İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/407 E. 2024/126 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/407
- Karar No
- 2024/126
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/407 Esas - 2024/126 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/407 KARAR NO : 2024/126 HÂKİM :.... KATİP : ... DAVACI :.... VEKİLİ : Av. ... .... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Maddi Tazminat (Ayıba Karşı Tekeffül Hükümleri Uyarınca) DAVA TARİHİ : 17/12/2018 KARAR TARİHİ : 27/02/2024 G.K. YAZIM TARİHİ : 25/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Maddi Tazminat (Ayıba Karşı Tekeffül Hükümleri Uyarınca) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile .... arasında 22/03/2017 tarihli sözleşme yapıldığı; davacı şirketin idareye karşı yükümlü olduğu edimi yerine getirmek amacıyla metilmetakrilat uyarı ve takip yüzeyi malzemesi için davalı şirketten teklif aldığı; teklif sonrası davalı şirket ile davacı şirket arasında mal temin sözleşmesi imzalandığı; sözleşme uyarınca ürünlerin teslim alındığı; davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen tüm ürünlerin ayıplı çıktığı; idare tarafından gerekli denetimlerin yapıldığı; mahalde döşemesi yapılan malların kırılıp, deforme olduğunun görüldüğü; davacı şirketin zor duruma düştüğü; davalıdan satın alınan mallarda devamlı surette kırılmalar olduğundan durum tespiti için .... D.İş dosyası üzerinden delil tespiti yapıldığı, anılan dosya üzerinden yapılan tespit sonucu alınan malların gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği; bu hususta davalı tarafa ihtarname gönderildiği; davalı tarafın ayıbı kabul etmediği ve anlaşmaya varılamadığı beyan edilmiş olup; davacı şirketin ayıplı mallar sebebiyle uğradığı zarar karşılığı fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) SAVUNMA : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının satın almış olduğu metilmetakrilat uyarı ve takip yüzeyi malzemesinin yapılan uygulama sonucu malzemenin ayıplı çıkması nedeni ile satılan malzemelerin bedelinin ödenmesi davası olduğu; davacının iddiasının tamamen asılsız olduğu; davacının satın almış olduğu malzemenin dış mekanlara uygulanan malzemeler olduğu; davalının dış mekan malzemesi sattığı ancak davacının yanlış uygulama ile malzemeyi ....otogar içinde ve dışında uygulamasını yaptığını, hatalı uygulama yaptığı, aynı malzemenin dış mekanda uygulandığı zaman sorun yaşanmadığı; davalının davacıya sattığı ürünün ... nolu standartına uygun olduğu; zemine yapıştırılan metilmetakrilatın yeterince ısıtılmadan yapıştırıldığı; zemine yapıştırılan ürünün resimde görüldüğü gibi hamur haline getirilinceye ve kıpkırmızı oluncaya kadar ısıtılması gerektiği; ürünün yeterince ısıtılmadan zemine yapıştırılması halinde altında boşluk kalacağı ile kırılma ve sökülme meydan geleceği; zemine sürülen macunun 10 metre sürülüp daha sonra yapıştırma işleminin yapılması gerektiği; her 10 metrede bir bu olayın tekrarlanması gerektiği; davalının .... gösterdiği yollar, .... vb. yerlerde yaptığı uygulamanın 6-7 yıldır hiçbir şekilde yıpranmadan ve bozulmadan kullanıldığı beyan edilmiş olup, Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın reddine karar verilmesinin talep edilmiş olduğu anlaşılmıştır. III) DELİLLER : .... D.İş Sayılı Dosyasının UYAP Sureti 2017-2018 yılları arası ticari defterler. Taraflar Arasındaki Mal Temin Sözleşmesinden Doğan Alacak Olup Olmadığının Tespiti Hususunda Düzenlenen Bilirkişi Raporu. ....Noterliğinin 16/04/2018 Tarih ve .... Yevmiye Numaralı İhtarname Örneği. Taraflar Arasında İmzalanan "Mal Temini Sözleşmesi" Örneği. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : Mahkememiz tarafından verilen 24/02/2020 tarih, .... sayılı hükmü kapsamında, aşağıda belirtilen gerekçelerle "davanın kabulü ile 276.730,00 TL'nin ıslah tarihi olan 08/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir: "Taraflar arasında 20.12.2017 tarihli Mal Temini Sözleşmesi akdedildiği, 'Hissedilebilir Uyan ve Takip Yüzeyi' malzemesinin (mal) satışından kaynaklanan sözleşmeye dayalı iş ilişkisi olduğu, dava konusu mal bedellerinin davacı firma tarafından davalı firmaya ödendiği, sadece 0,80 TL (seksen kuruş) davacının davalıya borcu kaldığı, davalı tarafından davacıya son malzeme tesliminin 26.01.2018 tarihinde yapıldığı, davacı firma tarafından ayıplı malzeme satıldığı iddiasıyla 13.02.2018 tarihinde .... Değişik İş sayılı dosyasında tespit talebinde bulunulduğu ve mahkemece yapılan keşif sonrası bilirkişi kimya mühendisi ve iş güvenliği uzmanı Sayın ... tarafından hazırlanan 02.