteveffa Av. ...’nın tahsil etmesine rağmen müvekkile ödemediği 3.876.082,00 USD’nin tahsil edildiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar 3095 sayılı Kanun 4/a maddesine göre işleyecek Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Miras Bırakan Müteveffa Av. ...’nın tahsil etmesine rağmen Müvekkile geç ödeme yapması nedeni ile uğranılan maddi zarara karşılık Sayın Mahkeme tarafından bilirkişi marifetiyle yapılacak tespitlerin ardından arttırılmak üzere HMK md. 107 kapsamında zarar belirlendiğinde arttırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nın işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüm yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 Sayılı TTK’nın 5. maddesine göre Ticaret Mahkemeleri tüm ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, Aynı Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasında ise hangi davaların ticari davalar olduğunun sayıldığı, Buna göre bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için ya her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olması gerektiği yahut 1. fıkranın alt bentlerinde sayılan ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklardan birisi olması gerektiği, Somut olaya bakıldığında davacının ve müteveffa ...’nın da tacir olmadığının görüldüğü, Bu yönüyle huzurdaki davanın ticari bir dava olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı, Diğer yandan davacı taraf her ne kadar davacı ile davalı arasındaki ilişkinin bir yedieminlik ilişkisi olduğundan bahsetse de taraflar arasında bir yedieminlik ilişkisinin bulunmadığı, Nitekim müteveffa anılan protokollerde davacıyı temsilen avukatı olarak yer almakta olup, davacı ile arasındaki ilişkinin avukat müvekkil ilişkisinden ileri geldiği, Zira müteveffa Av. ...’nın tek görevinin protokolde yediemin olarak bulunmak olmadığı, Müteveffa iki sene boyunca taraflar arasındaki uyuşmazlığı avukat olarak çözmek için emek ve çaba harcadığı, çalışma yürüttüğü, nihayetinde dava açılmaksızın sulh olunmasını sağladığı ve anılan protokolleri tanzim ettiği, Protokol çerçevesinde de borçlu taraftan senetlerin tahsili görevini üstlendiği, Davacı ile müteveffa arasındaki ilişkinin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 502. maddesi uyarınca vekalet sözleşmesi mahiyetinde olduğu, Zira müteveffa davacıya karşı bir iş görme borcu altına girdiği, Dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasen vekil-müvekkil ilişkisinden kaynaklandığı olup uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin tayininde vekilin vekillik görevinin üstlendiği işteki müvekkilin hukuki vasfı ve sıfatının önem arz ettiği, Avukatı ile müvekkili arasındaki vekalet ilişkisinden doğan bir uyuşmazlıkta tüketici mahkemesinin görevli olabilmesi için vekillik görevi üstlenilen işte müvekkilin tüketici sıfatını haiz olması gerektiği, Tüketici sıfatının bulunabilmesi için de müvekkilin 6502 sayılı TKHK’nın 3/1-k maddesi uyarınca Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden bir gerçek veya tüzel kişi olmasının mecbur olduğu, Davacı ...’in ticari yahut mesleki amaçlarla hareket etmesinin taraflar arasındaki uyuşmazlığı ticari dava haline getirmediği, Kanun’da zikredilen bu hususun yalnızca kişinin tüketici vasfını haiz olmadığı durumun tanımlanması için kullanıldığı, Yerleşik içtihatlarda da istikrarlı bir şekilde bu hususun ortaya konulduğu, Aşağıda konuya ilişkin Yargıtay Kararlarının ilgili pasajlarının künyeleri ile birlikte paylaşıldığı, Son olarak uyuşmazlığa konu olan ve ödenmediği iddia edilen senetlerin, davacı tarafından sadır olan ve imzası inkar edilmeyen protokoller kapsamındaki borç için düzenlenmiş olduğu olup, söz konusu protokollerde senetlerin vadeleri, tutarları, alacaklısı ve borçlusu yazılmak suretiyle doğrudan belirtildiğinden bahse konu senetlerin protokol kapsamındaki borç ilişkisinin teminatı olduğu ve bu yönüyle kambiyo vasfını haiz olmadığı ortada olduğu, Bu gerekçeyle uyuşmazlığın TTK’nın 4. maddesinde zikredilen “Bu Kanun’da düzenlenen” ibaresi kapsamında da kalmadığının açık olduğu, dolayısıyla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, Tüm bu hususlar gözetildiğinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli mahkemeye tevdiine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; 09.02.2022 tarihli Protokol,14.12.2022 tarihli Kapanış Protokolü, .... Noterliği 01.08.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 15.08.2024 tarihli ihtarnamesi, Arabuluculuk Tutanağı, Tanık, Yemin, Bilirkişi İncelemesi, Keşif ikamesi mümkün her türlü delile dayanmışlardır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Dosya kapsamına göre; davacı ile dava dışı ...'in 09.02.2022 tarihli Protokol ile ortak oldukları şirketlerde pay devirleri suretiyle ortaklığın sonlandırılmasını kararlaştırdıkları, 4.12.2022 tarihinde Kapanış Protokolü ile de bir takım senetler düzenledikleri, davalıların mirasçısı Av. ...’nın da anılan protokolde ... vekili olarak yer aldığı ve bir kısım kambiyo evrakını protokol hükümleri yerine getirildiği takdirde iade etmeyi, aksi halde tahsil ettiği tutarı davacıya teslim etmeyi üstlendiği, ancak tahsil ettiği tutarı davacıya iade etmediğinden bahisle eldeki davanın açılmış olduğu, uyuşmazlığın vekalet görevinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davacı yan, davanın hisse devir sözleşmesinden kaynaklanması ve kambiyo senedinden kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu ileri sürmüş, davalı yan ise davalıların miras bırakınının tacir olmayıp avukat olması ve ihtilafın vekalet görevinden kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu savunmuştur. TTK'nın 4.maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar). Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentleri arasında sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup, TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. TTK'nın 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticari iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticari sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ''ticari iş'' esasına göre değil, ''ticari işletme'' esasına göre belirlemiştir. Somut olayda müteveffa ...’nın tacir olmadığı, müteveffanın avukat olduğu, protokolü vekil sıfatıyla imzaladığı, protokol hükümlerine göre vekili tarafından düzenlenen bir kısım kambiyo evrakını, protokol hükümleri yerine getirildiği takdirde iade etmeyi, aksi halde tahsil ettiği tutarı davacıya teslim etmeyi üstlendiği, davanın kambiyo hukukundan kaynaklanmadığı, vekalet görevinden kaynaklandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun m. 4 hükmü göz önüne alındığında uyuşmazlığın ticari bir dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmakla mahkememizin görevsizliğine yönelik aşağıdaki gibi karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla; HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/01/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/555, K. 2025/55, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-555-e-2025-55-k-a7c0ecabd1a6