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda davalının satmış olduğu malzemelerin gizli ayıp niteliğinde ayıp mal olduğu ve bu ayıplı malzemenin uygulanması sonucu davalının uğradığı zararın 276.730,-TL olduğu' sonucuna varıldığı, konu ile ilgili 16.04.2018 tarihinde davacı tarafından davalıya usulüne uygun ihtarname gönderildiği ve davalının bu ihtara itirazen cevap verdiği, dava konusu malzemenin davalı tarafından davacıya satıldığı, uygulamasının ise davacı şirket tarafından bizzat yapıldığı ya da dava dışı üçüncü kişilere yaptırıldığı, yapılan imalat, imalatın yapıldığı koşullar ile davalı şirketin, .... Mahkemesince da tespit yapıldığı üzere gizli ayıp niteliğinde mal olması nedeniyle davacı tarafça hatalı uygulama yapılmasına neden olunduğu anlaşılmakla..." Mahkememiz tarafından verilen ve gerekçesi yularıda belirtilen hüküm ile ilgili olarak yapılan istinaf incelemede; .... Dairesi'nin 28/05/2023 tarih ve ... sayılı ilamıyla, aşağıda belirtilen gerekçelerle Mahkememiz hükmünün kaldırılmasına karar verilmiştir: "...davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davacıya bildirimde bulunduğu tespit edilmemiştir. Bu durumda, ayıp ihbarının yapıldığına dair ispat yükü davacı taraftadır. Davacı davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu usulüne uygun bir delille ispatı gerekmekte ise de dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. T. B.K.nun 231/2. maddesine göre, satıcının alıcıyı iğfal edip etmediği hususu da ispat edilmiş de değildir. Satın alınan malların 26/01/2018 tarihinde son teslimin yapıldığı, delil tespitine kadar herhangi bir muayene ihbarın yapıldığı anlaşılmadığı gibi delil tespiti raporu 02/03/2018 tarihinde alınarak bu rapor davalı yana 14/03/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Teslime konu malın incelemesinin delil tespiti ile yapıldığı gibi dava da 17/12/2018 tarihinde açılmıştır. Açıklanan nedenlerle TTK'nin 23.maddesine göre alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, 8 günlük muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının TBK'nun 227/1 maddesinden de yararlanamayacağı, yargılama sırasında ise satıma konu malın ayıplı olup olmadığına dair sektör bilirkişisinden bir rapor alınmadığı gibi sadece ticari defter kayıtlarını inceleyen mali müşavirden rapor alındığı, teknik bilirkişi heyetinden rapor alınmadan ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmen, ayıba dair yapılan açıklamalardan da basit bir muayene ile ayıbın tespit edip edilebileceği, kaldı ki gizli ayıp bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğünün de bulunduğu yükümlülüğe de uyulup uyulmadığı, davalının sözleşmeye aykırı davrandığının usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerekmektedir." Ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulandığı uyuşmazlıklarda; tarafların "tacir sıfatını haiz" olması ve uyuşmazlığın "ticari nitelikteki satım sözleşmesinden" kaynaklandığının anlaşılması durumlarında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin yanı sıra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (özel hükümler içeren) 23/1. maddesinin (c) bendinin birlikte uygulanması gerekmektedir. Bu doğrultuda; "ayıba karşı tekeffül" müessesesi ile ilgili olarak öncelikle, mevzuat kapsamında yapılan düzenlemelere genel olarak değinilmesi önem arz etmektedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ayıptan Sorumluluk - Konusu - Genel Olarak" başlıklı 219. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. (2) Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Sorumsuzluk Anlaşması" başlıklı 221. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Gözden Geçirme ve Satıcıya Bildirme" başlıklı 223. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Satıcının Ağır Kusurunun Sonuçları" başlıklı 225. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. (2) Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Alıcının Seçimlik Hakları" başlıklı 227. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. (2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. (3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4) Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5) Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Satış ve Mal Değişimi" başlıklı 23. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir. b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." Öğretide "ayıp" kavramı; "satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen niteliklerin, bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliği bulunmaması veya bulunmaması gereken bir kusurun/eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince üründen/hizmetten beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali" olarak tanımlanmakta olup; kendi içinde farklı sınıflandırmalara tâbi tutulmaktadır. Bu sınıflandırmaların ilkinde "ayıp" kavramı; maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde üçlü bir ayrıma tâbi tutulmaktadır. "Maddi ayıp", bir mal veya hizmette, fiziken hata bulunması hali; "ekonomik ayıp", mal veya hizmetin iktisadi vasıflarında eksiklik bulunması hali; "hukuki ayıp" ise mal veya hizmette fiziken ya da ekonomik ayıp bulunmamasına rağmen, hukuki nedenlerle mal veya hizmetten yararlanılamaması veya kullanılamaması halidir. İkinci sınıflandırma kapsamında ise "ayıp" kavramı; açık ayıp ve gizli ayıp olarak ikili bir sınıflandırmaya tâbi tutulmaktadır. Bu kapsamda; ayıbın "ilk bakışta" ya da "yüzeysel bir muayene ile" tespit edilebilmesi halinde "açık ayıp" kavramından bahsedilmektedir. Bununla birlikte; "durumun gerekli kıldığı muayene ile anlaşılamayan" ayıplar ise, "gizli ayıp" olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı TTK.'nın (tarafların, tacir sıfatını haiz olduğu ve uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı durumlarda uygulanması gerekli özel hükümlerin düzenlendiği) 23. maddesi kapsamında; "malın muayene ve ihbar yükümlülüğü" düzenlenmiştir. Alıcının iğfal edildiği durumlara münhasır olmak üzere ise, TTK.'nın 225. maddesi kapsamında; satıcı bakımından ağırlaştırılmış sorumluluğu içerir hüküm düzenlenmekte; alıcıyı iğfal etmiş olan satıcının, "ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı" belirtilmektedir. "Ayıba karşı tekeffül" müessesesinin şartlarının gerçekleştiği durumlarda; alıcının Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik haklarını kullanabilmesi, yine Kanun tarafından kendisine yükletilmiş külfetleri yerine getirmesine bağlıdır. Bu külfetler, "malın muayenesi" ve "tespit edilen ayıbın, satıcıya ihbarı" olarak düzenlenmiş olup; "Külfet" kavramının hukuki tanımının da dikkate alınması suretiyle alıcının, üzerine yüklenen külfetleri yerine getirmemesi halinde, Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik hakları kullanması imkanı bulunmamakta, alıcı tarafından "alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağı" hususu, yasal bir karine olarak karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında da belirtildiği üzere; "ayıba karşı tekeffül" müessesesinin, tacir sıfatını haiz taraflar arasında ve ticari nitelikteki satım sözleşmelerinden kaynaklandığı durumlarda, TBK.'nın genel hükümlerinin yanı sıra TTK.'nın 23/1 (c) maddesinde hükme bağlanan "özel hükümlerin de" birlikte uygulanması gerekmektedir. TTK.'nın 23/1 (c) maddesi kapsamında da belirtildiği üzere; uyuşmazlık konusu malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının, "iki gün" içinde durumu satıcıya ihbar etme külfeti bulunmaktadır. Açıkça belli olmayan ayıplarda ise alıcı, emtiayı teslim aldıktan sonra "sekiz gün" içinde "muayene etmek veya ettirmek" ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde, haklarını korumak için durumu, "işbu sekiz günlük süreç içerisinde satıcıya ihbar etmek" külfetleri altındadır. Bununla birlikte; emtiada mevcut bir "gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması" halinde ise; (TTK.'nın 23/1.c maddesi atfıyla) TBK.'nın 223. maddesi uygulama alanı bulacaktır. TBK.'nın 223/2. maddesinde; ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin "derhal" yapılması aksi halde alıcının, malı "ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı" belirtilmiştir. Son olarak; "ihbar külfetinin" yasal süre içerisinde yerine getirilip getirilmediğinin kanıtlanması hususunda ise, "ispat yükü" ile ilgili genel hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat Yükü" başlıklı 190. maddesi kapsamında belirtilen "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü uyarınca ispat yükü; öncelikle davacı üzerindedir. .... Dairesinin 28/05/2023 tarih ve .... sayılı kaldırma kararı akabinde; Mahkememizce gerçekleştirilen 31/10/2023 tarihli duruşmada, istinaf ilamında belirtilen hususlar ile ilgili olarak beyanda bulunmak üzere kendilerine süre verilmesi talebinde bulunan davacı vekiline 2 hafta süre verilmesine karar verilmiş olup; davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi kapsamında, "davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair" davacıya bildirimde bulunmadığı, başka bir anlatımla davacının "ihbar külfetini" yerine getirmediği anlaşılmış ve bu doğrultuda davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın REDDİNE, 2) Karar ve İlâm Harcı : a) Alınması gerekli 427,60 TL harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 341,55 TL peşin harç ve 4.384,31 TL ıslah harcı toplamı olan 4.725,86 TL harcın mahsubu neticesinde, fazla alındığı anlaşılan 4.298,26 TL harcın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, yatırana İADESİNE; b) Mahkememizin 24/02/2020 tarih, ... sayılı kararı üzerine, davalıdan tahsili için 22/10/2020 tarih 2020/255 harç numaralı harç tahsil müzekkeresi ile yazılan 14.177,57 TL harcın ödenmiş olması halinde, kararın kesinleşmesini müteakiben, talep halinde yatırana İADESİNE, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, davacı üzerinde BIRAKILMASINA; b) Davalı tarafından yapılan 31,50 TL posta ve tebligat gideri ile 4.780,40 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 4.811,90 TL yargılama giderinin; davacı taraftan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 4) Vekâlet Ücreti : Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen 276.730,00 TL üzerinden) takdir edilen 43.509,50 TL. vekalet ücretinin; davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar, gerekçeli kararın TEBLİĞ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca.... Bölge Adliye Mahkemesi'ne İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere okunup, yapılan açık yargılamada karar verildi. 27/02/2024 Katip .... Hâkim ... ¸ ¸ Gerekçeli Karar